İçeriğe geç

KURŞUNLU ZİNCİR

Bölüm 7 · 19 dk okuma

KURŞUNLU ZİNCİR

Bölüm 7

İLK

LAVİN NATHAİR

Odanın içerisinde bir o tarafa bir bu tafara gitsemde bir şey değişmemişti lanet olasaca Baen yoktu ortada masanın üzerindeki telefonu alıp bir kere daha arayarak beklemeye başladım

"Aradığınız kişiye şuan ulaşılamıyor"

Duyduğum cevap değişmezken ayağımı yere vurmamla telefonu kulağımdan çekip arkamı dönerek duvardaki saate baktığımda sahneye çıkmaya çok az bir vakit kalırken aklımı kaçıracaktım artık neredeydi bu adam, daha dün dansa çıkmıştık ve bugünde dansımızın olduğunu bildiği halde ortada yoktu, elimdeki telefonu sinirle koltuğun üzerine attığımda koltuğa oturup dirseklerimi bacağıma dayadığımda ellerimle yüzümü kapattım

Dansa çıkamazsam herkes duyardı bu olayı işte o zamanda dans hayatımda geleceğimde biterdi, öfkeyle koltuktan kalkıp makyaj masasının üzerindeki eşyaları devirmemle bağırdım

"Aptal!" Odanın sağ köşesinde duran kıyafetleri girmemle öfkeyle oraya yöneldiğimde bir saniye bile düşünmeden onları da devirdim

"Geri zekalı"

Ellerimi saçlarıma geçirdiğimde öfkeyle saçlarımı geriye atıp ellerimi başıma koydum ne yapacaktım ben, nasıl bir yol bulacaktım aklımda dönüp duran sorular susmazken başımı iki yana sallayarak kendi sorularıma kendim cevap verdim

"Hiç bir şey yapamayacağım bittim ben"

Odanın içerisine telefonun sesi dolmasıyla gülümseyerek "Sonunda aradı" demem ile koşarak az önce kanepeye attığım telefona gidip aldığımda ekrandaki Selim'in ismi görmemle yüzüm düştü

"Alo" titreyen sesimle konuştuğumda telefonun ucunda Anıl'ın neşeli sesi duyulmuştu

"Canım ne yaptınız dansı"

"Hiç birşey" gözümden bir damla yaşın düşmesiyle sonunda Anıl nihayet ters giden birşey olduğunu anlamştı

"Neden, ne oldu"

"Baen yok" karşıdan sesin gelmemesiyle göz yaşlarım beni dinlemez olmuştu

"Nasıl yok"

"Baya baya yok işte, gelmedi telefonlarımıda açmıyor, ben ne yapacağım"

"Dur bir saniye belki geç kalmıştır"

"Telefonlarımı açmıyor kesin gelmeyecek"

Başımı iki yana sallayarak devam ettiğimde aklıma gelen fikirle gülümseyerek devam ettim

"Sen gelsene hem nasıl olsa eski partnerimdin kimse birşey anlamaz" bir umut söylediğim cümleyle Selim derin bir nefes vermesiyle devam etti

"İngilteredeyim kızım ben nasıl geleyim on beş dakika var dansın başlamasına"

"İngiltere mi?"

"Aynen biliyorsun yarışmalar başlayacak yakında biz senin gibi olamadığımız icin ders alıyorum"

Selim'in cümlesiyle göz yaşlarım akarken yüzümü kırıştırdım "Partnersiz baya yetenekliyim ne demezsin"

"Hemen karalara bağlama kızım buluruz bir çaresini"

"Nasıl bulcaz yok işte ben bittim"

Karşı tafraftan ses seda yokken en iyisi buradan kimseye görünmeden gitmekti, yere devirdiğim askılıktan kabanımı alıp giydiğimde önümüde ilikleyip odanın kapısını açtığımda dışarıya baksamda etrafta kimseler yoktu

odadan çıkıp arkamdan kapıyı kapatarak koridordan geçerken telefondan bir kaç konuşma sesleri geliyordu ama anlaşılmazken umursamadan otelden dışarı çıktım dışarıda esen sert rüzgar kabanıma daha sıkı sarılmama neden olsa da geçmişi yüzüme bir tokat gibi çarpmıştı

*

"Baba yalvarırım anla beni dansı bırakamam seviyorum"

"Kes!" Babamın bağırmasıyla elini kaldırırken sakınmama müsaade vermeden tokatı yüzüme indirmişti

Yana düşen yüzümü tutarak bakışlarım yeri bulmasıyla babam devam etti

"Sen çok oldun ya defolup bu evden gidersin yada oturur adam gibi is yaparsın"

Başımı kaldırdığımda Babamın öfkeli gözleri beni karşılarken yüzümdeki elimi indirip Babamın karşısında dimdik durdum

"Senin hiç bir şeyine ihtiyacım yok benim"

