İçeriğe geç

KURŞUNLU ZİNCİR

Bölüm 5 · 27 dk okuma

KURŞUNLU ZİNCİR

Bölüm 5

: BEDEL

Yatak da yatan güzeli görmemle kapı önünde kalırken ne hareket edebiliyordum nede bir şey her şey sıfırlanmıştı o an, sadece Lavin ve ben vardım Lavin yatak da beyaz saten pijama takımıyla yatarken kum sarısı saçları bir asi topluluk gibi yastığın üzerinde dağılmış hakimiyetini sürüyordu!

Zar zor yutkunurken kapı eşiğinden bir adım atarak içeriye girdim omzumun üzerinden arkama baktığımda Evren de içeriye girmiş Lavine bakmıştı, Evren başını iki yana sallayarak bana baktığında başımla dışarıyı göstermiştim, Evren derin bir nefes vermesiyle odadan çıkarken kapıyı kapatmış bir iki dakikaya dış kapının da kapanma sesi gelmesiyle geri yatak da sere serpe yatan Lavine bakarak gülümsedim!

Gözlerimi Lavinden ayırmadan yatağın yanına ilerlemeye başladığımda Lavin başını yana çevirmesiye boynu açılırken tıpkı dans da eğildiği zaman açığa çıkan boynu gibi açığa çıkmıştı boynu, bu görüntüye daha fazla gülerken yatağın ucundan geçerek Lavin'in yanına gitmiştim

Yatağın yanına oturup Lavine döndüğümde başta fark etmediğim ama şimdi gözler önünde serili olan görüntüye ister istemez yutkunmuştum çünkü Lavin'in eşofman yakasının baştan ilk üç düğmesi açık olurken içine giydiği siyah blazer sütyen gözler önüne seriliyordu, gözlerimi Lavin'in yakasından çekmemle camdan dışarıya baktığımda dışarda karanlık hakimiyetini kurarken odanın içinde adeta bir ışık vardı

Bu ışığın yanımda herşeyden habersiz kadın yayarken hala ne yapacağımı bilmiyordum, dönüp gitsem gidemezdim kalsam nasıl kalırdım, derin bir nefes vererek yüzümü sıvazladığımda Lavine geri baktım

Gözlerim Lavin' in dekoltesine değmesiyle vucudumu daha fazla Lavine döndürdüğümde uzanarak en alt düğmeden başlayarak Lavin'in yakasını kapatmaya başladım

Herşeyden, varlığımdan habersiz bir şekilde uyurken düğmelerini kapatmamla gülümseyerek kum sarısı saçlarına baktım, bakışlarım yüzü ile saçları arasında giderken yüzü de saçları gibi benim hayatımda olmayacak kadar asi bir şekilde güzeldi!

Yastığa dağılmış asi saçlarını serçe parmağımla yavaş yavaş bir araya toplamaya başladığımda bakışlarımı saçlarından çekmedim, nasıl çekebilirdim ki böyle birşey mümkünmüydü?, başımı iki yana sallayarak kendi sorumun cevabını verdiğimde cümlesi de dökülmüştü dilimden

"Asla, Asla söz konusu bile olamaz!"

Normalde dağınık saçlara iğrenerek bakmam gerekirken asla dokunmazdım, dokunamazdım miğdem bulanır, nefret ederdim ama bu öyle değildi aksi halde ilk defa korktum! olurda benim yüzümden saçlarının kırılacak olmasından, olurda eğer ipek gibi olan saç tellerinin benim yüzümden incinebilecek olmasından o kadar korktumki ben bile bana yabancı kalmıştım,ihtimaline bile taviz veremezken her hareketimi özellikle yavaş yapmaya başladım

Nihayet saçları biterken topladığım saçları avucumun içine alarak elimi kapattığımda ipek gibi saçları okşamaktan başka birşey gelmemişti elimden, elimi açmamla eğilerek avucumdaki saçların kokusunu içime çektim, burnuma gelen koku ile gülmeme engel olamazken aksi düşünülemezdi zaten rengini saçlarında taşıyan kadın kokusunu da saçlarında taşıyordu

Eğilerek dudaklarına yanaştığımda ne yapılır, ne denir, ne düşünülür gerçekten bilmiyordum Lavin'in varlığı benim aklımı kaybetmeme neden olmaz gibi şimdi de kokusu burnumda nefesi nefesimdeydi , hiçbirşeyi bilmezken, birşeyi çok iyi biliyordum bu kadın benim sonum olacaktı!

Bakışlarımı alttan Lavine çevirdiğimde ince dudakları hafif aralanmış nefesi dudaklarına vurarak dışarıya, özgürlüğüne çıkmıştı ama ben varken özgür olmazlardı gözlerimi kapatarak son bir kez doya doya nefesini içime çektiğimde tüm ciğerlerim Lavin dolmuştu,

gözlerimi kapatarak Lavin'in yanına kıvrıldığımda benliği benliğim olurken ciğerlerime onun nefesini doldurmuştum işte şimdi tam anlamıyla Lavin Nathair' dim

GÜLAY PINARBAŞI

"Ofisteyim daha bakmam gerek birkaç dosya var"

"Ben yatıyorum o zaman çok uykum var!"

"Tamam aşkım iyi uykular"

"Çok geç kalma yanımda istiyorum seni biliyorsun" demesiyle kahkaha attığımda

"Deli" diye söylenerek telefonu kapatmamla önümdeki dosyalara biraz daha baktığımda gözlerim acımıştı artık az önce kapattığım telefonu alıp saate baktığımda saat biri on geçiyordu gözlüğü çıkartıp masaya attığımda başımıda sandalyenin arkasına atıp gözlerimi kapattım, az gözlerimi dinlendirsem sıkıntı olmazdı

-

Gürültünün kopmasıyla yerimden sıçrarken ne olduğunu anlamaya çalışsam da çıkacakmış gibi atan kalbime biraz daha kapıyı açmazsam kırılacak olan kapının sesi eşlik ederken bakışlarım masanın üzerinde saate kaymasıyla gecenin üçüydü

aradan geçen kırk dakika huzurla uyurken bu saatte bu da neydi böyle elim masanın çekmecesine gitmesiyle açarken bir saniye bile düşünmeden çekmecedeki silahımı almamla kapıya gitmiştim!

Sessiz adımlarla kapıya yaklaştığımda kapının arkasında sesler gelirken sese dikkat kesilsemde birşey anlaşılmak dan ziyade sesler boğuk boğuk geliyordu!

Artık korkunun ecele faydası yoktu madem kapıma kadar gelmişti kaçacak yerimde yoktu, kapıyı hızla açmamla silahı doğrulttuğum da saniyesinde çığlığın kopması bir olmuştu

"Ahhhh!" Karşımda korkuyla bana bakan kadını görmemle kaşlarım çatılırken kadın kaçmak için bir adım geriye gitsede arkadaki duvara çarparak durmuştu, önce afallasamda karşımdaki kadın silaha bakmasıyla hızla silahı indirmiştim

"Sende kimsin?"

