Bu sabah gene uyanmıştım ki bu seferki uyanmam güneş ışığı veya telefonumun çalması değildi, karımın o güzel ve narin sesiyle uyandım. Birşeyler mırıldanıyordu binevi şarkı gibiydi kulağa o kadar hoş geliyordu ki gözlerimi açamıyordum bile, Luna minik mırıltısını kestikten sonra gözlerimi açtım ve yatakda doğrularak birazda olsa esnedim. Gözlerimi tam açtığım sırada Luna'nın çalışma masasını elindeki bezle sildiğini gördüm, Allah'ıma şükür son ses elektiriksüpürgesi sesiyle uyanmadım. Luna uyandığımı fark edince "Aç mısın?" Dedi. Evet, evet açım ama o güzel dudaklarına, ben Luna'ya öylece dalıp gitmişken Luna tekrardan "Aç mısın? Diyorum dinlemiyorsun bile, aklından ne geçiyor senin? " Dedi. Ağzımdan pat diye "Sen geliyorsun" Çıktı. Onun yanakları kıp kırmızı kızarırken bende ona aşık gözlerle gülümseyerek bakıyordum, "Ay, üf ammada aşk kuşu oldun ya hadi kalk üstünü başını giyin yemeğe otur, uğraşamam da zaten senin iltifatlarınla işim gücüm var bende hazırlanıp işe gitcem herhalde" Dedi. "Aynen güzelim, bırakıyım mı arabayla?" Diyerek onla dalga geçtim. Atarlı bir şekilde "Ay vallahi uğraşamam be adam" Dedi. Ne var canım, aynı şirkette aynı işte çalışıyorduk hem evli olduğumuzu herkes biliyordu seni herkesin önünde öpücek halimde yok zaten!
Luna odadan çıkınca bende üstümü başımı değiştirdim ve evet, evet gene kravat bağlamaya geldi Allah'ım benim şu kravatla alıp veremediğim ne var? Bağlaktan nefret ediyorum biliyordum ama bir yandan da yaptıklarımın çoğu yamuk oluyor yahu. Yatak odasından çıkıp Luna'nın yanına gittim ki o da mutfaktaymış, elimdeki kravatı göstererek "Bağlarmısın?" Dedim. "Her gün takım elbise giyinmek zorundamısın sen?" Dedi. "Güzelim işe gidiyorum pavyona değil ne giyinmemi istersin başka acaba?" Dedim. Ciddiyim ne giyinebilirdim başka? Adam akıllı kıyafetim yokdu yada ben adam akıllı kombin yapamıyordum. Luna elimden tutup beni yatak odasına götürdü ve gardolabı açıp kıyafetlere bakmaya başladı en sonunda beyaz bir gömlek ve lacivert bir pantolon seçti, harbiden de ben kombin yapamıyormuşum be! "Al bunları giyin hem temiz, iş yerine uygun hemde bu kıyafetlerini seviyorum" Dedi. "Neden benim kıyafetlerimi seviyorsun" Dedim. Kafasını bana doğrulttu ve "Seni yakışıklı gösteriyor" Dedi. Sonunda hanımefendi gözlerini açıp beni yakışıklı bulmaya başladı, buna cevap gülümsemiştim ki yanaklarımın da kızardığının farkındaydım "Ben çıkıyım sen rahat rahat giyin" Dedi. O odadan çıkınca üstümü başımı değiştirip odadan çıktım şükür bu sefer kravat işi son olmuştu, gerçi aynada da böyle olunca harbiden de yakışıklı birisi oluyordum, ah Lunam şu kombinlerimi sen seç bari. Mutfağa gittiğimde Luna, Rose ve lisede okuyan iki oğlum da vardı, oğullarım liseyi yatılı okuduğu için eve pek gelmezlerdi ki bu banada bir süpriz oldu çünkü bu gün çarşamba ve okul da tatil değildi. "Ooo misafirlerimiz var galiba?" Dedim dalgasından. Buna karşılık çocuklarım gülmüştü, kapının önünde beklemeyip hemen masaya oturmaya gittim tam oturacaktım ki Luna hemen "Ayaktayken hemen iki dakka bi ocağın ağzını kapatı ver" Dedi. Hay senin beleşçiliğini ben tüküreyim be kadın, gidip ocağı kapadım ve masaya geçip oturdum, yemeği yemeye koyuldum ki sucuklu yumurta olmazsa olmazı zaten iki üç lokma ağzıma attıktan sonra Luna'nın bana baktığını fark ettim hani öyle bakıp kafasını sonradan başka yere çevirmek yada göz kaçırmak gibi değildi gözlerini gözlerime dikmiş bakıyordu, kafamı ona çevirip "Ne oldu? Niye bakıyorsun öyle aşıklâr gibi" Dedim. Bir anlığına heyecanlandıktan sonra konuşmaya başladı "Hiç, öyle bakıyorum işte yani, hem kocam değil misin? Bakabilirim sana" Dedi. Doğru demi, kocanım senin ya, o şahane, yakışıklı müstakbel kocan, "Bende o zaman sana bakarım" Gülerek ona baktım, "Bak, bakma diyen mi var?" Dedi. Ben ona bakıp dalıp gitmiştim, Luna yemeğini yerken "Bakıp durmada yemeğini