İçeriğe geç

Kupa Üçlüsü

Bölüm 3 · 6 dk okuma

Kupa Üçlüsü

Bölüm 3

Aşk, Kariyer ve Para

Cıkkıdı cıkkıdı cıkkıdı.

Şak

Derin bir nefes alırken önümdeki matematik testine odaklanmaya çalıştım ama ne mümkün!

Cıkkıdı cıkkıdı.

Şak.

Aslında beynime işkence eden sesin olduğu kısma kadar olan olayları hiçbiriniz bilmiyorsunuz. Bu biraz hızlı bir giriş oldu kabul ediyorum, olayları birazcık geri saralım.

Okulda son ders zili çalar çalmaz anaç bir tavuk misali İrem ve Zilan'ı kanatlarımın altına almış ve bizim evin yolunu tutmuştuk. Sıcakların iyice bastırmasıyla okul ile ev arasındaki on beş dakikalık mesafeyi koşarcasına yürümüş, eve varana kadar kan ter içinde kalmıştık ama maalesef eziyetimiz burada son bulmamıştı.

Apartman kapısına tam kilidi sokacağım sırada kapı açılmış ve karşı komşumuz olan Eren abiyle karşılaşmıştık.

'Eyvah', demiştim içimden. 'Şu dakikadan sonra siz biraz zor kritik yaparsınız Bade.'

Eren abi aynı zamanda işlettiğimiz pastanenin ortaklarındandı ve muhtemelen şu an kendisi pastaneye giderken bizim eve çıkmamıza müsade etmeyecekti.

"Hoş geldiniz de," dedi hepimize bakarak ardından "Sen hayırdır?" diye sormuştu elimde hala havada durmakta olan anahtara baktıktan sonra gözlerini yüzüme çevirerek.

Zaten dün de dükkana uğramadın bugün nereye kaçıyorsun, demek istiyordu.

Kızlar "Hoşbulduk," derken önce sabır dilenircesine bakışlarımı kaçırdım ardından derin bir nefes alarak Eren abiye döndüm. "Ben hayır abi, kızlarla ders çalışacağız da," dedim eve çıkmamız için müsaade etmesini umarken gözlerinin içine bakarak.

"Gelin dükkanda çalışın çok müşteri yok zaten," dedi apartmandan çıkıp kapıyı da ardından kapatırken.

"Hem acıkmışsınızdır gelin bir şeyler yiyin," demişti pastaneye doğru yürümeye başladığında yüzümüze bakmadan.

Şimdi ise kızlarla pastanemizdeki masalardan birine oturmuş ve önümüze rastgele bir test kitabı açmış, çözmeye çalışıyorduk.

Daha doğrusu çözüyor gibi gözükmeye çalışıyorduk ama Zilan ağzındaki sakızı cıkkıdı cıkkıdı diye çiğnedikten sonra etrafta kimsecikler yokmuşçasına şak diye patlattığından dikkatimizi toplamak pek mümkün olmuyordu.

İçimden sabır dilenirken tek elimle alnımı ovuşturuyordum.

İrem ortamdaki gürültüyü susturmak adına kulaklıklarını takmış müzik dinliyordu ama buna rağmen Zilan'ın patlattığı balonun sesini duymuş olmalı kulaklığın tekini çıkarttıktan sonra kafasını ona doğru kaldırmıştı.

Ben tam, İrem'in çıkan sesten şikayetleneceğini düşünürken o "Bana da versene," demişti haraç ister gibi bir tavırla.

Zilan'a öyle bir bakıyordu ki; yok, dediği takdirde kızın ağzındaki sakızı isteyecek gibi duruyordu.

Ben sabır dileniyordum ama yüce Yaradan onun yerine sabretmem gereken durumlar veriyordu.

Zilan sesli bir şekilde sakızı çiğnemeye devam ederken bir elinin işaret parmağı ile ağzını işaret ederek "Bu sonuncusuydu," dedi.

Çok şükür Allahım!

İrem, Zilan'ı kınarcasına bir bakış attı.

Zilan, İrem'i inandırmak için elini cebine attı ve çiğnediği sakızın boş kağıdını çıkartıp havada salladı. "Hatta bak falımı da okuyayım istersen," dedikten sonra küçük kağıdın üzerini okumaya başladı.

"Gözü senin üzerinde

Açılacak ileride

Cesaretini toplayıp

Takacak beşibiryerde," diye falı okurken son kelimedeki e harfini uzattıktan sonra "Ehehehe," diye de gülmüştü.

Biz İrem ile falın saçmalığına değil de Zilan'ın gülüşüne gülerken "Her cesaretini toplayan beşibiryerde takarsa ayvayı yedik demektir, kızlar," dedi Zilan kahkahalarının arasından.

"Yalnız birinin sana beşibiryerde takmaya cesaret etmesi için önce yürek yemesi lazım," dedim Zilan'ın abilerine gönderme yaparak.

"Sonuç: Zilan evde kaldı," dedi İrem.

"İrem de sakızsız," dedi Zilan ve diğer cebinden başka bir sakız çıkarttı.

Sırf İrem'i sinir etmek için yalan söylemişti.

"Bu yaptığına ne derler biliyor musun, kanka?" dedi İrem imalı bir şekilde Zilan'a bakarken.

"Al çiğne, bir de senin falını okuyalım," dedi Zilan gülerek sakızı İrem'in önüne bırakırken.

İrem hiç acele etmeden sakızı çıkarıp ağzına attıktan sonra kağıdı buruşturup bir kenara bırakmadan önce "Fala inanmam ben," dedi kendinden emin bir tavırla.

