İçeriğe geç

KURŞUNLU ZİNCİR

Bölüm 8 · 26 dk okuma

KURŞUNLU ZİNCİR

Bölüm 8

OYUN

Kazanacaktım her ne olursa olsun kazanacaktım gerekirse tüm avukat ordusuna karşı kazanmam gerekiyorsa onuda kazanacaktım ama bu katillere kazandırtmayacaktım!

Avukatlar Efe'nin yanına geçmesiyle otururlarken Efe gülümsüyordu!, oturduğum yerden daha da dikleşip gülerek Efeye baktım!, bana karşı sayıları oldukça fazla olurken sonuçta biraz psikoloji şiddeti yapsam hiç fena olmazdı

Efe giddikçe sinirlenirken az önce gülen suratında eser bile yoktu, bakışlarımla elini gösterdiğimde Efe kelepçeli eline bakmasıyla kelepçeleri görürken hızla bana bakmıştı, Efe'nin bu hareketine daha fazla gülmemle Efe ellerini yumruk yaparak masaya vurarak ayaklanmak için hamle yapmasıyla yanında duran avukatlar hemen engelleyerek oturtmuşlardı

Göz devirip başımı yana çevirdiğimde hakim ve savcının gelmesiyle herkes ayağa kalkmıştı, Hakim ve savcı yerlerine oturmasıyla hakim bey sol eliyle oturmamız için işaret ederken salonda olan herkes yerlerine oturmuştu!

Hakim dosyaya bir süre bakmasıyla boğazını temizlerken sonunda konuştu

"Davalı Efe Bolaç davacı Zahide Bas" demesiyle ikiside ayağa kalkarken hakim bey Zahideye söz vermesiyle Zahide ayakta kalırken Efe oturmuştu

Tüm gözler Zahideye çevrilirken Zahide titreyen sesiyle konuşmuştu

"Eşim Hakan, Bolaç holdinginde şoför olarak işe başladı, Efe Bolaç da kocam'ın patronuydu hakim bey, benim bir çocuğum olmadığı icin tedavi görüyorum kocam patronundan -"

Zahide ağlamaktan devam edemezken hakim başıyla onaylarak beni göstermesiyle devam etti " Avukat hanım siz devam edin"

Başımla hakim beyi onayladığımda Zahide otururken ayağa kalkarak hakim beye baktım

"Müvekkilim Zahide Bas'ın eşi tedavi masrafi için patronundan avans istiyor"

Karşımda pişkin pişkin oturan Efe ye bakıp tekrardan hakime bakarak devam ettim "Bu arada yanlış anlaşılmasın fazla para istemiyor sadece avans istiyor avans ne demek olduğunu biliyor herkes değilmi?" alayla konuştuğumda mahkeme salonunda olan kişilere bakarak devam ettim

"Bir dahaki maaşından aldığı miktar kadar para kesiliyor buna da avans deniyor ve buna rağmen Hakan beyin patronu sanık Efe Bolaç!, Hakan beyi acımasızca öldürüyor"

"Böyle birşeyin olması imkansız yalan beyan ediyorsunuz avukat hanım"

Efe'nin avukatı kabul etmezken derin nefes verip hakim beye bakarak devam ettim

"Müvekkilimin eşi olan Hakan beyi, karşımızda oturan sanık Efe Bolaç"

Sanık kelimesinin üzerine bastırarak söylerken Efe'ye bakıp geri hakim beye baktığımda devam ettim

"Acımasız bir şekilde başından vurarak öldürmüştür hakim bey!" cümlemin üzerine cübbemin yakalarını düzeltip masanın üzerindeki dosyayı alarak hakim beye sundum

"Delillerimiz sunduğumuz dosyada mevcuttur" savunmamı yapmamla yerime geçerken gülerek karşı tarafa baktığımda Efe denen adam ve avukatın bakışması ile zafer kazanırken hakim beye geri döndüm

"Gördüğünüz üzere hakim bey müvekkilimin eşi Hakan bey ve Efe Bolaç hararetli bir şekilde tartışıyor"

Efe'ye baktığımda kaşlarını çatmış sinirle bana bakıyordu, tek kaşımı kaldırarak Efe beyden bakışlarımı çekmeden devam ettim

"Pardon hakim bey genellikle Efe Bolaç'ın avukatı uyarırdı ama hayret birşey demedi ama ondan önce ben diyeyim yanlış beyan ettim çünkü Efe Bolaç öfkeyle Hakan beyi duvara fırlatıyor!"

Derin bir nefes alıp geri hakim beye baktığımda hakim beyde bakışlarını resimlerden çekip bana baktı

"Demem o dur ki hakim bey müvekkilim Zahide hanımın tanık olduğu gibi Efe Bolaç Hakan beyi darp etmesine rağmen öfkesi dinmediği için Hakan beyi vurarak öldürmüştür" savunmamın bitmesi ile müvekkilim Zahide hanımın yanına oturdum.

Hakim bey tekrardan önündeki dosyada delil olarak koyduğumuz resimlere bakarken ben ise karşı masada olan avukatlara ve katil müvekkiline bakıyordum, alayla gülümsediğimde sol dudağımın kenarı yukarı doğru kalkmıştı yüz ifademi değiştirmeden meydan okuyarak büyük bir zevk içinde kaybedişlerini izliyordum!

Baştan belli Efe'nin yanında olan avukat'ın bir iki dakika başını eğip masaya bakmasıyla, avukat başını kaldırmadan yandan Efe beye bakıp zaman kaybetmeden doğrulmuş söz hakkı istemişti, hakimin karşı tarafa söz vermesiyle avukat savunmasına geçerken gözlerimin içine bakıyordu!

"Nereden çıkardınız bunu avukat hanım?"

"Herhalde sizin görme yetiniz yok avukat bey!, çünkü az önce hakim beye delil sundum"

Avukat gülerek "Yapmayın avukat hanım" deyince bu kez hakim beye bakarak devam etti "Hakim bey doğrudur aralarında kavga çıkmıştır ama öldürmek yok tabi ki de" avukatın cümlesi benim konuşmamla bölünürken avukat sinirle bana bakmıştı

"Ne kadar emin konuşuyorsunuz avukat bey sanki oradaydınız" masaya eğilerek gözlerimi kırarken devam ettim

"Yoksa oradamıydınız?"