ye!" Dediği esnada korkudan sus pus oldum ve sakince yemeğimi yemeye başladim ama Luna beni öyle sarhoş ediyordu ki "Onun yerine senin dudaklarının tanıda baksam?" Dedim. Luna sinirli ve şaşırmış bir tavırla "Nediyon be sen!" Gevşek ve salakça bir zihniyetle"Seviş benimle be güzelim" Diyiverdim. Luna öyle bir şaşırmıştı ki yemeğin ortasında, çocuklarının karşısında kocasından sevişme teklifi? Kim olursa olsun utancından yataklara düşerdi hayır yani gerçekten de yataklara düşerdi. "Ne diyorsun sen be adam!" Dedi. Harbi ben ne diyordum? Ağzımdan neler çıkıyordu öyle? Üç çocuğunuz var zaten daha ne sevişmesi be adam? Kendine gel! "Ben bir elimi yüzümü yıkayayım" Dedim ve sofradan kalkıp lavaboya gittim. Öyle terliyordum öyle kızarmıştım ki geçmezdi varya bunlar, ben nasıl bir etkinin altındaydım, içmeden bile karıma bakarak sarhoş olabiliyordum ben. Allah'ım sen bana nasıl bir hatun verdin hani derler ya bir güç bir güzelliğe yenilir diye, ben yenilmiş değil bitmişim, aşkımdan ölmüşüm ki benim yaşadığım ayrı bir seviye olmuş artık. Sabah sabah karına seviş benimle dedin al oldumu şimdi, ne bekliyordum ki? Sikik! Gece gelip benle sevişmicekti sonuçta! Ay, of tamam seviş seviş nereye varıcaksın bu gidişle be adam. Amanın! neyse kafanı topla be adam işe gidicen yahu! Düşünme bunları.
Elimi yüzümü yıkayıp lavabodan çıktım ve oturma odasına geçip kanepeye yığılı verdim, Allah'ım bana akıl fikir ver yarabbi ben iş yerinde de bundan kötü olursam biterim. Ben bunları düşünürken yatak odasından Luna çıkmıştı, vallahi bakamazdım onun yüzünede bakarsam sevişmekten daha beterini derdim. "Kalk hadi işe gidicez daha" Dedi Luna. Hafif gözümü açtım Allah'ım bu ne güzellik içki gibi kadın her türden sarhoş oluyorum ki ben, "Böyle seni mi bekleyeyim yoksa kalkıp gidicek miyiz? " Dedi. "Ben kalkamam vallahi" Dedim. Cidden kalkamazdım, şu 20 dakka önce ne yaşandıysa hepsini unutmak istiyordum ben. "Sofrada olanları şu 24 saat içinde düşünmeyi bıraka biliriz tamam mı? Yürü hadi be adam, geç kalıcaz!" Dedi. Hemen kalktım yoksa kalkmazsam bu kadın benim cesedimi çinerdi! Koltuktan kaltıktan sonra askıdan deri ceketimi alıp arabanın anahtarını aldıktan sonra da Luna ile dışarı çıktım ve arabayı çalıştırmaya koyuldum ki yüzüm halanda kıp kırmızı kesilmişti, arabaya binmiştik ama elim öyle bir titriyordu ki arabayı bile zar zor çalıştırabiliyordum. En sonunda arabayı çalıştırdım ve sürmeye başladım, Luna çok kızardığımı ve bunaldığımı fark edip "Su istermisin?" Dedi. Evet anlamında kafamı salladım, Allah'tan yanında su taşıyordu, pet şişenin kapağını açıp bana verdi. Beni bir görseniz öyle bir su içiyorum ki pet şişeyi kafa diker dikmez su bitmişti bile, suyu içer içmez kendime gelmiştim az çok hem iş yerine de tam vaktinde gelmiştik. Arabayı park ettikten sonra arabadan ikimizde aynı anda çıktık ve dışı camlarla çevreli iş yerine girdik, kimliklerimizi okuttuktan sonra yeni gelen bir takım kişiler vardı. Luna'nın koluna vurarak kulağına " Şunlar yeni gelen üniversiteliler" Dedim. Luna buna karşın gülmüştü "Eee onlara ne yapıcaz" Dedi. Gerçi bu şirkette evli olup aynı iş yerinde çalışan bir tek Luna ve bendim yani üniversitelilerle bir oyun oynaya bilirdik ben Lunayla flörtleşicem Luna da benle böylelikle bizim hakkımızda birşeyler diyip evli olduğumuzu öğrendiklerinde zort oluşlarını izlicektim.* Lunayla kahve almaya giderken bunu anlattım ve onunda hoşuna gitmedi değil tabi, ama yalnız bunu yapmadık sonuçta burası büyük bir şirket ve kesinlikle sizin de tahmin edeceğiniz gibi burda karım da olsa "flört" ya da kaba bir tabirle "yavşamak" Yasakdı. Lunayla asansöre binme kararı aldık ki en hızlı araç asansör oluyor genellikle, bindiğimizde de kim geldi dersiniz? Patronum Rumi elbette, ah Rumi sen niye geliyorsun be kadın! Asansörde ne güzel karımla baş başa duracaktım ben, e gerçi Rumiciğimiz durmaz!
