İçeriğe geç

KURŞUN

Bölüm 11 · 5 dk okuma

KURŞUN

Bölüm 11

11.)Kurtuluş

Evet, ablama bir süre boyunca hiçbir şey anlatmama ya karar versem de bu beni rahatsız ediyordu. Sanırım artık ablama herşeyi anlatmalıydım. Bu kararı verdikten sonra cümlelerimi kafamda kurgulamaya başladım ve hızlı adımlar ile okuldan çıktım.

Yolda yürüyordum ama hala gergindim. Kötü bir tepki vermesinden korkuyordum, belki de kuruntu yapıyordum, ablam anlayış gösterirdi, sonuçta artık çocuk değildim.

Otobüs durağına geldim, otobüsün gelmesine daha çok vardı. Canımın kahve istediğini fark ettim ve yan taraftaki marketten bir kahve almaya karar verdim.

İçeri girdim, sanırım yabancı ürünler satan bir yerdi çünkü üzerinde garip yazılar yazan bir sütlü kahve aldım. Kasada ödemeyi yaptım ve marketten çıktım. Yolda yürürken bir kedi gördüm garip bir şekilde yerde yatıyordu.

Yavaşça kedinin olduğu tarafa doğru yürüdüm. Çevreme göz gezidirdiğimde kimsenin umursamadığını gördüm, şaşırtıcı.

Kediyi ürkütmek istemiyordum o yüzden hafifçe eğildim. Yanlış görmediysem kedi hamileydi. Acaba su içirebilir miyim diye düşündüm. Ayağa kalktım.

Çantamdan suyumu çıkarırken kolumda bir el hissettim. Refleks olarak döndüm ve yumruğumu kaldırdım. Tam yumruk atacakken elimi havada yakaladı. Göktuğ! Evet karşımdaki Göktuğ'du.

"Zehra biraz daha az panik olabilirsin. "

"Senin olduğunu bilmiyordum."

"Bende senin kara kuşak olduğunu bilmiyordum."

"Gerçekten çok komiksin, hem kara kuşak değilim sadece kendimi savunmayı biliyorum."

"İyi öyle olsun."

"Kediyi veterinere götürmem lazım."

"Hangi kediyi?"

"Bu kediyi." Elimle kediyi gösterdim.

"Ne zamandır tanışıyorsunuz."

"Beş dakika olmuştur sanırım. "

"Neyi var ufaklığın."

"Doğuracak, biraz daha beklemeyelim ya kötü bir şey olursa. "

"Normalde kediler kendi kendine doğurabilir. Zorlandığına göre kötü bir durum var. "

"Bence de. Gidelim o zaman."

"Gidelim."

Kediyi yavaşça kucağıma aldım.

Ağır adımlar ile gidiyordum, bir yandan da kucağımdaki kedinin durumuna dikkat ediyor, nefes alıp veriyor mu bakıyordum.

Ders notlarımı katlamıştım, ve kedinin altına yerleştirmiştim, yastık gibi duruyordu. Gergindim ve bu da her halimden belliydi. Göktuğ ise sanırım fark etmişti ve bana garip bir şekilde bakıyordu. En son döndü:

"Zehra iyi misin? Garip görünüyorsun."

"İyiyim ama biraz gerginim."

"Neden, yardım edebileceğim bir şey mi?"

Ne diyecektim, peşimizde garip garip tipler var, Heh! Hatırladım, bir de ablamın senden haberi yok mu diyecektim?

"Teşekkür ederim, derslerim ile alakalı, bazı dersler zor geliyor, kalırım diye korkuyorum."

"Merak etme halledersin, ben sana yardım ederim. Bütünleme sınavlarına da girebilirsin dünyanın sonu değil sonuçta."

Ablamla hemen konuşmalıydım çünkü olayların sonradan patlak vermesini ve Göktuğ'un bu yüzden üzülmesini istemiyordum.

Bir veteriner servisinin önüne geldik. Dışarıdan baktığımızda birçok kedi görünüyordu, içeriye girdik. Veteriner geldi, kediyi görünce yüz ifadesi değişti ama çok çaktırmamaya çalıştı.

"Merhabalar hanımefendinin sorunu nedir?"

"Sanırım doğuruyor. Kötü göründüğü için getirdik."

"İyi yapmışsınız, bakalım nasılmış"

Veteriner kediyi kontrol etmeye başladı bende korkmaya başlamıştım. Bize döndü ve:

"Kediyi ameliyata almalıyım, çıktıktan sonra sizi bilgilendireceğim."

Veteriner Hekim ameliyata alınmalı dediğinde aşırı korkmuştum, kediye bir şey olmasından korkuyordum. Koltuğa oturdum ve gözümü gezdirdim.

O sırada Göktuğ'un yanıma yaklaştığını gördüm. Yavaşça geldi ve önümde durdu;

"Merak etme Zehra, onu çabuk yetiştirdik kurtulacaktır."

"Fazla abarttığımı düşünmüyorsun değil mi?"

"Hayır tabii ki. Herkes her konuda hassas olabilir. Özellikle konu hayvanlar olduğunda bu çok normal."

