İçeriğe geç

KURŞUNLU ZİNCİR

Bölüm 4 · 19 dk okuma

KURŞUNLU ZİNCİR

Bölüm 4

Bölüm 4 : GECE

LAVİN NATHAİR

Bean'ın elini bırakmamla başını eğerek bana baksada birşey söylememişti

Bean bu saçmalığı bana anlatana kadar gururumu ezip elbette bende ne birşey söylemeyecektim nede soracaktım

Salondan çıkmamızla apar topar üstümüze montumuzu alarak otelden çıktığımızda etrafa baksamda heryer karanlıktı ilerde taksinin farı yanmasıyla çalışırken anlamlandıramadığım bir sesle birlikte bakışlarımı taksiden çekip etrafa baksamda birşey yoktu devam eden sesle bu kez başımı kaldırarak otele baksamda ne bir şey vardı nede biri olurken kapının önüne taksi gelmişti daha fazla zaman kaybetmeden taksinin arka koltuğuna bindiğimde Baen'de ön tarafa binmişti

"City ​​to airport please" Baen binmesiyle şehir havaalanına gitmesini söylemesi bir olurken şoför başıyla onaylayarak yola çıkmıştık

Aradan geçen yarım saatin sonunda havalimanına gelmemizle taksiden inip havaalanına giriş yaptık

Baen'e ne kadar zaman tanısamda Baen bunu yok sayıp birşey demiyordu havalimanına girmemizle duraksamdığımda Baen bana bakıp

"Hadi" demişti Baen'in bu cevabına göz devirip dediğini görmezden geldiğimde anlatmasını bekliyordum ama ben ne kadar Baen den bir cevap beklesemde Bean cevap vermek yerine lanet olasaca çenesini kapatmış tek bir kelime söylemiyordu

Bean bana bakmasıyla derin bir nefes vererek ilerlediğinde daha fazla susmayacaktım

"Anlatacakmısın artık!" Bağırmamla Bean'in bakışları bana dönerken havaalanında olan kişilerin de bakışları bize dönmüştü Baen etrafa bakıp yanıma geldiğinde "Ne yapıyorsun Lavin" Baen bir kere daha etrafa bakıp

"Herkes bize bakıyor" birbirine bağladığım ellerimi açıp önümde duran Baen'in göğsüne vurmamla inerken "Baksınlar lan Baksınlar" Baen'i bir kere daha ittirdigimde "Anlat ne oluyor" demem ile geri çekilirken Baen derin bir nefes vererek anlatmak zorunda kalmıştı

"Dans için gittiğimiz yerde büyük bir iş adamı vardı"

"Sen nereden biliyorsun"

Baen söylemek söylememek arasında kalsada "Hadi" demem ile "Bizi çağıran kişi onun adamlarıydı"

Duyduklarım ile kaşlarım çatılırken Baen devam etti "Sonrada rakip şirket gelince gerildiler ve bizi çıkarttılar"

Sinirden gülerek baktığımda artık delirmek üzereydim Baen'i göğsünden sonkez ittirmemle önümden çekerken sitemle konuştum

"Aptalsın Baen, gerçekten aptalsın" demem ile arkamda Baen'i bırakarak havaalanının bekleme yerine gidip uçağın kalkış saatini beklemekten başka çarem yoktu biran önce bu saçma sapan bir şekilde gelip daha sonrada kovulduğumuz yerden gitmek istiyordum

-

Arabaya yaslanıp sıgara içerken Mert'in gelmesini bekliyordum sıgaradan derin bir nefes çekip başımı havaya kaldırmamla içime arabadan çektiğim dumanı dışarı vermiştim duman kendi ahenginden dans ederek havada süzülürken gelen sesle başımı eğip gelene baktım

Gelen kişi Mert olurken nihayet işini bitirmiş gelmişti arabadan sırtımı çekip elimdeki sigarayı yere atarak ayak ucuyla ezerken Mert'in sesini duymuştum

"Hallettim gidebiliriz patron"

"Cık" dudağımın kenarıyla Mert'in dediğine cevap verirken eğdiğim başımı kaldırarak Mert'e baktım

"Kerem'i çağır"

"Niye patron" Mert boş bulunmasıyla bana hesap sorarken kaşlarımı çalmıştı

"Sana hesap mı verecem lan!" Bağırmamla bir adım öne gittiğimde Mert' de bir adım geri gidip ellerini önünde birleştirerek başını eğmişti

"Affet patron bian boş bulundum"

Bir adım daha atıp Mert'in önünde durmamla düşüne elimin tersiyle vurdum

"Bulunmayacaksın, karşında kim olduğunu unutmayacaksın"