(*Yazarın notu: ÇOK (G)KOMİK HAHAHA)
Altıncı kata geldiğimizde Rumi, ben ve Luna asansörden indik ki bizim bölümlerimiz altıncı kattaydı, Luna şirketin grafik tasarım ve rehberlik bölümündeydi, genellikle kendi bölümünden mezun olan kişilere bu işi öğretirdi ve rehberlik servisinden sorumlu olduğu için öğrencileri o üstlenirdi, bense şirketin matematik ve ekonomi bölümünden sorumluydum ki ekonomi bakanı olsam bundan daha kolay işlerim olurdu. Hayır yani anlamıyorum bir işlem bu kadar zor olamaz bence? İşim gücüm evraklar imzalamak, sunumlar hazırlamak, toplantılara katılmak falan oluyor ki bir günde resmen altı toplantıya katılıp üç tane sunum hazırlamışlığım bile vardır. Hem bunları hemde sabahki olayı düşünürken ofisime gidiyordum, ofise geldiğimde odama girdim ve deri ceketimi askıya astım, Allah'ım dünkü gibi duruyor evraklar masaya yığılmış, bilgisayar açık kalmış, pilot kalemimin kabağını bile kapatmamışım. Hemen elimdeki kahveyi masama koyup masama geçtim ve evrakları imzalayıp dosyaladım.
Tamı tamına yarım saattir bunu yapıyordum ve daha işim bitmemişti, bir sonraki dosyalı evrağı aldığımda kapı çaldı "Girin" Dedim, Allah'ıma şükür karım gelmişdi. "Sana bir sürprizim var" Dedi ve elindeki evrakları gösterdi, karıcığım ne evrağı ne evrağı elimdekilerin daha yarısında bile değilim sen halanda evrak veriyorsun bana, yan gözle bakarak "Ne evrağı be?" Dedim. "Benim evraklarım, ay of be adam imzala geç işte bu kadar mı zor?" Dedi. Kolaysa sen gel yap be kadın! Ekonomi bölümünden mi sorumluyum yoksa sözleşme mi İmzalıyorum belli değil ki! Sinirim zaten tepemde birde sen çıktın başıma! "İyi ver, imzalıyımda kurtulayım şu çileden!" Dedim. Evrakları bana verdi ben imzalıyorum o ofisime bakınıp duruyordu ki gözlerini bir anda bana iliştirdi, ah be hatun bana ne bakarsın! Son evrağı imzaladığımda da ise Luna üstündeki mini ceketi çıkardı ve masamın üstüne oturdu. Ofisimde! Evrakları imzaladığım masamın üstüne! Karşıma oturdu! Allah'ım ben nerelere düştüm? Yo, bu benim karım değil içine bişey kaçmış bunun belli, yoksa Luna dediğin kurallı olur iş yerinde mesafe kurar. "Ne oluyor?" Dedim. Allah'ım canımı böylemi alıcaksın? O gözler o dudaklar, mini siyah etek, topuklu ayakkabı, karşımda karım vardı ya! E tabi ben gene gitmiştim, bitmiştim ben, kalbim öyle sıkışmıştı ki şuracıkta bayılacaktım nerdeyse. "Hoşlanmadın mı böyle yapmamdan?" Dedi ve masadan indi. Ne hoşlanması be kadın bayılıyordum be! "Yok, alışık olmadığım bir şey" Dedim. Alışık olmadığım bir şeydi bu, tamam böyle yap karıcığım ama burda yapma! Burası olmaz vallahi olmaz zaten sıcacık cayır cayır yanıyorum camı açmak da fayda etmez az kaldı üstümü çıkarıcam birde sen geldin başıma! "Neyse ben evrakları alıp çıkayım" Dedi. Evrakları alıp ofisimden çıktı ama ceketini almayı unuttu, ceketi burda kalmıştı! Onun vücuduna değen ceketi! Ah koklasam, öpsem o ceketi şimdi ne olurdu acaba?* Ola ki elime bile alamamıştım ceketi çünkü Luna gelip ceketini almıştı. Bari senin vücudu ellesem be kadınım, he bakın öyle elleme falan diyince taciz yada cinsel bişey algılamayın ha! Evet azmak istiyorum onun karşısında ama gidip de onu taciz etmek istemiyorum canım!