Karşımda kırk yaşlarında kadın olurken esmer tenli kadının kahve gözlerine korku yer edinmiş bir şekilde bana bakıyordu

"B-ben Zahide" kadın korkuyla kekelerken anlamadığım bir şekilde de ağlıyordu

"Iııı"

Gecenin bir yarısında kapımın önünde ağlayan kadının karşısında nasıl davranacağımı yada ne diyeceğimi bilemezken kalakalmıştım öylece, gözlerimi kapatıp kendimi sakinleştirmiş ardından boğazımı temizleyerek gözlerimi aralamıştım.

"Tamam, burada, bu saatte ne arıyorsun?"

Kadın'ın az önceki korkusu giderken ağlaması daha fazla şiddetlenerek yere düşecekken hızla bir adım öne atılarak kadının kollarından tutmuş ve düşmesini engellemiştim

"Kurbanın olayım yardım et bana!"

Kadının yalvarmasıyla neye uğradığımı şaşırırken kapının önünde kollarımın arasında ağlayan kadına bakıyordum

"Sana yalvarıyorum!, yardım et bana!"

kadın gözlerini gözlerimden çekmeden peşi sıra yalvarmasıyla birlikte yere otururken kadın hala ağlıyordu, kadın hızla kendisini geri çekmesiyle bende kendimi geri çekmiş yaşların aktığı gözlere bakmıştım

"Sen avukatmışsın?" kadın yüzündeki acı gülümsemeyle söylediği cümleye ağlayarak devam etmişti

"Benim kocamı öldürdüler, hem de acımadan!!"

Yutkunarak kadına baksam da sonunda aklım başıma gelmişti başımı aşağı yukarı sallayarak kadının dediğini onayladığımda "Tamam" dememle ona yardım edeceğim için kadın gülerek bana bakmıştı, kadının kollarından tutarak ayağa kalktığımda kendimle beraber kadını da kaldırmıştım

"Şimdi şöyle yapalım, gelin içeriye daha rahat konuşalım" kadın o kadar halsiz ve bitkindi ki içeriye girerken bir saniye bile kadını bırakmamıştım sanki bıraksam yere düşecek gibiydi

"Gelin böyle" kapıyı ayağımla ittiğimde kapı çarparak kapanmıştı, çıkan sesle kadın korkarak irkilmesiyle elimi sırtına koyarak devam ettim

"Birşey yok sadece kapı çarptı" kadın omzunun üzerinden arkasına bakıp kontrol etmesiyle bende bakışlarımı çekmeden kadını izledim ne olmuştu da bu kadın bu kadar korkmuştu!

kadını koltuğa oturtmamla ellerini bırakmadan bende yanına oturdum, hem bıraksam bile kadın beni bırakmazdı ellerimi öyle sıkı tutuyordu ki sanki bu hayatta tek tutunacak dalı ben kalmışımda beni de bıraksa hemen yok olacakmışım gibi sımsıkı tutuyordu,

ellerimi geriye çektiğimde kadın ne kadar istemese de zar zor bırakmıştı elimi, kadınının bırakmasını fırsat bilerek önümüzde duran masaya eğilmemle masanın üzerinde olan bardağa sürahiden su koyarak geri kadına döndüm, kadın bana sicim sicim ağlayarak bakarken bir nebze rahat olması için karşımdaki kadına yılımsayarak baktım

"Bir yudum su iç iyi gelir" demem ile kadın yeni fark ettiği elimdeki suya bakarken titreyen elleriyle bardağa uzanmıştı!, kadın suyu içerken bakışlarımı dışarıya çevirdiğimde sabahın ilk ışıklarıyla hava az az aydınlanırken kadına yeniden baktım!

Karşımdaki kadın zar zor suyu içip ellerini indirerek kucağına koymasıyla bardağı elinde tutarken başını da eğmiş ağlıyordu, tedirginlikle her hareketini izlesem de izlemekten başka birşey yapamamak beni delirtiyordu, karşımdaki kadına sıcak bir gülüme göndererek yeniden konuştum

"Daha iyi misiniz?"

Kadın başıyla onaylayarak bana baktığında elindeki bardağı alıp masaya koyduktan sonra kadının ellerini tutarak gözlerinin içine baktım

"Adınız ne?"

"Zahide" adının Zahide olduğunu öğrendiğim kadının sesi daha sakin çıkarken o kadar çok ağlamıştıki aynı zamanda da sesi zar zor çıkmıştı

"Memnun oldum Zahide benim adımda Gülay!"

Zahide başıyla dediklerimi onaylamasıyla devam edecekken Zahide'nin konuşmasıyla susmuştum

"Ben seni biliyorum zaten avukat hanım"

Zahide'nin dediklerine kaşlarım çatılırken bu kez konuşmak yerine dinlemeyi seçmiştim

"Trabzon dan"

Trabzon dan'mı?"

Zahide başıyla dediklerimi onaylamasıyla derin bir nefes çektim içime

"Bana sadece siz yardım edersiniz avukat hanım!, ne olur bana yardım edin "

"Tamam sana yardım edeceğim, ama bana her şeyi en başından anlatmalısın"

karşımdaki kadın anlamadığım bir şekilde heyecanlanırken bir taraftan da ağlaması şiddetlenmişti

"Kocamı öldürdüler avukat hanım"

"Kim?" demem ile Zahide'nin bakışları yana düşmesiyle ellerimin arasındaki eli sıkarken bana bakmasını sağladım "Kocanı öldüren kişiyi tanıyor musun Zahide" Zahide bu dediğime de başıyla onaylamasıyla bende başımla onayladım

"Kim o zaman?" Zahide biraz daha sessiz kalmasıyla sonunda konuşmuştu "Kocamın patronu Efe Bolaç!"

"Efe Bolaç" içimden ismi tekrar etmemle ismini aklıma kazımıştım

"Ne zaman vefat etti kocanız?" Zahide burnunu çekmesiyle peşi sıra akan göz yaşlarını elinin tersiyle silmişti

"Dün, dün öldürdü kocamı!" Zahide cevap verirken bir taraftanda çantasını açmış içinden telefonunu çıkarmıştı

Zahide'nin yüzüyle telefonu arasında bakışlarım gidip gelirken Zahide telefondan birşey açıp bana göstermesiyle ekrana baktığımda gördüklerimle hiçbir tepki vermeden kalakalmıştım, çünkü ne denir yada ne yapılır gerçekten bilmiyordum şaşkınlıkla ekrandaki videoya bakarken telefonu elime almıştım!