Avukat'ın sinirden yüzü seğirirken bana baktığında tek kaşımı kaldırarak başımı hafif sağa eğdim

"Müvekkilimden eminim!" avukatın cümlesiyle elimi masaya hızla vurarak "Benim müvekkilim yalan mı söylüyor?, siz katil müvekkilinizi kurtarabilmek için bir deliliniz bile yok"

"Avukat hanım karışmayalım" hakim beyin uyarmasıyla hakim beye baktığımda hakim bey bana bakarken kaşlarımı çatmama engel olamamıştım

Başımla onaylayarak derin nefes verdiğimde sakinleşirken karşımda avukata baktığımda Hakim bey karşı tarafa tekrardan söz hakkı vermişti, Efe'nin avukat'ı hakim beye dönse de Efe denen katil öfkeyle bana bakıyordu!

"Hakim bey Hakan bey müvekkilim ile görüşmek için oraya çağırmıştır müvekkilim Efe bey de eski bir çalışanını yüz üstü bırakmamak için-"

"Hakan bey sabah işe gelip çalışıyor ama, ne ara eski çalışan oluyor avukat bey"

"Avukat hanım sessizlik!, yoksa dışarı çıkartmak zorunda kalacağım"

Hakim beyin ikazıyla susarken Efe'nin avukatı devam etti

"Müvekkilim Efe bey Hakan beyin çağırdığı yere gitmiştir ve Hakan beyin haksız yerine yüklü miktarda para istemesine karşı aralarında tartışma çıkınca müvekkilim Efe bey gitmek için hamle yapmıştır lakin Hakan bey kendine ait silah ile Efe beyi İstediğim parayı vermez iseniz kendimi öldürür suçu da üstünüze atarım" diyerek tehdit etmiştir -

"Bu ne saçmalık!" diyerek tekrardan ayağa kalkıp bağırmıştım

"Avukat hanım" Hakim beyin uyarısını görmezden gelerek yerime oturmamış ve avukat görünümlü katil yandakçısının gözlerine bakarak tekrardan konuşmaya başladım

"Hakan bey kanlar içinde başından vurulduğunda sanık başında gülerek çökmüş halde resmi var siz ne saçmalıyorsunuz?" avukat kısa süreliğine Efeye bakıp geri hakime döndü

"Hakim bey müvekkilim Efe bey tamamen iyi niyetinin kurbanı olmuştur"

Alayla gülerken burnumdan nefes vermiştim tek kaşımı havaya kaldırıp başımı hadi ya der gibi iki yana sallayarak bakmaya devam ettim

"Adam öldürmek ne zaman iyi niyet oluyor?"

"Avukat hanım!" hakimin uyarısını duymamla hakime baktım "Daha fazla müdahil olmayalım yoksa sizi dışarı atmak zorunda kalacağım!" içimdeki sinir ve inatla devam etmek istesem de ne yazık ki susmak zorunda kalmıştım çünkü allah kahretsinki, dediğini yapardı!, susmamla hakim bey Efenin avukatına buyurun der gibi elini uzatınca avukat bana pişkin pişkin gülmüştü.

Önüme geri döndüğümde az önce kaçırdığım detayı fark etmem ile kaşlarım çatılmıştı o avukat bozuntusu bana mı gülmüştü, benim haksız yere susturulmama o avukat şerefsizi pişkin pişkin bana gülmüş müydü.

"Müvekkilimin onca durdurma çabalarına rağmen Hakan bey intihar etmiştir, oradaki resimde olduğu gibi müvekkilim suçlanma pahasına hemen yanı başına giderek ilk yardım yapmaya çalışsa da ne yazık ki Hakan bey orada vefat etmiştir" avukatın savunması ile gözlerim büyürken

"Na-nasıl" desem de sesimi sadece kendim duymuştum, bu kez yüksek ses ile "Hakim bey" diyerek itiraz etmem ile hakim bey elini dur diye kaldırarak gür sesi mahkeme salonunda yankılandı.

"Gereği düşünülmüştür"

Şaşkınlıkla hakim beye bakarken anlamaya çalışıyordum ne demek gereği düşünülmüştü hepimiz ayağa kalkmamızla hakim bey katip' e bakarak devam etti.

"Maktul Hakan Bas'ın intihar ettiği ve Maktul Hakan Bas'ın eşi Zahide Bas'ın acısından dolayı sanık Efe Bolaç'ın üzerine suç atıldığı tespit edilmesi üzerine Sanık Efe Bolaç serbest kalmasına karar verilmiştir!"

Kulaklarım duyduğum karar ile çınlarken kabullenemiyordum, onca delile rağmen katil biri kazanmıştı, nasıl olabilirdi böyle bir şey, hakim bey onca delilime rağmen nasıl böyle bir karar vermişti, aklım almıyordu, kalbim kabul etmiyordu bu kararı.

"Hakim bey nasıl intihar olur?"

Önümdeki dosyanın kapağını hızla açıp içinde telefon kamerasından Hakan bey ile Zahide hanımın gülerek konuştuklarının resmini alıp masanın arkasından hızla çıkarak hakim beye gidip resimleri verirken devam ettim

"Hakim bey, bu resimde tek hayalleri çocuk sahibi olan bir aile varken nasıl beş dakika sonra intihar edebilir!"

Hakim bey gözünün ucuyla resme baksa da geri bana bakıp bir kez daha acımasızlığıyla konuşmuştu

"Tam olarak bundan dolayı avukat hanım!"

"Neyden?"

"Zengin olacaklarını düşünürken bu hayallerinin suya batmasından dolayı intihar etmiştir Hakan bey!"

Hakim bey başka bir şey dememe müsaade vermeden mahkeme salonundan çıkmasıyla arkamda avukatın sesi duyulmuştu

"Geçmiş olsun Efe bey, artık özgürsünüz"

Omzumun üzerinden geriye bakmam ile Efe'nin yanında duran Jandarmalar Efenin ellerindeki kelepçeleri açarak özgür kalırken diyecek birşeyim yoktu sanki lal olmuş, hareket edemez olmuştum da karar ile ne birşey diyebiliyordum nede hareket edebilmiştim, Efe ceketinin önünü açaram avukatı ile dışarıya çıktıklarında ağlama sesiyle kendime gelirken bakışlarım Zahideyi bulmuştu

Başta küçücük bir umudu olsada benim el uzatmam ile beraber umudu yeşermiş kocaman bir ağaç olmuştu ama bugün o ağacı hiç düşünmeden kesip atmışlardı

Ama hayır böyle olamazdı buna asla müsaade etmezdim Zahide hanım eşinin katili serbest kalmasından dolayı sandalyeye oturmuş ağlarken tutunacak bir ağacı kalmamıştı

Hızla Zahide'nin yanına gidip eşyalarımı bir çırpıda sandalyeden alırken sandalye geriye doğru düşüp boş mahkeme salonunda gürültü yankılanmasına sebep olmuştu, ama bu gürültü benim durmam için bir sebep değildi, heleki Zahidenin kalbinde aklında susmayan gürültüler varken asla duramazdım, kapıdan dışarıya çıktığımda Efe denen adam gülerken avukatının omzuna elini koymuş bir şeyler konuşuyorlardı.

