İçeriğe geç

KURŞUN

Bölüm 38 · 4 dk okuma

KURŞUN

Bölüm 38

38.)Düğün

(İki Hafta Sonra)

İki hafta geçmişti bugün düğünümüz vardı. Kızlar beni rahatça hazırlamak için ablamda kalmamı istemişlerdi. Ben de onları dinledim. Sabah kapı zilinin çalmasıyla uyandım, ablam koşup kapıyı açtı. Meyra ve Rüya ikilisi nikahta oldığu gibi yine gelmişlerdi. Ani bir şekilde odama girdiler.

"Zehra biz geldik ama sen hala kalkmamışsın."

"Tamam tamam kalkıyorum."

Beş dakika sonra kuafördeydim ve gelinliğini çoktan giymiştim. Rüya ve ablam hangi tırnak modelinin daha iyi olacağını bulmaya çalışıyordu. Ben sade bir model isterken ablam beyaz tırnaklarda ısrar ediyordu. Rüya da etrafta kalem arıyordu.

"Rüya ne yapıyorsun?"

"Kalem arıyorum."

"Onu anladım da neden?"

"Ayakkabının altına isim yazmayacak mısın?"

"Hayır, yazmam mı gerekiyor?"

"Tabii ki, sadece çiçek atmakla olmuyor."

"İyi çantamda bir tane kalem olacaktı."

"Rüya çantmadan kalemi getirdi ve isim yazmaya başladık."

"Meyra benim ismimi küçük yazın dedi."

O sırada Meyra arkadan bağırarak söze girdi.

"Hayır ben öyle bir şey demedim, yalan söylüyor."

Bir şey demeden kıkırdadım, Meyra da ters ters bana bakıyordu. Ablam bana bir tırnak modeli gösterdi, düz renkti ve içinde beyaz çizgiler vardı.

"Bu nasıl peki? Biraz da olsa beyazlık olsun dedim."

"Evet abla, bu çok güzel"

"O zaman bu modeli yapalım."

"Olur."

Saçlarıma yine kırık bir fön yapılmıştı ama yarım bir şekilde toplanmıştı. Mat bir ruj sürmüştüm ve gözlerimde de hafif bir makyaj vardı.

"Zehra neden topuklu ayakkabı değil de gelin babeti giydin ki?" Dedi Meyra.

"Ben ne yapayım, topuklu ayakkabı ile nasıl halay çekebilirim? Babet rahat en azından, hem spor ayakkabı giymediğime dua edin."

O sırada üzerinde damatlığıyla Göktuğ ve takım elbisesi ile de Erdem içeri girdi. Göktuğ bana bakıp gülümsedi.

"Bugün düğün günü olduğu için görmemde bir sıkıntı olmadığını düşünüyorum."

Ablam kıkırdadı.

"İyi, artık bir kıyak geçeceğiz."

Göktuğ bir şey demeden gülümseyip yanıma geldi, cebinden bir inci kolye çıkardı ve boynuma taktı. Sonra da eğilip kulağıma fısıldadı.

"Her zaman ki gibi mükemmel olmuşsun, şu an güzellik kavramını baştan yazıyorsun diyebiliriz."

Göktuğ'un iltifatları kelebek hissi yarattığı için diyecek bir şey bulamayıp sessiz kalıp gülümsüyordum. O da buna alışmıştı, birazdan eve geçecektik, kızlar üzerini değiştirecekti oradan da düğün yapacağımız mekana gidecektik.

Bir saat içinde eve geçtik ve üzerlerini değiştirdiler. Ablam kırmızı uzun bir elbise giymişti. Rüya mavi kısa bir elbise giymişti, Meyra da siyah diz hizasında bir elbise giymişti. Artık düğün meknanına geçebilirdik, aşağı indim ve düğün arabasına bildim. Üzerinde bir kedi figürü vardı, onun yanında da bir ay figürü altındaysa kalp içinde baş harflerimiz yazılıydı.

"Bu kedi figürü çok tatlı."

"Sen kedileri sevdiğin için bebek yerine kedi koymak daha mantıklı geldi."