Yol kenarında takım elbise giyen kişi hafif kumral biri olurken yerde kanlar içinde yatan adamın başına çökmüş el hareketleriyle konuşarak gülüyordu

videoya azım açık bir şekilde izlerken tüm kanım donmuştu! bunca avukatlık hayatımda sinirle veya bir an istemeden, öfkeyle adam öldürenleri görmüştüm ama bu öyle değildi bile isteye öldürmüş sonrada ölen kişinin başında yardım etmek bir tarafa dursun başında alay etmişti!

Zar zor derin bir nefes vermemle yavaş yavaş bakışlarımı Zahide'ye çevirdiğimde Zahide videoya bakmamak için gözlerini kapatmış elini de ağzına kapatarak acıya dayanmaya çalışıyordu!

video da kahkahanın kopmasıyla bakışlarımı videoya çevirdiğimde Efe denen pislik ayağa kalkıp "Bunu hakkettin!" diye bağırarak adamın başına tekmeyle bir kaç defa vurmuştu! gördüklerime daha fazla dayanamazken

bu kadar insafsızlığa karşı miğdem bulanıyordu, elimdeki telefonu gelişi güzel ortaya basarak kapatmaya çalıştım, bir iki denemeyle başarısız olsamda sonunda videoyu zar zor kapatmıştım

"Nasıl ulaştın bu görüntüye?" bir çırpıda aklıma gelen soruyu sormamla Zahideye baktığımda Zahide ellerini yüzüne kapatmış hıçkırarak ağlıyordu

"Be-ben çektim" Zahideye baktığımda Zahide başını iki yana sallayarak devam etti "Gözlerimin önünde öldürdü kocamı, hemde hiç acımadan!"

Telefonu yan çevirip yanıma, koltuğa koymamla ellerimi yumruk yapmıştım bu nasıl insanlıktı!, izlediklerimden sonra beynim tüm işlevini kaybetmiş gibi ne düşüneceğimi yada ne yapacağımı bilemezken bunlara tanık olan en önemlisi ise bunu yaşayan kendisi, ölen kişiye yapılan bu muamele ise kocasıydı Zahide nasıl dayanıyordu buna yada dayanmaya çalışıyordu çünkü dayanılamazdı!

Zahidenin yüzüne kapattığı ellerini tutmamla başını kaldırmasını sağlarken gözlerinin içine baktım

"Sana yardım edeceğim Zahide, kocana bunu yapanlara hesabını soracağız!"

Zahide gülümseyerek bana bakarken başıyla onaylamıştı beni

"Ama sana sormam gereken sorular var" Zahide bir kez daha başıyla onaylamasıyla devam ettim

"Sorduğum sorularla belki yeniden o anı yaşıyor olabilirsin özür dilerim bunun için ama -" Zahide başını iki yana sallayarak lafımı kesmesiyle susmak zorunda kaldım

"Sor avukat sor, yeterki yardım et"

Zahide'nin cevabıyla kendime kızarken salak gibi hala neyin derdindeydim böyle birşey insanın aklından çıkabilirmiki unutabilsin, gözlerimi kapatıp derin nir nefes verdiğimde Zahideye geri baktım

"Neresi burası?" Başımla yanıma koyduğum telefonu gösterdiğimde Zahide titreyen sesiyle konuştu

"Köprü başı, sürmene yolu"

Zahidenin dedikleriyle kaşlarım çatılmıştı bildiğim kadar Mersin de böyle bir yer yoktu

"Sürmene yolu mu Zahide Mersinde öyle biryer yokki!"

Zahide derin bir nefes vermesiyle "Zaten yok" demesiyle devam ederek herşeyi anlatmaya başladı

"Biz Trabzonluyuz orda büyüdük orda yaşıyoruz" Zahide elinin tersiyle bir kere daha göz yaşlarını silmesiyle devam etti

"Eşim Hakan" Zahide eşinin ismini söylemesiyle yüzünde gülümseme olurken eşinin ismi bile onu mutlu etmek için yetiyordu ama atladığım bir şey vardı bu gülümseme acı bir gülümsemeydi!

"Geçen sene Bolaç holdinginde şöför olarak işe başladı , bunlar üç ortakmış ama Hakan'ın patronu Efeydi, iyi bir maaşda alırdı ama hastane masrafına yetmezdi"

"Ne hastanesi?" demem ile Zahide'ye bakarak başımı hafif yana çevirdiğimde Zahide başını eğmesiyle utanarak devam etti

"Benim bebeğim olmuyor, onun tedavi masrafi için" duyduklarım ile derin bir nefes verip ellerimin arasındaki eli bırakmamla Zahide'nin yere eğdiği başını kaldırdım

"Bunda neden utanıyordun Zahide?"

Zahide omuz silkip başını kaldırsada bakışlarını yerden kaldırmamıştı

"İkimizde çok istiyorduk bir bebeğimiz olmasını, nereye gitsek çok fazla para istediler en son Hakan dedi patronum Efe beyden itiyeceğim, avans versin maaşımdan da kessin dedi"

Zahide gözlerime bakmadan boynunu bükerek devam etti " Boşver dedim, biriktiririz parayı dedim, ama dinlemedi Efe bey iyi biri dedi!, halden anlar dedi!"

Zahide son kelimelerinde bağırarak konuşurken az önce sevgi dolan suratına şimdi nefret dolmuştu

"Sonra işe gitti o gün parayı istemiş"

"Ne demiş peki?"

Zahide başını iki yana sallayarak cevabını versede kelimeleri cümleye de dönmüştü

"Birşey dememiş, sonra biz hastaneye gittik birkaç tahkik gerekiyormuş gece on iki de eve dönecekken yolda o katil aradı dedi gel paranı vereyim"

Zahide ellerini ellerimden çekmesiyle bir taraftan bağırarak başına vurmaya başlamıştı

"Aptal gibi inandık!, koşa koşa gittik oraya" hızla Zahide'nin ellerini tutsamda engelleyemezken Zahide darbelerini daha fazla sertleştirerek peşi sıra vuruyordu başına

"Aptal gibi inandık!"

"Zahide!, yapma" Zahide' ye sesimi duyurabilmek için bağırsamda ne işe yarıyordu ne de banamısın diyordu

"Zahide!"

Nasıl durdururdum bilmiyorum ama böyle olmayacağını çok iyi biliyordum hızla Zahideye sarılmamla Zahide elleri başının arasında kollarımın arasında kalırken bağırdı

"Bırak beni Avukat hanım bırak"

Başımı iki yana sallayarak reddederken Zahide devam etti "Allah aşkına bırak, şu aptal kafamı eziyim!"

