İçeriğe geç

KURŞUN

Bölüm 37 · 6 dk okuma

KURŞUN

Bölüm 37

37.)Aile

(Zehra'nın Anlatımıyla)

Bugünün ikinci ve en büyük şokunu yaşamıştım, altı yaşındayken kaybettiğimi zannettiğim annemin yaşadığını öğrenmiştim. Annem hemen gelip bana sarılmıştı. Ablam da en az benim kadar şaşkındı, annemle sohbet ediyordu ama ben sadece etrafımı izliyordum. Ablam bunu fark etti.

"Zehra iyi misin?"

"İyiyim."

"Neden bir şey söylemiyorsun?"

"Şaşkınım."

Yarım saat boyunca ablam ve annemin sohbetini dinledikten sonra akşam yemeği yemeye başladık. Ben hala tepkisizdim, annemin de Göktuğ'un da yaşadığını öğrenmiştim ve şu an ikisi de yanımdaydı. Bunu sindirmem uzun sürecekti ama çok mutluydum. Bu arada Neva Teyze de yemekteydi o da aramıza katılmıştı. Bir anda ablam söze girdi.

"Aklıma bir fikir geldi."

"Ne geldi?"

"Düğün mü yapsak?"

"Ne düğünü?"

"Sünnet düğünü değil herhalde Zehra, size. Ani bir nikah ile evlendiniz. Bir düğün de fena olmaz bence."

"Evet bence de güzel olur." Dedi Neva Teyze.

"Sen ne dersin Zehra?"

"Fark etmez."

"Kızım gelin sen olacağına göre bir şey söylemen gerekiyor." Dedi annem.

"Bilmiyorum."

"Neyi?"

"Ne demem gerektiğini bilmiyorum, ben bir lavaboya gideyim."

Kalktım ve hızlı adımlarla lavaboya gittim, elimi yüzümü yıkadım ve boş boş aynaya bakmaya başladım. Olanları sindirmeye çalışıyordum, lavabodan çıktım ve yine hiçbir tepki vermeden yerime oturdum. Neva Teyze saate baktı.

"Saat geç olmuş, biz artık kalkalım."

Yaman Amca ve Neva Teyze evden çıktı, saat gerçekten de geç olmuştu ve hava kararmıştı. Bir saat daha oturduktan sonra biz de kalktık ve kendi evimize geçtik. İçeri geçip koltuğa oturdum. Göktuğ da yanıma oturdu.

"Bir tanem iyi misin?"

"Dediğim gibi Göktuğ, şaşkınım sadece. Her şey çok üst üste geldi."

"Merak etme daha iyi olacak."

"Daha iyi olacağını biliyorum ama ne tepki vermem gerektiğini bilmiyorum."

"Akışına bırak güzelim, böyle hissetmen çok normal." Dedi ve alnımın kenarından öptü. "Aslında düğün de fena fikir değil sanki. Gerçekten hiçbir fikrin yok mu?"

"Ben de istiyorum ama şu an garip bir ruh halindeyim ama moralinizin düzelmesine yardımcı olur gibi geliyor."

"O zaman sen de istiyorsun."

"Evet."

"Ben bizimkilere haber vereyim mi?"

"Olur."

Kendimi çok halsiz hissediyordum çünkü dün gece hiç uykumu alamamıştım. Bir veya iki saat anca uyumuştum, bu yüzden on beş dakika sonra uyumuştuk. Sabah uyandığımda dünden kat kat daha iyiydim, Göktuğ yanımdaydı ve annem de yaşıyordu. Dün tam olarak fark etmesem de bu beni düşündüğümden daha huzurlu hale getirmişti. İçimde bir mutsuzluk olmadan bir gece bile tam anlamıyla uyumak bana çok iyi gelmişti. Bugün önce hastaneye gidecek ve staja devam edip edemeyeceğimi öğrenecektim. Hastaneye gittiğinde mutlu haberi aldım, aslında finallerim bitmişti ve mezun olmama çok az kalmıştı ama yine de kısa bir süre de olsa staja devam etmeliydim. Yarın yine aynı saatte hastanede olacaktım, eve geldiğimde Göktuğ da evdeydi. Düğün için birkaç mekan bakıyordu. Ben de yanına oturdum.

"Sence ne tarz bir yerde yapabiliriz?"

"Benim için mekan önemli değil, yani fark etmez."

"Peki, o zaman hazır havalar da iyiyken kır düğünü yapalım, olur mu?"

"Tabii ki olur, bana uyar."

"İyi o zaman, sen de artık gelinlik seçmeye başlayabilirsin."

Gülümsedim, açıkçası heyecanlanmıştım, hemen Meyra'ya haber verdim. Çünkü eğer biraz daha beklersem yüksek dozda trip yiyebilirdim. Meyra düğün meselesini duyar duymaz bir gelinlikçi ismi verip orada buluşalım demişti. Hemen bir taksiye binip söylediği gelinlikçiye gittim. Meyra ismi0a beni bekliyordu, beni bileğimden tutup içeriye soktu.

"Gel, içeride çok güzel modeller var, bak baklaım beğenecek misin?"

"Biraz daha az heyecan yapsan iyi olur Meyra."

"Ben gayet normalim, sen fazla sakinsin."

"Heyecan yapmaya başladım gibi ama adapte olmam biraz fazla zaman alacak galiba, her şey çok hızlı oldu çünkü."

"Merak etme birkaç model bakınca kıvama gelirsin, hadi gel."

"İyi, hadi bakalım o zaman."