(*Yazarın notu: masumiyet müzesi Kemal yemin ederim)
Yaklaşık iki buçuk saat sonra evrak işi kalmamıştı, her şeyi bitirdiğim için bir molaya çıkma hakkına da sahiptim sonuçta. Ceketimi alıp ofisten çıktım asansöre binip giriş kata geldim ve bir filtre kahve aldım, koltukların oraya geçip oturdum, şirkette genellikle üç dinlenme alanı vardı birincisi giriş katta, ikincisi beşincisi katta ve son dinlenme alanıda yedinci kattaydı ben giriş katı yani birinci kata gitmek istedim çünkü neden olmasın? Hem koltukları rahat hemde gelen gidene bakıp duruyorsun koltuklar genellikle dip dibe ve bir daire oluşturmuş gibi ama geniş ve büyük, her koltuğun kendine özgü önünde de birde minik masalar bulunmakta ayrıca hemen kafe bölümünün yanında olduğu için rahat ve güzeldi. Ben kahvemi yudumluyorken Luna'nın konferans salonundan çıktığını gördüm, herhalde öğrencilerine bişeyler geveleyip durmuştur diye düşündüm, iş yerinden çıkıyordu ama işlerinin bitmesine daha üç saat vardı nerden biliyorsun bunları? Demeyin sonuçta Luna benim karım, herhalde işten saat kaçta çıktığını, hangi kahve çeşidini sevdiğini, en sevdiği elbisesini, kaç saat duşta kaldığını biliyorum. Onu aceleyle çıkarken görünce "Bayan Luna" Diyerek seslendim ki bu iş yerinde en sevdiğim şeydi, Luna arkasına dönerek bana baktı ben de ellerimi "buraya gel" Anlamında işaret ettim. Luna bezmiş bir şekilde yanıma gelerek, sinirli bir şekilde "Ne var? Noldu?" Dedi. "Otur karşıma canım konuşalım diyecektim de, ne kızıyorsun be hanım?" Dedim. Gene siniri bozulmuştur birşeye de bana atarlanıyordur kesin! "Ay hiç oturup seninle sohbet, gırgır edemem, daha gidip Rose' u okuldan alıcam, evde yemek yapıp evi temizliyecem senle hiç uğraşamam vallahi!" Dedi. Karıcığım benim suçum ne? Naptım da bana böyle davranıyorsun ya be kadın! "Tamam ya ne kızıyorsun bir şey mi dedim?" Dedim ki demez olaydım, evde yemin ederim gebertirim seni bakışları vardı gözünde Allah'ım sen affet, vallahi dışardan baktın mı yeşil türbe içine girdin mi estağfurullah tövbe, Allah'ım bu ne atar ben müslüman değildim ki bu kadın beni imam yapacak o tipli biri, artık bana atarlana atarlana Allah'ıma kavuşturacak yeminle. "Ben gidiyorum evde görüşürüz" Dedi. Derken uzun kollu tişörtünün kolları hafifden sıvazlanmıştı ve bileğinde küçük kesik izleri vardı, bir yere çizdirmiştir herhalde diyip pek sorgulamadım. "İyi evde görüşürüz o zaman güzelim" Dedim. Der demez arkasına döndü ve kalçasını kıvırtarak yürüdü, arkasından "Düzgün yürü be hatun!" Dedim. Hani öyle sende her halta karışma demeyin bu yürüyüş öyle normal de değil podyum yürüyüşü de değil dışardan baktınızmı bu yürüyüşe, cıvık cıvık eltiler, görümceler, kaynanalar olurlar ya aynı onlar gibi bir yürüyüş var. E hanımefendi ben böyle diyince durur mu? İnat yapıyor işte ya, bana inat! Ben Luna' ya bakarken arkamdan bağıra bağıra"sen verdiğim raporları imzaladım mı? Ha!" Diye bir ses yükseldi, Rumi' nin sesiydi bu. İçimden aham bittin bu sefer vallahi bittin sen diye bir ses yükseliyordu "Hepsini imzaladım Rumi" Dedim. İmzalayıp dosyalamıştım bile, "Hmm, iyi, peki o zaman" Hafif gülerek, ve dalga geçer bir ses tonuyla "Hanımın kızdı galiba birazcık sana, öyle mi?" Dedi. "Ya Rumi herkes bana atarlı zaten gelmiş birde dalga geçiyorsun" Dedim. "Of sende amma alıngansın bende kocamdan böyle görüyorum ya!" Dedi ve yanağımdan makas alıp gitti. Arkasından "Ya karı napıyorsun be!" Diyiverdim. Şakacı ve sanki biraz zorba bir tavırla "Karına iyi bak köle!"
Beni aşşalamayı çok seviyorsunuz demi be! Yapmayın ya, garibana yapmayın bari bunu, hiç anlamıyorum ben bu ikisini! Öbür yanımda Luna diğer yanımda Rumi, Dean'de bunun içinde! Hele hele o beni gıcık etmeyi çok sever. Luna' ya iltifatlar savurup durur, neymiş yenge çok güzelmiş, Güzelse sen benden önce eveleneydin sapık! Benden daha çok Luna' ya iltifatlar savuruyor ne anladım bu işten? En azından benim karım vardı! Sürekli düşünüp aşık olabileceğim bir kadın vardı gönlümde! Onda o da yokdu ki! Neyse bunları düşünüp sinirimi iyice tepeme çıkardım zaten, daha fazla tahammül edemem.