"Hayır dedim sana" Zahide istese beni iter kendine vurmaya devam ederdi ama kendinden ziyade bana birşey olacak korkusuyla dururken başını göğsüme yaslayarak bu kez kollarımın arasında ağlıyordu

"Gittik oraya ben arabanın arkasında oturuyordum" Zahide bir hayal gibi yaşadıklarını anlatırken sırtını okşamaktan başka birşey yapamamıştım

"Hakan hemen gidip gelecem dediği için ben arabadan inmedim, o pislik ellerini cebine sokmuş yolun diğer karşısında bir adamıyla beraber duruyordu, Hakan gider gitmez bağırıp çağırmaya, itmeye başladı, ben hemen inecektim ama Hakan inerken arabayı kitlemiş açamadım, sonra birden çekip başından vurdu, Hak-Hakan oracıkta öldü"

Zahide'nin son kelimesiyle gözlerimi kapatıp zahideyi daha sıkı sardığımda Zahide devam etti "O an kalakaldım ne yapacağımı ne tepki vereceğimi bilemedim, o Efe denen pislik ölen kocama vurdu, tekmeledi ve gitti onların arabasının gitme sesi benim aklımı başıma getirdi hemen arabanın önündeki düğmeleri rastgele bastım anca o zaman kapı açıldı, hemen gittim hakanın yanına ama kanlar içindeydi!"

"Şşşş tamam, tamam" daha fazla devam etmemesi için Zahideyi sustururken aklımdaki soru susmama engel olamamıştı

"Başta video yu ben çektim demiştin" demem ile Zahide başıyla onaylayarak devam etti

"Yolda giderken telefonu arabaya takıp videoya almıştım bazen ikimizi bazende yolu çekiyordum o zaman da yola dönüktü kamera, nereden bileyim Kocamın ölümünü çekeceğimi"

Derin bir nefes verdiğimde kollarındaki kadına ne denir yada ne yapılır gerçekten bilmiyordum

"Yaptıklarının bedeli ödeyecekler Zahide, sen rahat ol" demem ile Zahide beni onaylayan sesler çıkarmasıyla sırtını sıvazlayarak devam ettim

"Adalet onlara da hesap soracak"

-

Sabahın ilk ışıkları doğmasıyla saate bakmamla telefonumun saat altı alarmının çalması bir olmuştu, Zahidenin sesi duyması endişesiyle refleksle yüzümü buruşturdugumda kollarımın arasında uyuya kalan Zahideye baktım

Zahide o kadar yorgunduki çalan telefonu bile duymazken Zahideyi koltuğa yatırıp ayağa kalktığımda hemen telefonun alarmını kapattım

Arkamı dönüp koltukta yatan Zahideye bakmamla koltuğun diğer yanında duran telefonu görmemle telefonun yanına gidip telefonu aldım

bakışlarım uyuyan Zahideyi bulmasıyla videoyu açmıştım seslerin gelmesiyle ekrana baktığımda akşam olmasına rağmen video tam net olmasada herkesin yüzleri net bir şekide

gözüküyordu, dün akşam izlediğim görüntüler tekrardan oynatılarak akıp giderken derin bir nefes verdim!

bu nasıl bir insanlık dışıydı, nasıl bir vicdansızlıktı hala aklım almyordu video bitecek zannettiğimde kapatacakken devam eden video ile telefona baktım! videonun sonu değişmezken dün Zahidenin dedikleri gibiydi Efe ve adamı arabaya binip gitmesiyle Zahidenin

"Hakan!" diye bağırışıyla kapı

açma sesi gelmiş ve arabadaki telefonun kamera kadraşına Zahide girmişti, Zahide koşarak Hakan'ın başına gitmesiyle sarılırken boğuk boğuk sesler gelsede Zahidenin yalvarışarı anlaşılıyordu!

"Aç gözlerini!, Hakan!, yalvarırım aç gözlerini " Zahidenin bağırışı bitmezken daha fazla izlemeyemeden telefonu kapatmamla masaya gittiğimde bilgisiyarı açarak ihbar

dilekçesi yazmaya başladım.

Yukarıda gerekli bilgileri yazmamla aşağıya indiğimde olay kısmına gelmiştim derin bir nefes verip omzumun üzerinden arkama baktığımda Zahide kaşlarını çatmış birşeyler sayıklamaya başlamıştı!

Önüme dönüp bilgisayara geri baktığımda derin bir nefes verdim, son kez videonun kaydedilme saat'ine baktığımda saat gecenin bir buçuğuydu, telefonu kapatıp dilekçeye döndüğümde yazmaya başladım!

"9 Ekim 2024 tarihinde saat 01:30 ' da Bolaç holdingin ortağı olan Efe Bolaç tarafından hastane masrafları yüzünden para istediği için başından canice vurularak öldürüldü, Efe Bolaç'ın göz altına alınmasını talep ediyorum"

ihbar dilekçesi bitmişti şimdi sıra dilekçe savcının önüne düşmeden vekalet işini halletmekteydi derin bir nefes verip bilgisayarın başından kalkmamla telefonu elime aldığımda salondaki cama yaklaşarak bir saniye bile beklemeden noterlikte çalışan arkadaşım Elif' i aradım, telefon bir kaç çalışta açılmasıyla Elif'in uyku mahrumu sesi duyulmuştu

"Yine Gülay, yine erken saat ne oldu?" Elif'in dediğine ne kadar gülmek istesem de gülememiştim

"Yardımına ihtiyacım var"

"Yardım edebileceğim bir şeyse yaparım"

"Acil bir şekilde vekalet almam gerekiyor yardım edebilir misin"

"Kızım iyi misin sen avukatlara öncelik tanınıyor ya zaten"

"Onu bende biliyorum ama oraya gelince sadece imza atıp çıkmamız lazım evrak işleriyle uğraşamam"

"Hımm anladım tamam ben şimdiden başlatıyorum işlemi o zaman"

"Teşekkür ederim"

"Rica ederim"

"Gülay!" Telefonu kulağımdan çekmemle Elif'in endişeli sesi duyulurken refleksle telefona bakmış ardından kulağıma tekrar götürüp konuştum

"Birşey'mi oldu?"

"Kendini tehlikeye atma olurmu?"

"Ne demek bu şimdi!"

"Seni tanıyorum Gülay, ses tonun gelmeyişin ve dahası seni ele veriyor, tamam sen korkusuzsun ama senide-"

"Elif!" Elifin cümlesini kesmemle gözümden bir damla yaş akarken cama yansıyan görüntü herşeyi ele veriyordu aslında ama dik duracaktım!, elimin tersiyle göz yaşımı silerken başımı dikleştirmiştim

"Merak etme!"

