İçeriğe geç

KURŞUN

Bölüm 13 · 4 dk okuma

KURŞUN

Bölüm 13

13.)Tanışma

Yemek yemek için mutfağa yöneldim. Sandalyeye oturdum ve düşünmeye başladım sizce ne düşünüyorum? Tabii ki yemek! Ne yesem diye boş boş düşündüm ve kalkıp buzdolabına baktım. Orada bir not vardı:

Buzdolabını uzun süre açık tutmamaya çalış ;)

Güldüm, ablam beni tanıdığı için not bırakmıştı. Biraz daha bakındıktan sonra elim meyvelere gitti. Sağlıklı beslenme isteğim 21 yaşımda yeni gelmişti, neyse bu da bir şey.

Meyveleri tezgaha taşıyıp doğramaya başladım. Ani bir acıyla bağırdım. Elimi ke𝘴miştim, bu hafta bu üçüncü, benim meyve bıçağından öteye gitmemem lazım, meyve bıçağı yıkanmadı diye normal bıçak aldım dakikasına elimi kestim, şaka gibi.

Uzun süreli yarabandı arama ve meyve doğrama savaşlarının ardından, meyve salatasını hazırlayabildim.

Tabağa alıp masaya koyduktan sonra telefonu elime aldım, ablama mesaj attım.

-------------------------------------------------------------------------

Ben: Abla, Göktuğ yarın geliyor, seninle tanışmak için.

Ablam: Güzel, saat kaçta gelecek?

Ben: Öğleden sonra iki gibi.

Ablam: Tamam benim iş saatlerime de uygun.

Ben: O zaman sen eve gelince konuşuruz, görüşürüz.

Ablam: Görüşürüz.

Bu sefer mesajlar bölümünden Göktuğ'a mesaj attım.

Ben: Göktuğ, ablama haber verdim yarın beraber mi eve gideriz?

-------------------------------------------------------------------------

Kalktım, ders çalışma gerçeği ile yüzleşmem gerekiyordu.

İçeri geçtim çalışma masama oturdum. Önümdeki psikoloji notları ile bakışmaya başladım. Telefonumdan gelen mesaj sesi ile irkildim.

-------------------------------------------------------------------------

Göktuğ: Eğer sana da uygunsa beraber gidelim.

Ben:Bana uyar, yarın görüşürüz.

Göktuğ: Görüşürüz.

-------------------------------------------------------------------------

Telefonu bırakıp kendimi derse gömdükten iki saat sonra ablam eve geldi. Kısa süreli konuşmaların ardından yine ders ve uyku şeklinde günümü tamamladım.

Ertesi sabah hazırlanıp okula gittim, artık herşey o kadar zor gelmemeye başladı. Haftada bir Vural Bey'in yanına gitmekte beni o kadar korkutmuyordu.

Okuldan çıktıktan sonra sanki anlaşmış gibi hızlı adımlarla durağa gittik. En son dayanamayıp Göktuğ'a döndüm:

"Neden sanki aramızda anlaşma varmış gibi konuşmadan hızlı adımlarla yürüyoruz?"

Cümleyi kurmamla Göktuğ bana döndü ve göz göze geldik. Sonra ikimizde aynı anda gülmeye başladık.

Göktuğ:

"Bilmiyorum, heyecan yaptım, ondan oldu galiba, sende bana ayak uydurdun."

Gülerek cevap verdim:

"Galiba."

Metroya binip, eve en yakın durakta inip yürümeye başladım. Göktuğ'a dönüp:

"Eve az kaldı, beş ya da en fazla on dakika yürürüz."

Göktuğ cevap vermedi.

"Göktuğ iyi misin?"

Ani bir şekilde bana döndü:

"İyiyim, heyecanlıyım sadece."

"Merak etme ablam sert biri değil. Ters tepki vermez."

"Öyledir de ben yine de aşırı heyecanlı hissediyorum."

Gülümsedim ve yolumuza devam ettik. Evin önüne geldik, anahtarı cebimden çıkardım, eve girdik.

...

(Yazarım anlatımıyla)

Zehra yüksek sesle seslendi:

"Abla! Biz geldik."