Babamı geçerek bir adım attığımda annem, abim, tüm ailem tiksinerek bakıyordu bana kimseyi umursamadan kapıyı açıp dışarı çıkacakken Babamın sesi bir kere daha yankılanmıştı

"Senin gibi bir kızımız yok bizim"

Duyduğum son söz olurken arkamdan kapıyı çarparak kapatmıştım

*

Saçlarımın toplu olmasından ziyade rüzgar boynuma işlerken hiç birşey yapmadan bekledim

O gün evden çıktığımda bir sığınağım, dansım vardı ama şimdi o sığınağımdan kendim kaçıyordum

"Buldum"

Anıl'ın sesiyle düşüncelerimden ayrılırken aklımdan çıkmak bilmeyen soruyu sormuştum

"Baen' imi buldun"

Hızla konuşmamla aynı tepkiyle cavap almıştım

"Saçmalama Lavin, ne yapacağını buldum"

telefonun ucundan Anıl'ın heyecanlı sesi gelmesiyle gerçekleri söyledim

"Kendi kendime salsa yapamayacağıma göre hiç bir şey yapamam"

"Ama başka bir partnerle yapabilirsin" Anıl'in cümlesiyle kaşlarım çatılırken etrafıma baktım

"Nerede, herkes beni bekliyorda haberim mi yok"

"Saçmalama Lavin oradan birini bul"

"Asıl sen saçmalama Anıl beni izlemeye gelen herkes salsa mı biliyor"

"Doğru diyorsun ama başka ne yapabilirsin, denemekten başka çaren yok ki"

Anıl söylediklerinde sonuna kadar haklı olurken birşey diyememiştim ne diyecektim ki yıllar önce uğruna sildiğim aileme rağmen bugün vazmı geçiyorum diyecektim ne diyecektim o zaman gelip benim yüzüme tükürmezlermiydi

Derin bir nefes verip "Tamam" dediğimde telefonu kapatarak etrafıma baktığımda insanlar otele girip çıkıyordu ama ne yazık ki hiç birilerinde salsa bilen bir halleri yoktu

Başka çarem yoktu şansımı denemek zorundaydım göz yaşlarımı sildiğimde derin bir nefes alip vermemle arkamı döndüğümde az önce kaçar gibi çıktığım otele girmemle dansın yapılacağı yere gidip içeriye baktım

İnsanlar yerlerine oturmuş dansı beklerken, ben çaresizce onlara bakıyordum son bir umut telefona baktığımda ne bir mesaj nede birşey vardı

"Aptal herif"

Sinirle söylenerek telefonun ekrarını kapattığımda ise saati fark etmemle ekranı geri açıp saate baktığımda saat yediyi elli geçiyordu dansın başlamasına beş dakika varken ben burada durmuş saçma salak kim salsa dansı yapabilir diye insan seçiyordum

En ön masalara göz gezdirdiğimde ise başını arkaya attığı için yüzünün net göremesemde siyah takım elbiseli bir adam çarpmıştı

adam başını arkaya atmış elindeki viskisini yudumlarken yanındaki kişide hararetli bir şey anlatıyordu belliki bir dertleri vardı ama içki içen kişinin umurunda bile değildi

tercihim o olurken bunun sebebi çok yakışıklı olmasıydı başını arkaya atmasından dolayı adem elması kendini gösterirken kirli sakalları ve yanındaki adamın dediklerinden dolayı çattığı kaşları ile tam bir mükemmeliyetçiydi

Hızlı adımlarla onun yanına yürüdüğümde adam hissetmiş gibi başını kaldırarak önüne bakmasıyla yutkunması bir olurken adem elması aşağıya yukarıya doğru hareket etmişti

Az önce hareretli bir şekilde konuşan adam geri çekilirken yanındaki adamın ne yapacağına bakıyordu, adam gözlerini kapatıp geri açtığında başını omzunun üzerinden çevirerek etrafta benden başka kimse yokmuş gibi direk gözleri gözlerimi bulmuştu

Adımlarımı hızlandırarak yanına giderken bir saniye bile gözlerini gözlerimden ayırmamıştı, masanın yanına geldiğimde adam kımıldamadan baştan aşağıya süzmesiyle bakışları üstümde oyalanmadan başını kaldırdığında oturduğu yerden yukarıya bakıyordu!

"Yardım etmen lazım!"

cümlemin üzerine adam kaşlarını daha fazla çatarak başını hafif yana çevirdiğinde gözleri hafif kısılmıştı,

Karanlığın hakimiyet sürdüğü gözleri gözlerimin arasında gidip gelmekten bir saniye bile usanmazken hiç birşey dememişti derin bir nefes verip etrafa baktığımda herkesin dikkatini çekemesem de bir kaç kişinin dikkatini çekmiş olacamki bana bakıyorlardı ayağımı yere vurmamla devam ettim

"Sana diyorum cevap versene" karşımdaki adam kaşlarını daha da çatarak gözünün ucuyla ayağıma daha sonrada bana bakmıştı

"Ne konuda?"