"Bana baksana sen!" Bağırmamla Efe ile avukatın konuşmaları yarım kalırken ikisi de yan dönerek bana bakmaları ile hızla yanlarına gidip çantamı ve dosya çantamı arkamda olan sandalyelerin üstüne atıp geri önüme dönerken saniyelik saçlarımın yüzüme vurmasını umursamadım.

"Ne yaptığını zannediyorsun sen!"

Avukatın hala yan duran bedenini kolundan tutarak bana çevirip bırakmam ile bağırdım "Sana diyorum!" avukat ilk önce koluna daha sonra bana baktığında Efe denen adamda kaşlarını çatmış bize bakıyordu

"İçeride" derken elimi mahkeme salonun kapısını gösterirken devam ettim

"Bir kadını, ölen eşini ne ile suçladığınızın farkın damısınız!" bakışlarım avukat ve Efe beyin arasında gezinirken etrafımızda bize bakanlar umurumda bile değildi!.

Arkamı dönüp az önce düşünmeden sandalyeye attığım çantamdan yedek olarak çıkarttığım delil resimlerini alıp geri onlara döndüğümde Efe denen adam elini yumruk yapmış işaret parmağıyla dudağını siliyordu elimdeki fotoğrafları onlara atarken bir kere daha tüm öfkemi kustum.

"Siz öldürdünüz, buda yetmezmiş gibi başında oturarak alay ettiniz" önümde duran avukatı geçip Efe'nin üzerine yürüyerek işaret parmağımla onu gösterdim

"Sen bir katilsiniz!"

"Avukat hanım öyle olsaydı şimdi serbest kalmazdım" Efe denen adam elini iki yana açarak konuştuğunda dişlerimin arasında tüm gerçekliği söyledim

"Nasıl kaldığını biliyoruz"

"Hakim beye siz ne ithamlarda bulunuyorsunuz avukat hanım"

Arkamda avukatın sesi gelmesi ile yandan ona baktığımda baştan aşağı bana bakıp tekrardan konuşmuştu!

"İthamlarınıza dikkat edin avukat hanım öfkenizi anlıyorum davayı kaybettiniz -"

"Lan başlatma davadan içeride kocası ölen kadını suçladınız!"

Bağırmamla kolumun tutulması bir olurken bakışlarım koluma kaysa da saniyesine kolumdaki elin sahibi Efe şerefsizini bulmuştu

"Bana bak avukat sinirlenmeye başladın"

İki kaşımı yukarı kaldırarak "Öylemi?" derken başımı aşağı yukarı salladığımda Efe'de benim gibi kaşlarını yukarı doğru kaldırarak sinirle başını aşağı yukarı sallamıştı

"Öyle!" dediğinde kolumu hızla çekmem ile Efenin boşluğuna denk gelirken bana doğru sendelemesiyle göğsünden ittirerek geriye doğru savurdum

"Al sinirlen, hadi!" bir kere daha göğsünden ittirmemle bağırdım

"Hadi! ne yapacaksın, yapsana" Efe'nin eli havaya kalkmasıyla bir adım bile kıpırdamadan yapacağı hatayı bekliyordum, ne kadar vuracağından emin olsam da banamısın dememiş karşısından çekilmemiştim

Efe tokat atmak için elini indirmesiyle bir elin aramıza girip Efe'nin elini tutması bir olurken Efe'nin de benimde bakışlarımız elin sahibine çevrilmişti, arkası dönük olan adam yana bir adım atmasıyla Efe'nin elini bırakmazken vücudunun yarısıyla ortamıza girmişti!

Belli etmeden adamı incelesem de yandan gördüğüm kadar uzun boyu ve giydiği takım elbiseden belli olan kalıplı bir adamdı keza giydiği gömleğin içinde ben buradayım der gibi gözükerek kendini belli ederken ne kadar kendisi siyahlar abidesi gibi simsiyah giyinse de sarı saçlarını Fade saç modeli olarak yapmış, kaşlarını çatarak karşımdaki Efe bozuntusuna bakıyordu, Efe'nin elini tutan adam başını ağır ağır yana yatırırken Efenin de elini aynı yavaşlıkla indirmişti!

"Sakin olalım değil mi?, karşımızdaki bir hanım efendi" adam Efe'nin elini bırakıp bana döndüğünde anlamsızca Efe denen it soyu da susmuş onun köpeği olan avukat da susmuştu.

"Beyler adına özür dilerim" adamın bakışları cübbemin yakalarında bir iki dakika gezinerek devam etti

"Avukat hanım buyurun size bir kahve ısmarlayayım"

"Ne?" buda neydi şimdi daha doğrusu ne alakaydı "Ne kahve-" lafımın bölünmesi ile susmak zorunda kaldığımda karşımdaki adam tek kaşını kaldırarak ciddiyetle cevap vermişti

"Stres' e iyi gelir kahve, insanı düşündürür" tek gözüm kısılırken başımı iki yana sallayarak arkamdaki eşyaları alıp avukat bozuntusuna geri baktım

"Bende avukatım ama hayatım boyunca böyle adice bir savunma asla yapmadım" dedikten sonra işaret parmağımı göğsüne vurup koridorda giderken arkamdan da birinin geldiğini fark etsem de umursamadım, baş savcılığa gitmek için köşeyi dönecekken bir elin önüme doğru uzatılıp diğer tarafı gösterirken "Bu taraftan" demesiyle göz devirip arkamı döndüğümde karşımdaki adam konuşmadan ben davrandım

"Bakın işim var!, oturup kahve içemem sizinle"

"Ne işiniz var?" adama baktığımda karşımdaki adam umursamadan konuşmuştu

"Belki yardım edebilirim"

Kolumu çevirip saate baktığımda beş olmak üzereydi lalet olsunki başsavcı çıkmak üzereydi

"Başsavcıya gidecem oldumu beyfendi"

Arkamı dönüp zaman kaybetmeden giderken arkamdaki adamın sesi duyulmuştu

"Yalnız başsavcı on dakika önce çıktı"

Duyduğum cümleyle dururken gözlerimi kapatıp derin bir nefes verdim!, Allah kahretsin gerçekten herşey üst üste gelmek zorundamıydı?