Eve arabayla gelmiştim ki Luna,
Rose' u yürüyerek almış oysa ben arabayla alır diye tahmin ediyordum. Eve geldiğimde saat 07.30' du, kapıyı tam tıktıklayacakken elim havada kapı açıldı. Açan kişi Rose' du ah canım kızım geleceğimi nasılda bildi, "Aiko gelmedi mi?" Dedi. Ha! Ne? Aiko kim be? "Kim o?" Dedim. "İçeri gelde öyle konuşalım baba" Dedi. İçeri girdim ayakkablarımı çıkardım, "Evet, kim bu Aiko?" Dedim. Rose heyecan dolu bir sesle "Hani sana okulda birinden hoşlanıyorum demiştim ya o çocuk, sende o zaman bir ara tanışmak isterim demiştin ya bende anneme dedim ve yemeğe davet ettim" Dedi. Kızım benim, akıllı kızım benim, tanışalım dedim gidip çocuğu bizde yemeğe davet et demedim be! "İyi yapmışsın güzel kızım hem kardeşlerin de tanışır bizde" Dedim. Der demez kapının zili çalmıştı, çocuklar, Luna ve ben kapının koridorunda bekliyorduk, Rose kapıyı açtı ve Aiko geldi. Saçları koyu petrol yeşili ki saç boyası olduğu çok belliydi, gözleri ormanı andıran bir yeşilimsi, elinde buketten laleler, temiz şık kısa kollu bir gömlek altına koyu lacivert pantolon, pantolona uygun renkli ve desenli kemer. O anda dedim içimden, benim kıza damat adayı bulunmuştur! Diye. Luna hemen "Buyur oğlum geç içeri" Dedi. Aiko içeri geçer geçmez laleleri Rose' un eline tutuşturdu, ayakkabılarını çıkardı ve önümde durarak elini uzattı, elini sıkarak tokalaştım ve gülerek "Hoş geldin be azizim" Dedim. "Hoş buldum enişte" Dedi. Enişte? Çabuk ısınmıştı buraya, Ha bu arada "burası Japon' ya değil mi? Siz neden tokalaşıyorsunuz eğilmek yok muydu?" Demeyin, unutmayın elini uzatan ben değilim Aiko ve eğilmek bir saygı göstergesidir bunu da unutmayın. Aiko' nun da buralarda doğduğunu pek söyleyemem çünkü tipinden de anlaşıldığı üzere bir Amerikalı veya İngiltereli gibiydi adı Japonca olmasına rağmen başka bir ülkede doğduğu ap açık ortadaydı.
Luna hemen Aiko' yu mutfağa götürdü, arkasından zaten çocuklar mutfağa girdi ve Luna tekrardan yanıma geldi "Çocuk çok kibar değil mi sence de?" Dedi. "Vallahi taş taş, az kısık konuşda duymasınlar be güzelim" Dedim. Bana sırıtarak "Gerçi benim gözümde taş olan adam başkada sen bilirsin" Dedi. Gözlerinden o kişi ben olduğum belliydi, ah kadınım sen hiç aynaya bakmadın mı? Asıl doğal taşı görürsün işte, yalnız beni de yakışıklı bulmasını sevmiştim, ah ah canım, güzelim, kadınım sen beni yakışıklı bul da kimin ne dediği umrumda olmaz inan. "Mutfağa gidelim de çocuklar merak falan etmesin hem yemekte soğuyacak" Dedi. Tam giderken kolundan tutup kendime doğru çektim "Şu dudaklarının tadına baksam olmuyor mu?" Dedim. "Ne diyorsun sen be!" Dedi. Ne mi diyorum? Dur göstereyim güzelim. Luna' yı belinden tutup dudaklarını dudaklarıma bastırdım, kalbim öyle gümbür gümbür atıyordu ki resmen yerinden sökülüp atılacakmış gibiydi. Öpüşmemizi bölen Rose' un sesi olmuşdu "Anne buraya bir bakar mısın?" Diyerek Luna' ya sesleniyordu, Luna dudaklarını dudaklarımdan çekip "Ben gidiyorum, hem Rose çağırıyor, sende geç gelme!" Dedi ve gitti. Ben öylece kala kalmıştım, ah Luna! Luna! Luna! Öyle güzelsin ki sarhoş ediyorsun beni, içmeme gerek kalmadan sadece sana bakıp sarhoş olabiliyordum ben. Sen bir katilsin Luna! Beni o bakışlarınla o güzelliğinle öldürüyorsun. Ben bunları düşünürken büyük oğlum yanıma geldi "Baba sen yemek yemicek misin?" Dedi. "Oğlum ben tadacağım şeyi tatmışım daha ne yemeği?" Dedim. Oğlum garip bir sırıtışla "Tam olarak düşündüğüm şey mi oldu?" Dedi. "Ne düşündüğüne bağlı" Dedim. Gülümseyerek "Annemle mi öpüştünüz? " Dedi. Gözlerimi oğluma çevirdim ve tek kaşımı kaldırarak hafifçe evet anlamında salladım, oğlum gülerek "Ooo baba, yada şöyle mi demeliyim? Romantic man"* Dedi. Kulağına "Baban'nın daha ne gösterileri var bi görsen" Diyerek fısıldadım. Allah'ım oğlum sen nediceksin benim annenle olan ilişkimi be? Evet öpüştük nolmuş bunda? Sende adam akkıl kız bul sende evlen, her halta meraklısın yemin ederim. Oğlum bana sırıtarak "Sabahki dediğinde aklımdan halanda çıkmadı" Dedi. Sinirli, bir elim ona tokat atacak durumda hazır halde"Damian , siktir git defol gözümün önünden herşeyin bokunu çıkarma be oğlum" Dedim. Hakettide! Evet karımı sizin önünde öpüyorum yalnız sizde her şeyin bokunu çıkarıyorsunuz yemin ederim ya, karıma "güzelim" Diyorum bir yandan Rose sırıtır karımı öperim öbür yandan Damian denen dingil sapıtır, bence ailecek bize bir DNA testi gerek, ben bu çocukların benden olduğuna inanmıyorum bu ne sapıklık! Ne salaklık be! İnsan biraz ailesine karşı edepli olur! Bu çocuklarda o bile yok söylesen hayırlı evlatlar! Damian bana yalvarır gözlerle "Ama baba ayıp bişey demedim ki ne kızıyorsun?" Dedi. Sinirim tepemde oğlum zaten, elimin tersiyle vurucak duruma getirerek"Denki bak abidik gubidik konuşma, sana burdan bir çakarım ananın karkına geri gidersin lan!" Dedim. Oğlum özel hayatımı mahfettin yemin ederim, küfür etmek istemiyorum ama özel hayatımın, ilişkide dahil, içine ettin ya vallahi ettin be oğlum. Damian korkarak "Tamam baba ben mutfağa gidiyorum o zaman" Dedi ve mutfağa gitti. Şükür, ağzını mı bantlasak? Evlatlıktan mı çıkarsak? Şiddet mi uygulasak? Desek ben bütün butonlara basardım şahsen. Misafir gelmiş eve, bu dingil bana gelip "annemle nettinizi" diyor, tövbe yarabbi çakacam iki tane aklı başına gelecek, ama bana kalırsa aklıda gelmez bu doğuştan akılsız ya, oğlum tamam derslerin iyi matematik yapabiliyorsun bunları sana öğretebilmişiz yalnız edep yok, sen böyle değildin Damiancığım noldu arkadaşların mı bozdu seni yoksa sen mı bozdun kendini yada ben mı anneni bu kadar öptüm de böyle salak, sapık birine dönüştün?