Adam nihayet konuşmasıyla çıkan kalın ve tok sesi adeta bu adam için uyumluydu, bir şey diyecekken karşımdaki adam gözlerimden ayırmadığı gözlerini benden çekerek arkamda bir yere baktığında dakikalarca bana bakan adamın bir saniyede dikkatinin başka bir yere kaymasına şaşırmıştım tek kaşımı kaldırarak yanındaki adama baktığımda oda oraya bakmıştı, diğerini umursamazken umursadığım tek bir kişi var oda karşımdaki adamdı benden başka biri daha onun dikkatini çekmişti hatta öyle bir çekmişti ki hala bakışları oradaydı, başımı çevirip bende arkama bakacakken bileğimin tutulmasıyla hızla önüme dönmek zorunda kalmıştım

Karşımdaki adam aramızdaki mesafeyi hesaplamadan kalkmasıyla burun buruna gelmiştik adam başını eğerek halimize baktığında alnı alnıma değmiş saçları yüzüme dökülmüştü, anlayamadığım bir şekilde adamın dengeleri dağılmıştı yoksa bu haldeki biri mümkünatı yoktu kontrolü kaybetmezdi!, daha doğrusu kaybedemezdi ama kaybetmiş yerle bir olmuştu

"Ne konuda"

"Dans-"

cümlemi tamamlayamadan adam hızla çıkışa yürümesiyle peşinden sürüklenmiştim hayatı dans olan biri ve bu dansları topuklu ayakkabıyla yaptığımı düşürsek tokuplu ayakkabıya o kadar çok aşinaydımki resmen benim bir parçamdı ama bu adam çok değişikti arkasında ona uyum sağlayamıyordum bile, koridora gelmemizle elimi geriye doğru çekmemle bağırmam bir olmuştu

"Delirdin mi sen?"

Adam benim elimi çekmem ile dururken omzunun üzerinden bana bakmıştı "Neden çekiştiriyorsun?" karşımda sessiz sedasız bana bakan adam birden sinirden çenesini sıkmıştı

"Asıl sen delirdin mi?!"

Adamın bağırmasıyla bir adım geriye gittiğimde anında bakışları bacaklarıma değmişti korktuğumu anlamasıyla derin nefes vererek sakinleşmeye çalışmasıyla baştan aşağıya süzerek üzerime bakmasıyla uzun trenç kotumdan dolayı üzerimdeki salsa kıyafetini görmemişti en azından benim kim olduğumu anlamamıştı başımı yana çevirdiğimde afişteki resimleri görmemle yüzümü kırıştırdığımda karşımdaki adamın da bakışları oraya kaymasıyla aklından ne geçiyorsa başıyla onaylamıştı

Adam derin bir nefes verip sakinleştiğinde "Ne yardımı" demesiyle şaşırmıştım beş dakikada o kadar dağılmıştı ki en başta ne dediğimi hatırlıyor olması bile büyük mucizeydi

"Partnerim ol" cümlemle adam bir tepki vermezken gözlerini kırpmadan bana bakıyordu başımı yan çevirerek adama yandan baktığımda ister istemez gözlerim kısılmıştı, ne olmuştu şimdi buna, az önce bağırıp çağıran adam gitmiş yerine inme inen bir adam gelmişti, bir adım daha yaklaşmamla adamın yüzüne daha yakın olduğumdan dolayı nefesi yüzüme çarpmasıyla adam tok sesiyle tek bir kelime söyledi

"Ne?"

Geri çekilerek adama baştan aşağıya baktığımda siyah gömlek siyah takım elbisesi sert çehresine daha sertlik katarken gel git tavırları bir değişikti

"Anlamıyormusun be adam"

"Anladım!" Adam durduk yere bağırırken bu tavırlarına göz devirdim

"Dua et Yakışıklısın, hoşsun" ağır ağır bakışlarımı yukarı çevirdiğimde son rotam olan kara gözlere baktım

"Ve bana lazımsın"

Son cümlemle tamamen gülümserken karşımdaki adam gözlerini kısarak başını yana çevirmişti

"Şaka şaka" hızla yüz ifademi toplayarak yüzüme muhtaç ifadesi yerleştirmiştim sonuç da onun bana ihtiyacı yoktu benim vardı o yüzden de daha mualim olmam gerekiyordu değilmi

"Lütfen beyefendi bana yardım edin, çok zor durumdayım" koluna dokunarak bir adım yaklaştığımda devam ettim

"Bu nezaketiniz ile beni kırmazsınız değilmi?" adam başını çevirip koridorun sonuna bakmasıyla gülümsedim bu iş buraya kadardı bu teklife kimse hayır diyemez dans teklifimi kabul edecekti

Bir umutla adamın vereceği tepkiyi beklerken adam kaşlarını çatarak başıyla beni gösterirken devam etti