Elif' in birşey demesine müsaade etmeden telefonu kapatmam ile internete girip en erken saate uçak bileti de alıp telefonu masaya bırakmıştım!, koltukta uyuyan Zahide'ye baktığımda uyandırmak istemesem de zorundaydım!, ne kadar erken davranırsak o kadar bizim için iyiydi!

koltuğun başına gittiğimde hafif eğilerek elimi uzatmamla çekmem bir olurken belki temasımdan korkabilirdi en iyisi seslenmekti

"Zahide"

seslenmeme Zahide uyanmazken başında yere çökerek yüzüne baktığımda biraz da inceleme fırsatım olmuştu, gözlerinin altına çöken morluklar o kadar çok yorgun olduğunu gösteriyordu ki bir günde yaşadıkları Zahide'nin bedeninde büyük bir çöküntüye neden olmuştu

"Bir gün"

dudaklarımdan dökülen cümleyle kaşlarım çatılırken Zahide'nin dedikleri yeniden aklıma gelmesiyle aradaki boşluğu yeni fark etmiştim, madem Zahide'nin kocası dün öldürüldüyse nasıl bir günde Mersine gelmişti ve neden bana gelmişti koca Trabzon da avukat mı kalmamıştı

"Zahide"

Elimi uzatarak omzuna dokunduğumda Zahide fırlayarak kalkmasıyla elimi havaya kaldırarak "Şşş birşey yok sakin ol" demen ile kendime nefret ettim ne vardı da dokunmuştumki Zahide korkuyla bana bakmasıyla etrafa baktığında devam ettim

"Sadece uyandırmak istemiştim" Zahide başını sallayarak doğruluğunda öylece yere bakmaya başlamıştı

"Sana iyi bir haberim var" Zahide sesimi duymasıyla yerdeki bakışlarını kaldırarak bana bakmıştı

"Ama senden bir cevap almam lazım"

"Ne cevabı?"

"Neden ben" Zahide ilk başta anlamasada sonradan anlamış olacakki bakışlarını kaçırmıştı

"Neden?"

"Bunlar öyle büyük insanlar ki avukat hanım elleri kolları her yere uzanıyor!" Zahide'nin dediklerini sessizce dinlesem de kaşlarımı çatmama engel olamamıştım

"Trabzonda ki bütün avukatlara gittim, Bolaç soyadını duyan herkez reddetti beni, banada aklın varsa sende vaz geç dediler" Zahide başının iki yana sallamasıyla devam ettiğinde söyleyeceklerinden korkar bir hali vardı

"Trabzonda Maraş caddesi var orada Derya diye bir avukat davaya bakamayacağını ama bakacak birisini tanıdığını söyledi"

Zahide' nin yüzünde gülümseme olmasıyla bakışlarını benden çektiğinde devam etti "Sizi söyledi bende kalktım buraya geldim"

Birşey demeden başımla Zahideyi onaylamamla omzuna dokunduğumda

"Hadi kalk gidiyoruz" demem ile yerden kalkarak arkamı dönüp bir kaç adım attığında Zahidenin sesi duyulmuştu

"Nereye?"

Omzumun üzerinden koltukta şaşkın şaşkın bakan Zahideye baktım

"Trabzona!" demem ile odadan çıkacakken aklıma gelen ile durup devam ettim "Ama ilk önce vekalet işini halletmemiz gerek"

Son cümlemi söyledikten sonra çıktığımda vestiyerden kabanımı ve çantanı almıştım Zahidenin de gelmesiyle bürodan çıkıp araca binmemizle yola çıktık!

-

Nihayet tüm işleri bitirip Trabzona indigimizde saat öğlen birdi ne kadar erken davransakta bu saatte anca Trabzon'a gelmiştik

Zahide etrafa bakmasıyla omzuna dokunarak "iyi misin" demem ile Zahide buruk bir gülümsemeyle bana bakmıştı

"Hadi gel taksiye binelim" Zahide'nin birşey demesine müsaade etmeden az ileride duran taksiyi çağırdığımda taksi gelmesiyle Zahide arkaya binerken ben öne binip "Ağır ceza sulh mahkemesine" dediğimde taksici başıyla onaylayarak yola çıkmıştık başımı cama yaslayarak dışarıyı izlediğimde yol akıp gidiyordu!

"Şimdi ne olacak?"

Zahidenin sesiyle başımı camdan çekip arkaya dönmemle Zahide merakla bana bakıyordu

"Yaptıklarının cezasını çekecekler!"

"Gerçekten mi?" Zahide titreyen sesiyle konuşurken arkaya biraz daha dönüp Zahiden'in elini tutmamla başımla onaylayarak devam ettim

"Gerçekten, hem Efe'yi göz altına aldılar bile"

Zahide dediğime içten gülerken mutluydu bunu gözlerinde parlayan ışıktan anlayabiliyordum

Nasıl mutlu olmasınki kocası ölen bir kadın olurken aynı zamanda da adaleti bulamayan bir kadındı da!, derin bir nefes alıp vermemle bende gülümsedim

"Herkes yaptığının bedelini öder Zahide o da ödeyecek" Zahide dediklerimi başıyla onaylamasıyla camdan dışarıya baktığında bende önüme dönüp dışarıyı izlemeye devam ettim

Bir saate yakın zamanda adliyenin önüne gelmemizle taksiden inerek adliyeye girdik

Adliye' ye girmemizle yukarı kata çıkarken bağırış sesleri geliyordu ister istemez biraz durup ne olduğunu anlamaya çalışsamda sonradan vaz geçerek yukarı kata çıktığımız da gördüklerim beni gülümsetirken başka ne isteyebilirdimki,

Hakan'in ölüm videosunda gördüğüm yüz karşımda elleri kelepçeli bir şekide avukatı ile tartışırken yanlarına gitmekten ziyade bu anının keyfini çıkartmak ve dahası Efe'nin kişiliğini tanımak için izlemek iyi fikir olduğundan yanda duran sandalyelerden birine oturup bacak bacak üstüne attım, Zahide ayakta bana şaşırarak bakarken başımla yanımda duran koltuğu göstererek önde oynayan koca bir eğlenceyi izlemeye devam ettim

"Ne demek bilgi vermiyorlar lan!"

"Efe bey sakin olurmusunuz!"

"Başlatma lan sakininden git birşey öğren" Efe'nin avukatı giderken büyük ihtimalle savcının odasına gidiyordu, başımı iki yana sallayarak dudaklarımın arasında "cık cık" yaparken bacağımı sallamaya başladım

"Siz benim kim olduğumu biliyormusunuz lan?" Efe durmak bilmezken polislere bağırarak etrafa saldırmasıyla yanda duran koltuklara tekme atmıştı

"Siz benim kim olduğumu biliyormusunuz!, bana kelepçe takamazsınız!"