(*Yaarın notu: Ay amanın ingilizcesi de varmış bununn)
Sinirli, benzi beti atmış bir şekilde mutfağa girdim, Luna "Yemek ister misin?" Dedi. Bana bunu sorma işte! Sorma bu soruyu bana! Gözlerimi ona dikmiş bakıyordum bana bişey diyordu yalnız dinlemiyor, duymuyordum. En sonunda herkesin önünde bana tokat atarak "Kendine şimdi gelebildin mi?" Dedi. Eli o kadar sertti ki yanağımı acıttı değil dişlerimi de kırmıştı resmen "Ne vuruyorsun ya!" Dedim. "Salak gibi gözlerini bana dikersen tokat atmak değil o gözlerini topuklu ayakkabıyla da oyardım canım" Dedi. Karıcığım hem sevip hem nasıl aynı anda nefret edebiliyorsun be gülüm? Luna Aiko' ya dönerek "Kusura bakma oğlum bizim ailede böyle her gün gırgır şamata oluyor" Dedi. Aiko gülerek" Estağfurullah bayan Luna, bence komik bir ailesiniz" Dedi. Komik? Dışardan ciddi ciddi böyle miydi? Luna Aiko' nun dediğine karşın gülmüştü, bende can çekişiyordum. Luna bana dönerek "E canım yemek yiyecek misin?" Dedi. Kadın benim dişim, çenem ağzım, burnum pert içinde olmuş sen halanda yemek derdindesin "Yemicem Lunacığım" Dedim. Sinirli sinirli "Zehir zıkkım ye kocacığım" Dedi. Ne dedim ki? Bilmem ne dedim ama şu an çok azmıştım, bitmiştim, şu an Luna' yı öpersem ikimizde biterdik ama dayanamıyordum içim gitmişti. Luna' ya bakarak "Bana bir bardak su verirmisin" Dedim. Şükür, hemen verdi bardağı, kafama diktim öyle sıcaklamıştım ki üstümdeki gömleği çıkartıp üstüm çıplak gezecek durumdaydım, "Burası biraz sıcaklamadı mı?" Diyip gömleğimin dümelerini iliğinden çıkarmaya başlamıştım, Aiko bunu normal buluyormuş gibiydi yalnız Luna, ellerini kenetlemiş içinden fısıltıyla "Yapma, yapma, yapma" Diyordu. "Gömleğimi çıkarsam rahatsızlık duyarmısınız gençler?" Dedim.
Aiko' nun pek umrunda değilmiş gibiydi, Luna' ya sırıtarak gömleğimin düğmelerini iliklerinden çıkardığımda, Luna' nın bakışları bitmişti. Bu sefer onun kalbi gümbür gümbür oluyor bayılacakmış gibi oluyordu oysaki gömlek üzerimde sadece düğmelerini iliğinden çıkarmış açık duruyordu, Luna' nın yanakları kıp kırmızı kesilmiş bir şekilde "Lütfen üstüne başka bişey giyin ya da düğmelerini ilikle" Dedi. Çocukların pek umrunda değildi Rose ve Aiko okulla ilgili bişeyler konuşuyor, Damian da ondan iki yaş küçük kardeşiyle bişeyler geveleniyordu ama Luna' nın yüzü ve gözleri öyle gitmişti ki resmen bayılacak durumdaydı. Utançlığını gizlemeye çalışarak çocuklara döndü "Yemeğinizi yediyseniz içeri geçebiliriz" Dedi. Çocuklar yerlerinden kalktı ve mutfaktan çıktılar, zaten bizim mutfak kapısının hemen karşısı salondu salonun sol tarafı koridordu ve giriş kapısı vardı. Çocuklar mutfaktan çıkınca Luna sinirden gömleğimin yakasına yapıştı, o öldürücü bakışlarıyla "Sen napmaya çalışıyorsun be adam, neymiş çok sıcakmış neymiş bir bardak suymuş sen neyin derdindesin be şu gömleğini ilikle! Kendine çeki düzen ver yoksa ben verirsem kötü olur!" Diyerek bana bir tokat attı. Korkudan altıma edecektim be! Yutkunarak gömleğimi ilikledim ve düzelttim, Luna minik bir gülümseme yaparak "Ay bak söz dinleyince ne güzel adam oluyorsun canım benim" Dedi. E tabi ağzımıza edersen karıcığım o söz tıpış tıpış dinlenir.
