İçeriğe geç

KURŞUN

Bölüm 9 · 3 dk okuma

KURŞUN

Bölüm 9

9.)Bir Şans

Eve geldim, lale saksısını sehpanın üzerine koydum ama bir şey fark ettim devamlı olarak gidiyor o saksıya bakıyordum, baktıkça gülümsüyordum. En son telefonuma gelen mesaj ile irkildim. Meyra'dan gelmişti.

-------------------------------------------------------------------------

Meyra: Zehra bugün okulda ders çalışmak için kaldığımda Göktuğ yanıma gelip numaranı istedi. Vereyim mi?

Anlık bir düşündükten sonra:

Ben: Verebilirsin Meyra, sıkıntı yok.

-------------------------------------------------------------------------

Telefonumu cebime attım.Heyecanlandım ve tekrardan lale saksıma baktım. Sonrasında ani bir şekilde duraksadım. Devamlı olarak Göktuğ'u düşünüyordum ve açıkçası bu beni korkutmaya başlamıştı. Ona karşı bir şeyler hissetmekten korkuyordum. Son derece evhamlı olan ben numaramı hiç umursamadan doğru düzgün düşünmeden direkt vermiştim. Bu benim için hiç normal değildi. Telefonuma bir mesaj pardon, mesajlar geldi, evet yine Meyra'dan

-------------------------------------------------------------------------

Meyra: Zehraaaa!

Meyra: Zehra acil bak.

Meyra: Harika bir şey oldu.

Meyra: Kime diyorum?

Ben: Tamam tamam sakin, ne oldu?

Meyra: Atlas...

Ben: Atlas kim?

Meyra: Hoşlandığım kişi işte.

Ben: Tamam, anladım. Ne oldu ona?

Meyra: BENİ SİNEMAYA DAVET ETTİ!

Ben: Çok güzel, kabul edecek misin?

Meyra: Sence?

Ben: Tamam tamam. Sinemadan dönünce bana anlatırsın.

Meyra: Anlatırım, merak etme.

Ben: Görüşürüz o zaman.

Meyra: Hoşça kal.

-------------------------------------------------------------------------

Ardından bilinmeyen numaradan bir mesaj geldi girip baktım.

Bilinmeyen Numara: Zehra selam, ben Göktuğ.

Duraksadım ve cevap vermeden önce Rehberimde girip kaydettim

-------------------------------------------------------------------------

Zehra: Merhaba Göktuğ.

Evet farkındayım, çok acayip bir selamlaşma oldu. Sanki iki robotuz da sahiplerimiz bizi tanıştırıyor. Neyse yazacak başka bir şey aklıma gelmediği için beklemeye başladım.

Göktuğ: Ben sana bir şey sormak istiyorum.

Ben: Sor bakalım.

Göktuğ: Benimle bir şeyler içmeye gelir misin?

Buz gibi kesildim, ne diyeceğimi bilemedim. Ona karşı bir şeyler hissediyordum ama bu hislerin büyümesi beni korkutuyordu. Bir kere de olsa kalbimin sesini dinlemeli miydim? Hızlı bir kararla elim klavyeye gitti.

Ben: Olur Göktuğ, gelirim.

Göktuğ: Güzel o zaman bir saate üniversitenin oradaki kafede buluşalım mı?

Ben: Tamam.

-------------------------------------------------------------------------

Kalktım saçımı açtım ve topuz yaptım. Topuz yaptığımda gözlerimin çekilmesi çok hoşuma gidiyordu. Şeffaf rimel sürüp kaşlarımı taradım. Parlatıcı sürüp makyajımı bitirdim.

Zaten üzerimi değiştirmeye üşendiğim için üzerimde hala beyaz tişörtüm ve kot pantolonum vardı, üzerine siyah bir kot ceket geçirdim. Çantamı da toparlayıp evden çıktım. Yürüyerek gitmeye karar verdim. 45 dakikam olduğu için yürüyecek vaktim vardı.

Kafeye yaklaşınca saate baktım ve yetiştiğimi gördüm. Kafeye girip efrafa bakındım ve Göktuğ'u gördüm, oturduğu tarafa yaklaşıp karşısına oturdum. Beni görünce gülümsedi.

"Hoş geldin."

Bende gülümsedim.

"Hoş bulduk."

"Ne içmek istersin?"

"Canım bir şey istemiyor."

"Burası self servis (garsonun bulunmadığı, müşterilerin kasaya gidip siparişini kendi aldığı ve getirdiği satış biçimi)sanırım, ben kasaya gidip geliyorum."

Göktuğ kalkıp kasaya doğru yöneldi ve bende beklemeye başladım. İçinde garip bir his vardı ama sebebini henüz çözemiyordum. Tedirgindim ama aynı zamanda da içinde gairp bir huzur vardı.

Yaklaşık 10 dakika sonra Göktuğ geri geldi. Elinde bir tepsi ve tepsinin içinde iki sütlü kahve ve bir donat veya pasta gibi bir tatlı vardı. Tepsiyi masaya koyup yerine oturdu. Tepsiye baktığımda donatın üzerinde Say Yes! (Evet De!) yazdığını gördüm. Gülerek Göktuğ'a döndüm.

"Donatın üzerinde "Evet De!" yazıyor."

"Evet birazdan sana sorcağım şey için." Dedi utanarak.

"Ne soracaksın ki?"

"Zehra..."

"Efendim?"

"Yani nasıl söyleyeceğimi bilmiyorum ama... "

"Göktuğ anlamıyorum."

Heyecanlanmıştı ve bu her halinden belliydi. Ani ve heyecanlı bir tonla:

"Zehra ben senden hoşlanıyorum."

Gözlerim büyüdü ve hızlıca başımı çevirdim.

"Ne!?"

"Zehra biliyorum çok ani oldu ama gerçekten sana karşı bir şeyler hissediyorum ve bunu saklamak istemiyorum ama sen bana karşı bir şeyler hissetmiyorsan anlarım."

"Göktuğ, açıkçası bende..." Dedim ama sözümü tamamlayamadım beş saniye duraksadıktan sonra konuşmaya devam ettim.

"Bir şeyler hissediyorum ama ne demem gerektiğini, nasıl davranmam gerektiğini bilmiyorum."

"Zehra seni anlıyorum, bende ilk defa birine karşı böyle duygular hissediyorum. Biliyorum, aklın karışık ben de senle konuşmadan önce çok düşündüm ama bende sana hemen sevgili olalım demiyorum. Sadece birbirimizi tanıyalım, bir şans verelim istiyorum. Tabii sen de istiyorsan"

"İstiyorum Göktuğ, istiyorum."

Evet, kalbimin sesini dinlemeye karar vermiştim. İkimizde birbirimize bakıp gülümsedik. Açıkçası pişman da değildim.

Bölüm sonu

0 yorum

Bu bölüme henüz yorum yapılmamış. İlk yorumu sen yaz.