"Şimdi kahve içebiliriz sanırım?"

Gözlerimi açarak adama döndüğümde ısrarla kahve teklifi eden adam derin bir nefes alıp verdiğimde gösterdiği tarafa gittim.

Adliyeden çıkmamızla yüzüme rüzgarın esintisi çarparken aklımdaki düşünceleri susturamıyordum gerçekten bu adamın derdi neydi?, saniyeler önce ikide bir kahve teklifi eden kendisi değilmiş gibi şimdi sus pus olmuş yanımda yürüyordu.

Aklımda bitmek bilmeyen onca düşünceye rağmen adliye nin karşısında' ki kafeye geçip cam kenarındaki masalardan birine oturduğumuzda oyalanmadan mevzuya giriş yaptım.

"Sizi dinliyorum!" Karşımdaki adam cevap vermek yerine oturduğu sandalyede rahat bir pozisyon alıp eliyle garsonu çağırmıştı, komutu alan garson kız siyah etek beyaz gömlek giymiş kıvırta kıvırta elinde sipariş kağıdıyla yanımıza geldiğinde, garson kız karşımdaki adamın dibine düşecekmiş gibi davranırken yaptığı ağzını yayarak konuşmaktan başka birşey değildi

kendisinin takmin ettigi cilve dolu sesiyle konuşuyordu ama şuan tam anlamı ile ağzını yayarak

"Ne alırdınız beyefendi" demişti

"Sade Türk kahvesi, hanımefendiye de orta şekerli Türk kahvesi" dedikten sonra kaşlarım çatılırken sinirlenmeye başlıyordum

"Sert bir kahve tercihimdir" demem ile adamın bakışları bana dönerken garson kız nihayetinde yanımızdan gitmişti

"Sizin ne haddinize de bana tercih hakkı sunmadan benim adıma karar alıyorsunuz"

"Sakin olun avukat hanım sadece bir tahmindi" dudağının kenarının kıvrılması ile devam etti "Sizin gibi bir hanım efendi içse içse şekerli içer bence" iki kaşımı da havaya kaldırıp öylemi der gibi baktığımda dirseklerimi masanın üzerine koyarak elimi çenemin altında birleştirdim

"Sence"

"Bence"

Başıyla onaylayarak dediği kelimeye karşı öne doğru eğilerek devam ettim

"Yanlış!, ama en iyisi siz ne yapın biliyormusunuz?"

"Ne yapıyım avukat?"

"Benim hakkımda tahminlerini söyleme, hatta tahmin bile etme!, düşünme!"

Karşımda beni rahat tavırlarıyla izleyen adam gibi sandalyeme rahat bir şekilde yaslanarak devam ettim

"Derdin ne ise söyle ve git" garson kızın gelmesi ile konuşmamız bölünürken dikkatimi çeken başka bir şey olmuştu.

Başta garson kızın gömleği kapalı olurken şimdi ise ilk üç düğmesi açıktı!garson kız göğüslerini karşımdaki adamın gözüne sokmak ister gibi adama eğiliyordu, bu rezilliğe alayla gülerek baktığımda tek kelime ile miğde bulandrıcıydı gözlerimi kısıp biraz baksam da sonradan boş vermişlikle tek kaşımı kaldırıp geri indirdiğimde daha fazla bu manzarayı görmeye miğdem kaldırmadığı için yüzümü buruşturarak başımı cama çevirdiğimde camdan dışarı bakmaya başladım.

Çok geçmeden fincanın önüme konması ile "Afiyet olsun" dendiğinde göz teması kurmadan onay verip önümdeki kahveye baktığımda karşımdaki adam hareketlenmişti, yüzümü buruşturarak göz ucuyla karşıma baktığımda adam kahvesinden bir yudum alıp büyük bir keyifle arkasına yaslandığında bana bakmasıyla gülümseyerek

"Afiyet olsun avukat" diye sesi duyulmuştu, adamın bu rahat tavırlarına göz devirip "Size de" dedikten sonra bir yudum kahve içip fincanı geri masaya koyduğumda karşımdaki derdi olan ama bu olayı bahane eden adama baktım

Tabiki'de aptal biri değildim adam'ın en başından beri bir karın ağrısı olduğunu anlamıştım

"Sizi dinliyorum!"

"Anlamadım"

"Bende anlamadım biliyor musunuz" sarf ettiğim sözler üzerine karşımdaki adam ilk başta kaşlarını çatarken, bu halini umursamadan bir kaç dakikalığına dışarıya bakıp geri karşımdaki adama baktığımda bu kez hiçbir ifade belirtmeyen suratıyla bana bakıyordu, önümdeki fincanı alıp havaya kaldırdığımda bakışlarımda onu bulmuştu

"Bunun nedenini öğrenebilir miyim?"

"40 yıl!"

"Anlamadım?"

"Rum kaptan hikayesini bilir misiniz avukat hanım?"

"Bilmem mi gerekiyor?"

Karşımdaki adam sorumun üzerine güldükten sonra devam etti "Soruya soruyla gelinmez avukat hanım" kaşlarımı hadi ya der gibi havaya kaldırdığımda dudağımın kenarı da kıvrılmıştı

"O zaman sizde soru sormadan cevap verin" demem ile karşımda rahat tavırlarıyla oturan adam sırtını sandalyeden çekerek masaya eğilmesiyle dirseklerini masaya yaslamış ve beni başıyla yavaş yavaş onaylarken dudağının kenarı kıvrılmıştı

"Eyvallah" bir iki dakika önündeki kahveye bakarak devam etti

"Üsküdarlı bir kahve satıcısının, Rum gemi kaptanına kahve ikram etmesiyle başlar hikayeleri, Aradan 40 yıl geçer ve Üsküdarlı kahveci savaşta esir düşer.

Bir gün Rum kaptan esirler arasında gezerken Kahveciyi tanıyan Rum kaptan kendisine 40 yıl önce kahve ikram eden adamı unutmaz ve ona yardım eder."

Bakışlarını kahvesinin üstünden çekerek bana baktığında devam etti

"Yani anlayacağın bir fincan Türk kahvesinin 40 yıl hatırı vardır Avukat hanım!"