"Kafanmı güzel senin"

"Ne" şaşkınlıkla konuşurken birbirlerine uymayan tavırlarımdan dolayı böyle dediğinden kahkaha atmaya başladım

"Hahaha, hayır tabiki" demem ile adamın koluna elimi koyarken gülümseyerek baktım

Karşımdaki adam bir elime birde bana bakmasıyla koluna koyduğum elimi diğer eliyle hızla kavrayarak diğer kolumuda tutup sırtımı duvara vurmasıyla yüzümü ister istemez buruşturmuştum

"Saçmalamayı kes benden de uzak dur kadın"

Son cümlesini söylemesiyle çekip giderken ne diyeceğimi bilemeyerek arkasından baka kalmıştım

Buda ne demekti canımın acısıyla yüzümü kırıştırırken elim sırtımı bulmuştu

Bu aptal kendini ne zannediyordu da bu şekilde davranma lüksünde bulunuyordu alt tarafı bir yardım istemiştim konuşmaktan bile acizdi ama görürdü o gününü bende Lavin isem ona bu yaptığını ödetecektim!

Hızla odaya geri gitmemle az önce kimse duymasın diye sessiz sedasız kapattığım kapıyı bu kez hızla açarak aynı gürültü ile geri kapatmıştım ani yaptığım hareketle sırtımdaki sızı kendini belli ederken yüzümü kırıştırarak etrafa baktım ama heryer heryerdeyken yere attığım elbise askılığından kırmızı elbise dikkatimi çekmişti!

Bir kaç adımla elbisenin yanına gitmemle yere eğilerek elbiseyi aldığımda elbise kırmızı renkli göğüs dekolteli olurken bel kısmından hafif bir açıklık vardı başımı aşşağıya doğru eğip hafif gülümseyerek bakmaya devam ettiğimde elbisenin alt kısmı belden bağlama modelli bir elbiseyken yan tarafındaki derin yırtmacıyle yüzümdeki gülümseme büyümüştü

Elbiseye karar vermemle daha fazla vakit kaybetmeden elim üstümdeki kıyafetin yanda olan fermuara gitmesiyle elbiseyi açarken düşünmeden çıkartmıştım

Elbise yerle buluşmasıyla kırmızı elbiseyi giydiğimde zar zor arkamdaki fermuarı kapatıp soluğu makyaj masanın başında almıştım

Arkadan topuz yaptığım saçlarımı düşünmeden açarken sarı saçlarım sırtıma dökülmüştü, saçlarım zaten dalgalı olduğu için fazla birşey yapmama gerek bile yoktu elimle hacim vermemle saçlarımın omzuma gelmesini sağlarken makyaj masanın üzerindeki kırmızı ruju alıp dudaklarıma süzdüğümde gözlerimi aynadan ayırmadan kendime baktım

O adam görecekti bana öyle davranmak ne demek bilecekti, dudağımı birbirine sürterek ruju yedirdiğimde masada duran inci kolyeyi alıp boynuma takmamla saçlarımı savurarak ayağa kalkmış arkamı dönmemle bir kaç adımla odadan çıktım.

DAĞHAN BOLAÇ

Masaya geri dönmemle Mert bana merakla bakarak "Ne oldu?" dediğinde ne diyeceğimi bilememiştim ben bile ne olduğunu anlamamışken kime ne diyecektimki uğruna herşeyi göze alarak bu yola çıktığım kadın bugün tesadüfen kendi ayaklarıyla bana gelmiş hatta gelmekle kalmayıp yardım isterken onu reddetmiştim o da yetmezmiş gibi üstü üstüne canını yakmıştım, peki neden böyle birşey yapmıştım ne olamasını bekliyordum

"Niye başlamadı dans?"

"Bugün dans yokmu?"

"Biz bunun için geldik buraya bizimle dalgamı geçiyorlar?" etrafta seslerin çoğalmasıyla kendime gelirken etrafa baktım herkes sinirlenirken bilip bilmeden konuşuyorlardı

"Git içeriye bir bak ne oluyor?" sesin gelmesiyle omzumun üzerinden arkama bakmamla köşede kadın ve erkek görevli konuşken kadın görevli hemen başıyla onaylayarak gitmişti, az önce konuşan erkek görevli dansın yapılacağı kısma gelmesiyle konuşmaya başladı

"Dans gösterimiz gerçekleşecektir lütfen sakin olun sadece bir aksilikden dolayı beş dakika geç başlayacak" erkek görevli lafını bitirmesiyle içeriye gönderdiği kadın gelirken kulağına birşey söylemişti, adam kadının dediklerinden sonra eliyle yüzünü sıvazlarken küfür etmiş etrafa bakmasıyla devam etti

"Dans gerçekleşecektir"

"Mal bunlar" Mert'in cümlesiyle Mert'e baktığımda Mert eliyle dansın ortasında konuşan görevlileri göstermesiyle devam etti

"Hayır yani kadın geldi sana anlattı demi kadın'ın partnersiz kaldığını, hala niye devam edecek diyorsun it" Mert kahkaha atmasıyla konuşmasına devam ederken elimi yumruk yaparak masaya vurmamla Mert'in bakışları bana dönmüş ardından sahneye tekrardan bakmıştı

"Partnersiz kadını nasıl çıkaracaklar merak ediyorum" Mert cümlesini ne kadar sessiz söylese de duymuştum!