Esma içeriden hızlı adımlar ile geldi. Bir anlık dondu. Sonra gülümseyip:

"Hoş geldiniz."

"Hoş bulduk abla."

Zehra Göktuğ'a döndü, bir Esma'ya döndü bir yandan da garip garip gülümsüyordu. Gelene kadar aşırı derecede bir heyecanı yoktu, çok azdı. Sebebini bilmiyordu ama yüz yüze gelince heyecanı artmıştı.

Esma ve Göktuğ Zehra'nın garip garip bakışlarını fark etmiş olacak ki tanışma işini kendileri halletme kararı aldılar.

Göktuğ ile Esma alışılmış şekilde bir selamlaşma yaşadı ve içeri geçtiler. Üçlü koltukta oturuyorlar, Göktuğ bir tarafta, Esma bir tarafta Zehra ise ortalarında oturuyordu.

Boş boş bakıyorlardı. Zehra tam bir şey söyleyecekken Esma söze girdi:

"İçecek bir şey ister misiniz?"

Zehra Göktuğ'a döndü cevap veremeyecek kadar heyecanlı olduğunu görünce cevap verdi:

"Olur abla."

"Tamamdır o zaman."

Esma kalkıp mutfağa gittikten sonra Zehra gülümsedi:

"Sana heyecan yapıyorsun diyordum ama bende şu an çok heyecanlıyım."

Göktuğ da güldü:

"Biraz, hatta bayağı garip davranıyor olduğum doğru sonuçta."

Sonra ise Göktuğ Zehra'nın parmağının üzerine baktı, elini parmağının üzerine götürdü, endişeli bir ses ile:

"Parmağına ne oldu?"

"Yok, önemli bir şey değil dün salata yaparken kesmiştim."

"Neden yara bandı yapıştırmadın?"

"Aslında yapıştırmıştım ama elimi yıkarken çıktı zaten derin kesmemiştim. Bir daha yapıştırmadım."

"Peki, ama daha dikkatli olmalısın. Acımıyor değil mi?

"Hayır hayır acımıyor."

Tam o sırada Esma içeri girdi. İçecekleri bıraktı. Sonra ise sohbet etmeye başladılar.

Okulda yakında olacak sınavlardan bahsettikten sonra ortamdaki gerginliği fark eden Esma:

"O zaman ben bardakları toplayayım."

Zehra araya girdi:

"Bende sana yardım edeyim abla."

Zehra ile Esma mutfağa yöneldi. Bardakları bulaşık makinasına yerleştirdiler.

Zehra:

"Abla kağıt havlu yine bitmiş, içeride var mı?"

Esma:

"Evet Zehra, banyoda birkaç tane vardı."

Zehra:

"Tamam abla bakıyorum."

Zehra banyoya gitti. O sırada Göktuğ'un telefonu çaldı ve balkona geçti ve annesi ile telefonda konuşmaya başladı:

"İyi gidiyor anne."

"Hayır anne tanımadı, yani öyle görünüyor."

"Tamam anne merak etme."

"Anne asıl biraz daha konuşmaya devam edersek anlayacak."

"Hadi hadi görüşürüz."

Telefonu kapattı. Esma ile Göktuğ aynı anda salona geçtiler ve oturdular. Aradan yaklaşık on beş dakika sonra Zehra tekrardan salona geldi. Göktuğ ile Esma fısırdıyorlardı.

Zehra içeri gelince aniden oluşan sessizlik Zehra'yı şaşırtmıştı. Esma bir anda konuyu değiştirdi.

"Demek Uluslararası ilişkiler okuyorsun."

"Evet."

Zehra'da yanlarına geçti.

Esma:

"Ben lavaboya gidiyorum."

Zehra:

"Tamam."

Kısa süreli bir oturmanın ardından Göktuğ Zehra'ya dönüp:

"Zehra ben çıkayım artık."

"Tamam ben seni geçireyim."

Kapıya doğru ilerlediler.

Zehra:

"Güle güle, yarın görüşürüz."

Göktuğ:

"Hoşça kal, görüşürüz."

Göktuğ çıktı ve Zehra da kapıyı kapattı.

Bölüm sonu

0 yorum

Bu bölüme henüz yorum yapılmamış. İlk yorumu sen yaz.