Mert başıyla dediklerimi onaylamasıyla çekip gitmişti aradan beş dakikanın sonunda Kerem gelirken Mert'e de arkasından gelmişti Kerem konuşmak için yeltensede ondan önce davranarak söze girdim

"Bugünkü dansçı kadının tüm bilgilerini istiyorum"

"Ne"

"Ne"

Kerem ve Mert anlaşmış gibi aynı kelimeleri söylemesiyle göz devirmekten başka birşey yapmamıştım arkamı dönüp giderken Kerem bir kere daha seslenmişti

"Hangisi patron"

Omzumun üzerinden arkama bakmamla Mert ve Kerem birbirine bakıp Mert bilmiyorum der gibi başını iki yana sallayarak Kerem'e cevap vermişti Kerem bana bakmasıyla önüme dönüp ayaklarım altında olan kara toprağa bakmıştım

Harbiden nasıl biriydi o kadın

Baktığım kara toprak olurken gördüğüm başını eğerek tersten bana bakan dansçı kadın'dı dudaklarımda gülümseme olurken

"Kum sarısı saçları olan kumral tenli kadın" demiştim ne kadar bu yeterli olsada daha geniş gülümseyerek devam ettim "Hafif çekik gözleri vardı"

Başımı iki yana sallayarak kendime gelmemle bu kadar bilgi yeterde artardi bile

Arkamı dönmeden arabanın kapısını açmamla omzumun üzerinden bana şaşkınlıkla bakan Kerem ile Mert'e bakıp devam ettim "Havaalanına varmamla dosyayı elimde istiyorum"

Arabaya binmek için hamle yapmamla Kerem tekrardan konuşmuştu "Abi nasil yetişsin"

Son kez yandan bakmamla gülümseyerek cevapladım "Oda senin problemin Kerem" demem ile araca binip çalıştırmamla u çekerek yola çıkmıştım

Yol akıp giderken aklımda tek bir soru vardı neden böyle bir şey yaptım ?

Kendime bir cevap vermezken neden yaptığımı bırak en ufak bir fikir, düşünce, en önemlisi yaptığımda en ufak bir mantık bile yoktu ama yapmıştım elimi direksiyona vurmamla aynadan arkama baksamda araç olup olmadığını unursamadan yan şeride geçmiştim arkada korna sesi duyulmasıyla kaşlarım daha fazla çatılırken umursamadan makas ata ata ilerliyordum her geçtiğim yerde korna sesleri dqha fazla duyulurken hızımı ikiyüzden üçyüze artırmıştım yanından geçtiğim araçlar artık bir şeritten ibaret olurken

umurumda bile değildi beynimi içinde bir türlü çıkmak bilmeyen tek bir gerçek ardı o da yaptığım düpe düz yanlıştı bizim gibi birinin yanında olmak ölüm demekti hele ki o kişi bensem felaketten başka bir şey değildi

çok geç değildi yakın zamanlarda olacak felaketin sesini, kargaşanın sesini, çekinmeden art arda patlayan silah seslerini şimdiden duyabiliyordum çok yakındı hem de çok

ceketin içindeki telefonu almamla duraksamadan Keremi aramıştım bu hatadan dönmek zorundaydım hemde hemen bir iki çalıştan sonra telefonun açılmasıyla Kerem'in sesi duyulurken

"Buyur abi"

Bir elim direksiyonu tutarken diğer elim telefonu tutuyordu bir şey demek yerine öylecene susarken dikiz aynasından arkaya bakmamla kendimle göz göze gelmiştim

"Abi"

şerit değiştirmeden düz yolda ilerlerken ne telefona cevap veriyordum nede yola odaklanabiliyordum öylecene dikiz aynasından gözlerime baktığımda göz bebeklerim iyicene kararırken istemsizce de küçülmüştü

"Bir şey mi oldu abi"

Kerem susmak bilmez bir şekilde peşi sıra konuşurken direksiyondaki elimi yumruk yaparak yüzümü kırıştırırken daha fazla öfke kusan ölüme aç olan ve en doğrusu ise bencillik akan gözlerime bakamamıştım bakışlarımı kendimden çekerek daha fazla beklemeden camı açarak elimdeki telefonu sinirle dışarıya attığımda hızımdan dolayı telefon geriye düşerken yan aynadan arkaya baktığımda telefon yere çarpmasıyla takla atarak param parça olurken telefonun parçaları etrafa dağılmıştı

"Ahh!" bağırarak yumruk yaptığım elimi direksiyona peşi sıra vururken lanet olsun ki bir şey yapamamıştım