Efe'nin son cümlesiyle kahkaha atarken yanda geçen birkaç kişi bana baksada onları umursamamıştım

Zavallı Efe iyice delirirken başına gelecek hiç birşey den haberi yoktu ama ona bu günleri mumla aratacaktım Efe'nin avukatı tekrardan gelmesiyle Efe bir cevap beklediğinde avukatı başını iki yana sallayarak cevabı vermişti

"Konuşsana lan!, niye buradayım" Efe olumsuz cevabı anlayamayacak kadar kontrolünü kaybetmişti demek, Avukat derin bir nefes verip konuşmaya başlamasıyla özellikle Efe'nin suratına baktım çünkü bu öfkenin nereye varacağını merak ediyordum

"Bir bilgi verilmiyor Efe bey"

"Ne demek verilmiyor lan, ne demek verilmiyor"

Efenin bağırarak avukatına saldırarak sağa sola vurmasıyla kahkaha attığımda

"Görüyormusun Zahide nasıl delirdi" Zahideye baktığımda gözlerindeki mutluluk paha biçilemezdi, Zahideden bakışlarımı çekip karşıma baktığımda devam ettin

"Ama merak etme bunların hepsi bir başlangıç" demem ile daha fazla dayanamayarak ayağa kalkıp Efe ve avukatına giderken

"Adam öldürmeden buradasın!" diye bağırmamla ikiside dönüp bakarken ne dediğimi anlamaya çalışıyorlardı

Avukat hafif göz kırıp bakmasıyla bende karşılarına geçip bana boş boş bakan iki kişiye baktım

"Ne diyorsun lan sen!"

Efe kendini belli ederken karşısındaki kişiyi umursamadan şu halde bile kendisinin üstün olduğunu düşünerek davranıyordu

Gülerek başımı daha da dikleştirdiğimde

"Kimsiniz" diyerek avukat konuştuğunda sesimi yükselterek "GÜLAY PINARBAŞI" demem ile başta avukata bakarak konuşsam da son cümlemle avukatın arkasında eli kelepçeli bir sekilde bana bakan Efe ye baktım

"Öldürdüğün Hakan Bas' ın karısının avukatıyım"

Efenin gözleri büyürken avukatı hareketlerine engel olamayarak hızla omzunun üzerinden Efe' ye bakmıştı

Avukat öksürerek kendini toplamasıyla bana baktığında atağa geçmişti

"Yanlış bir durum var sanırım avukat hanım benim müvekkilim kimseyi öldürmedi"

Ses topluluğu gelmesiyle belli etmemek için gülümseyerek başımı yana çevirdiğimde merdivenlerden yukarıya tutuklu getiren jandarma topluluğu vardı işte şimdi tam sırasıydı

Gülümsememi daha derinleştirip Efeye baktığımda Efe sinirle burnundan soluyordu

"Yanlışlık en kısa zamanda çözülecektir"

Efe'nin avukatı konuşurken tek kaşımı kaldırıp başımı yana çevirdiğimde şuan kendini kaybetmiş bir Efe varken avukat ile muhattapa girmem söz konusu bile değildi

"Biliyormusun Efe bunlar iyi günlerin"

Bir adım atarak biraz daha inatla gülümsediğimde Efe' ye yaklaşarak devam ettim

" Burayı bile mumla arayacaksın"

Her kelimemde bir adım daha yaklaştığımda Efe' ye daha fazla yaklaşmadan arkamı dönerek Efe den uzaklaştığımda jandarmalar savcının odasına girmek için bekliyorlardı, daha fazla zaman kaybetmeden hızla adliyenin kamerasına arkamı dönmemle son cümlemi söylemiştim

"O ellerindeki kelepçeyi boynuna takacağım senin az kaldı!"

Efe cümlemi duymasıyla 'Lan!" Bağırarak hızla koşar adımla üstüme gelmesiyle hiç bir şey yapmama bile müsade etmeden boynumdan tutarak geriye savumasıyla refleksle elim boynumu tutan ele gitmişti

Sırtım duvara çarpmasıyla canım acırken yüzümü kırıştırmıştım, Efe tüm gücüyle boynumu sıkmasıyla nefes alamazken Zahidenin bağırışıyla beraber etrafta gürültüler kopmuştu

"İmdat!, yardım edin" etrafı göremezken tek gördüğüm Efenin öfke bürüyen gözleri olurken avukatı ayırmaya çalışsa da Efe boynumu daha fazla sıkarak bağırmışti

"Geber lan!"

nefes almak gittikçe zorlaşırken yüzümü kırıştırırken boynumdaki eli itmeye çalışıyordum, ama öyle bir boş çabaydı ki bırak itmeyi küçücük bir hareket bile etmemişti

"Yardım edin!"

Az önce tutuklu getiren jandarmalar koşarak gelmesiyle Efeyi geriye çekerek üzerimde almalarıyla derin bir nefes alacakken Efe jandarmaların ellerinden kurtulup boynuma yeniden çökmüştü

"Ne-Nefes" zar zor konuştuğumda Efe gülerek başını iki yana sallayarak

"Geberteceğim seni!" Efe'nin bağırmasıyla jandarmalar Efenin kol direncini kırıp üzerimden tamamen almışlardı,

aldığım nefes ile öksürürken bir elim boynuma gitmesiyle sanki tüm vücudumdan kan çekilmiş gibi dizlerimde derman kalmamıştı yere düşmemek için arkamdaki duvara tutunarak öne eğilip öksürmeye devam ettim

Gerçekten bu adam hastaydı, öldürmekten resmen haz alıyordu derin nefes alıp verirken başımı hafif kaldırarak boynumdaki eli çektiğimde Efeyi göstererek bağırdım

"Tutun o manyağı!" Efe bir kere daha hamle yapmasıyla refleksle hızla doğrularak duvara yaslandığımda jandarmalar Efeyi tekrar tutmasıyla bana dokunmadan engellemişlerdi

"Öldürecek beni!" Son ses bağırdığımda herkes duymuş, şahit olmuşlardı

Sırtımı duvardan çekmeden elimi boynuma götürdüğümde yüzümü kırıştırarak yalandan öksürerek yana doğru bir adım atmamla Efeden iyicene uzaklaşmıştım

Sonunda arkamı dönüp adliyenin duvarlarına tutuna tutuna yürüdüğüm de bize bakmak için toplanan topluluğu geçmemle merdivenlere yaklaştığımda boynumdaki elimi çekerek gömleğinin dağılan yakasını düzelterek yüzümdeki gülümsemeye engel olamamıştım işte bu kadardı...

Efe'nin nabzı öyle bir yükselmiştiki etrafı göremeyecek, düşünemeyecek kadar gözünü karartmıştı!

Ve sonuç oltama takılan küçük bir balıktan başka birşey olmamıştı...

EVREN BOLAÇ

Olduğumuz hale sinirle güldüğümde elimi direksiyona vurdum, gerçekten şaka gibiydi dört saat önce adının Lavin olduğunu öğrendiğimiz kadının evinin önünde arabanın içerisinde Dağhan beyimizi bekliyordum!

