İçeriğe geç

KURŞUN

Bölüm 25 · 6 dk okuma

KURŞUN

Bölüm 25

25.)Burukluk

"Tamam, içeri geçelim mi?"

"Olur."

Meyra'yla tekrardan odama geçtik, yatağıma oturduk. Meyra derin bir nefes verdi ve her şeyi anlattı. Meyra'nın Vural Bey'in yeğeni olmasına şaşırmıştım ama olan o kadar şeyden sonra o kadar inanılmaz gelmemişti. Meyra bana baktı.

"Amcam konunun güvenliğiniz olduğunu söyleyince de sana her şeyi bildiğimi anlatamadım. Bir es verdi. "Zehra bir şey söylemeyecek misin?"

Meyra'ya döndüm:

"Yani, bu kadar olaydan sonra o kadar da şaşırtıcı bir şey değil."

"O zaman kızgın değilsin."

Gülümsedim:

"Değilim."

Meyra gülümsedi.

"O zaman salona geçelim, orada olanları anlat."

"Tamam."

İçeri geçtik, bir koltuğa oturdum, herkes bana bakıyordu çünkü kaçırılma olayının nasıl olduğunu merak ediyorlardı. Bende söze girdim.

"Lavaboya giderken arkamdan biri gelip kolumdan tuttu."

"O şekilde mi kaçırdılar?" Dedi Meyra

"Hayır, önden bir adamın elinde bir bezle bana doğru koştuğunu görünce adamın önce ayağına bastım, geri çekilince ittirdim, bana doğru bir adım atınca da yumruk attım. Yumruğu atınca yere yığıldı zaten."

"Peki sonra ne oldu?"

"Sonraysa kütüphaneye koşmaya başladım ama kapıda o adamlardan biri bekliyordu."

Erdem şaşırmış bir şekilde bana baktı:

"O adam onun için mi oradaymış?"

"Evet, neden sordun?"

"Biz o adamı givenlik sanmıştık. Neyse sen anlatmaya devam et."

"Onu görünce cadde tarafına doğru koşmaya başladım ama ani bir şekilde dört tarafımı sarıldı. Sonraysa ben daha ne olduğunu anlamadan biri arkadan çıkıp ağzıma bir bez bastırdı ve bilincim kapandı zaten."

"Yani altı kişi değilde iki kişi gelselerdi kaçıramazlardı." Dedi ablam.

"Bence de."

Kaçırıldıktan sonra olanları da hızlıca anlattıktan sonra herkes garip garip bana bakmaya başladı.

"Gerçekten anlattıklarının hepsini sen mi yaptın Zehra?"

"Evet ama yanımla telefon olması ve adamların saflıkları da işime yaradı."

Herkes bir süre birbirine boş boş baktı, sessizlik Yaman Amca'nın çalan telefonuyla bozuldu. Yüz şekli değişti ve hızlıca içeri geçti.

Meyra bana baktı:

"Zehra Karayel benle amcamı da tehtit ediyor. Onla alakalı bir şey olabilir."

"Meyra ciddi misin? Ne zamandır tehtıt ediyor?"

"Yeni, sen kaçırıldığından beri. Sıra size de gelecek yazılı not göndermiş."

"Psikopat, anca şiddet zaten. Başka bildiği bir şey yok."

"Katılıyorum."

Göktuğ bize baktı.

"Ben babamın yanına gidip ne olduğunu öğrenip geleceğim."

Tamam anlamında başımı salladım. Sonraysa Meyra'nın yanına yaklaştım. Endişeleniyordu, bu his bana tanıdık geliyordu. Karayel ve adamları ile ilk kez başa çıkmak zorunda kaldığım vakitlerde hissettiğim duygulardı; çaresizlik, endişe, öfke, nefret. Yanına yaklaşıp rahatlaması için Meyra'ya sarıldım. Meyra önce derin bir nefes verdi. Sonraysa ağlamaya başladı, hayatımda ilk defa Meyra'yı ağlarken görüyordum. On dakika sonra sakinleşti. Telefonum sessizdeydi elime aldığımda Atlas'ın üç kere beni aradığını gördüm ama kaçırıldığım sırada değil yeni aramıştı.

"Ne oldu Zehra?" Dedi Meyra.

"Atlas az önce üç kez aramış. Siz konuştunuz mu?"

"Hayır konuşmadık, arar mısın ne olduğunu merak ettim."

"Tamam." Dedim ve arama rehberine girip Atlas'ı aradım.

"Alo, Atlas."

"Zehra, kusura bakma biraz geç aradım, nasılsın?"

"İyiyim ama sesin garip geliyor başka bir şey daha mı oldu?"

"Zehra, Meyra yanında mı?"

"Neden sordun nereden çıktı?"

Atlas kısık bir ses tonuyla ah diye bir ses çıkardı. Korku dolu bir ses tonuyla cevap verdi.

"Acilen bulunduğum yere gelmesi lazım."

"Neden?"

"Yani... Onunla acil bir şey konuşmam gerekiyor. Meyra'yı görürsen haber ver olur mu? Telefonu kapalı ben ulaşamıyorum."

"Tamam, hoşça kal."

"Görüşürüz."

Telefonu kapattım ve koltuğa bıraktım. Meyra soran gözlerle bana bakıyordu.

"Zehra ne oldu? Atlas ne dedi?

"Senle görüşmek istediğini söyledi, telefonun kapalı olduğu için sana ulaşamamış. O yüzden beni aramış."

Meyra ayağa kalktı tam çantasını alacakken kolundan tutup geri koltuğa oturttum.