"Biz de inandığımızdan değil zaten," dedim hemen. "Kupa Üçlüsü ne demek biliyor musun?"

"Biliyorum," dedi.

"Ne?" diye sordum doğru bildiğinden emin olmak için.

"Hani iskambil kağıtları var ya," dedi İrem. "İşte onlarda üç rakamının olduğu kalp resminin bulunduğu kart işte."

"Evet o da var tabii," dedim gözlerimi hafif kısarak.

"Ne demek o da var?" dedi Zilan. "Başka ne anlamı var ki?"

Gerçekten kendilerine takılan lakabı araştırmadıklarına inanamadığım için önce Zilan'a sonra İrem'e sonra tekrar Zilan'a baktım. "Ay çatlatmasana insanı söyle işte, türlü türlü şey geliyor insanın aklına," dedi İrem.

Ben tam ağzımı açacakken Zilan masanın üzerinden hafifçe İrem'e doğru eğildikten sonra konuştu.

"İçin fesat kızım senin."

İrem tam, "Ay hayır asıl senin için fesat," diyordu ki "Ay tamam susun da anlatayım," diyerek laflarını kestim.

"Kupa Üçlüsü aslında tarot kartlarında olan bir kutlama kartıdır. Kimileri bunun beyin kalp ve ruhu temsil ettiğine inanır kimileri de aşk kariyer ya da parayı. Ama esas nokt..."

Zilan lafımı kesti. "Beyin hangimiz?"

"Senin olmadığın kesin," dedi İrem Zilan'a imali bir bakış atarak.

Zilan, onu sallamadan başını tek eline yaslamış bir şekilde ağzındaki sakızı İrem'e bakarak patlattı.

Artık ikisi de sesli bir şekilde karşılıklı sakız çiğniyorlardı.

Saçma atışmalarını duymazdan gelerek anlatmaya devam ettim. "Esas nokta bunun bir kutlama kartı olması. Yani aşk, kariyer ya da para fark etmez her şeyin iyiye gideceğini düşünmeli ve buna göre yaşamalıyız. Sanırım kimsenin dediklerine takılmadığımız ve birbirimizden çok farklı özellikler taşıdığımız için bize bu lakabı taktılar."

"Acaba aşkı ilk hangimiz bulacak?" dedi İrem düşünceli bir ifadeyle.

"Onu da senin bulmayacağın kesin," dedi Zilan sırıtarak.

"Ay kim ne derse desin iyi ki arkadaşız kızlar," dedi İrem önce Zilan'a sonra bana bakarak.

"Ay evet iyi ki," dedim gülerek.

"İyi ki tanımışım sizi," dedi Zilan bakışlarını üzerimizde gezdirirken.

İfadesiz yüzünün altında aslında ne kadar mutlu olduğunu anlayabiliyordum. Zilan okula ilk geldiğinde biraz erkek gibi davranıyordu ve bundan kaynaklı olarak sınıfındaki bazı kendini bilmezler onunla dalga geçiyordu.

Kızın dört tane abisinin olması onun suçu değildi ama kimse bununla ilgilenmiyordu.

Bu sebeple sınıf değiştirerek bizim sınıfımıza geldiğinde kimse onunla dalga geçme cesaretini gösterememişti çünkü ben vardım. Sınıf başkanı olarak yapmam gerekeni yapmış ve kimsenin ona en ufak imada bile bulunmasına müsaade etmemiştim.

Bu yüzden birbirimizi kardeş gibi korur kollar, kimsenin hakkımızda kötü konuşmasına izin vermezdik.

Yüzümde oluşan huzurlu gülümsemeyi saklamak adına kafamı geri kitabıma çevireceğim sırada mutfaktan eline büyük bir pasta tepsisi ile çıkan Eren abiyi gördüğümde ona yardım etmek için hızlıca yerimden kalktım.

Kızlar sesi duyar duymaz sanki demin hiç çene çalmamışlar gibi bakışlarını kitaplarına çevirdiler.

Eren abinin pastaları cama dizmesine yardım ederken "Nasıl geçti bugün okul, sınav mı vardı," diye sordu.

O, dün dükkana gelmeyip ders çalıştığımı sanıyordu ama halbuki birinin bana şişko dediğinden moralimin bozuk olduğunu bilmiyordu.

"İyi geçti," dedim umursamaz bir tavırla. "Hayat sınavı haricinde başka bir sınav olmadık çok şükür."

Bana yandan şöyle ters bir bakış attı. "Bak bak bak. Laflara bak. Bu işi başıma yıkman için geçerli bir sebep değil yalnız," dedi. "Hayat sınavına tek katılan sen değilsin bücür hatırlatırım."

"Unutmama izin vermiyorsun ki Eren abi. Tamam kabul en dertli sensin, kimse seni geçemez," diyerek laf yetiştirirken bakışlarım kısa bir an camdan dışarı kaydı.

"Allah aşkına Bade okuldaki sınavdan evdeki ödevden başka ne derdin var senin?" diye sordu Eren abi ama bu esnada benim bakışlarım karşı sokağın başından yanında bir kız ile birlikte buraya doğru gelmekte olan İrem'in eski sevgilisi Başar'ın üzerinde takılı kalmıştı.

"Abi," dedim bakışlarımı camdan alamazken. "Eğer biz buradan hemen gitmezsek ikimizde dertlerin alasını görürüz gibime geliyor."

Bölüm sonu

1 yorum