İçeriğe geç

KURŞUN

Bölüm 12 · 7 dk okuma

KURŞUN

Bölüm 12

12.)Onunla Çıkıyorum

"Evet Zehra seni dinliyorum."

"Abla, sana bahsettiğim bir arkadaşım vardı hatırlarsan."

"Evet Zehra daha yeni bahsettin zaten."

Gözlerimi etrafta gezdiriyordum ablam ise anlamaz gözlerle bana bakıyordu, anlık bir cesaret ile;

"Abla ben o çocukla çıkıyorum."

Söyledim mi? Evet söyledim, çok ani Allah'ım n'oluyor, biraz daha mı beklemeliydim!?

Ablamın yüzümden tepkisini anlamaya çalışıyordum. Aşırı şaşırmıştı, neden acaba (!) Göz bebekleri ve mavi gözleri büyüdü aynı zamanda anlamaz şekilde bana bakıyordu.

"Zehra nasıl yani, nasıl çıkıyorsun, ne zamandır?"

Sarıldığım yastığı bir köşeye buraktım ayağa kalktım ve mutfağa doğru yöneldim, ablam ise peşinden geliyordu.

Aslında bunu vakit geçsin diye yapmıştım ama amerikan mutfak olunca salondan mutfağa geçmek ortalama on beş saniye sürüyor.

Mutfağa geçtim, Bardakların olduğu raftan üzerinde ay resmi olan kupamı aldım. Evet Göktuğ'un hediyesinden sonra gaza gelip bu kupayı aldım.

Kahve makinesine bir vanilyalı kahve koydum ve altına da kupayı yerleştirdim. Köşede duran tabureye oturdum ablam ise bana bakıyordu.

"Zehra daha fazla zaman kazanma numaran yoksa artık sorularıma cevap verebilir misin?"

Tabureden kalktım, Tezgahın önüne geçtim.

"Vural Bey'in yanına gittiğimde karşılaştık. Aynı üniversitede okuyoruz, o Uluslararası İlişkiler okuyor, arkadaş olduk ve ilerledi, başka sorun var mı ablacığım?"

"Bana neden anlatmadın peki Zehra'cığım? "

"Yürüyen anksiyete gibi davrandığın için olabilir mi ablacığım?"

Bu sefer tabureye ablam oturdu, kahveyi bardağa doldurdu. Kupayı bana uzattı.

Kardeş olunca vakit kazanma yolları bile aynı oluyor demek ki. O sırada bir anda içimden gülme isteği geldi ama tabii ki de gülemezdim.

"Tamam haklısın. O zaman anlat bakalım kimdir bu çocuk."

"Adı Göktuğ, bir a-"

Lafımın devamını getiremeden ablam cevap verdi.

"'Göktuğ mu?! "

"Evet,Neden şaşırdın?"

"Yok bir şey devam et sen."

"Soyadını bilmiyorum, çünkü sormadım. Sıkıntı olmaz değil mi?

Ablam hafiften gülümsedi;

"Zehra abartma istersen."

"Tamam tamam."

"Peki ne zamandır birliktesiniz?"

"İki hafta oldu sanırım."

"Nasıl yani sevgililer gününde beraber miydiniz?"

Evet, Göktuğ'a hediye almak için ablama yalan söylemiştim.

"Yani, evet tamam uzatmayacağım ders notlarımın çıktısını almamıştım. O gün Göktuğ'a hediye almaya gittim ."

Kahve makinesiyle bakışan ablam ani bir şekilde bana döndü;

"Şaka mı?"

"Hayır değil."

Kahvemden bir yudum aldım, süt eklemeyi unuttuğumu fark edip buzdolabının kapağını açtım. Sütü çıkardım ve bardağa boşaltmaya başladım. Sütü taşırdım ve ablama döndüm;

"Abla süt döküldü burada peçete kalmamış içerde var mı?"

Gerçekten delirmiş gibi davranıyordum.

"Zehra, psikoloji okuyorsun iyi hoş ama bu gidişle kendi psikolojini bozacaksın."

