Öğle arası kantin her zamanki gibi kalabalıktı ama Su ve Mert köşedeki küçük masayı kapmayı başarmışlardı. Mert elinde sosisli, Su da ellerinde patates ve ketçapla dolu tepsisiyle masaya oturdu. Yan yana değil, çapraz oturuyorlardı—ama aralarındaki çekim, o sandalyelerin yerinden daha etkiliydi. “İyi ki sen sıraya girdin,” dedi Su, ketçaba batırdığı patatesi ağzına atarken. “İnsan kendini ne kadar değerli hissediyor böyle hizmet alınca.” Mert güldü, “Sana değerli hissettirmek benim işim, Su Hanım. Görev bilinciyle çalışıyorum.” “Görev falan değil, sen bu bahaneyle yemek çalacaksın diye korkuyorum,” dedi Su, tabağını koruyucu şekilde çekerek. Mert göz kırptı. “Fena fikir değil ama asıl dikkatim senin yüzünde.” Su kaşlarını kaldırdı. “Ne var yüzümde?” Mert hafifçe eğildi, başını yana yatırdı. “Bir şey bulaşmış.” Su refleksle mendiline uzanacak gibi oldu ama Mert elini kaldırdı. “Dur… ben hallederim.” Su’nun eli havada durdu. Gözleri Mert’e takıldı. Mert, yavaşça uzandı. Parmakları Su’nun yanağından dudak kenarına doğru ilerledi. O an her şey yavaşladı gibi. Parmakları neredeyse dudaklarına değiyordu ama sadece kenarındaki minicik ketçap izine dokundu. Gözleri Su’nun gözlerinde takılıydı. “Neden bu kadar yavaşsın?” diye fısıldadı Su, hafif titreyen bir sesle. Ama sesi kısık, kararlıydı. Bir yandan içine çığlık atıyordu ama dışa hiçbir şey yansıtmamıştı. Mert gülümsedi. “Belki de ketçabı silmek değil de… başka bir şeyi daha çok istiyorumdur.” O söz, havada kaldı. Su kıpırdamadı. Bakışları sabitti ama kalbi patlamak üzereydi. Mert parmaklarını geri çekti, izini yavaşça sildi. Elini çekerken, başını biraz daha yaklaştırdı. Dudakları sadece bir nefes kadar uzaktaydı artık. Ama sonra, bir anda geri çekildi. Masumca gülümsedi. “Tamam, tertemiz oldun.” Su, dudaklarını hafifçe ısırdı. Gözlerini kaçırmadan önce, “Teşekkürler,” dedi. Soğukkanlı görünmeye çalışıyordu ama gözleri ihanet ediyordu. Hâlâ oradaydı o etki. Mert kafasını yana eğdi. “İstersen başka bir şey de bulaştırayım, temizlemesi daha eğlenceli olur.” “Kes sesini,” dedi Su ama sesi gülüşe karışmıştı. Hafifçe ayağını Mert’in ayağına vurdu. O sırada ikisi de fark etti: bütün masa doluydu ama dünya sadece ikisinin etrafında dönüyordu
Bölüm 15
Dudak Kenarı.
Bölüm sonu
0 yorum
Bu bölüme henüz yorum yapılmamış. İlk yorumu sen yaz.