-

Aradan beş dakikanında geçmesiyle ayağa kalkıp arkamı dönüp gidecekken kapının açılmasıyla herkes ne olduğunu anlamaya çalışırken Lavin kırmızı göğüs dekontesi elbisesiyle dans kısmına tüm cüretkarlılığıyla yürüyordu, sağ bacağındaki derin yırtmacı her adım attığında gözler önüne serilirken bütün pisliklerin ağzının suyaları akıyordu!, az önce kalktığım sandalyeye tekrar oturmamla bakışlarımı Lavin'in yüzüne çıkarttığımda ise az önce topuz olarak topladığı kum sarısı saçlarını dalgalı yaparak açmış omuzlarına dökülmesine izin vermişti

Herkes ıslık çalarak Lavin'i alkışlarken Lavin tüm kararlılığıyla sahne için ayrılan yerden de geçerek masalara doğru yürümesiyle içeriye girdiği andan belli gözlerini gözlerimden ayırmamıştı

Lavin tam önümde durmasıyla gözlerini kapatıp açmasıyla öne bir adım daha atmasıyla iyicene yaklaşırken bacağı bacağıma değmişti

Başımı eğip birbirine değen ayağımıza bakmamla yavaş yavaş Lavin' e bakarak başımı doğrulttuğumda büyüleyici kokusu adeta her tarafıma sarılmış aklımı devre dışı bırakmıştı, Lavin hafif eğilerek yüzünü yüzümün yarısına getirerek başını hafif yukarı doğru kaldırmasıyla konuşmuştu

"Benimle dans edeceksin"

Lavin'in dedikleriyle oturduğum yerden başımı çevirdiğimde kirli sakallarım ipeksi yüzüne sürtmesiyle gözlerim kapanırken devam ettim

"Delimisin sen kadın, salsa dansını bilir bir halim varmı benim"

Lavin kulağımın dibinde küçük kahkaha atmasıyla başını benim gibi yana çevirmesiyle dudakları kulağıma değmişti

"Salsa değil tutkunun ve şehvetin oduğu dansı yapacağız"

"Ne?" Lavin soruma cevap vermezken elini elimin arasına koymasıyla Lavin umursamadan arkasını dönüp giderken oturduğum yerden kalkmak zorunda kalmıştım, Lavin sahneye geri çıktığında arkasında resmen sürüklüyordu ve ben bırak karşı çıkmayı birşey yapamazken sahnenin ortasına geçmemizle dibimden ayrılmadan karşıma geçmişti

Lavin bana bakmasıyla "Kadın, kadın" dişlerimin arasından söylenmemle Lavin işaret parmağını dudaklarımın üzerine koymasıyla "Adam, adam birşey söyleme bana uy yeter" demesiyle parmağını dudağımdan çekmiş ve ellerini omuzlarıma çıkartarak sadece yüzüne bakıyordum, kum sarısı saçları kumral tenine uyum sağlarken ipek gibi kirpiklerinin altındaki kurşun gibi gözleri gözlerimi deliyordu!, Lavin elini omuzuma koymasıyla elini sürterek aşağıya indirirken ne yaptığını anlamam ile bir elimle ince belini sarmalayıp diğer elimlede havaya kaldırıp avucumu açarak Lavini bekledim, hareketimle Lavin'in gözleri parlarken bir saniye bile beklemeden elini elimin içerisine koymuştu

Lavin elini elimin arasına koymasıyla belini kavrarken kendime yaslamıştım

Lavin hafif göz kırar gibi olsada hemen kendini toparlayarak kendini yan döndürdüğünde benim tarafta olan bacağını arkaya açarak uzatmasıyla Lavin'e uyarken bende bacağımı bacağından çekmeden yana doğru uzatmıştım

Lavin diğer bacağını bükerek bacağını daha da yukarıya kaldırdığında Lavin'in her hareketinde yırtmacının da açıldığı düşüncesi tüm damarlarımdaki kanın akışını hızlandıırırken birşey yapamazdım en azından şimdilik birşey yapamazdım

Lavin uzattığı bacağını aynı yavaşlıkta geri çekerken ayağımı çekmemle bu kez sağ ayağımı hafif öne uzatarak kollarımı uzatmamla Lavine müsade verdiğimde Lavin saçlarını savurarak dönmesiyle ayağını arkaya atıp parmak uçlarıyla koca bir sıfır çizmesiyle ayağını benim uzattığım ayağımın yanına getirdiğinde başını doğrultarak bana bakmıştı