Saate baktım, bir saat geçmişti. Tam o sırada veteriner hekim geldi, yüz ifadesinden ameliyatın nasıl geçtiğini anlamaya çalışıyordum.

Hafifçe yaklaştı ve bize döndü:

"Kediciğin durumu iyi, dört tane yavrusu oldu durumları iyi."

Göktuğ lafa girdi:

"Peki kedi neden kendi doğuramamış? "

"Distosi Gebelik, çoğunlukla genetik sebeplerden, bazen de yavrudan kaynaklanan aşırı kilo gibi sorunlardan anne kendi başına doğum yapamaz.

Sezeryana alınması gerekir ama durumu şuan iyi merak etmeyin."

"Peki yavrular ne olacak?"

"Aslında bir hastam evden kaçmıştı. Sahibi de devamlı bana getiriyordu. Ona benzettim, sahibine ulaşacağım."

"İyi olur, teşekkür ederiz"

"O zaman siz kedileri bırakın ben sizi haberdar ederim."

"Tamamdır Hoşça Kalın"

"Görüşürüz."

Veteriner servisinden çıktık ve yürümeye başladık. Göktuğ bana döndü:

"Sen direkt eve mi geçeceksin?"

"Evet, ablam merak eder."

"Zehra hep "ablam" diyorsun hiç annenden veya babandan bahsetmiyorsun bir sıkıntın mı var?"

Bir anda elimdeki notlarımı düşürdüm, elim ayağım boşaldı ve boğazım düğümlendi. Notlarımı almak için eğildim, Göktuğ da peşimden eğildi. Doğrulduktan sonra elimi tuttu;

"Zehra özür dilerim, seni üzmek istemedim."

"Yok, sıkıntı değil, benim eve geçmem lazım sonra görüşürüz."

Göktuğ'un yanından ayrıldım, giderken bir şey çaktırıp çaktırmadığımı düşünüyordum. Hala neyi düşünüyordum ki zaten, gayet belli etmiştim. O sırada ablamdan mesaj geldi:

-------------------------------------------------------------------------

Ablam: Zehra eve geldim sen ne zaman gelirsin?

Ben: Ders notlarımı çıkardım ve bir şey daha oldu gelince anlatırım.

Ablam: Tamam, bekliyorum.

-------------------------------------------------------------------------

Telefonu cebime atacakken bir bildirim daha geldi, kimden geldiğine baktım. Evet Göktuğ'dan gelmişti ne yapacaktım?

Tabii ki cevap verecektim. Onun ne suçu vardı sanki? Sadece bir soru sormuştu nereden bilebilirdi ki?

Açtım ve mesaja baktım;

-------------------------------------------------------------------------

Göktuğ: Zehra aklım sende kaldı yanlış bir şey mi söyledim?"

Göktuğ: Zehra gerçekten seni üzmek istememiştim."

Göktuğ: Lütfen cevap verebilir misin?"

Mesajları görür görmez cevap verdim:

Ben: Göktuğ kusura bakma yeni gördüm, önemli değil. Aklıma başka bir şey geldi, o yüzden biraz abartı tepki verdim, merak etme."

Göktuğ: Peki, sevindim kendine iyi bak.

Ben: Sende.

-------------------------------------------------------------------------

Mesaja cevap verdikten sonra içime bir rahatlama hissi geldi. Saate baktım, eve en kısa sürede metro ile gidebilirdim. İstasyona gittim ve metroya bindim.

Yirmi dakika içerisinde evdeydim içeri girdim, ablam salonda oturuyordu.

"Abla ben geldim."

"Hoş geldin."

Geçtim ve karşıdaki koltuğa oturdum.

"Evet neymiş o değişik olay."

"Yolda yürürken bir kedi gördüm. Kötü görünüyordu."

"Hasta mıymış?"

"Hayır, hamileymiş ve doğuramamış."

"Sende veterinere mi götürdün?"

"Sayılır."

"Nasıl yani?"

"Daha doğrusu götürdük, bir arkadaşımla."

Hafiften gerilmeye başlamıştım.

"Güzel."

Gülümsedim ve endişeli bir şekilde ablama döndüm.

"Abla şu mektup meselesi ne oldu."

"Güvenlik için Vural Bey ile konuştum"

"Ne dedi, uzun zamandır görüşmüyoruz."

Hafifçe gülümsedi:

"Vural Bey adamlar ile iletişime geçti eğer işin içine polis karışırsa iki tarafında yanacak, o yüzden en iyisinin birbirimizi unutmamız gerektiği olduğunu söyledi. Onlar da kabul etti yani artık rahatız."

Evet, eğer işin içine polis karışırsa Karayel ve adamları tutklanabilirdi ama Karayel'in ailesinden birinin bize zarar verme ihtimali de vardı. Aşırı sevinmiştim, bir süre evin içinde neşeli bir şekilde gezdim ve en son ablama her şeyi anlatmaya karar verdim.

"Abla, benim sana söylemem gereken başka bir şey var."

"Dinliyorum Zehra."

Bölüm sonu

0 yorum

Bu bölüme henüz yorum yapılmamış. İlk yorumu sen yaz.