Sabah uyandığımda başımda şiddetli bir ağrı vardı gözlerimi zorla açarak saate baktıgımda ise 06:00 yazısını gördügümde yarım saat daha uyuyabileceğime kanaat getirip tekrardan kendimi uykunun kollarına bıraktım.
Daha bu karada vermemden 2 dk sonra yüzümde bir ıslaklık hissettim.
Ah, bu kesinlikle benim minik canavarım Duman'dı. Bu arada Duman benim kedim. Genellikle kendini sevdirmeye meyilli, rahat ve erkek bir kedidir. Evet, kedime aşık olduğum doğrudur.
Duman'nın bana rahat vermeyeceğini anladiğim için ne kadar zor olsada güne erken başlamaya karar verdim.
Normalde kahvaltı yapmayı sevmezdim ama vakit geçsin diye bir ilk yapıp kendime nefis bir kahvaltı hazırlayabileceğimi düşünüp hemen işe koyuldum.
Odamı toplamaya basladığımda saat 6:10 u gösteriyordu. Odamı topladıktan sonra adımlarımı mutfağa yöneltip doğruca dolaba doğru ilerledim. Dolaptan cezve alıp içine ariticimdan şu koyduktan sonra çaycıya da bir su doldurdum.
Ardından hiç beğenmediğim o tanıdık kapı sesi duyuldu. Gelen kimdiki beni hickimse tanimazdi bu apartmanda. Neyse bu saçma fikirlerimi aklımdan atıp usulca kapıya doğru ilerledim.
Kapının deliğinden baktığımda karşımda boy ve posuyla bir adet Timur ALBAYRAK duruyordu. Akıllarda birsürü soru vardı. Misal Timur neden benim kapimdaydi ve bu apartmanda ne işi vardı ? En önemlisi neden benim elim ayağıma dolaştı?
Kapının zili tekrar kulağıma dolduğunda derin bir nefes alıp kapıyı açtım. O sırada Timur'u tam gidecekken yakalamiştim. Gözleri bana dönünce şaşırdığı her halinden belli oluyordu.
Daha fazla duramıyarak "Merhaba Timur komutanım" derken elim ayağıma dolaşıyordu. Timur da "Kusura bakmayın... Ben , bilmiyordum daha yeni taşınmıştım da tuz istemeye gelmiştim. Rahatsız ettiysem..." diye söze girecekken ben engel oldum.
"Ne demek komutanım bu arada hoşgeldiniz . Ne isterseniz ben buradayım. Hangi numarada oturuyorsunuz ? " Timur ise "Hemen karşı tarafta " deyince içimde delice bir his oluşmuştu.
"Ben size tuz getireyim , isterseniz içeriye geçelim size bir kahve yapayım." Dediğimde Timur ilk önce itiraz ettikten sonra çeviremiyerek "Pekeala teşekkür ederim ,sabah kahvem senden olsun o zaman " dediğinde içeri doğru geçmeye başlamıştık.
Timur'a mutfağı gösterdiğimde izin isteyerek kendimi banyoda buldum. Fazla geç kalamayacağını farkında olacaktım ki yüzümü yıkayıp mutfağa derin bir nefes alarak girdim. Niye böyle oluyordum ya ben?
Mutfağa girdiğimde Timur mırıldanıyordu ama beni görünce sustu. Doğrusu ne mırıldandığı merak etmiştim. Timur "Hep bu kadar erken kalkar mısın?" Diye sorunca " Uyku tutmadı da bende ilk defa erken kalkayım dedim. Sen yani siz hep erken mi uyanırsınız? "'
Timur ise " Ben de pek erken kalkmam genelde bugün evin işleri olduğu için erken kalkmıştım" dediğinde kahvelerimizi sonuna gelmiştik. O sırada Timurun beyaz tişörtündeki kırmızılık diyaframına doğru gidiyordu. Off dikişi patlamiş olmalıydı.
Timur'a "Timur , dikişin " dememe kalmadan Timur yüzünü buruşturdu. "Gel benimle , odamda ilk yardım çantası olacaktı. " Diyerek Timur'a doğru ayakladım "Aslında gerek yoktu ben halledebilirdim " deyince benden ufak bir azar işitmişti. Tam o sırada odamın kapısının önüne gelmiştik.
Timur "Gireyim mi emin misin" dediğinde onaylıyarak içeri girdik. Timur'a yatağıma yatmasını ve hemen geleceğimi söylediğimde kulakları kırmızılaşmis ve boynundaki damar ortaya çıkmıştı.
Odamdaki ebebeğin banyoduna girip ilk yardım çantami getirmişken Timur yatağıma oturmuştu. Bu sefer gözleri yere takılı kaldığında geldiğimi belli edip uzanmasını söylemiştim.
Kulakları mümkünmüş gibi dahada kızarırken ikiletmeden uzanırken "Çıkar" dediğimde bana bir bakış attığında "Yani üstünü" dedim olayı toparlıyarak. Timur üstünü çıkartırken Timur hariç gözüm odanın her yerinde gezmişti.
Timur üstünü çıkarıp uzanırken yanına doğru gidip dikişine baktiğimda dikişin üzerinde olan sargı kandan gözükmüyordu. Sargıyı çıkartıp bir poşete koyduktan sonra dikişe baktığımda dikişin ucu biraz daha aşağıdaydi ve en çok orası kanıyordu.
Bunu nasıl yapacağımı düşünmeden " Dikişin alt kısmı dahada kanıyor. Pantolonunu birazcık indirirmisin? Dediğimde ikimizde alev topu gibiydik. Timur ikiletmeden pantolonunu yüzünü ekşiterek indirdiğinde işime koyuldum.