Hafifçe kıkırdadım;

"Sanırım haklısın."

Ablam da gülmeye başladı;

"Sevgililer Günü'nü o hatırladı mı bari?"

Gülümsedim;

"Evet, hatırladı."

Ablam heyecanlandı;

"Gerçekten mi hediye falan aldı mı peki?"

"Evet göstermemi ister misin?"

"Tabii ki."

Ablam ile odama geçtik çekmecemi açtım ve ablamdan sakladığım gece lambamı çıkardım, lambayı yaktım, ablama gösterdim.

"Çok tatlı."

"Zehra ay yüzlü kız demek olduğu içinmiş."

Ablam gülümsedi;

"Peki benle ne zaman tanıştırmayı planlıyorsun."

Donup kaldım, açıkcası bunu beklemiyordum.

"Yani, bilmiyorum daha önce hiç düşünmedim."

Ablamın gözleri büyüdü:

"Aa demek öyle güzel, güzel uzun vadeli oyalama planı kurdun demek ki."

Ablam alay ettiğini, ciddi olmadığını biliyordum ama haklı, Göktuğ ile tanıştırmam lazım.

"Abla hayır tabiki de sadece çok ani oldu. Elim ayağıma dolaştı."

"Yani tanıştırmayi düşünüyorsun."

"Elbette."

"Güzel"

"Peki şuan aramız kötü mü?"

Ablam gülümsedi.

"Dua et ki, iyi yürekli bir insanım kıyamıyorum.

Bende gülümsedim. Ablam masaya doğru döndü.

"O zaman yemek yiyelim. İkimizde acıktık sonuçta."

"Tamam."

Odamdan çıktım, salona doğru yöneldim gözüm gelen bildirim sesi ile sehpaya yöneldi. Telefonuma bir mesaj gelmişti. Tahmin ediyorsunuz herhalde Göktuğ'dan. Tam mesaja bakacaktım ki ablam muzip bir şekilde gülümseyerek bana bakıyordu:

"Seninki mi yazmış?"

Gülümseyip aynı zamanda da göz devirdim. Mesaja tıkladım.

-------------------------------------------------------------------------

Göktuğ: Yarın bir şey yapalım mı?

Mesaja baktım ve gülümsedim, içimde oluşan heyecan kıpırtıları ile cevap verme bölümüne tıkladım. Hem bu sayede ablam ile tanıştırma konusunu da açabilirdim. Klavyeye tıkladım ve yazmaya başladım.

Ben: Bana uyar, ne zaman?

Çevrimiçi, çevrimiçi, yazıyor.

Göktuğ: Yarın son dersinden sonra müsait misin?

Ben: Evet o saat benim için uygun.

Göktuğ: O zaman yarın buluşuyoruz.

Ben:Evet buluşuyoruz.

Göktuğ: Kendine iyi bak.

Ben: Görüşürüz.

-------------------------------------------------------------------------

Telefonu sehpaya bıraktım ve ayağa kalktım mutfağa yöneldim, masaya oturdum. Ablam bana döndü gülümsedi:

"Ne diyor seninki? "

Kafamı çevirdim, güldüm ve tekrardan ablama döndüm:

"Daha ne kadar sürecek abla?"

Dalga geçer bir tavırla:

"Neyden bahsediyorsun, ne, ne kadar sürecek? "

Alay ettiğini bilerek cevap verdim:

"Seninki, benimki muhabbeti ne kadar sürecek?"

"Benim canım sıkılıncaya kadar canım kardeşim."

"Anlaşıldı bayağı sürecek."

Yemeğimi yiyip odama geçtim ve kitap okuyup yattım. Ertesi sabah erkende kalktım ve salondaki ablama:

"Abla ben geç kalacağım, çıkıyorum."

Ablam başıyla onayladı:

"Tamam, seninkine selam söyle."

Derin bir nefes verdim. Duymamış gibi yaparak:

"Görüşürüz abla."

Misilleme yaparak:

"Görüşürüz Zehra."

Odama geçip hızlıca hazırlanıp ablama döndüm:

"Ben çıkıyorum."

"Tamam geç kalma."