"Allah kahretsin!, Allah kahretsin" Her saniye bağırışım artarken direksiyona vuran darbelerim sertleşmişti, öyle sertleşmiştiki direksiyon kan olmuştu ama bu beni durdurmazken içimdeki kendime olan öfkem dinmiyordu

Kerem'i aramıştım ama ağzımdan araştırmayı bırak cümlesini çıkaramamıştım aptal gibi susup kalmıştım, bir it gibi bencil davranmış o kadını kendime istemiştim ama alacaktım kendime rağmen o dansçı kadın benim olacaktı nihayet havaalanına gelmemle vurmayı bırakıp aracı gelişi güzel kapıda bırakarak inecekken karşıda park halinde duran araç dikkatimi çekmişti aracın plakasına baktığımda

61 EVR 2541

Plakasını görmemle Evrenin aracı olduğunu anlamıştım nasıl ve ya neden buraya geldiğini umursamamıştım belliki aramızda haber uçuran bir kuş vardı derin bir nefes vererek araçtan indiğimde havaalanın güvenliği yanıma gelmesiyle Evrende araçtan inmiş yanıma gelirken arkasında da koruma koşarak gelip az önce gelişi güzel bıraktığım aracı çekmişti girişten aracın çekilmesiyle güvenlik yolunun yarısından geri dönüp gitmişti

İşaret parmağımla Evreni gösterdiğimde "O kuşa söyle bu saatten sonra kendini öldü bilsin" demem ile havaalanına giriş yaptığımda etrafta baksam da Kerem gözükmüyordu birçok insan bir o tarafa bir bu tarafa giderken bakışlarımı etraftan çekip arkamı dönmemle Mert ve Evrenle karşılaşmıştım odak noktam Mert olurken Mert hemen toparlanarak gelecek soruyu bekliyordu

"Kerem nerde" tok bir sesle sorumu sorduğumda Mert yutkunarak etrafa bakmıştı "Kerem nerde!" bu kez az önceki sakinliğimden eser kalmazken sinirle bağırarak sorumu tekrarlamıştım

"Buradayım patron!" Kerem'in sesi duyulmasıyla Mert'in omzunun üzerinden arkasına baktığımda Kerem havaalanının kapısından koşarak içeriye girmişti Kerem hızını kesmeden yanımıza gelmesiyle başımı yana çevirerek Kerem'e baktığımda Kerem tereddiütle Evren'e bakarak yardım istesede boş bir çabaydı bekletilmekten hiç haz etmezdim hele ki dediğim bir şeyin zamanında yapılmaması beni delirtirdi ve bunu Kerem dahil tüm adamlarım ve dahası A dan Z ye tüm çalışanlarım bilirdi ama Kerem bugün geç kalmıştı ve sonuçlarınada katlanacaktı

Kerem'in yakasından tutmamla duvara çarparak yasladım

"Ne dedim lan ben sana!" Keremin yakasından tutmamla bir kere daha sırtını duvara vurduğumda yüzüne yaklaşarak bağırdım

"Ne!"

Havaalanındaki herkesin bakışları bizi bulsada bu benim durmam için yeterli değildi

"Getirdim dosyayı patron"

Kerem konuşurken elindeki dosyayı kaldırıp göstermişti yanda duran Evren dosyayı görmesiyle başını yana eğerek birşey yapmadan bakmaya devam etmişti

"Zamanında getirecektin"

Keremi kendime çekmemle duvara fırlatarak bağırdım "Ben gelmeden o dosya ve sen burada olacaktın!" Kerem öksürmeye başlamasıyla havaalanın içerisinde yürüyüp koltuğa tekme atmamla koltuk devrilirken bir kere daha bağırdım

"Zamanında getirecektin lan!"

"Tamam sakin ol Dağhan"

Kerem'e hamle yapmamla Evren engel olurken şimdilik bırakmıştım ama şimdilik

"Ver lan dosyayı" Kerem bir adım gelip elindeki dosyayı uzatmasıyla başını eğmişti

"Buyur abi"

Dosyaya elimi vurarak almamla Kerem'in eli aşağıya düşmüştü

Bakışlarımı Kerem den çekip dosyanın kapağını açmam ile ilk sayfadaki dansçı kadının resmiyle karşılaşmıştım resme bakarak "Devam et" demem ile Kerem elini önde birleştirerek konuşmaya başlamıştı, tüm dikkatim resimde olsa da bir taraftan da Kerem'i dinliyordum

Arkamı dönüp bir iki adım atmamla boş bir koltuğa oturduğumda resimde bile kıskanılacak kadının her bir zerresine aklıma kazımak için baktım

"Adı Lavin soyadı Nathair" Kerem' in söylediği son kelimesiyle beraber İskoç demem ile Kerem beni duymamıştı