Öncelikle dikişleri kontrol ettim. Neyseki yırtık yoktu. Timur ağır bir iş yaptığından olsa gerek dikişler zorlanmıştı. Kanamayı durdurmayı başarıp sargıyı yeniledikten sonra Timur'a "Sen ağır bir iş yaptın demi? Hatta yanlış hatırlamıyorsam yeni taşındığından eşyaları kaldırdın ha ?"
"Hayır, belki birazcık ama birşey olmaz diye düşünmüstüm" diye güçsüz bir yalan yaptığında kendimi tutamiyarak " ... dedi yalan söylemesini bilmeyen adam" dediğimde ikimiz de gülmeye başlamıstık. Timur'a burada durum dinlenmesini deyse dikişlerin dahada kötü durumda olcagini anladığında itiraz etmedi.
Mutfağa gidip işlerimi halledip geleceğimi söylediğimde onaylıyarak telefonunu getirip getiremiyeceğimi sordu. Timurun telefonunu ona götürdükten sonra mutfaktaki işlerimi halledip Timur'a tepside kahvaltı için tost çay peynir zeytin gibi şeyler koymuştum ve kendini yalnız hissetmesin diye aynı tepsiden kendimede hazirlamıştım o sırada arkamda bir hareketlilik hissettiğimde Timur
"Ben sana daha fazla rahatsızlık vermeden gideyim. Herşey için teşekkür ederim Güneş" dediğinde ısrar edip tekrar uzanmasını sağlamıştım deyse gerçekten dikişler kötü olacaktı.
Ve o anda Timurun üstünün olmadığını fark ettiğimde gözlerimi yataktan ayırdım ardından dolabıma gidip babamın burada olan siyah tişörtlerinden bol olanını çıkarip Timur'a giymek istediğinde bunu giyebileceğini söylediğimde karşılığında minik bir teşekkür almıştım.
Timur'la kahvaltimizi getirdiğimde yemiyeceğini ve tok olduğunu soylemişti. Sonra muhteşem inatçı kabiliyetiyle yemesine ikna etmiştim.
Kahvaltimizi yaparken saatin 8 olduğunu ğörmüstüm. Gerçi onu da Timur demişti. Bugün izinli olduğumu hatırladığımda içten bir sevinç yaşamıştım. Ardından bunu Timur'a ifade ettiğimde dudağinin sol kenarı havalanmıştı ya da ben öyle sanmıştım
Kapının zil sesi kulağima dolduğunda Timur'dan izin isteyip kapıya yöneldim. Evet! Sonunda o muhteşem kitap kargom gelmişti. Adamla gerekli bilgileri hallederken arkamda Timur belirmişti.
Adam kutuyu bırakırken kutuyu kavrıyamayıp düşürecekken adam kutuyu elimden almıştı. Adam gülerek olur öyle şeyler Güneş hanım isterdeniz kutuyu dilediğiniz yere bırakirim deyince reddetmeme kalmadan Timurun bakışlarına maruz kalınca Timur
" İşini yapmışsin sağol bundan sonra burasi bize kalmış hadi kolay gelsin deyip ışık hızında kargoyu et eliyle alıp kapıyı kapatmişti. Ben yine Timur'a söylenirken Timur bir anda arkasını dönünce bedenine hafif bir temasta bulunmuş oldum.
Timur biraz eğilip "Farkettiysen o adamın niyeti iyi değildi Güneş, yanılıyor muyum?" Dediğinde cevapsız kaldım. Timur'a tekrardan uzanmasını söylediğimde reddettiginden ve benimde bir gururum olduğundan dolayı sen bilirsin demekle yetindim.
Timur evden ayrılınca derin bir nefes alıp içimde hissettiğim boşlukla yatağıma ilerleyip uzandım . Timurun beyaz tişörtünün burada kaldığını görünce beyazlari makinaya atarken onuda attım ve güzelce yıkadım.
Çamaşırları kurutucudan alırken ilk önce onu alıp ütülemiştim. Maşallah bendede ne yetenek varmış inci gibi olmuştu. Neyse bari ben bunu Timur'a götüriyim dedikten sonra kapımı kıynaştırıp Timurun dairesine doğru ilerledim.
Kapıyı çaldıktan sonra yaklaşık 3 dkya kapı açılmıştı. Timur beni gördüğünde selam vermisti ona yıkadığım tişörtünü uzatıp al bu tişörtün benim odamda kalmıs diyip verdikten ve hoşcakal dedikten sonra ışık hızıyla gidiyordum ki Timur beni bileğimden asılarak durdurdu.
Ne için kizginsin bana diye sorduğunda birşey olmadığını söyledim ve izin verirse evimin kapısının açık kaldığını ve girmem gerektiğini. Kolumu serbest bıraktıktan sonra ben evime tam girecekken kapı yüzüme kapandı anahtar içeride ve telefonum da içeride kalmısti. En kötüsü ise Timur bu olanları keyifle izliyordu.
O sırada çilingir çağırmak için yine Timur'a ihtiyacım olduğunu anlamıstim. Timur'a dönüp "Rica etsem telefonunu kullanabilir miyim? Çilingir çağirmam gerek de."
Dediğimde buradaki çilingirlerin kapalı olduğunu ve içeri geçebileceğimi soyledigimde önce istememiştim ama bu sefer de o ısrar edince çok da diretmemiştim.
Ne de olsa kısa süreliğine evsizdim en azından öğlen çilingir açık oluncaya dek.