O sırada ablama haber vermeyi unuttuğumu hatırladım. Gerçekten B12 eksikliğim olduğunu düşünmeye başladım.

"Abla!"

Ablam salondan çıkıp koridora geldi.

"Ne oldu Zehra? Sen çıkmıyor muydun?"

"Ben sana bir şey söylemeyi unuttum."

Ablam güldü.

"Alışık olduğumuz şeyler Zehra, neyi söylemeyi unuttun?"

"Ben derslerden sonra biriyle buluşacağım."

Ablam tam ağzını açtı konuşmasına fırsat vermeden:

"Sen sormadan ben söyleyeyim evet benimki ile buluşacağım."

Ablam kahkaha attı.

"Sen az önce benimki mi dedin?"

Dondum kaldım, sonra hiç bozuntuya vermeden:

"Ağızımdan kaçtı abla sayende. Neyse dediğim gibi bir kaç saat geç gelebilirim. Haberin olsun hoşça kal ben gidiyorum. Derse geç kalacağım."

"Tamam Zehra yine hoşçakal, geri dönmeyi düşünüyor musun ona göre kapıda bekleyeceğim."dedi gülerek.

"Yok abla düşünmüyorum, hadi iyi günler."

Çıktım ve kapıyı kapattım.

Minibüse atlayıp okula doğru yol aldım. Sınıfa girer girmez Meyra'nın yanına oturdum ve sevgililer günü hakkında konuşmaya başladık. Atlas ona bir kolye almıştı ve kolye Meyra'ya inanılmaz yakışmıştı. Benim gece lambasının ise eve gidince fotoğrafını atmamı istemişti. Fakat çok konuşmadan hoca sınıfa girdi.

Ders bittiğinde Göktuğ'un kapıda beni beklediğini gördüm.

Bana baktı:

"Hazırsan gidelim mi?"

"Olur."

"Önce markete gidip bir şeyler alalım."

"Tamamdır."

Market bulmak için etrafa bakındık. Geçen sefer kahve almak için girdiğim marketi gördüm. Göktuğ'a elimle işaret ettim.

"Buraya geçen sefer kahve almaya girmiştim güzel bir yere benziyordu."

"Maden sen beğendin girelim o zaman."

Gülümsedim. Markete girdik etrafa bakındık.

Göktuğ yemek bölümüne bakınıp:

"Acıktın mı yoksa tatlı mı yiyelim."

"Fark etmez."

Bir süre ikizler kararsızlığı ile düşünüp Göktuğ ile fikir alışverişinde bulunduktan sonra yemek almaya karar verdik.

Ben hazır makarnalara doğru yönelirken Göktuğ ise et reyonuna yöneldi. Yaklaşık 10 dakika içerisinde yemeklerimizi seçtik. Mikrodalgaların yanına gittik yemeği ısıttıktan sonra Göktuğ yemeği mikrodalgaya koydu. Sonra da bana dönüp:

"Ben mikrodalgayı dört dakika olarak ayarladım, acaba ne kadar sürede pişiyordur?"

"Göktuğ üzerinde yazıyor kaç dakika ayarlaman gerektiği."

Ürünün paketinin üzerine baktı ve güldü.

"Beş dakika olarak ayarlamam gerekiyormuş."

Bende güldüm.

"Bir şey olmaz herhalde hem az pişmiş et daha sağlıklıymış."

"Umarım çiğ et daha sağlıklıdır. Hem belki sonradan bir dakika daha çalıştırabilirim."

"Zannetmiyorum, iki dakikadan başlıyor."

"Neyse idare edeceğim artık."

"Aynen öyle."

"Neyse hadi çıkalım."

"Çıkalım."

Parkta yemek yemek için ayrılan bir bölüm vardı. Oraya geçip oturduk. Ablam ile tanıştırma meselesini açma sırası gelmişti.

"Göktuğ."

"Efendim."

"Yarın da bir şeyler yapalım mı?"

"Nasıl bir şeyler sinemaya falan mı gidelim?"

"Hayır, bir yerde buluşalım."