Lavine bakmamla bal rengi gözlerle karşılaştığımda Lavin yandan gülümseyerek eşsiz gülümsemesini bana sunmuştu, bir adım öne giderek Lavin'ile aramdaki mesafeyi kapattığımda Lavin kolumdaki elini çekip elimi tutmasıyla diğer elimi bırakarak bir adım uzaklaşıp bacağını yan açarak yan tarafa yatmasıyla başını çevirirken elini ileriye doğru uzatmıştı

Lavin yattığı yerden hafif doğrulmasıyla elinden tutup kendime çektiğimde hızla kollarımın arasına gelmişti, elimi beline koyduğumda Lavin'in elini havaya kaldırarak etrafında dönmesine yardımcı olurken Lavin adeta bir kuğu gibiydi,

Lavin'in belini daha sıkı kavradığımda Lavin yan dönerek göğsüme yaslanırken bedenin tüm ağırlığını bana vermesiyle bacağının birini öne diğerini arkaya açarak ayaklarını yerden kesmesiyle başınıda arkaya atmıştı, elimi ceketin önüne koymamla Lavinin belini daha sıkı tuttuğumda etrafımda dönmeye başlamıştım, etrafta ıslık ve alkış sesleri kopmasıyla etraftaki kişilerin farkına varmamla yutkunurken başımı eğerek koşulsuz şartsız kendini bana teslim eden kadına baktım Lavin tamamen gözlerini kapatıp ellerini iki yana açarak anın tadını çıkarırken etrafımda beş altı kere dönmüştüm

Lavin sonunda ayaklarını kendine doğru çekmesiyle doğrulurken elini sırtıma koymasıyla ayaklarını bacağıma sararken sarılmıştı bana, Lavin'in belindeki elimi çekmezken hızla yana döndürdüğümde Lavin parmak uçlarını yere sürterek diğer tarafa dönmesiyle sağ ayağını sol ayağının üzerine atarak bacak bacak üstüne atmıştı Lavin bir kere daha bana dönmesiyle iki elinide enseme koymasıyla burun buruna gelmiştik

"Sen biliyorsun!"

Lavin kırmızı ruj sürdüğü ince dudaklarının arasından Lavin'in tek tek söylediği cümleyle kaşlarım çatılırken başımı yan çevirmemle enseme koyduğu eline daha sonrada Lavine baktığımda Lavin de gülümseyerek boynumdaki eline bakıp daha sonrada bana bakmıştı

Lavin yüzümün her detayına bakarken bakışları yüzümü adeta talan etmişti sanki bana tutulmuştu da aklına kazımak ister gibi bir hali vardı ama bu imkansızdı, çünkü gözlerinin altında bu kadar yüzüme detaylı bakmasını bir nedeni vardı, yutkunarak başımı çevirip dik bir şekilde başımı doğrulttuğumda Lavinde aynısını yapmış bana dik başlılığıyla bakıyordu

"Sana benden uzak dur demiştim!" sinirle söylediğim cümleyle Lavin tek kaşını kaldırarak bana bakmıştı

"Bende sana, bana yardım et demiştim!"

"Umurumdamı!" bağırmamla Lavin bir adım geriye gitmesiyle öne doğru bir adım gitmiştim ama Lavin ile arama mesafe koymamıştım koymamam yetmezmiş gibi açılmasına izin vermemiştim Lavin etrafa bakmasıyla ayağını benim arkama doğru uzatmasıyla ellerini ensemden çekerken bedenini geriye atmıştı

Lavin'in belinden tutarak kendime çekmemle Lavin'in saçları bir kere daha savrulmasıyla yüzüme gelirken Lavin hızla ellerini eski yerine enseme koymasıyla devam ettii

"Benim umurumdamı senin söylediklerin?" Lavin'in belinden elimi çekmemle sorun çıkaracağımı anlamasıyla Lavin kaşlarını çatarak hızla sağ elini elime indirmesiyle tutarken yan dönmesiyle bir adım öne atarak etrafımızda yarım dönerken Lavin'in belini geri tutmuştum,

Lavin gülümseyecek olmasıyla hafif bana doğru eğilmemizle koca bir adım atarak öne çıktığımızda bu kez Lavin geriye bir adım atarak ileriye gitmiştik Lavin kollarımın arasında dönerek bedenini diğer tarafa döndürdüğünde

"Beni delirtme kadın" dememle Lavin yüzüme yaklaşarak ince ve melodi gibi sesiyle devam etmişti

"Kadın diyip durma benim bir adım var Lav-"

"Umurundamı sanıyorsun adını, şu saçmalığı acilen bitir"

Lavin duraksamasıyla ileriye gittiğimin farkına varmıştım birşey diyemezken Lavin yutkunarak başıyla onaylamıştı