Karşımdaki adam camdan dışarıya bakmasıya bakışlarımı adamdan çekmeden göz ucuyla dışarıya baktığımda dışarıdaki rüzgar kendini kanıtlamak adına ağacın yapraklarını sallıyordu, dışarıda esen rüzgar sanki içeride esmiş gibi vucudumu bir titreme alırken karşımdaki adamın bakışları beni bulmuştu, dudaklarımı aralayarak birsey diyecekken adam elini kaldırmasıyla birşey diyemezken elini geri indirmedsiyle devam etti

"Sende şimdi kırk yıl hatrının üzerine bu davadan uzak dur avukat hanım!"

Adam'ın ağzından çıkan cümleyle bir iki dakika bir şey diyemesem de içim içime kendimi yemekten bir şey yapamamıştım, bu dediği şeyde neydi şimdi, ne demek uzak dur, karşıma geçmiş ne anlatıyordu bu adam böyle, en önemlisi de kimdi de bana bu kelimeleri sarf edebiliyordu kaşlarım çatılırken kendime biraz daha zaman vermek amacıyla en saçma cevabı vermiştim

"Anlamadım?" dediğimde karşımdaki adam başıyla onaylayarak devam etti

"Anladın!"

"Sen kim oluyorsun?" karşımdaki adam cevap vermek yerine dudaklarının ucu hafif yukarı kıvrılarak gülümsüyordu bir nebze olsada aklım başıma gelirken az önce içimde sarf ettiğim cümleleri çekinmeden karşımdaki adama söyledim

"Kim oluyorsun da bu kelimeleri sarf edebiliyorsun!" bağırmam üzere etraftaki bakışların bize döndüğünü hissetsem de geri durmamış ve karşımdaki adamın yüzüne daha dikkatli baktığımda anlamıştım kim olduğunu!

"Tabi ya" gülerek söylediğim cümleye karşı oda yandan gülerek tek kaşını kaldırıp öylemi der gibi başıyla yavaş bir şekilde onaylamıştı

"Allah kahretsin ben nasıl fark etmedim! salak gibi geldim birde burada oturuyorum" kendimi sandalyenin sırtına bırakarak derin bir nefes verdiğimde yüzümdeki gülümsemeyi hala silmemiştim "Sen onun abisisin!" yüzümdeki gülümsemeyle gerçeği söylerken masanın altında olan elimi yumruk yaparak devam ettin

"Sizin gibi tipleri iyi bilirim ben, paralarıyla her şeyi yaptıracağınızı zannedersiniz ama buna ne göz yumarım, nede izin veririm o Efe ceza evine girecek!"

"Asla böyle birşey olmayacak!"

Masaya bir kez daha eğilmemle karşımdaki adamın yüzünü incelenmiştim

"Olacakmı olmayacakmı o zaman görürsün!'

"Avukat, avukat ben ne diyorum sen ne diyorsun!"

"Sen sadece katil kardeşini kurtarmaya çalışan aciz bir ağebeyisin!"

"Bunun bedelini sen dahil herkes öder!" adam başını iki yana sallayarak konuşmasıyla hızla ayağa kalkarak tevhit vari bir şekilde işaret parmağımla adamı gösterdiğimde bağırdım

"Bunun burada biteceğini sakın sanmayın.!"

Sandalyeye koyduğum çantamı almamla hızla kafeteryadan ayrılmıştım nasıl böyle birşey sarf edebilirdi nasıl?, nasıl?, aklımda bitmek bilmeyen, cevabını veremediğim nasıl kelimesi bitmezken az ileride duran taksiye binmemle adresi söyledim

"Pelitli Mahallesi"

Aradan geçen dakikaların ardından ne yapacağımı düşünsemde üst mahkemeye başvurmaktan başka birşey aklıma gelmiyordu.

"Geldik hanımefendi"

Taksi şoförünün sesiyle düşüncelerimden ayrılırken parayı verip araçtan inmiştim, binaya girmemle kapıyı çalarken kan çanağına dönen gözlerle Zahide açmıştı kapıyı

"Serbest kaldı!, Kocamın orada yatarken katili özgür kaldı!"

Zahide saçlarını çekiştirmesiyle kendini yere bırakırken düşmek pahasına da olsa Zahideyle yere çöktüm

"Hesabını verecekler!"

Sessiz sedasız söylediğim cümleyle duyduğuna emin bile değildim ama ellerimi sırtını sarmamla duyabileceği bir şekilde konuşmuştum bu kez

"Yaptıklarının bedelini ödeyecekler!"

EVREN BOLAÇ

Baş parmağımın ucuyla kaşımın kenarına iki kere sürtmemle başımı dikleştirerek avukatın arkasından baktım gerçi şuan bakmaktan başka bir seçeneğim de yoktu ya neye, kadın dediğimi umursamadan giydiği topuklu ayakkabısını sert bir şekilde yere vura vura bir hırsla çıkışa ilerlerken yanıma garsonun gelmesiyle göz ucuyla baktığımda az önce siparişleri getiren garsondu, bakışlarımı garsondan çekip avukata bakacakken garson kızın dekoltesini görmemle yarım bir şekilde gülerken demek avukat kadın ona yiğrenerek bakmıştı, bakışlarımı camdan dışarıya çevirip avukat kadının taksiye binmesini izlerken bakışlarımı çekmeden cebimden para çıkartmamla masaya atarken peşi sıra mekandan çıkmıştım trabzonda bir gün bile eksik olmayan sert rüzgar hakimiyetini sürdürürken bir kaç adımda adliyeye geri girmemle içeride kapının önünde Efe ve Mert varken az ileride Dağhan avukat Cihan ile konuşuyordu

Dağhan konuşmayı bitirmesiyle yanımıza gelirken Efe "Abi" diye seslenmişti, Efe'nin yakasına yapışıp sen ne yapıyorsun demeyi o kadar çok istiyordum ki bu isteğimi bir türlü bastıramıyordum, ama ne kadar istesemde yapamıyordum ne kadar öfkeli olsam da Efe'nin kalbini kırmaktan da deli gibi korkuyordum Efeye bakmadan dışarıya çıkmamla Efe sessiz sedasız arkamdan gelmeye başlamıştı

Onca karmaşanın sonunda adliyeden çıktığımızda kimseden ses çıkmıyordu gerçi çıksa bile ne konuşulacaktı ki yaptıklarımızımı yoksa bizi daha nelerin beklediğini mi?