"İskoç asıllı bir kadın" ilk sayfayı değiştirmem ile adının Lavin olduğunu öğrendiğim dansçı kadın üstünde beyaz renkli elbise varken sanki elbise arkalı önlü iki bez parçadan oluşuyormuş gibi yanları olmazken her iki taraftan da küçük birer şerit iki bez parçasını tutuyordu tüm elbise püsküllü olmasıyla yanları komple açıktı gözlerimi kapatıp derin bir nefes vermemle Kerem' in dediklerini duyuyordum

"Yirmi yedi yaşında kumral bir güzel" Kerem son kelimeyle gülerken sinirle baktığımda Kerem anında yerinde hareketlenerek öksürmesiyle devam etti

"Özür dilerim patron" sinirle Kerem'e bakmaya devam ettiğimde Kerem bu durumdan kaçmak için dosyadaki bilgileri söylemeye devam etmişti

"Sekiz yıldır dans ile uğraşıyor ki bu konuda çok da yetenekli bir sürü ödülleri var Salsa, Foxtrot, Jive dansları ile uğraşıyor" bakışlarımı Kerem den çekip geri resme baktığımda beklemeden sayfayı çevirdim

Bu sayfada ise geçen gecede olduğu gibi Lavin' in yanında partneri varken elbise her zamanki gibi püsküllü olurken Lavin burada ise kırmızı renk bel oyuğuna kadar açık bir elbise giymişti

Ve çokta güzel yakışmıştı yandan gülerek elimi dosyanın altından çekmemle işaret parmağımla resmin üzerinde açıkta duran tenine dokunmuştum

Kerem'in durmasıyla "Devam et" diyerek konuştuğumda bekleyecek zamanım yoktu biran bu kadın hakkında herşeyi bilmek istiyordum diğer bir sayfayı açmamla orta yaşlarda kadın ve adamın resmi varken en altta da otuzlu yaşlarda bir adamın resmi vardı

"Lavin'in annesi Maisie ve babası Casey İskoç asıllı bir aile Casey yani baba iş adamı, Lavin'in annesi Maisie de ev hanımı, orta varlıkta bir aileler, en altta resmi olan adam ise Lavin'in abisi Adair, otuz iki yaşında medeni hali ise bekar baba ne kadar işine düşkün biri olsada oğlu için aynısını söyleyemeyeceğim"

Resme daha dikkatli baksamda Adair denen adam her resimde gülüyorken baba ise her resimde durgundu

"Çünki Adair gece hayatında aktif biri"

Arka sayfadaki kalabalık aile fotoğrafına baktığımda Lavin'i görememiştim resmi yan çevirip yaklaştırsamda onca kişi arasında yine Lavin'i görememiştim çünkü Lavin yoktu yoksa bu eşsiz kadını görmemem imkansızdı

"Demek kalabalık bir aileye sahip" Gülerek konuşmamla cümlemin sonunda kaşlarımı çatarak devam ettim

"Ama neden resimde yok" başımı kaldırmadan Kerem'e sorumu sorduğumda Kerem'e bakmasamda başını sallayarak beni onayladığını anlamıştım

"Kalabalık bir aile gibi gözükseler de başta babası olmak üzere ailesi Lavin'i silmiş durumda"

Başımı yana çevirip gözlerimi kıstığımda anlamaya çalışıyordum ne demek silmiş durumda bu aptal adamlar kim oluyordu da Lavin'e böyle bir şey yapabiliyordu

"Sebep!" Sesim gür çıkarken Kerem bu hareketime şaşırsa da devam etmişti

"Babası dansçı olmasını istemiyormuş Lavin de dans dan vazgeçmeyince kızlarını hayatlarından silmişler"

Başımla onayladığımda çenemi kütleterek Kereme baktım "İyi sana iş çıktı"

"Ne işi patron"

Dosyayı bırakmadan arkama yaslandığımda gülümseyerek Kerem'e baktım

"Bunun gibi beş para etmez tipler kumarı sever, çalın ağızlarına biraz bal sonrada ellerinden her şeyi alın"

Başımı arkaya atmamla kahkaha attığımda devam ettim "Yazık baba ve oğul farklı hayat sürselerde aynı bok çukurunda boğulacak, ne kadar üzücü bir son"

Kerem gülerek onaylamasıyla başımı kaldırarak dosyayı gösterdiğimde devam etti

"Adamın ismi Baen Lestari, Endonezyalı"

Kerem adamı söylemesiyle Lavine sarılı adama baktığımda adam esmer ve sakalsızdı adamın çıkkın elmacık kemikleri yüzün de hakimiyet kurarken otuzlu yaşlarında olduğu belliydi