Lavin'in birşey demesini beklesemde Lavin tek kelime etmeden kollarımın arasından çıkarak dönmesiyle uzaklaşırken dansı bitirmişti salonda alkış tufanı koparken Lavin arkasına bile bakmadan salondan çıkıp gittiğinde arkasından derin bir nefes verdim

Salon Lavin'in arkasından boşalırken koca salonda tek başıma kalmıştım

"Umurumdamı ismin"

Az önce Lavin'e söylediğim kelimeler aklımda dönüp durmasıyla "Aaaa!" bağırmamla sinirle masalara gidip devirdiğimde ne içimdeki öfke nede aklımda dönüp duran Lavin'e sarf ettiğim sözler gidiyordu

"Umurumdamı ismin"

"Umurumdamı ismin"

"Acilen bitir şu rezilliği"

"Umurumdamı ismin" hiçbir sesde bir gram bile eksilme olmazken bağırarak masaları yerle bir etmekten geri durmadım duramazdım yoksa ya kafama sıkardım yada sıkardım onun herşeyini bilirken ona umurumdamı ismin demiştim, bal gibi de umurumdaydı tabi onun ne yaptığı, kiminle görüşütüğü, ne zaman uyuduğu, hadda ne sıklıkla nefes aldığı bile umurumda olduğu gibi onun ismide herşeyide umurumdaydı ama ben ona ne demiştim!

"Aaaaaaa!" aptaldım öyle bir aptaldım ki ne yapsam etsem düzelmezdim salonun kapısı açılmasıyla içeriye birinin girdiğini anlasamda masaları sandalyeleri devirmekten de kırmaktan da bir saniye bile durmadım içeriye gelen kişi Mert ile konuşmasıyla Mert başıyla görevliyi gönderip yanıma gelmişti

"Abi"

"Abi" Mert'in seslenişleri umurumda olmazken önüme geçerek beni durdurduğunda tüm öfkemle Mert'e bağırdım "Ne lan ne!"

"Bir sorun var!"

"Si- lan sorunu"

"Bakmamız gerek abi!" Mert'in bağırmasıyla elimi yumruk yaparak durduğumda kapıya doğru yönelmemle salonun kapıları açılmış dışarı çıkmıştım

Dışarıdaki kişilerin bakışları bize dönmesiyle umursamadan çıkışa yöneldiğimde sonunda otelden de dışarı çıkmıştım, dışardaki asi rüzgar kendini belli etmesiyle aklıma Lavin'in başını dikleştirerek bana baktığı gelince gözlerimi kapattım

Şu lanet dünyada nasıl herşey bana karşı ise Lavinde karşıydı, dik başlıydı en önemlisi ise asiydi başımı iki yana sallayarak gözlerimi açıp etrafa baksamda birşey göremezken ileride köşede aracın yanında farları açık başka bir aracın olmasıyla aracın başında biri vardı, önündeki korumalardan kim olduğunu göremezken kaşlarım çatılmasıyla daha fazla olduğum yerde duramayıp merdivenlerden indiğimde öfkeyle aracın oraya yaklaşmamla perti çıkan aracım gözler önüne serilmişti

"Lan!" Bağırmamla korumaların bakışları bana dönerken önlerinde olan kişi umurunda bile değildi, öfkeyle

hızla merdivenleri inerken korumalar başlarını eğerek geri çekilirken aracın yanına gitmemle önlerinde duran kişiyi omzundan tutarak kendime çekmiştim

Sinirden çattığım kaşlarım savurduğum narin bedenle düzelirken ne olduğunu anlayamasamda kum sarısı saçları görmemle bakışlarımı yüzüne çevirdiğimde esmer teniyle kurşun gibi gözleri gözlerimle buluşmuştu

"Lavin" demem ile dediğimi duymazken Lavin'in gözleri öfkeyle parlıyordu

"Umurumdamı ismin"

Söylediğim cümle kulaklarımda bir kere daha kendini belli ederken başımı yana çevirmemle lal olmuş gibi karşısında kala kaldım, bakışlarım araca kaymasıyla aracın her tarafı tanınmaz haldeyken dikkatimi Lavin'in önünde olduğu araç çekmişti, hafif yana geçerek araca bakmıştım lakin o aracında önü tamamen giderken anladığım kadarıyla Lavin kendi aracıyla benim araca çarpmıştı hadda çarpmakla kalmayıp hurdaya çevirmişti!

Bu kadar çokmu etkilemişti dediğim cümle öfkesini aracından çıkaracak kadarmı ama neden?

Lavin öne bir iki adım atmasıyla düşüncelerimden ayrılıp Lavine baktığımda gözlerindeki öfkeyi çok iyi görebiliyordum

"Ne yaptın sen?"

