İçeriğe geç

KURŞUN

Bölüm 26 · 3 dk okuma

KURŞUN

Bölüm 26

26.)Nişanlısıyım

Göktuğ'un gidişinin üzerinden iki gün geçti. İşi olduğu için aramamıştım ama artık sesini duymak istiyordum. Telefonumu aldım ve arama rehberime girdim ve Göktuğ'u aradım ama telefonu açmadı. Açıkçası merak etmiştim, bu sefer mesaj bölümüne girdim.

-------------------------------------------------------------------------

Ben: Göktuğ, nasılsın, iyi misin?"

İki dakika sonra cevap verdi.

Göktuğ: İyiym.

Ben: Nasıl gidiyor, bir sorun var mı?

Göktuğ: Normal gidiyor işte Zehra, yok bir sorun falan.

Ben: İyi olduğuna eminsin değil mi? Biraz garip konuşuyorsun da.

Göktuğ: Ben garip konuşmuyorum, sen boş sorular soruyorsun.

Ben: Göktuğ kötü bir şey mi oldu?

Göktuğ: Olmadı Zehra, neden sürekli aynı şeyleri soruyorsun? Neyse benim işim var, hoşça kal.

-------------------------------------------------------------------------

Ve Göktuğ uygulamadan çıktı, telefonumu yatağımın üzerine bıraktım. Yatağıma kendimi yüzüstü bıraktım. O an gözlerimden birkaç damla yaş aktı. Göktuğ'un bu davranışı tabii ki normal değildi. Bir hata mı yapmıştım? Daha iki gün aramız çok iyiydi, şimdi ne olabilirdi ki? Gerçekten anlamıyordum. Kalktım ve bir bardak çay aldım ve duygusal bir müzik açtım. Sanki kendi üzüntüm yetmiyormuş gibi bir de duygusal müzik açıp ağlıyorum. Ablam odasından yanıma geldi, beni görünce endişeli bir şekilde:

"Zehra ne oldu? Neden alıyorsun? Zehra bir şey mi oldu? Karayel ile mi alakalı?"

"Abla-"

"Kesin kötü bir şey oldu."

"Abla ha-"

"Karayel ile alakalı kesin kesin."

"Abla sen senarist ol bence, harika felaket senaryosu kuruyorsun."

"ZEHRA ANLATSANA NE OLDU!"

"ABLA BİR DİNLER MİSİN?"

"Tamam anlat."

"Ben Göktuğ'a mesaj attım."

Ablam tam ağzını açtı.

"Abla, sen sormadan ben söyleyeyim, Göktuğ'u uzaylılar falan kaçırmamış."

Ablam göz devirdi sonra da bana anlat der gibi baktı.

"Mesajlarda bana çok soğuk davrandı."

"Ben de bir şey oldu sandım, Zehra bu yüzden mi ağlıyordun?"

"İyi abla tamam, artık sana hiçbir şey anlatmayacağım, illa ağlamam için Karayel'in üzerimize çökmesi mi lazım?"

"Tamam tamam, haklısın ama merak etme. Bir şeye siniri bozulmuştur, o yüzden öyle cevap vermiştir."

Üzgün bir şekilde cevap verdim.

"Umarım öyledir."

"Hadi bozma moralini, kalk hazır ben izinliyken tatlı yapalım."

"Ne gibi bir tatlı."

"Bilmem, ekler gibi bir şey olabilir mesela."

"Olur, kafamız dağılmış olur."

Ablamla berber mutfağa geçtik. Ben stresimi atmak için kremayı hazırlamak istediğimi söyledim ve malzemeleri koyup çırpmaya başladım. Gerçekten de kendimi daha iyi hissetmeye başladım. Tatlıyı yapıp fırına verdikten sonra odama geçtim ve Meyra bana mesaj attı.

-------------------------------------------------------------------------

Meyra: Zehra, nasılsın?

Ben: İyi olmaya çalışıyorum diyelim.

Meyra: Neden ne oldu?

Meyra'ya olanlardan bahsettim.

Meyra: Merak etme, kesin babası darlamıştır. Kimde öyle baba olsa darlanır zaten. Hiç boşuna üzme kendini, hem seninki dört gün sonra geliyor.

Kısık sesle kırkırdadım.

Zehra: Haklısın galiba, şimdi biraz rahatladım."

Meyra: Rahatla rahatla, o zaman biz sonra görüşürüz. Benim ders çalışmam lazım.

Zehra: Tamam görüşürüz 💫.

Meyra: Hoşça kal ✨.

-------------------------------------------------------------------------

Gerçekten kendimi gayet rahıtlamış hissediyordum.

Telefonu kapatınca kalktım, çekmecemi bir süre karıştırdıktan sonra yünlerimi buldum. Renklerine baktım ve aralarından lacivert olanı seçtim. Şişlerimi de seçtikten sonra yatağıma oturdum. Dört günde bir kere örebileceğimi umut ediyordum. Hızlıca örmeye başladım.

(Dört Gün Sonra)

Sabah büyük bir heyecanla kalktım, içimde bir mutluluk vardı. Hızlıca giyindim ve dışarı çıktım. Vural Amca beni ve Meyra'yı alıp havalimanına götürecekti. Arabaya bindim ve gülümseyip Meyra'ya baktım.

"Zehra, çok güzel olmuşsun."

"Gerçekten mi? Acele giyindim."

"Gerçekten çok güzel olmuşsun."

Gülümseyip teşekkür ettikten sonra dışarıyı izlemeye başladık. Havalimanına yaklaştığımızda içimdeki heyecan daha da arttı. Arabadan indim ve koşar adımlarla havalimanına girdim. Karşımda Göktuğ'u gördüm, hızlıca yanına gittim ve kolunu tuttum. Şaşkın bir şekilde:

"Zehra!"

Gülümsedim ve ona sarıldım ama Göktuğ'da bir gariplik vardı. İyi olup olmadığını soracakken köşeden bir kız çıktı. Gülümsedim ve kıza dönüp:

"Merhaba, ben sizi tanıyamadım. Tanışıyor muyuz?"

Göktuğ'un yüz ifadesi değişti. Kızsa bana dönüp:

"Merhaba, hayır tanışmıyoruz. Ben Göktuğ'un nişanlısıyım, memnun oldum."

Bölüm sonu

0 yorum

Bu bölüme henüz yorum yapılmamış. İlk yorumu sen yaz.