"Meyra arama, söylediği yere de gitme, hatta bence direkt dışarı çıkma."

"Zehra neden? Neden çıkmayayım ki?"

"Atlas'ın sesi çok kötüydü, hatta bir ara ah diye bir ses çıkardı. Karayel ve adamları seni yanlarına getirmek için Atlas'ı tehtit ediyor olabilir. O normal bir çağırma veya arama değildi çünkü.

"Zehra sen daha yeni başına kötü şeyler geldiği için kuruntu yapıyor olabilir misin?"

"Hayır Meyra, olamam. Sana daha yeni tehtit mektubu gönderdiler farkında mısın? Her çağrılan yere gitmemelisin Meyra, özellikle bu şekilde çağrıldığın bir yere hiç gitmemelisin."

"Peki ya Atlas'a bir şey yaparlarsa, o zaman ne olacak?"

"İşte bunun için yardım almamız gerekiyor."

Tam o sırada Göktuğ ve Yaman Amca içeri girdi. Aybars Amca ve Beste Teyze Erdem'i alıp dışarı çıkmışlardı. Ablam ile Neva Teyze'yse yemek yapıyordu. Göktuğ yüzümüzden kötü bir şeyler olduğunu anladı.

"İyi misiniz, yine bir şey mi oldu?"

Meyra araya girdi, Yaman Amca'ya bakarak:

"Benim sizinle bir şey konuşmam gerek."

"Tamam, gel içeride konuşalım istersen."

"Olur."

Yaman Amca ve Meyra içeri geçti, Göktuğ'ysa soran gözlerle bana döndü:

"Zehra neden Meyra sana soğuk davranıyor?"

"Atlas beni aradı, Meyra'ya ulaşamamış. Meyra'nın en kısa süre içerisinde verdiği konuma gelmesini söyledi ama sesi çok kötüydü ve bir ara düşük sesle bağırdı. Bana da sesi normal gelmediği için Meyra'ya gitmemesini, Karayel'in onun yerini öğrenmek için Atlas'ı tehtit ediyor olabildiğini söyledim."

"O da Atlas için endişeleniyor tabii ki."

"Aynen öyle, yanına tek gitme, yanına birilerini al git dedim. O yüzden soğuk davranıyor."

Elimi tuttu.

"Sıkma canını, hallolur merak etme."

Gülümsedim ve Meyra ile Yaman Amca'nın gelmesini bekledik. Beş dakika sonra salona ikisi beraber geldiler. Merya sorar bir ifadeyle:

"Peki ne yapacağız?"

"Meyra, Zehra'nın söylediği de çok yüksek bir ihtimal çünkü birkaç gündür amcana ulaşamıyorum."

"Zaten ben doğru mu değil mi diye sormuyorum, ne yapacağız diye soruyorum."

"Peşimizde birkaç adamla beraber gelmiştik, onları göndeririz."

Meyra tamam anlamında başını salladı. Bende gerçekten tahminim doğru mu diye merak ediyordum çünkü evhamlı biri gibi görünmek istemiyordum. Yaman Amca'nın adamlarının konumumunu bulabilmesi için aramamız lazımdı. Atlas'ın gönderdiği konumun ekran görüntüsünü aldım ve hemen internetimi kapattım. Hemen yola çıktılar ve beklemeye başladık.

Yaklaşık bir buçuk saat sonra adamlar geri geldi. Evet, haklıydım. Adamlar Meyra'ya ulaşmak için Vural Bey'i ve Atlas'ı rehin almıştı. Kapı açıldı ve Atlas'la Meyra birbirlerini görür görmez rahatlamış bir şekilde sarıldılar. Onları bu şekilde görünce bende rahatladım. Yaman Amca'nın yüzünde garip bir ifade vardı. Göktuğ'la salonda tek başına konuşmak istediğini söyleyince hepimiz odalara dağıldık. Biz de Meyra'yla benim odama geçtik. Meyra üzgün bir ifadeyle bana dönüp:

"Zehra, ben çok özür dilerim. Bir an sanki gerçek olamazmış gibi geldi."

"Önemli değil, o korku duygusunu bende iyi bilirim."

İkimizde rahatladıktan sonra normal bir şekilde sohbet etmeye başladık. Bir saat sonraysa içeri geçtik. Artık Göktuğ'un da yüz iifadesi garipti, hatta üzgün gibiydi. Yanına gidip ne olduğunu sordum. Tam o sırada Yaman Amca söze girdi.

"Bizim yurt dışında bazı işlerimiz var, o yüzden ailecek bir süreliğine yurt dışına gitmemiz gerekiyor. Birazdan gideceğiz zaten." Dedi.

Gerçekten de yarım saat sonra kapıdaydık. Alışılmış vedalaşmalardan sonra kapıda sadece benle Göktuğ kaldık. Sıkıca bana sarıldı ve kulağıma fısıldadı.

"Seni seviyorum, kendine iyi bak Αყ ყϋȥʅϋ Ƙıȥ ."

Ayrıldıktan sonra gülümsedim.

"Yine görüşeceğiz merak etme."

Cevap vermedi.

"İyi misin?"

Yine cevap vermedi, babası seslenince tekrardan sarıldı kulağına "Seni seviyorum." Diye fısıldadım o da alnıma bir öpücük kondurup hızlı adımlarla uzaklaştı. İçimde bir burukluk vardı. Anlayamadığım bir burukluk...

Bölüm sonu

0 yorum

Bu bölüme henüz yorum yapılmamış. İlk yorumu sen yaz.