Göktuğ şaşkın ve anlamaz bir tavırla:

"Nerede?"

Hızlı bir şekilde:

"Bizim evde, ablam ile tanışmalısın.

Bir anda gözleri büyüdü ve boğazına meyve suyu kaçtı. Öksürmeye başlayınca panikle sordum.

"İyi misin?"

Öksürmesi kesildi.

"Asıl sen ciddi misin?"

"Evet, gayet ciddiyim."

"Zehra erken değil mi?"

Kaşlarımı çattım.

"O ne demek şimdi, hem alt tarafı ablam ile tanışacaksın. Ablam insan yemiyor merak etme. "

Gözlerini kaçırdı.

"Olsun yine de erken."

Sinirlenmiştim.

"Anlaşıldı, görüşürüz Göktuğ."

Çantamı aldım, ayağa kalktım tam yürüyecekken bileğimden tuttu.

"Zehra dur! Yarın başka yerde buluşsak olmaz mı?"

Sinirli bir şekilde:

"O zaman güncelleme getireyim, bir süre görüşmemek üzere Göktuğ."

Hızlı adımlar ile yürümeye başladım. Göktuğ ise peşimden bağırmaya devam ediyordu.

"Zehra bekle yanlış anladın, önce beni dinle."

Benim ise umrumda değildi. Hızlı adımlar ile uzaklaşıyordum. Göktuğ peşimden gelmeye başlayınca koşmaya başladım ve minibüsü görünce bindim.

Ablam ile tanıştırmaya kalktım verdiği tepkiye bak, demek ki annem ile babam yaşasa onlar ile tanıştırmaya kalksam ne olacaktı?

Telefondan bir kaç tane bildirim geldi unursamadım. Bir süre geçince baktım ve bir uygulamadan geldiğini gördüm. Şu uygulamaların sürekli birden fazla bildirim göndermesini anlamıyorum bir türlü.

Evin önüne geldim ve minibüsten indim. Eve girdim ablam not bırakıp işe gittiğini söylemişti.

Çalıştığı yer vardiyalı olduğu için bunlar alışılmış şeylerdi. Aslında bu benim de işime gelmişti. Yoksa soru yağmuruna tutardı.

Yatağıma uzandım elime telefonumu aldım. Biraz kafa dağıtmam gerekiyordu. Göktuğ'dan ses çıkmıyordu ama telefonu elime aldığımda mesaj atma kararı almış. Mesajlar üstten akıyordu ama tıklamıyorum.

-------------------------------------------------------------------------

Göktuğ: Zehra beni dinler misin?

Göktuğ: Heyecan yaptım, o yüzden tanışmak istemedim

Cevap vermek istemiyordum, okundu bıraktım.

Göktuğ: Cevap verir misin?

Dayanamayıp cevap verdim.

Ben: Ablam ile tanış dedim, akraba düğününe gideceğiz demedim.

Göktuğ: Sonunda cevap verdin, hoş geldin.

Ben: Şimdi de sen cevap ver bakalım.

Göktuğ: Tamam tamam, ablan ile tanışmaya geleceğim.

Ben: Peki yarın 14.00'te gel.

Göktuğ: Tamam geleceğim ama artık soğuk davranmasan diyorum.

Kıkırdadım.

Ben: İyi öyle 𝘰𝘭𝘴𝘶𝘯.

Göktuğ: İyi miyiz peki?

Ben: İyiyiz

Göktuğ: 𝘛𝘢𝘮𝘢𝘮 𝘰 𝘻𝘢𝘮𝘢𝘯, 𝘺𝘢rın görüşürüz αყ ყϋȥʅϋ ƙıȥ.

Ben: Görüşürüz.

-------------------------------------------------------------------------

Telefonu yanıma bıraktım, gece lambam ile göz göze geldik. Güldüm ve yataktan kalkıp mutfağa geçtim. Ablama yazmak için telefonu elime aldım ama yazmadan önce yemek yemeye karar verdim.

Bölüm sonu

0 yorum

Bu bölüme henüz yorum yapılmamış. İlk yorumu sen yaz.