İçeriğe geç

KURŞUN

Bölüm 40 · 4 dk okuma

KURŞUN

Bölüm 40

40.)Karakol

(Zehra'nın Anlatımıyla)

"Meyra artık konuşsan diyorum, ne oldu amcana?"

"Zehra, amcam hiç yapmaması gereken bir şey yaptı."

Göktuğ da yanımıza gelmiş, Meyra'nın ne diyeceğini merak ediyordu.

"Tamam canım, onu anladık zaten. Hadi ama ne hata yaptı amcan?"

Meyra telefonundan bir video açtı ve bize gösterdi. İlk on saniyede gözlerim kocaman açıldı ve bitene kadar da kapanmadı. Bittikten sonra Göktuğ ile birbirimize baktık ve Meyra'ya döndük. Meyra ağlamak üzereydi. Benim de başım dönmeye başlamıştı, bunca zaman bize yardım ettiğini düşündüğüm adamın aslında niyeti farklıydı. Ben olanları idrak etmeye çalışırken Meyra söze girdi

"Amcamda bir gariplik fark edince onu takip etmeye başladım, bir süre yol gittikten sonra tenha bir yerde durdu. Konumu da kaydettim, istersen bakabilirsin. Videodaki mekana girip Karayel ile konuşmaya başladığı gibi de kaydı açtım."

"Meyra, biliyorsun ablama bu kayıdı gösterdikten sonra..." Devamını getirmedim.

"Biliyorum Zehra, amcamı ihbar etmen gerekiyor, zaten ben bunu göze alarak bu videoyu sana getirdim."

Bir şey diyemedim çünkü Meyra hiç beklemediği bir kişiden ihanete uğramıştı. Tabii ki ben de üzülmüştüm ama Meyra kadar olamazdı, bizi yalnız bırakması için Göktuğ'a yan yan baktm. O da anlamış olacak ki "Ben bir annemle konuşayım." Dedi ve içeriye geçti. O içeri geçer geçmez Meyra'ya sarıldım, o da sayıklıyordu.

"İnanamıyorum ya, o kadar şey yaşadık, ölümden döndüm ve her şeyin içinde amcam varmış."

Sesi titriyordu ve sanırım ağlamaya başlamıştı, ben de saçını okşamaya başladım. Meyra da konuşmaya devam etti.

"Ondan beklemezdim, amcam beni ve bu kadar insanı tek seferde harcayacak kadar vicdansız olamaz."

Derin bir nefes aldıktan sonra tekrardan eklemeye başladı.

"Bunca zamana kadar casusluk için beni kullanmış, yardım etmek için diyip bizden öğrendiklerini o adama satıyormuş."

Sonra da ani bir şekilde ayağa fırladı.

"Bana acımayana ben hiç acımam."

Ben de müdahale ettim.

"Meyra bu sinirle amcanın yanına gidersen pişman olacağın şeyler yapabilirsin. Hem tek başına halledemezsin. Bu sefer polise haber vereceğiz. Lütfen bu süreçte hiçbir şey yapma, çünkü sana zarar gelebilir."

"Maalesef ki amcam tarafından her an zarar görebileceğimi biliyorum."

Bir şey diyemedim.

"Zehra benim daha fazla dikkat çekmemek için bir an önce eve gitmem gerekiyor."

"Peki sen nasıl istersen." Dedim ve Meyra'yı uğurladım."

Kapıyı kapatır kapatmaz Göktuğ yanıma geldi, ona döndüm.

"Aklım almıyor."

"Benim de bir tanem."

Salona geçip üçlü koltuğa oturduk, Göktuğ uzanıp elimi tuttu.

"Sence nasıl haber verelim."

"Kimlere."

"Genel olarak bizimkilere."

"Bilemem, acaba yemek falan mı versek?"

"Olur, o zaman şimdiden haber vermeye başlayalım anca biter."

"Hala inanmak istemiyorum, gerçekten şaka gibi."

Göktuğ bana baktı uzanıp yanağımı öptü.