Adliyenin merdivenlerinden inerken ileride duran araç hareket etmesiyle merdivenlerin başına geldiğimde araçtan inen iki koruma aracın arka kapılarını açarak bizi beklediklerinde daha fazla zaman kaybetmeden Dağhan ve ben arka koltuğa otururken Efe öne oturmuş Mert ise şoför koltuğuna geçmişti, aradan geçen saniyeler ardından yola çıktığımızda herkes sessiz sedasız dışarıya bakıyordu!, kim bilir belki Efe içeriden çıktığına şükrederek dışarıyı izlerken Dağhan nasıl tutulduğunu anlamadığım Lavin denen kadını düşünüyordu, derin bir nefes verdiğimde aracın içinde sessizlik hakimiyetini kursada aklımdaki sesler susmuyordu!

Karşı avukatın varlığı beni rahatsız etmeye başlarken anlayamadığım bir sıkıntı veriyordu, sonuçta normal bir avukat dı, şuan karşımızda herhangi başka bir avukat da olabilirdi ama bu kez kadın avukat varken bilmediğim bir şüphe düşüyordu içime, sonuçta bu durum sürekli karşılaştığımız bir durumken nedense bukez öyle olmayacağını hissediyordum kesinlikle bu hislerimin sebebi avukat'ın davranışıydı!

Kadın resmen karşısındakinin kim olduğunu umursamadan diş gösteren bir avukat' dı beş dakikalık konuşmamızda bile tanımıştım, boşuna diş göstermemişti elbet o gösterdiği dişini etimize geçirecek ve parçamızı koparacaktı!, bunu anlamayacak kadar kör değildim!, heleki aptal hiç değildim!

Ama aklımı kurcalayan bir diğer mevzu ise Zahide denen kadın bu avukatı nereden bulmuştu, trabzondan biri olamazdı herkes bizi bilip, tanırken böyle bir hamle yapmaya cesaretlenemezlerdi, peki nereden bulmuştu?, kim söylemişti bu avukatı da Zahide denen kadın bu avukatın kapısına gitmişti!, aklımı hatta kalbimi rahatsız eden düşünceler nefes almamı engellerken aracın camını açtığımda derin bir nefes alıp geri bırakmıştım Dağhan ve Efe'nin bakışları beni bulmasıyla Dağhan'in sesi duyulmuştu

"Bugün son olsun" Dağhan,'ın söylediği cümleyle kaşlarım çatılırken yanıma baktım

"Ne sonu abi!?"

"Ne abi?"

Mert ve Efe peşi sıra sorarken başta Efeyi uyarmak için konuştuğunu zannetsemde saniyeler sonra neyi kast ettiğini anlamıştım, birşey demeden camdan dışarıya geri baktığımda Dağhan devam etti

"Birdaha aynı arabaya binmeyeceğiz!"

"Niye abi hep beraberiz işte, güzel birşey değilmi"

"Ya havle vela kuvvete" Mert ve Efenin fütursuzca konuşmalarıyla sinirle yüzümü ovuşturarak sabır dilemekten başka birşey yapmamıştım

"Evet hep beraber ölürüz ne güzel hadda mükemmel" Dağhan'ın bağırmasıyla bizimkiler kaşlarını çatarlarken beyinlerini sıfırladıklarını anlamıştım göz devirip elimi indirdiğimde camdan dışarıya sarkıttım

"Neyini anlamadınız lan, eğer olurda arabaya baskın olursa hep beraber kısılıp kalırız" ellerimi iki yana açarak devam ettim "Yani ölürüz diyor"

"O kadar cümle kurdumu gerçekten" Mert ağzının içinden konuşmasıyla yola dönerken Efe' de onayladığıyla ilgili sesler çıkararak önüne döndüğünde dışarıya geri baktım

"Senlede sonra konuşcaz Efe" Efe tekrardan arkasını dönmesiyle Dağhan ve bana bakarken Efeye bakmamıştım bile onun yüzünden hayatım boyunca asla yapmayacağım birşeyi yaparak bir kadın'ı ilk önce öldürmeye kalkmış daha sonrada tehdit etmiştim!, yaptıklarım aklıma geldikçe öfkelenirken dişlerimi sıkmaktan başka birşey yapmadım

Ne kadar yaptığım şeyden pişman olsamda, kendimden nefret etsemde kardeşime zarar görmesini, oraya girip hayatını mahvetmesine izin veremezdim!

"Sorun ne abi?" Efe'nin aptalca sorusuyla alayla güldüğümde bakışlar beni bulmasıyla öfkeyle bağırdım

"Sorun mu?!, körmüsün sen?, görmüyormusun sorunu!"

Bağırmama rağmen Efe birşey demezken Dağhan sesini yükselterek

"Sonra!" demesiyle herkes önüne dönerken sonunda eve gelmiştik

Kapıdaki korumalar aracı görmeleriyle dış kapıyı açarken Mert bahçeye girmesiyle aracı kenara çekerek durmuştu, araçlardan inmemizle evin korumasından sorumlu olan Selim koşarak yanımıza gelmesiyle Dağhan'a bilgi verirken sakin anlatımından da anladığım kadar önemli olan herhangi birşey yoktu ama Dağhan o kadar kontrolcüydüki en ufak şeyde bile bilgi sahibi olmak isterdi, eve yönelmemle arkada araç sesi duyulmasıyla olduğum yerde durarak omzumun üzerinden arkama baktığımda gelen Cihan dı!

"Cihan abide geldi" önümde duran Efe'nin neşeli sesini duymamla sinirim artarken Mert ilerde beni görmesiyle eliyle sakin ol işareti yaparak yanıma geliyordu

Cihan araçan inmesiyle Dağhan'ın yanından geçerken birşeyler söylemesiyle bana doğru gelirken gelecek fekati bekliyordum

"Evren bey merhaba, Efe bey geçmiş olsun" demesiyle başımla onaylarken içeriyi göstermemle eve gittiğimde Efe Cihan'a sarılarak tokalaştıklarında arkamdan geliyorlardı, eve girdiğimizde kendimi salonun koltuğuna atarken başımı arakaya atarak gözlerimi kapattım

"Eyvallah Cihan abi, büyüksün" Efe avukata minnetlerini sıralarken yüzümü buruşturarak

"Cihan!" diye sesimi yükseltmemle Efe sesini kesmek zorunda kalmıştı

"Mahkemede dediğin neydi öyle"

"Hangisi abi" Cihan karşımdaki koltuğa otururken Dağhan ve Mert de salondan içeriye girmişlerdi

"Lan oğlum! dedin ya hani resimlerde olduğu gibi falan diye bir şey zırvaladın, sen nereden biliyordun gerçekten de avukatın elinde öyle bir resim olduğunu"

"Haa" Cihan'ın gevşek gevşek cevap vermesi ile elimi ya sabır der gibi yapıp oturduğum koltuğu yana çevirerek dışarıya bakmaya başladım

"Seni dinliyorum!"