"Evet bence de bebekten daha güzel olmuş."

"Nasılsın her şey içine sindi mi?"

"Evet evet, sindi. Zaten şu an aşırı heyecanlı olduğum için detaylara pek takılmıyorum."

"Ben de."

Mekana gediğimizde arabadan indik. Her yer süslenmişti ve çok güzel görünüyordu.

"Bir tanem burası çok güzel olmuş."

"Bence de."

Bütün konukların gelmesiyle düğün başladı, önce Göktuğ ile ben dans ettik, daha önceden bir kareografi belirlemiştik. İkimiz de sahnenin bir tarafına geçtik ve birbirimize doğru yürümeye başladık, karşı karşıya gelince ellerimizi havada birleştirdik ve bir ileri bir geri gitmeye başladık. Birkaç tur öyle devam ettikten sonra durduk, Göktuğ elini belime koydu ben de elimi omzuna koydum, ellerimizi de birleştirip bu sefer sağa ve soka doğru süzülmeye başladık. En son beni belimden kaldırıp döndürmesiyle dansı bitirdik.

Bizden sonra diğer çiftler dans için sahneye geldi. Meyra ile Atlas, Erdem ile Rüya, Yaman Amca ile Neva Teyze ve diğer çiftler. Erdem ile Rüya'nın dans etmesine şaşırmıştık, Meyra ile imalı bir bakış attıktan sonra dansa devam ettik. Akşam yemeği yedik ve artık sıra çiçek almaktaydı, kızların hepsi arkama dizildi ve üçe kadar sayıp çiçeği arkama doğru fırlattım. Arkama dönüp baktığımda çiçeği Meyra'nın yakaladığını gördüm, Göktuğ ile ben gülerek birbirimize baktık ve koşarak Meyra'nın yanına gittim. Bir şey demeden çiçeğe bakıyordu, Atlas ile Göktuğ yanımıza geldi.

"Atlas bence sen şimdiden evlilik teklifi için hazırlıklara başla."

"Bence de."

Erdem ile Rüya da masaların birinde beraber bir şeyler içiyorlardı. Birazdan oyun havası çalmaya başlayacaktı, Meyra da bu yüzden çok mutluydu.

"Halaybaşı kim olacak?"Dedim.

"Sen olacaksın tabii ki."

"Of ya! Bilseydim mendil getirirdim."

"Ben getirdim bile." Dedi Meyra ve cebinden işlemeli bir mendil çıkardı. "Yalnız anneannem kendi elleriyle işledi kıymetini bil."

O sırada Rüya yanınıza geldi ve elindeki poşetten bir şey çıkardı.

"Bunu asmayı unutmuşum."

Dikkatlice incelediğimde Göktuğ ile benim olduğum bir çizim olduğunu gördüm. Rüya'nın kendi çizimiydi.

"Rüya çok güzel olmuş, zahmet etmeseydin keşke."

"Zahmet etmiş sayılmam ki, bir yandan da ders çalışmış oldum."

Gülümsedim ve çizimi alıp girişe astım, daha sonraysa halay başladı. En az iki saat halay çektikten sonra kendimizi birer sandalyeye attık. Meyra ile ablam mahvolmuştu.

"Ayaklarım patladı, iyi değilim sanırım." Dedi ablam.

"Gördünüz mü, bir de topuklu giymedim diye bana laf ediyordunuz."

Rüya araya girdi.

"Aranızda en rahatınız benim."

Doğru çünkü Rüya spor ayakkabı giymişti. Bir saat daha oturduktan sonra dağıldık ve arabaya bindik.

"Göktuğ babet giymeme rağmen ayaklarım mahvoldu, bir süre yürüyemeyeceğim galiba."

"Merak etme, yarına bir şeyin kalmaz."

Eve geldiğimizde koltuğa oturduk, Göktuğ'da bir gariplik vardı.

"Sevgilim iyi misin?"

Bir es verdi, sonraysa bana döndü.

"Bir tanem sana söylemem gereken bir şey var."

Bölüm sonu

0 yorum

Bu bölüme henüz yorum yapılmamış. İlk yorumu sen yaz.