Hayır yani anlamış değildim ne zaman gördü veya ne kadar bir süre gördü de aşık oldu bu adam delirecektim gerçekten, birde gelmiş yok öyle diyor karşısında çocuk var herhalde bir sözüne inanacak

"Allah kahretsin" bağırmamla elimi direksiyona vurmam bir olurken Dağhan ne kadar inkar etse de o kadına tutulmuştu ama içinde olduğumuz bu hayat o kadının yaşamasına izin vermezdi ya Dağhan vaz geçip kadının yaşamasına izin verecekti yada ölecekti!, Dağhan'ın önünde iki seçenek varken Dağhan hangisini seçeceği mechuldü!

Başımı yana çevirip aracın camını açtığımda esen rüzgar toprağın kokusunu getirdiğinde aklıma Nazlı gelmişti, Nazlı bu ekibin bir parçası olurken yıllar önce kollarımızda kaybetmiştik, kaşlarımın çatılmasına mani olamazken Dağhan'ın Nazlı vefat ettikten sonraki tavırları olsun Nazlı yaşıyorken ona karşı tavırları olsun ikisinin arasında bir ilişki olduğunu varsaymıştık ama şimdi bu kadın çıkmış Trabzon'a gitmek yerine buraya gelmiştik gerçekten her şey o kadar saçma ve içinden çıkılmazdı ki başıma ağrı girmişti

-

Havanın aydınlanmasıyla evin kapısı açılırken içeriden Dağhan çıkmış arabaya doğru yürüyordu

Derin bir nefes verip göz devirerek aracı çalıştırdığımda Dağhan araca binmesiyle gaza yüklenerek yola çıktım

"Lavin'in evin etrafina üç adam yerleştir, her hareketini bilmek istiyorum"

Dağhan' in cümlesiyle bakmamla Dağhan cevap beklemeden telefonu kapatmıştı ani fren yaparak aracı otobanın köşesine çekip Dağhan'a baktığımda kendisi dışarı bakarken buralı bile değildi

"Öldürürler!"

Dağhan dediğimi duymasıyla omzunun üzerinden bana bakarken devam etmemi bekliyordu

"O kadını öldürürler Dağhan!"

"Öyle birşey olmayacak" Dağhan tüm umursamazlığıyla konuşurken gittikçe öfkeleniyordum

"Senin burada sabahladığını bir öğrensinler işte o zaman öyle bir şey var mı yok mu anlarsın kardeşim merak etme!"

"Öğrenmeyecekler!" Dağhan ne kadar bağırsa da başımla onaylayarak aracı çalıştırırken çalan telefon ile ceketin iç cebinden telefonu alıp kim aradığına bakmadan telefonu açtım

"Ne var?"

"Evren bey Efe beyi göz altına aldılar!"

Avukat Cihan'ın cümlesini duymam ile çok gitmeden bir kere daha ani fren yaptığımda Dağhan bir terslik olduğunu anlamıştı

"Anlamadım" öfkeyle sorarken Cihan derin bir nefes alıp devam etti

"Efe beyi göz altına aldılar"

elimi direksiyona vurarak devam ettim "Ne diyorsun lan sen" elimi bir kere daha vurmamla bağırmam bir olurken "Ne demek göz altına aldılar, sebep ne" dediğimde Dağhan telefondan arama yapmaya başlamıştı

"Bilmiyorum Evren bey"

"Lan sen avukat değil misin nasıl bilmiyorsun"

"Bilgi verilmiyor Evren bey"

"Kapat lan! geliyorum!" telefonu kapattığımda öfkeyle telefonu ceketin cebine koyarken gaza yüklenmiştim

"Olay ne öğrenebildiniz mi bir şey" Dağhan karşı tarafı dinlemesiyle "Si-" küfür ederken biraz daha karşı tarafı dinlemiş telefonu kapatmıştı

Dağhan camı açmasıyla içeriye rüzgarın girmesine izin verirken dışarıya bakarak devam etti

"Merkez karakolundan Ali müdür aldırmış, ardından direk adli sulh ceza mahkemesine götürmüşler"

"Neden?" Dağhan başta yola daha sonrada bana bakmasıyla bende yolu boş vererek Dağhan'a baktım

"Ali müdür bu kez iyi tutmuş güvenliği!, kimseden ses çıkmıyor karşı tarafın avukatının gelmesini bekliyorlarmış"

"Kim lan bu avukat, kim!" araçlara makas atarak havaalanına ilerlememle devam ettim "Bizim karşımızda durmaya cesaret edecek kadar aptal avukat kim!"

"Belli ki buralı değil, buralı olsa bu hareketiyle öleceğini bilir!" Dağhan'ın cevabıyla sinirle güldüğümde Dağhan devam etti

"Ya kahpelik olsun diye içeri alıp tutacaklar biraz, yada" Dağhan seçenek üretirken durmasıyla omzumun üzerinden baktığımda Dağhan bana bakıyordu "Yada ne?"

"Farklı bir iş var!"

"Si- lan farklı bir işi, benim kardeşimi kimse göz altına alamaz" havaalanın önüne gelmemizle aracı kapının önüne gelişi güzel bırakıp indim, arkadaki korumalardan biri gelip hızla aracı almasıyla duraksamadan havaalanına girmemizle pist kısmına gittiğimizde kalkmak için hiçbir neden yoktu.

-

Uçak Trabzon havaalimanı' na inmesiyle uçaktan inerken pist kısmına çoktan araçlar gelmiş bizi bekliyordu!, zaman kaybetmeden Dağhan ile ayrı ayrı araçlara binmemizle adliye'ye doğru yola çıkmıştık!, yol boyunca arkalı önlü ilerlerken sanki yol bitmek bilmiyordu ceketin içinden telefonu almam ile Cihan'ı aradığımda anında açılırken telefon vakit kaybetmeden konuşmuştum

"Var mı bir gelişme" Cihan sessiz kalarak cevap vermezken ben almıştım cevabımı telefonu kapatmadan yan koltuğa ayağımda "Aptallar" diye bağırmıştım

Adliyenin önüne gelmemle aracı park ederek indiğimde Adliyenin önünde içeriden adamımız Hakan vardı

Hakan bana doğru gelmesiyle etrafına bakmış ve hızla konuşmuştu

"Evren bey hoş geldiniz!"

"Başlatma lan hoşundan, beşinden!" bir adım yana atmamla elimle her hangi bir yeri gösterdiğimde öfkeyle devam ettim

"O yeni gelen müdür aldırdı demi Efeyi"

Hakan omzunun üzerinden hafif arkasına bakmasıyla başını iki yana. sallayarak devam etti

"Hayır Evren bey, savcı talimatıyla Efe bey göz altına alındı!"

"Savcımı?"

"Malesef evet Evren bey, bizzat savcı verdi kararı!, müdür Alinin de ekmeğine bal sürmüş oldu ekipten kimseye birşey demiyor"

"Farklı bir iş var!"