"Avukatlığın temel taşı olan laf cambazlığı yaptım sadece ve avukat sinirli olduğu için buna düştü, ama birdahakine buna asla düşmez!"

Cihan'ın dediğini başımla onayladığımda cümlelerinin kesin olmasıyla sanki avukatı tanır gibi bir hali vardı başımı hafif yana yatırdığım da Cihan bu tavrıma gülümseyerek cevap verdi

"Bakma öyle Evren avukat'ı tanıyorum"

"Güzel" başımla onayladığımda Cihan lafı değiştirerek devam etti

"Avukat kadının eli sağlamdı abi ki sende gördün mahkemede, zaten bu delili sunmasaydı bile birşeye güvendiği çok belliydi"

Bakışlarımı cihandan çekmemle camdan dışarıya baktığımda gözlerimin önüne avukat kadının tavırları gelmişti!

Korkusuzca gözlerini Efeye dikmiş açık bir şekilde meydan okumuştu, karşısında üç avukatı görmesi ona geri adım atmasına sebep olmazken buna rağmen Efe'ye piskolojik şiddet uygulamaktan bile vaz geçmemişti!

İlk defa karşılaşmasına rağmen mahkemede Efeye karşı gülümsemesi, alayla bakması gözlerimin önünde gitmezken bunun hesabını soracaktım o kadına!

"Nereden biliyorsun?"

Sorumun üzerine Cihan kaşlarını çatmasıyla odada olan herkese baktığında yarı gülümseyerek devam etti

"Avukat çok rahattı!" başımı yana çevirdiğimde sıkılmış bir halde "Yani?" dediğimde Cihan göz devirerek konuşmuştu!

"Yanisi abicim avukatın elinde sağlam bir şey olmalıydı ki bu kadar rahat olsun" Cihan dikleşerek masaya biraz daha yaklaşınca elini şıklatıp

"Ve bingo elinde mükemmel bir resim" dedikten sonra oturduğu yere yayılarak devam etti

"Gerçi sizin önden hakimi sıkılamış olmasaydınız bu iş imkansızdı o resimle Efe ömür boyu içeriye girerdi"

dedikten sonra gülüp ayağa kalkarak camın karşısına geçip elini cebine sokarak dışarıya bakmaya başladığında gözlerimin önüne mahkemede avukat hanımın hali gelmişti

*

Avukat hanım cübbenin yakalarını düzeltip masanın üzerindeki dosyayı alarak hakim beye sunduğunda "Delillerimiz sunduğumuz dosyada mevcuttur" diyerek savunmasını yapması ile Efe ve avukata gözleri parlayarak bakmasıyla zafer kazanırken dik duruşuyla hakim beye geri dönmüştü.

*

Kaşlarım çatılırken bakışlarımı Cihan'ın sırtından çekip masayı bulduğunda kaşlarım biraz daha çatılmasıyla Avukat hanımın mahkemedeki hali aklıma gelmişti.

*

Avukat kadın Efe ve Cihan'a alayla bakarak gülümsediğinde sol dudağının kenarı yukarı doğru kalkmış yüz ifadesini değiştirmeden, meydan okuyarak büyük bir zevk içinde Efe ve Cihan'ın kaybedişlerini izliyordu.

*

"Avukat kadın!"

Aklıma gelen düşünceleri Cihan'ın sesi böldüğünde dikkatimi Cihan'a verdim

"Havada karada o delil'i kullanır avukat buda işimizi zorlaştırır"

Cihan camdan ayrılarak bize bakmasıyla bakışlarını herkesin üzerinde gezdirirken en son bana bakmıştı

"Ya o delili yok etmemiz gerek, yada kadın'ı -" kimseden ses seda çıkmazken Cihan derin nefes verip devam etti

"Biliyorum kadınlara ellemezsiniz ama bu öyle değil!, bu kadın çok farklı, eğer bir açık verirsek iliğimize kadar söker alır"

Başımı arkaya attığımda "Halledeceğiz" demiştim neyi halledeceğimi bile bilemezken birşeyler yapacaktım!, ailemden birinin eksilmesine müsade veremezdim!

"Gülay" Cihan dediği isme gereksiz vurgu yapmasıyla kaşlarım çatılırken az önce yasladığım başımı kaldırarak "Ne?" demiştim

"Adı Gülay"

"Kimin?"

"Marsın abi, Nasa açıklama yaptı haberin yok mu?" alnımdaki damarların seğirdiğini hissederken koltuğun kenarına koyduğum elimi yumruk yaparak sıktım

"Seni gebertir tavana ampul niyetine asarım Cihan!"

Cihan'ın gülen yüzü saniye saniye kaybolurken sonunda alaylı yüzünde ciddiyet hakim olmuştu!

"Şimdi düzgün bir şekilde söyle?, Gülay kimin ismi?"

"Avukat kadın'ın ismi!" başımla Cihan'ı onayladığımda dudağımı yukarı doğru kıvırarak aklımdaki soruyu sormuştum

"Bundan banane peki?"

"Yapma abi, eskiden tüm adliyedeki avukatlar onu düşlerdi tabi hala öyle, bence güzelliği ve fiziğinden eksilen hiçbirşey yok!"

Cihan birşey düşünüyormuş gibi durmasıyla hızla bana bakarak gülümserken başını sallayarak aklındaki düşüncesini kendi kendine onaylarak devam etmişti

"Hadda daha güzel olmuş bile denebilir"

Cihan avukatı tanıyor gibi konuşmasıyla başımla Cihan'ı göstererek "Tanıyor gibisin" demem ile anında Cihan başını sallamasıyla

"Tanımaz olurmuyum hiç" demişti Cihan derin bir nefes vermesiyle konuşması bir olurken omzumun üzerinden yanımda duran Cihan'a baktım

"İki yıl önce girdiğimiz bir ihalede sorun yaşamıştık hatırlıyormusun?"

Cihan bana bakmasıyla soru sorarken başımla onaylamıştım nasıl unutabilirdimki şerefsiz muhasebe müdürü yediği ekmeğe ihanet ederek bizi rakip firmaya gambazlamış oda yetmezmiş gibide dosyalarımızı satmıştı!

