İçeriğe geç

KURŞUN

Bölüm 20 · 3 dk okuma

KURŞUN

Bölüm 20

20.)Zehra Nerede?

(Yazarın Anlatımıyla)

Göktuğ, gözleri ile Zehra'yı arıyor bir yandan da saate bakıyordu, Meyra ise hafiften endişelenmeye başlamıştı, aradan yirmi beş dakika geçmişti. Aralarındaki sessizlik Erdem'in araya girmesi ile bozuldu.

"Bölüyorum ama Zehra nerede?"

Meyra ile Göktuğ birbirine baktı ve endişeli bir şekilde Erdem'e döndü:

"Lavaboya gitmişti ama hala gelmedi."

Rüya ise sakinleştirici bir ses tonuyla:

"Merak etmeyin, oyalanıyordur."

"Ben gidip lavaboya bakayım." Dedi Meyra ve yanlarından ayrıldı. Göktuğ ise eline telefonunu alıp Zehra'yı aradı fakat telefonunun kapalı olması ile endişesi ikiye katlandı."

O sırada Meyra'ysa lavaboya doğru yürüyor, bir yandan da etrafa bakıyordu ama Zehra etrafta görünmüyordu. Lavaboya girdiğindeyse bütün kabinlerin boş olduğunu gördü. Meyra artık gerçekten korkmaya ve etrafta Zehra'yı aramaya başladı. Koşar adımlarla kütüphaneye yöneldi ama herkes dışarı çıkmıştı. Endişeli bir ses ile:

"Lavaboda, bahçede hiçbir yerde yok. Nerede bu kız?"

Atlas Meyra'nın yanına gitti:

"Canım belki mola vermek için biraz uzaklaşmıştır. Merak etme iyidir."

Rüya'ysa anlamaz gözler ile etrafa bakıyor neler olup bittiğini anlamaya çalışıyordu. Meyra Rüya'ya:

"Rüya sen eve geç istersen, biz sana haber veririz."

Rüya anlık bir düşündükten sonra:

"Tamam ama bir şey olursa kesin söyleyin."

"Söyleriz merak etme."

"Meyra sen geliyor musun peki?"

"Hayır, ben hiçbir yere gitmiyorum."

Rüya sen bilirsin anlamında başını salladı ve kapıya yöneldi. Meyra ve Atlas cadde tarafını aramak için dışarı çıktı. Göktuğ ve Erdem yalnız kaldı. Göktuğ düşük sesle:

"Umarım işin içinden Karayel ve adamları çıkmaz."

Erdem anlamaz gözlerle Göktuğ'a baktı:

"Karayel? Sen onu nereden biliyorsun?"

"Göktuğ Köksal'ım ben."

"Yaman Köksal'ın oğlu mu?"

"Evet, normalde her önüme gelene söylemem ama şu an pek umrumda değil, hiç bahane uyduracak durumda değilim.''

"Anlıyorum, Karayel hala peşlerini bırakmadı mı?"

"Aslında bırakmıştı ama aklıma başka bir ihtimal gelmiyor."

Erdem'in telefonu çalmaya başladı, Göktuğ heyecanlı bir şekilde Erdem'e döndü:

"Kim arıyor?"

"Esma Abla, ne diyeceğim?"

"Hemen her şeyi anlatma, biraz bekleyelim."

"Tamam." Dedi ve telefonunu açıp kulağına götürdü.

"Alo, efendim Esma Abla."

"Zehra mı?"

"Neden sordun ki?"

"Ne!?"

"Tamam sakin ol."

"Merak etme biz de arayacağız."

"Tamam görüşürüz."

Telefonu kapattı, Erdem'in yüzünden ne kadar stresli olduğu anlaşılıyordu. Göktuğ'a döndü:

"Göktuğ..."

"Erdem ne oldu? Ne dedi?"

"Karayel'in adamları Esma Abla'ya, İntikam alacağım, Yazılı bir not göndermiş."

Göktuğ'un yüzü dondu, birkaç dakika sonraysa sesi titreyerek kızgın bir şekilde konuşmaya başladı.

"Neyin intikamını alacak bunlar? Neyin peşindeler?"

Meyra ile Atlas koşar adımlarla yanlarına geldi. "Cadde tarafında da yok."

Meyra ile Atlas'a gönderilen not meselesinden bahsedemediler. Göktuğ bir sağa bir sola baktı.

"Burada böyle bekleyecek miyiz?"

"Bence buradan hemen evlerine geçmemiz gerekiyor, özellikle senin dışarıda olman güvenli değil."

"İzin almadam gitmem doğru olur mu?"

"Normal bir durumda doğru olmayabilirdi ama durum tehlikeli. Esma Abla da her şeyi biliyor sonuçta."

Erdem ile Göktuğ oradan eve geçti, Meyra ile Atlas'sa ısrarlar sonucu kendi evlerine döndü.

Kapıyı çaldılar, Esma tedirgin bir şekilde önce kapının deliğine baktı sonraysa rahatlamış bir şekilde kapıyı açtı. Erdem ile Göktuğ tedirgin bir şekilde içeri girdi, sessiz bir şekilde salona geçtiler. Herkes sessizdi, kimse ne diyeceğini bilmiyordu. Sessizliği Aybars Bey bozdu.

"Nasıl oldu bu, kütüphanenin bahçesinden nasıl birini kaçırırlar."

"Lavaboya gitmek için kütüphaneden çıktı, lavabo tenha bir yerde." Dedi Erdem.

Göktuğ bağırarak:

"Bu Karayel midir nedir, hala ne istiyor."

Esma kızarmış gözleri ve titreyen sesi ile cevap verdi:

"Onu bir anlayabilsek zaten."

Göktuğ'a artık bir korku sinmişti, kaybetme korkusu. Fakat artık mecazi değil, gerçek bir korkuydu. Anlık bir gözlerinin dolması ile sirkelenmesi ve kendine gelmesi gerektiğini anladı. Eline ani bir hareket ile telefonunu aldı ve rehberine girdi. Herkes soru soran gözler ile Göktuğ'a bakıyordu.

"Kimi arıyorsun Göktuğ?'

"Babamı..." Dedi Göktuğ. "Babamı arıyorum."

Bölüm sonu

0 yorum

Bu bölüme henüz yorum yapılmamış. İlk yorumu sen yaz.