"Ailesi yakın zamanda trafik kazında vefat etmiş, ailesinden sonra akrabalarıyla bağına kesmiş"

sayfayı çevirdiğimde kaza haberi vardı bu beni ilgilendirmezken zaman kaybetmeden sayfayı çevirmiştim arka sayfada ise Bean denen adam ile yanında iki adamın resmi vardı

"İki arkadaşı var, onlarla takılıyor" sayfaları beklemeden peşi sıra çevirsem de başkalarının resimlerinden başka koca dosyada hiş bir şey yoktu son sayfayı çevirmemle Lavin ve Baen denilen adam yana yana gülerek bir yerde oturdukları resmiyle durmuştum

"Lavin ve Bean yıllardır partnerlermiş, ikisi arasında bazı haberler çıkmış ama-" Kerem'in cümlesini kesmem ile cümlesi yarıda kalsada "Ne haberi" demiştim

"İlişkileri olduğu yönünden bir haber patron, uzun bir süre yalanlamışlar ama bir ay öncesin de Bean'nın verdiği bir röportaj da nişanlı olduklarını doğrulamış" Duyduklarım ile kaşlarım çatılırken

"Lafın kısası patron dansta olan yakınlaşma, temas derken sonu evlilik"

Kerem'in cümlesiyle elimdeki dosyaya yere atmamla ayağa kalkarken "Kes!" Diye tüm hırsımla bağırdım Kerem ve saatlerce sesini çıkarmadan bizi dinleyen Evren birbirine bakmasıyla onları umursamadan "Nerede Lavin"

"Gitmiş"

"Nereye!" Kerem'in taksit taksit konuşmasıyla öfkelenirken verecek cevabı bekliyordum

"İstanbula oradan da Mersin'e geçip yapmışlar" Kerem'in devam etmesiyle çenemi sıkarak

"Bana bak lan taksit taksit söyleme şunları" uyarımla Kerem bir adım geriye gitmesiyle son kelimeyi de söylemişti

"Lavin Mersinde yaşıyor hadda evide Muğla çıkışından sağ tarafa sapan bir yol var oradan üç km gidince karşına çıkan villa"

Başımla onayladığımda "Demek Mersin " dememle uçağa doğru giderek arkamda kalan kişilere bağırdım

"Gidiyoruz"

Kimse birşey demeden arkamdan gelirken havaalanının pist kısmına inmemle özel uçak havalanmak için beni bekliyordu, uçağın başında beni bekleyen pilota başımla uçağı gösterdiğimde pilot hızla uçağa bindiğinde bir kaç adımda bende uçağa binmemle pilot ve hostesler koridorda beni karşılamışlardı

"Nereye efendim"

"Mersin" dememle pilot hızla yanımızdan giderken omuzumun arkasından arkama baktığımda Evren de arkamda uçağa binmiş dediğimi duymuştu ama dediğime şaşırmazken Evren başıyla hosteslere gitmelerini söylerken içeriye girip oturmamızla havalanmıştık

Başımı arkaya atıp tavana baktığımda dansçı kadının hareketleri canlanıyordu gözlerimin önünde onun o pürüzsüz boynu, hafif çekik gözleri aklımdan bir türlü çıkmak bilmiyordu

"Konuşmamız lazım Dağhan" Evrenin sesi onca güzel düşüncemi mahvederken açık olan gözlerimi kapatarak Evren ile konuşmayacağımı belirtmiştim Evren hareketimi anlamasıyla ağzının içinden küfrederken gözlerimi açmamıştım şuan tek yapacağım şey yol boyu dansçı kadını düşünmek olacaktı

-

Aradan geçen bir saatin sonunda nihayet Mersin' e gelmiştik adının Lavin olduğunu öğrendiğim dansçı kadınla aramızda sadece dakikalar kalmıştı yandan gülerek biraz daha beklediğimde uçağın alçalmasıyla başımı yasladığım yerden kaldırarak baktığımda Evren telefonu ile uğraşıyordu, uçağın ayakları piste sürtmesiyle ayağa kalktığımda "Dağhan" Evren'in sesi tekrardan duyulurken derin bir nefes vererek arkama bakmadan merdivenlere yöneldiğimde Evren sinirle tekrardan konuşmuştu

"Dağhan"

"Ne lan ne" hızla arkamı dönmemle karşımda Evren dururken Evren ellerini açarak bağırması bir olmuştu

