Öğleden sonraki dersin başlamasına beş dakika vardı. Sınıf kalabalıklaşmıştı ama herkesin dikkati başka yerdeydi. Su sınıfa girdiğinde, gözleri doğrudan Mert’e gitti. Arka sırada yine cam kenarına kurulmuştu. Gamsız, rahat, klasik Mert. Su’nun yüzünde belli belirsiz bir gülümseme belirdi. Elinde tuttuğu siyah tükenmez kaleme bir an baktı. “Tamam Mert,” diye düşündü. “Bu sefer sıra bende.” Yanına yaklaştı, çantasını sırasına bıraktı ama oturmadı. Onun yerine Mert’in oturduğu sıranın yanına geçti. Mert, kaşlarını kaldırarak baktı. “Kontrol mü yapıyorsun, otorite gibi?” Su yanıt vermedi, sadece küçük bir sırıtışla cevap verdi. Ardından elindeki kalemi tutuyormuş gibi yaparak aniden “kazayla” düşürdü. Ama o kalem sıradan bir şekilde yere düşmedi. Direkt olarak Mert’in uyluğuna. Mert gözlerini devirdi. “Ciddi misin?” Su masumca gülümsedi. “Evet… çok önemli bir kalemdi o.” Mert kalemi alacak gibi eğildi ama Su hemen öne doğru adım attı ve eğilmek yerine başını hafifçe Mert’e eğdi. Kalçaları masanın kenarına yaslanmıştı, eli Mert’in dizine yakın bir yere dayalıydı. “Sen al istersen. Sonuçta hatayı ben yaptım ama senin bölgen…” Gözleri kısa bir an için aşağıya kaydı, sonra tekrar Mert’e baktı. “Yani, senin alanına girdim gibi oldu.” Mert bir an afalladı. Gözlerini kaçırdı, sonra yeniden toparlamaya çalıştı: “Normalde ben bu tür oyunları başlatan tarafım.” Su’nun yüzündeki ifade sabit kaldı, sanki hiçbir şey olmuyormuş gibi. “Demek sadece başlatıyorsun. Bitiremediğine göre sıra artık bende.” Eğildi ve kalemi aldı. Ama eğilirken saçları Mert’in koluna değdi, nefesi tenine çarptı. Mert, ellerini masaya koydu, hareket etmedi. Gözleri Su’ya kitlenmişti. Su kalemi alıp doğruldu. Mert’in gözlerinin içine baktı. “Teşekkür ederim,” dedi, sesi hafif, neredeyse fısıltı gibi. “Yardımın dokundu. Ama bence biraz daha dikkatli ol, Mert. Çok kolay afallıyorsun.” Mert gözlerini kısarak güldü. “Bu oyunu sana devrettiğimi sanma. Sadece… küçük bir molaya ihtiyacım olabilir.” Su sıradaki yerine dönerken sessizce kendi kendine fısıldadı: “İşte şimdi eşitlendiğimiz yerdesin.” Mert ise hâlâ aynı pozisyonda oturuyordu. Dizine bakıyordu. “O kalem düştü ama ben düştüm galiba.”
Bölüm 16
Düşen Kalem Yükselen Nabız.
Bölüm sonu
0 yorum
Bu bölüme henüz yorum yapılmamış. İlk yorumu sen yaz.