"Daha fazla kafana takıp üzülme. İyi yanından bak bu sayede Karayel'in yerini bulma şansı yakalayacağız."

"Haklısın, ben daha iyi hissetmeye çalışacağım."

Gülümsedi ve anne ile babasını aramak için telefonunu aldı, ben de annem ve ablamı arayacaktım. On beş dakika içinde dördünü de davet ettikten sonra akşam yemeği için mutfağa geçtik. İki saat içinde hazırlanacak en güzel sofrayı hazırladığımıza emin olduk. Salata, bulgur pilavı ve tavuk. Bence gayet yeterliydi, yanına bir de puding yapınca sofra tam anlamıyla hazır oldu. Saate baktığımızda gelmelerine on dakika kaldığını fark ettik. İlk olarak ablam ve annem geldi.

"Kızım her şey hazır mı? Belki yardım edilecek bir şey vardır diye erken geldik."

"Yok anne, her şey hazır. İsterseniz direkt içeriye geçin."

Ablam ile annem mutfağa geçti ve yemek masasına oturdu. Onlar oturur oturmaz kapı çaldı ve Neva Teyze ile Yaman Amca geldi. Onlar da içeri geçince herkez tamamdı. Oturup normal bir şekilde yemek yedikten sonra Göktuğ ile birbirimize baktık.

"Zehra artık söylemenin vakti geldi sanırım."

"Bence de."

Herkesin yüz ifadesi değişti.

"Ne oldu çocuklar?" Dedi annem.

Derin bir nefes verdi"Anne size söylememiz ve izletmemiz gereken şeyler var.

"Gösterin o zaman."

Meyra bana videoyu mesaj olarak göndermişti, açıp gösterdim. Daha video bitmeden konuşmaya başladılar.

"Nasıl yani bu videodaki kişi Vural mı?"

"Bu gerçek olmaz."

Video biter bitmez lafa girdim.

"Evet bu videodaki o, yani başından beri Karayel'in casusluğunu yapıyormuş."

Tam kaos ortamı oluşacaktı ki Göktuğ söze girdi.

"İşte bu yüzden artık polise haber vermenin vaktinin geldiğini düşünüyoruz."

Yaman Amca söze girdi.

"Peki oğlum bu Karayel'in diğer adamlarının bize zarara vermeyeceğinin garantisini kim veriyor?"

"Baba şu zamana kadar haber vermedik de ne oldu? Hem bu sefer Karayel'in yerini söyleyecek biri de var."

"Evet ama videodaki mekana gitsek biz de buluruz."

"Baba o mekana tek başımıza baskın yapmak çok mu güvenli sence?"

Birden Neva Teyze araya girdi.

"Yaman, Göktuğ haklı, tek başına böyle bir işe bulaşamazsın."

"O zaman polise haber verme konusunda hemfikir miyiz?"

Herkes aynı anda cevap verdi.

"Evet."

Göktuğ ile birbirimize baktık.

"O zaman yarın karakola gidiyoruz."

"Evet, kesinlikle."

Ertesi gün olmuştu, ikimiz de garip bir ruh haliyle uyandık, birbirimize baktık.

"Günaydın Zehra'm."

"Günaydın sevgilim."

"Hazır mısın?"

"Sanırım."

Doğrulduk ve ayağa kalktık, önce işe gidecek oradan çıkınca da buluşup karakola gidecektik. Terapiler de kendimi tamamen boşalttım ve hastalarıma odaklandım. Mesleğimi seviyordum, insanların hayatlarına dokunmak bana iyi geliyordu ve onlara da iyi geldiğini biliyordum. Bu meslek benim hayatımdaki en güzel şeylerden biriydi. Hastaneden çıkar çıkmaz Göktuğ ile buluştum ve yarım saat sonra karakolun önündeydik. Göktuğ uzandı ve sıkı sıkı elimi tuttu. Belki de her şey bitecekti.

Bölüm sonu

0 yorum

Bu bölüme henüz yorum yapılmamış. İlk yorumu sen yaz.