"Nabiyoruz lan burada" Evren soru sorarken cevap beklemeden devam etmişti

"Buraya Nscmmittin için geliyorsun, sonra birden bir tane kadını araştıttırıyorsun" Evren kadını anmasıyla boynumu kütlettiğimde Evren dur durak bilmeden devam etmişti

"Sonra hop Mersin, Necmettin in adamı mı diycem bunun için şehir şehir gezmeyiz tutarsın birini, öldürür bir çöplüğede atar gider"

"Kes sesini" tek kaşımı kaldırarak tehdit etmemle düşüncesi bile iğrençti Arkamı dönüp merdivenlerden inmemle Evren devam etmişti "Olamaz ama yinede söyliyeyim" son bir kaç basamak kalmasıyla Evren bağırmıştı

"Aşık mı oldun Dağhan Bolaç" Duyduklarım ile adım atamazken içime tarifsiz bir öfke dolmuştu az önce indiğim merdivenleri hızla geri çıkarak Evren'in dengine gelmemle bir adım öne gidip işaret parmağımı göstererek

"Öyle birşey asla olamaz" demiştim Evren dediğim kelimeyle alayla gülerek başıyla onaylamasıyla devam etti

"Bencede olamaz çünkü kadın nişanlı"

"Kes!" diyerek Evren'e bağırmamla arkamı dönüp merdivenleri inmeye başladım

Böyle birşey olmazdı elimi merdiven korkuluğuna vurarak "Kahretsin!" diye bağırdım az önce çıktığım merdivenleri bu kez hızla inmemle havaalanına giriş yapmıştım koca havaalanı bana dar gelirken onun birisine ait olmasına katlanamıyordum

Ama o kadına aşık da olmamıştım bu hissettiğim çıkmaz da neydi böyle düşündükçe kafayı yiyecektim

Ceketi kollarımdan çıkartmamla havaalanından çıkarken kapının az ilerisine arabada gelmişti

"Abi ne yapıyoruz biz burada"

"Ne biliyim lan ben yiyorsa git Dağhana sor"

Arabaya yönelmemle arkamda Mert'le Evren'in konuşmasını duysamda umursamamıştım arabanın önünden geçmemle güvenlik arabadan inerken zaman kaybetmeden araca binip hızla mersin çıkışına sürdüm

-

Kerem Muğla çıkışı dediği için havaaalanından ters istikamete sürdüğüm de ilk sağdan sapmıştım aklıma Kerem'in "Üç km gidince karşına çıkan ev" demesi gelince başımı aşağı yukarı salladığım da kulaklarımda Kerem'in ve Evren'in dedikleri dönüp duruyordu

"Lafın kısası patron dansta olan yakınlaşma, temas derken sonu evlilik"

"Bencede olamaz kadın nişanlı"

demesi gelince elimi direksiyona vurmuştum

"Nişanlı"

"Nişanlı"

Sinirle burnumdan solurken ilk kavşaktan dönüp ilerlerken küçük bir villa karşıma çıkmasıyla arabanın farlarını kapatıp uzak bir yere park ettiğimde araçtan çıkmıştım, soğuk rüzgar yüzüme çarparken ister istemez etrafa baktığımda çevrede tek ev olduğunu görmemle kaşlarımın çatılmasına engel olamasam da sonradan memnuniyetle gülümsemiştim, en azından onu burada kimse göremezken bende rahatlıkla her gece beni tek dokunuşuyla rahatlatan kadına, Lavin'e gelebilirdim

Arabaya yaslanmamla Evren de yanıma gelmiş benim gibi arabaya yaslanmıştı eve bir kez daha baktığımda kapısı bahçeye açılan büyük camdan ışık geliyordu büyük ihtimalle salondaydı ama neyi bekliyordu anlamamıştım kolumdaki saate baktığımda saat gecenin birine geliyordu

"Bean'nın verdiği bir röportaj da nişanlı olduklarını doğrulamış"

Beynimin içinde susmak bilmeyen ses bir kere daha kendini belli etmesiyle sırtımı eve dönmemle arabanın tavanına vurmuştum bu saatte nişanlısını bekliyor olabilirmiydi, yada o adam vardır evde ondanda uyanık olabilirdi sinirden elimi daha sıkı sıkarak bir kere daha tavana vurduğumda o adamı öldürecektim hızla arkamı dönmemle karşımda duran eve bir iki adım atmıştım ki kolumdan tutularak durdurulmam bir olmuştu Evrene dönerek elinini itmemle geriye gittiğimde bağırdım "Ne!"