Luna, mutfaktan çıkıp salona gitti bende arkasından izledim ki gene aynısını yapıyordu, gene kalcasını kıvırtarak yürüyordu! Ne yapmaya çalışıyordu ki? Beni etkilemeye mi çalışıyordu? Hay be kadın düzgün yürüsen ne olurdu! Ne şimdi bu yeni moda falan mı? Yeni bir yürüyüş sitili mi deniyordun? Ne diyim şimdi ben? Allah'ım tövbe yarabbi günaha sokacak bu kadın da! Hiç kafama takmadan kahve yapmaya başladım, en azından o kafamı toplardı hem severim kahve içmeyi, bağımlısıyım ne tür olursa olsun içerim kahvenin. Çaydanlığı suyla doldurup ocağa koydum ve ocağı açtım, su kaynarken Hadise'nin Aşk Kaç Beden Giyer şarkısı dilime dolanmıştı ki söyleyemeden alıp veremiyordum nerden çıkmıştı ki zaten bu şarkıda? Kein Lunanın ağzından almışımdır.
Kendimi her ne kadar sizin tanımınızda kahve erkeği olsam da gene sizin tanımınızda müzik erkeğide de sayılırız, sonuçta müzik de söyler sayardım ama gitar falan yarım yamalak çalıyorum, kısaca marifet falan yok yani bende, şarkıyı söyle geç çok bişey yok, insan her yerde şarkı söyler sonuçta ama en önemlisi hatunumun erkeğiydim en güzeli de buydu ya on altı yıllık evlilik hayatım vardı ve bence böyle bir kadına da sahip olmam hayatımdaki en güzel şeydi doğru kişiyi sevmiştim, her ne kadar beni dövüp benden ani bir sonuçta nefret etse de içinde bir yerde bana olan aşkı büyüktü yani ben öyle düşünüyorum. Su ısındığı sırada kendime bir kupa seçip içine neskafe üçü bir arada döktüm ki evde bir tek o vardı bu da acilen bir kahve stoklamamız gerektiğinin işaretiydi, kahvenin üstüne sıcak suyu döktüm ve karıştırdıktan sonra salona geçtim. Luna telefonda mesajlaşırken bende sağ tarafında oturdum kiminle mesajlaşıyor diye bakarken bu sefer gözüm bileklerindeki çiziklere takılmıştı bunlar sıradan çizikler değildi bir kedinin çizmesi ya da herhangi bir yanlışlıkla olamayacak kadar bilerek yapılmış gibiydi, bu çizikler... Bir jiletin yapabileceği çiziklerdi... Nerden bildiğimi sormayın. Luna, bileklerine baktığımı fark edince uzun kollu tişörtü ile bileklerini kapadı, ah Luna! Luna! Luna! Bunu neden kendine yaparsın? Hiç mi acımadı? Hiç mi kıymadın canına? Her şeyi geçtim nerden aklına geldi böyle birşey yapmak? Derdin varsa söyle giderecek bir çare arayayım ama bunu kendine yapma, böyle geçmez acıların, daha fazla yanarsın.
Aiko' nun gitme saati gelmişti Luna ve Rose, Aiko' yu ağırlamaya gittiler oğullarımda eve gelir gelmez durmadan zaten yurtlarına gitmişlerdi, bense koltukda tüm olanları düşünüyordum, kahvem içemeyecek kadar buz gibi olmuştu. Şokdaydım, halanda şaşgınlık içindeydim, o gülümseme o neşe hepsi bir yalan mıydı? Hepsini acılarını saklamak için mi yapmıştı? Bense bunları görmemiştim! Görsem neye yaranırdım ki? İş işten geçmişti, o jileti eline aldığında, o yaraları yaptığında elbette gerisi gelecekti. Rose odasına girmişti Luna da salona geldi, kahvemi kanepenin önündeki masaya bıraktım Luna karşımdaki krem renginde olan tekli berjere oturdu. Luna' ya bakarak "Şu aralar kendini iyi hissediyor musun Luna?" Dedim. Durumu alttan almaya çalışıyordum eğer ona çocuk gibi yasaklama yada ceza gibi şeyler verirsem bu onu daha da bağımlı hale getirebilirdi, belki o zaman daha çok yapmaya başlayacaktı. Sakin bir tavırla "Evet iyiyim, neden sordun ki?" Dedi. Gözlerimin içine baka baka yalan söylüyordu oysa bitmiş ve yorgunluk içinde olduğu çok belli oluyordu. "Peki, bir sorun olduğun da bana söyleyebilirsin Luna" Dedim. Biraz sakince yaklaşmıştım ki bu onu rahatlatmıştı sanki, en azından acısını hafifleteceğini düşünüyorum. "Söylerim" Dedi. Gülüyordu, gülümsüyordu, "Gülümsemek sana çok yakışıyor" Dedim. En sonunda hepimizin bir cilve, iltifat veya flörtleşmeye ihtiyacı vardı ki bunu karıma en iyi ben yapıyordum. Yanakları kızarıyor, gülümserken gözleri kısılıyordu. "E şimdi napıcaz? Saat de çok geç oldu" Dedi. "Bilmem napalım? Gerçi aklımda seni öpmek varda" Dedim. "Sen her gün beni öpüyorsun ve bundan hiç bıkmıyor musun?" Dedi. "Niye bıkıyım ki karıcığım?" Dedim. Harbiden de niye bıkıcaktım ki? Onu öpmek bir harikaydı, sigara gibiydi, dudaklarını dudaklarıma aldığımda sürekli onu öpmek isterdim. "Sürekli böyle bakışacak mıyız? Yoksa yatağa gidip uyuyacak mıyız?" Dedi. "İnan sana bakmak bir elmasa bakmak kadar güzel bir şey sevgilim" Dedim. Ah, gene oluyor! Gene sarhoş gibi oluyordum! Kalbim fırlayacakmış gibi oluyor, yanaklarım o kadar çok kızarmıştı ki gizleyemiyordum bile. Luna berjerden kalktı ve "Ben yatıyorum sana iyi geceler" Dedi.