Lavin omzunun üzerinden araca bakıp bana baktığımda dudağını büzerek

"Canım istedi yaptım, umurumdamı" son cümlesinin üzerine bastırarak söylemesiyle yüzüne kondurduğu eşsiz gülümsemeyle devam etti

"Buda benim sana hediyem olsun" demesiyle omzuma vurarak beni geçtiğinde uzaklaşırken bir kaç adım dan sonra yaklaşan topuk sesinden anladığım kadarıyla Lavin'in içinde bitmeyen birşeyler vardı, vadı ki çekip gitmeyi yediremeyip geri dönmüştü,

Lavin beni kolumdan tutup çekmesiyle önümü dönerken Lavin başını eğip çantasını açtığında içinden bir kaç dakika birşey arasa da ne yaptığına bakmamıştım Lavin'in eğilmesiyle saçları biraz daha önüne dökülürken dekoltesini kapatmaya yetmiyordu bile derim nefes vermemle başımı yana çevirdiğimde korumalar başları eğik bir şekilde bekliyorlardı,

Lavin'e geri baktığımda ince ve gür kirpikleri bal rengi gözlerini görmemi engellesede birbirleriyle uyum sağlayan burnu ve dudaklarını görebiliyordum ve bu bana yetiyordu bile Lavin başını kaldırmasıyla gözlerini gözlerime dikerken birşey uzatmıştı

Başımı eğmeden bakışlarımı aşşağıya doğru eğdiğimde parmakları arasında kredi kartını tutuyordu, karta daha sonrada Lavin'e baktığımda bakışlarıyla kartı gösterdiğinde alayla devam etti

"Al al çekinme" sinirden çenemi sıkarken Lavin beklemekten sıkılarak derin bir nefes verip yaklaşmasıyla ceketimi açarak ceketin iç cebine kartını koymasıyla bana bakarken bal sarısı gözlerini karanlık gözlerimden çekmeden ceketi kapattığında kartın olduğu göğsüme iki kere vurmasıyla

"Masrafları öde" demiş ve cevap beklemeden arkasını dönüp gitmişti

Lavin hiçbirşey yapmamış gibi aheste aheste giderken banada sadece arkasından bakmak kalmıştı

Lavin gözden kaybolmasıyla sesli gülümsememle Mert bana garip garip bakarken sinirden mi bilmem ama gülümsemem giddikçe kahkahaya dönmüştü

"Abi" Mert şaşırarak bana bakmasıyla kahkaha atarak zar zor konuştum "Görüyormusun hahah bana" demem ile gülerek kendimi gösterirken devam etti

"Bana kartını devri"

Ellerimi araca koymamla gülerken elimi vurarak bağırdım

"Bana!, koskoca Dağhan Bolaç'a masrafları öde diye kartını verdi!"

"Abi"

"Görüyormusun lan!" Öfkeyle araca vurmayı bırakıp gülerek etrafa baktığımda kimseler yoktu arkamı dönüp Lavin'in az önceki gittiği yere baksamda bırak Lavin'in olmasını Lavinden eser bile yoktu

"Canım istedi yaptım, umurumdamı"

Lavin'in dedikleri kulağımda çınlarken bir kere daha sinirle kahkaha atarak araçlara baktığımda araçların başlarındaki korumalar elleri önünde başlarını eğmiş duruyorlar

"Şu hale bak" araçlardan bakışımı çekmemle bana korkarak bakan Mert'e baktığımda devam ettim

"Ne yaptığını görüyormusun, bir kelime ettim diye" işaret parmağımı kaldırarak konuştuğumda Mert'in bakışları elime kaymıştı

"Abi sakinmi olsan" Mert'in cümlesini es geçerek

"Ama sadece, sadece bir kelime ettim diye şu yaptığına bak" Mert beni başıyla onaylamasıyla hurdaya dönen araca baktığında geri bana dönmüştü ama bu kez karşısında gülen veya sinirli bir Dağhan yoktu

Başımı yana çevirip Lavin'in aracına son kez baktığımda ciddileşerek doğrulmuştum

"Aferin benim kadınıma!"

.......................

Yine güzel ve heyecan dolu bir bölümün sonuna geldik canlar, 😉😉

Daghan'ın bitmek bilmeyen öfkesi dotuklarda olurken Lavin'e nasıl olur sizce?

Bölümü nasıl buldunuz merak ediyorum yorumlarda buluşalım.

İNSTEGRAM HESABIM : teynimg_yazar_

İNSTEGRAM HESABIM : Kitaplar_meclisi

TİKTOK HESABI : TEYNIMG_YAZAR_06

TAKİP EDERSENİZ ÇOK SEVİNİRİM CANLARIM. (İnstagram da ve tiktok da güzel videolar var kaçırmayın derin😇🤗

SİZİ ÇOK SEVİYORUM KENDİNİZE İYİ BAKIN 💞❤♥😇

NOT : Yorumlarınızı ve oylamalarınızı bekliyorum 😉😉

❤❤❤❤❤💘❤❤

Bölüm sonu

0 yorum

Bu bölüme henüz yorum yapılmamış. İlk yorumu sen yaz.