"Ne oldu birden"

"O adamı öldüreceğim"

demem ile eve yürümeye başladığımda arkamdan Evrenin sesini duymuştum

"Kimi"

cevap vermeden ilerlememle yeni fark ettiğim evin önünde olan bir kaç çiçeğin aydınlanmasıyla omzumun üzerinden arkama bakmıştım bir motosikletin gelmesiyle o adamı öldürmek için eve gitmek zorunda kalmamıştım çünkü kendisi eceline gelmişti hızla motosiklete yönelmemle Evren anlamış olacak ki benden hızlı davranarak motosiklete gitse de bana engel olamamıştı

adamın yakasından tutmamla motosikletten attığımda sırt üstü yere düşmüş korkuyla bana bakıyordu adamın üstüne çıkmamla belimdeki silahı çıkarttığımda kaskın açık olan kısmından adamın alnına dayamıştım adamın gözleri büyürken benden kaçmaya çalışsa da nafileydi

"Abi, abi" diye yalvarmaya başladığında her zaman olduğu gibi bunada acımayacaktım Bean şerefsizin Lavin'e sahip olmasına izin vermeyecektim adam altımda bir kere daha kaçmak için çabalasada kaçamayacağını anlamış olacakki hızla başındaki kaskı çıkartmaya geltenmişti bu yersiz çabasına izin verdiğimde adam başındaki kaskı çıkarmasıyla yüzünü görmemle silahtaki elimin düşmesi bir olurken kalakalmıştım nasıl olurdu böyle bir şey

Gelen Bean değildi halbuki onun gelmesi gerekiyordu sonuçta nişanlısı buradaydı "Ahhhh" Bağırmamla elimdeki silahı taşlı yere fırlattığımda çıkan sesi umursamadan adamın üzerinden kalkmıştım

Nasıl böyle birşey düşünebilirdim heleki ben Nasıl, Nasıl, başımı iki yana sallayarak düşündüğüm şeyle kendimden nefret ederken Allah kahretsinki elimden hiçbir şey gelmiyordu

Evren' de gelen kişinin başka biri olduğunu görmesiyle ağzının içinde küfretmesiyle adamı yerden kaldırmıştı "Abi ben birşey yapmadım" adamın korkarak söylediği cümleyle dişlerimi sıktığımda bir iki adım geriye gitmiştim

"Tamam aslanım bir şey yok, ne işin var senin burada" Evren adamın omzundan dostane bir şekilde tutarak adama bakıyordu

"Kuryeyim abi" adamın cümlesiyle omzumun üzerinden adamın üzerine baktığımda gerçekten de kurye kıyafeti vardı ve ben bunu fark etmemiştim o kadar gözüm dönmüştüki koca kıyafeti görmemiştim

Evren bana bakıp başıyla onayladığında "Kurye demek" Evren sinirle gülerek konuşmasıyla adama baştan aşağıya bakmıştı adam başını aşşağı yukarı sallayarak devam etmişti "Pizza getirmiştim"

"Pizza, ne güzel" Evren şaşkınlığını saklayamazken adamı tekrarlamasıyla, adam devam etti

"Vallahi Pizza ya ben birşey yapmadım, Lavin diye bir kadın istedi"

"Adını anma lan!" Bağırmamla adama hamle yaptığımda adam bir adım geriye gitmesiyle Evren konuşmuştu "Tamam aslanım, sen bekle bakalım burada" Evren kuryeyi bırakıp arabaya ilerlemesiyle kuryenin bakışları Evren ve benim aramda gidip geliyordu Evren arabanın kapısını açıp içeriye oturarak torpidoya uzanarak birşeyler yaptığında amacını anlamamıştım

Evren işini bitirmesiyle geri gelirken cebinden bir miktar para çıkarıp kuryenin cebine sormasıyla konuşmuştu "Şimdi aslanım bunu alıyorsun burayı ve bu olanları unutuyorsun"

"Abi"

"Şşşş" Evren kuryeyi susturmasıyla motosiklete gidip motosikletin arkasındaki kutudan Pizza kutusunu alarak sırtıyla kuryenin görüşünü kapatsada ne yaptığını yandan görebiliyordum

"Dur oğlum hemen konuşuyorsun" Evren birsey yokmuş gibi konuşmasına devam etmesiyle Pizza kutusunu açarak pizzanın üstüne birşey dökmesiyle hareketlensemde Evren hızla kapağını kapatıp döndüğünde kutunun üstündeki ismi okuyormuş gibi yapıp kuryeye gülerek bakmıştı

"Bunuda al siparişini teslim et" kutuyu kuryenin eline tutuşturmasıyla devam etti

"Sonrada ne sen bizi hatırla, nede biz seni hatırlayalım"

Kurye birşey diyecekken Evren izin vermemişti "Yaşamak istiyorsan itiraz etme"