Meyra ile iki saat boyunca bir şeyler baktık ama o kadar zamansa sadece sade bir gelinlik istediğimi anlamıştım. O yüzden şimdi ayrılmaya ama yarın tekrar buluşmaya karar verdik. Eve gidip bir koltuğa oturdum, Göktuğ da birazdan eve gelecekti. Bir tane moda dergisi karıştırırken aklıma bir fikir geldi, ben ne kadar varlığına alışamasam da annem hayattaydı. Yarın gelinlik bakmaya devam edecektik , ablamın izin günü olduğu için benimle gelebilirdi. Hem böylece annemle de vakit geçirmiş olurduk, fikir aklıma yatınca telefonumu elime aldım ve ablamı arayıp davet ettim. Ablam da seve seve kabul etti, ben de kalkıp yemek yapmaya başladım. Mezun olup diplomamı almama birkaç gün kalmıştı ve stajyer olduğum hastanede psikolog olarak işe başlayacaktım. Bu tabii ki de harika bir şeydi, artık kendi hastalarım olacak ve ayak işleri yapmayacaktım. Bunları düşünürken kapı açıklama sesi geldi.

"Zehra'm ben geldim."

"Hoş geldin, sana güzel bir haberim var."

"Ne oldu?"

"Hastanede devam edebileceğim ve mezun olduktan sonra orada psikolok olarak işe başlayacağım."

"Harika."

"Bir haberim daha var, yarın gelinlik bakmaya annem ile ablamı da çağırdım."

"İyi yapmışsın bir tanem, ben de birkaç damatlık modeli seçtim."

"Gerçekten mi?"

"Evet."

"Nereden?"

"Bir moda dergisinden."

"O zaman hemen bana da göster, çok merak ettim."

Dergiden sayfayı açtı ve gösterdi, beyaz renkliydi ve çok zarif duruyordu.

"Beğendin mi?"

"Bayıldım."

Dergiden beğendiğim bir model vardı, onu Göktuğ'a gösterdim.

"Ben de bu modeli beğendim, sence güzel durur mu?"

"Sen pijamayla bile gelsen yakışır, o yüzden hiç öyle bir süphen olmasın."

Göktuğ'a bakıp gülümsedim ve yemeğe oturduk, yemeği yedikten sonra uyuduk. Sabah önce hastaneye oradan da gelinlikçiye gittim, annem ve ablam aynı Meyra gibi benden daha heyecanlıydı. Baktığım kısa kollu, sade düz bir gelinlik vardı, onu elime aldım ve annemle ablama gösterdim.

"Zehra bu çok güzel, hemen dene bakalım merak ettim." Dedi ablam.

Hemen üzerime giydim ve annem ile ablamın karşısına çıktım.

"Çok güzel olmuşsun." Dedi annem.

"Sizce bu gelinlik olur mu?."

"Bence çok güzel olur."

Tam o sırada Göktuğ ile Yaman Amca bir köşeden çıktı, onlar da Göktuğ'a damatlık bakmak için başka bir dükkana gitmişlerdi ama anladığım kadarıyla pek başarılı geçmemişti.

"Baba, ben dedim o model olmaz diye."

"Hayatımda ilk defa beyaz damatlık gördüm oğlum, siyaha ne oldu."

"Baba neden beyaz damatlık olamsın abartma."

O sırada ben araya girdim.

"Ne oldu damatlığı seçemediniz mi?"

Göktuğ o sırada abana döndü ve beni baştan aşağıya süzdü.

"Zehra."

"Efendim."

"Çok güzel olmuşsun."

Konuşmadan gülümsedim, tam o sırada annemin aklına bir şey gelmiş gibi yerinden fırladı.

"Hadi Göktuğ çık, bak unuttuk iki dakika gördün."

"Neden çıkayım ki?"

"Düğünden önce gelin görmek uğursuzluktur."

Düşük bir kahkaha attım.

"Anne senin böyle batıl inançların var mı?"

Ablam araya girdi.

"Tabii ki, ben küçükken ne zaman kedi görsek kulağıma saçını çek diye fısıldıyordu. Bir de adaçayı yakıp evin içinde gezdiriyordu, sen de adaçayını oda kokusu sanıp, ben bu konuyu hiç sevmedim çok kötü kokuyor diyordun."

Ablama bakıp kıkırdadım, annem de cevap verdi.

"Tamam şimdi bırakın adaçayını falan daha çiçek seçeceğiz."

"Çiçek mi?"

"Evet, düğünde atmayacak mısın?"

"Doğru, bir de o vardı."

"Zehra sen bu gelinliği beğendim mi?"

"Evet, beğendim."

"Bunu giyebilirsin yani."

"Giyebilirim."

"O zaman kalkın, çiçek bakacağız."

Annemin beni ablamı ve Meyra'yı bir çiçekçiye götürmesiyle çiçek bakmaya başladık. Beyaz bir orkide buketi seçtikten sonra düğünün yapılacağı mekana geçtik. Gerçekten de çok güzel bir yerdi. Yeşillik bir alandaydı ve çok genişti. Göktuğ eğilip kulağıma fısıldadı.

"Beğendin mi?"

"Tabii ki, çok beğendim. Sen?"

"Ben de çok beğendim, o zaman düğünü burada yapalım mı?"

"Çok güzel olur."

Düğünü yapacağımız mekan da belliydi, artık her şey hazırdı.

Bölüm sonu

0 yorum

Bu bölüme henüz yorum yapılmamış. İlk yorumu sen yaz.