"İhale dosyamızın karşı rekipte bize karşı gördüğümde başımdan aşağıya kaynar sular dökülmüştü"

Cihan gülmesiyle devam etti "işte o zaman duruşma için Ankaraya gittiğimde Gülay Pınarbaşı yı orada tanıdım"

"Ama adliyede seni tanımıyor gibiydi"

"Tanımıyor zaten bende Gülay hanım'ın namını adliye ve Ankara baroda konuşulurken duydum herkes düşüyordu bu hatuna"

Cihan'ın dediklerini başımla onaylamamla Cihan'ın iki de bir kadına yılışması sinirimi bozmuştu

"Sende düş o zaman" sitemle konuştuğumda Cihan derin bir iç çekmesiyle hızla sırtını cama dönmesiyle cama yaslandığında devam etti

"Ahh ahh kim itiraz edebilir buna"

"Madem tanıyorsun avukatı anlat, nasıl biri?, zaafları ne?, neye?, kime önem verir?"

"Tek kelimeyle mükemmel, herkesin isteyeceği bir eş, düşleyeceği bir hatun" hızla yana dönmemle Cihan'ın yakasına tekrardan yapışmam ile arkasındaki cama biraz daha bastırdım

"Düzgün anlat!"

"O-oo" Cihan iki elini yana açarak kaldırırken devam etti

"Tamam sakin ol şampiyon"

"Anlat!"

"Hırslı, sert, soğuk, istediğini almadan bırakmaz, ayrıyetden de şimdiye kadar aldığı tüm davaları kazandı"

Bakışlarım yüzünü tararken Cihan yandan bir gülüşle devam etti

"Yani olurda eğer avukatın yapmak istersen isteme" Cihan tek kaşını kaldırarak beni gösterdiğinde devam etti

"Çünkü hatun ile yollarımız ters!, yani anlayacağın hatunun değişi ile biz katil kategorisindeyiz" Cihan'ın yakasını daha sıkı kavrarken sırtını cama bir kez daha vurdum.

"Onu da nereden çıkardın?"

"Kadın diye öldürmezsiniz elindeki delili almak ise tamamen bir imkansız!, adam olsa döver alırız ama bu öyle değil, olsa olsa bir ihtimal avukatın olarak sana çalışır diye düşündüm"

"Düşünme!, kes!"

"Benim hakkımda tahmin yapma, düşünme"

Cihan'a bağırmamla avukat kadın'ın sesi kulağımda çınlarken Cihan'ın yakasını daha sıkı kavrayarak cama yasladım

"Tamam, tamam sustum" Cihan hala gülümserken omzunun üzerinden camdan dışarıya bakmasıyla devam etti

"Sende bıraksan mı hani sonuçta dışarıda adamların var benimde bir forsum var böyle görmeleri iyi olmaz gibi"

Cihan'ın söyledikleriyle bakışlarım dışarıya kaymış ve tekrardan Cihan'ın yüzüne bakmıştım, dişlerimi sıkmamla burnumun kenarı seğirirken Cihan'ı. yakasını hızla bırakıp yanında dışarıya bakmaya başladığımda devam ettim

"Avukat kadın başımıza bela olacak gibi icabına bakalım"

"Yapma be" Cihan'a cevap vermezken bir iki dakika sessizliğin huzuru salonda hakim olsa da yine huzuru bozan Cihan olmuştu

"İlk önce bir uyarsaydık abi, hemen ne diye indiriyoruz hatunu"

"Lan delirtme beni, ne istiyorsun!"

Gerçekten artık kontrolümü kaybedecektim ve bunun sonunda kesinlikle zarar gören Cihan olacaktı

"Birşey istemiyorum abi ne isteyim, bian öyle diyince hatuna yazık olacak diye üzüldüm"

"Lan düzgün konuş!"

"Tamam"

"Sende şimdi kırk yıl hatrının üzerine bu davadan uzak dur avukat hanım!"

Cihan bıkkın bir sesle konuşmasıyla sabah avukata dediklerim aklımdan çıkmazken nasıl böyle bir hata yaptığımı hala anlamamıştım!, yeni yetme gibi kadına açık açık çekil demiştim!, gözlerimi sıkı sıkıya kapatarak sessiz bir şekilde "Si-*" demem ile gözlerimi araladığımda Cihan'ın sesi duyulmuştu

"Ne yapacaksınız peki"

"Gerekeni"

"Yapma be"

Cihan'a dönüp ona baktığımda oda bana dönmüş bir cevap bekliyordu "Lan delirtme beni ne diyeceğiz kadına bizden uzak dur yoksa ölecek misin diyeceğiz ne diyeceğiz" Cihan gereksizi dedikleri kelimeyi yavaş yavaş itrak etmesiyle tek kaşı kalkarken yüzü de olayı yeni idrak etmenin ifadesi ile buruşmuştu

"Harbi lan ne salak saçma cümle oldu"

"Defol Cihan, gerçekten elimde kalacaksın bugün, defol!"

"Hay hay" demesiyle Cihan bir saniye beklemeden giderken Cihan'a doğru bağırdım

"Avukatı da unutma" Cihan odadan çıkacakken "Sessiz bir şekilde!" diye bakmadan seslenmem ile Cihan memnun olmayan sesiyle

"Eyvallah" demesiyle çıkıp gitmişti.

🐚🐚🐚🐚🐚🐚🐚SON🐚🐚🐚🐚🐚🐚🐚

Yine güzel ve heyecan dolu bir bölümün sonuna geldik canlar, 😉😉

✨️ Dağhan'ın bitmek bilmeyen takıntısı nerelere sürükleyecek sizce?

✨️ Evren ve Gülay cephesinde de sular durulmuyor tabikide sizce neler olacak?

Bölümü nasıl buldunuz merak ediyorum yorumlarda buluşalım.

İNSTEGRAM HESABIM : teynimg_yazar_

İNSTEGRAM HESABIM : Kitaplar_meclisi

TİKTOK HESABI : TEYNIMG_YAZAR_06

TAKİP EDERSENİZ ÇOK SEVİNİRİM CANLARIM. (İnstagram da ve tiktok da güzel videolar var kaçırmayın derin😇🤗

SİZİ ÇOK SEVİYORUM KENDİNİZE İYİ BAKIN 💞❤♥😇

NOT : Yorumlarınızı ve oylamalarınızı bekliyorum 😉😉

❤❤❤❤❤💘❤❤

Bölüm sonu

0 yorum

Bu bölüme henüz yorum yapılmamış. İlk yorumu sen yaz.