Kuryenin başka seçeneği kalmadığından başıyla onayladığında hızla kapıya gidip çalmıştı karanlık bir köşeye geçmemizle kapının açılması bir olurken Lavin gözükmüştü

Lavin başını kapının arkasından uzatmasıyla gülümserken Kurye kutuyu uzatmasıyla Lavin alırken kapıyı açık bırakarak içeriye gitmişti

Kurye Lavin'in gitmesini fırsat bilerek arkasını dönüp az önce olduğumuz yere bakmasıyla kimseyi göremezken koca bahçede göz gezdirmişti ama sonuç yine değişmemişti

Kurye önüne dönmesiyle beklerken bakışlarımı kapıdan ayırmadan konuştum

"Pizzaya ne kattın"

"Güzellik uykusu"

"Niye" Evren'in cümlesiyle kaşlarım çatılırken Evren gülerek bana bakmasıyla devam ederken Lavin tekrardan kapının önüne gelmiş kuryeye parayı uzatmıştı

"Bu kadar ortalığı yıkıp döktüğüne göre içeriye gireceğini adım kadar biliyorum"

Kurye parayı almasıyla Lavin içeriye girdiğinde, Kurye koşar adımlarla kapıdan uzaklaşırken etrafa bakınarak motosiklete binip gitmişti

"Anlıyacağın Lavin hanım güzel bir uyku çekerken sende istediğini yapabilirsin"

salonda karaltının geçmesiyle Lavin elinde kutuyla salona gelmiş koltuğa oturmuştu başımı yukarı kaldırıp iki katlı villa eve bakmamla tüm ışıkların yandığını görmüştüm dudaklarımın arasında derin bir nefes verip geri salona bakmaya başladım

Bunlar kaç kişiydi de eve sadece bir pizza gelmişti tek kişi olsa neden evin tüm ışıkları yanıktı, evde iki üç kişi var desem neden tek Pizza gelmişti, Lavin şimdiden dengemi alt üst ederken aklımı kaçıracaktım artık elbette birilerinin de olması gerekiyordu ama kimlerdi

Camdan gördüğüm kadarıyla Lavin bir taraftan pizzasını yerken bjr taraftanda hararetli bir şekilde eliyle karşısındaki kişiye birşey anlatıyordu biran önce bu saçmalığın bitmesini umarak derin bir nefes verip beklemeye başladım

-

Aradan geçen on dakika sonra Lavin oturduğu yerden ayaklanarak salondan çıktığında ışığı kapatmamıştı "Ne zaman gösterir ilaç etkisini" Evren sorumun üzerinde kolundaki saate baktığında cevaplamıştı "Göstermesi gerekiyor" Eve bir kere daha baktığımda lanet olasaca tüm ışıklar hala yanıyordu ama daha fazla beklemeyecektim

Eve gittiğimde Evren bu kez durdurmak yerine arkamdan beni takip ederken

Kapıya gelmemizle eşikte bir kaç tane farklı farklı ayakkabi vardı Evren'in eli

Belindeki silaha gitmesiyle "Baen bende sen kadına git" demişti birşey demeden başımla onay verdiğimde ceketin cebinden bıçağı çıkartıp ucunu kapının kilidine sokmamla sağa sola çevirdiğimde bir tarftanda elimle kapının kulpunu kendime çekerek kilidi boşa düşürmeye çalıştığımda sonunda tık sesi gelmesiyle kapı açılırken artık Lavin ile aramda engel kalmamıştı,

İçeriye girmemle koridorun ışıkları açık olsada kimseler yoktu Evren'ninde içeriye girmesiyle aynı sessizlikte kapıyı kapattığımda salona gidip bakmıştım ama buradada kimseler yokken ışık açıkdı dişlerimi sıkarak yüzümü buruşturduğumda tek tek odalara baktım, ama hepsi boşken tek bir oda kalmıştı buradaydı işte, bir kapı arkasındaydı

Kapıyı yavaş yavaş açtığımda yatakta yatan narin bir beden beni karşılamasıyla yüzümde gülümseme oluşurken gözlerimi narin bedeninden alamamıştım.....

******************

Bölüm sonu.

Nasıl buldunuz bölümü yorumda buluşalım

Beğenileri ve yorumları yapmayı unutmayın bir sonraki bölümde görüşürüz kendinize iyi bakın seviliyorsunuz

İNSTEGRAM' da ve TİKTOK' da güzel videolar ve SPOİLER var takip edin

İnstegram Adı: TEYNİMG_YAZAR_

TikTok Adı : TEYNİMG_YAZAR_06

Bölüm sonu

0 yorum

Bu bölüme henüz yorum yapılmamış. İlk yorumu sen yaz.