Dağhan'ın cümlesini hatırlarken kaşlarım çatılmıştı "Ne oluyor lan?" kendi kendime söylenerek Hakan'ın yanından koşar adımla adliyeye girmemle merdivenleri ikişerli çıkarken yukarıdan Efe'nin sesi geliyordu

"Ne demek bilgi verilmiyor lan!"

Merdiveni çıkmamla köşeyi dönerken Efe bir kere daha bağırmıştı

"Siz benim kim olduğumu biliyormusunuz!, bana kelepçe takamazsınız!"

İkişerli ikişerli son merdiveni de çıktığımda az ileride avukat Cihan'a bağıran Efe' yi görmemle seslenecekken kahkaha sesi gelmesiyle ister istemez duraksamıştım, sesin geldiği yöne bakmamla bakışlarım arkası dönük bir şekilde oturan kadını bulmuştu

Az önce koşan ayaklarım kadının gülmesiyle dururken idrak edemiyordum bu kadın neye gülüyordu!, bir kaç adım atmamla arkası dönük olan kadın ayak ayak üstüne atmış yanındaki kadına bir şeyler söylüyordu ama sesi boğuk gelirken ne dediğini tam anlayamıyordum, başımı yana çevirerek dediklerine daha dikkat kesildiğimde

"Zavallı" kelimesini duymuştum kadının baktığı yere bakmamla Efe'yi görürken o kahkahası, zavallı dediği kişi kardeşimmiydi, onun bu halinden keyif mi alıyordu adliyede olan kimseyi umursamadan elim belimdeki silaha gitmesiyle

"Niye buradayım lan ben!" Kulağıma tekrardan Efe'nin bağırması gelirken bakışlarım az önce gülen kadındaydı, belimdeki silahı çıkaracakken kadın ayağa kalkarak bağırmıştı

"Adam öldürmekten burdasın"

Kadın'ın dedikleriyle elim silahtan düşerken Efe ve avukat karşılarındaki kadına bakmıştı, "Sizde kimsiniz" avukatın öfkeyle sorduğu cümleyle kadın korkusuzca önlerinde dururken gülmüştü ama bu gülüşü baştan başına alay doluydu

"Kim miyim ben öldürdüğünüz Hakan Bas'ın karısının avukatı"

Kadın duraksamasıyla başını dikleştirdiğinde "Gülay Pınarbaşı" demişti bir adım geriye gitmemle bakışlarımı kadından çektiğimde Efeye baktım, yapmış mıydı böyle bir şey ben onu bu işlerden içinde olduğumuz bu cehennemden uzak tutmaya çalışırken Efe bunları hiçe sayarak adam mı öldürmüştü!

Merdivenlerden gelen ses ile omzumun üzerinden arkama baktığımda bir gurup Jandarmalar tutuklu getiriyordu ama bunu gören sadece ben değildim benimle beraber adının Gülay olduğunu öğrendiğim avukat kadın da görürken yandan gülümsemişti bu hareketine kaşlarım çatılırken kadın önüne dönerek adım adım Efeye daha da yaklaşarak devam etti

"Biliyor musun Efe bunlar iyi günlerin"

"Kes lan sesini" Efe kadını öldürecekmiş gibi bakarak bağırdığında kadın avukat umursamamıştı bile, bir kaç adım daha attığında başını iki yana sallayarak "Yanlış cevap" demesiyle geri dönerken bakışları sadece savcılığa girmeyi bekleyen Jandarmalardaydı

"Allah kahretsin" kadının ne yapacağını anlamam ile "Efe!" diye bağırsam da kadın her ne dediyse Efe "Lan!" diye bağırarak kadın'ın boynuna yapışmasıyla arkadaki duvara çarpmıştı

Adliye bir anda karışmasıyla gürültü kopmuştu kimileri olaya karışmamak için kaçışırken kimileri bağırarak yardım istiyordu

"Yardım edin!, adam öldürüyorlar!"

"İmdat!, Yardım edin!"

Arkada gelen ses topluluğuyla omzunun üzerinden baktığımda Gülay'ın saatlerce beklediği jandarmalar koşarak Efe gile ilerlemesiyle gözlerimi kapatarak derin bir nefes verdim

"Si-"

küfür etmemle tekrardan belimdeki silahı çıkardığımda bir elin silahtaki elime kapanmasıyla hızla yanıma baktığımda Dağhan şaşırmış bir şekilde bana bakıyordu

"Bırak" elimi çekmek için hamle yapmamla Daghan Silahı alırken devam etti

"Nabıyorsun lan etraf Jandarma, polis kaynıyor"

Önümde olan kaosa baktığımda Jandarmalar Efe' yi Gülay dan ayırmasıyla Efe tekrardan

Gülay'a saldırmıştı

Jandarmalar bir kere daha zor bela Efeyi alırken öfke doluydum nasıl olurdu da Efe' yi bu hale getirmişlerdi, Dağhan Efe'nin yanına gitmesiyle sinirle az önce yukarı çıktığım merdivenlerin korkuluklarına vurarak aşşağıya indiğimde, öfkeyle adliyenin kapısından çıkarak dışarıdaki sert rüzgarım yüzüme çarpmasıyla derin nefes verdim

Kadın'ın dedikleri hala beynimde dönerken öfkeyle elimi yandaki duvara vurmamla bağırdım

"Ahhhhh!" elimin acısı hissettiğim öfkeyi geçemezken yukarıda Avukat kadının

kahkahası, dedikleri kulaklarımda çınlıyordu

"Hahaha!"

"Zavallı!"

"Zavallı!"

"Zavallı!"

elimin kanı duvara bulaşması durmam için yeterli olmazken durmamı sağlayan tek bir şey vardı oda avukat kadın'ın adliye kapısından gülerek dışarı çıktığıydı...

****************❤❤***************

Yine güzel bir bölümün sonuna geldik canlar, bölümler daha sık gelmeye başlayacak artık. 😉😉

Yeni Çiftimiz nasıl buldunuz?

Bölümü nasıl buldunuz merak ediyorum yorumlarda buluşalım.

İNSTEGRAM HESABIM : teynimg_yazar_

İNSTEGRAM HESABIM : Kitaplar_meclisi

TİKTOK HESABI : TEYNIMG_YAZAR_06

TAKİP EDERSENİZ ÇOK SEVİNİRİM CANLARIM. (İnstagram da ve tiktok da güzel videolar var kaçırmayın derin😇🤗

SİZİ ÇOK SEVİYORUM KENDİNİZE İYİ BAKIN 💞❤♥😇

NOT : Yorumlarınızı ve oylamalarınızı bekliyorum 😉😉

❤❤❤❤❤💘❤❤

Bölüm sonu

0 yorum

Bu bölüme henüz yorum yapılmamış. İlk yorumu sen yaz.