Yaklaşık 20 dakika sonra bende koltuktan kalkıp salonun ışığını örttükten sonra yatak odasına girdim ki Luna gene üstünde sütyen ve altında da benim şortum vardı, Luna o kadar kısa olduğu için şortum onun diz kapaklarını geçiyordu bile. Gülmemek için kendimi zor tutmuştum en sonunda dayanamayıp kahkahayı bastım, Luna şaşkın şaşkın "Neye gülüyosun be?" Dedi. "Boyun o kadar kısa ki şortum pantolon olmuş sana be yavrum" Dedim. Gülmekten geberiyordum resmen, Luna gıcık kapmış gibi "Ay çok güldüm, çok komik aynen, çok komiksin canım, en komik sensin" Dedi. O böyle derken ben halan da gülüyordum, en sonunda Allah belamı verdi, Luna karnıma bir yumrukladı ki böbreklerim yerinden çıktı resmen şaka maka boyuyla dalga geçmeme rağmen sağlam vuruyordu. "Ne vuruyorsun ya acıdı?" Dedim. Cidden acımıştı, "Senin boyunda sırık gibi maşallah ben sana diyormuyum deve diye be adam!" Dedi ve yakama yapışarak "Bak adam benimle adam akıllı konuş sana şurdan bir vurursam Ankara'ya kadar topuklarsın! " Dedi. Beni bir görseniz korkumdan altıma edicem, yemin ederim edicem, Allah'ım bu nedir? Kızım sen bu siniri kaç yıldır içinde tutuyorsun be? Buna gençliğinde ne demişler "bu kızı alan yandı" Mı dediler? Şahsen ben yandım yani bu sinir, bu tavır öyle kolay kolay sabredemez de bir insan, ya benim öz karım daha demin salonda cilveleşirken ne ara sinir küpü oldu? Yemin ederim halam, hatta onan daha beter be! Tamam benim halamda beni bir zamanlar dövüyordu da Luna dövmekle kalmıyor üstüne küfürde ediyor.
Lunam ne diyorsun ya güzelim sen daha sabahleyin güzel melodiyle beni uyandıran değil miydin? Ben korkumdan bunları düşünürken Luna yatağın önüne gitmiş çarşafı düzeltiyordu, yatağa doğru gittim gömleğimi çıkardım ve çalışma masasının koltuğuna bıraktım. Yorganı asıldığım da Luna da aynı anda benle asıldı, haydaa birde bu eksikti yorgan kavgası yapcaktık, ben asılıyordum benimle birlikte Luna ikimizde aynı anda yorganı asılınca, ben yorganın ucunu bıraktım ve Luna tepe taklak yere düştü, bir de yüzsüz gibi buna da gülüp sinirini iyice bozmuştum. Sinirli sinirli yerden kalktı ve yorganı düzelterek "Ay, üf vallahi uğraşamam seninle be amma gıcıksın zaten" Dedi ve yatağın içine girdi. "Tamam be canım hemen kızma" Dedim ve bende onun yanına yattım. Sütyen ile yatıyordu, karım? Karım ve üstündeki sütyen? Allah'ım affet, "Sütyenle mi yatıyorsun?" Dedim. Ah Luna böyleyken alışık değilim ki sana, dokunmak istiyordum, sana dokunmak istiyordum ama edemiyorum işte, edememde zaten ki. Luna bana dönerek "Ona kalırsa sende üstün çıplak yatıyorsun" Dedi. Evet, evet de ben bir yerlerimi en azından o kadar çok belli etmiyorum, ama sen! Resmen üstündeki şeye bakmamak elde değil be kadın! Luna bana bakıp tek kaşını kaldırarak "Böyle yatmamdan rahatsız oluyorsan alış!" Dedi. Alış? Yavrum sen kaç senedir tişörtlü yatıyorsun nerden gördün böyle haraketleri de uyguluyorsun? Nerden gördün bunları be, Kore dizisinden falan mı? Beni öyle izlediğin bir Japon yada asyalı sanıyorsan yanılıyorsun ben o gördüklerininde daha beter olurum be kadın! Birde üstüme üstüme gelip sirnaşiyor! O böyle yapınca ben bitmiştim ki, gitmiştim ben, Allah'ıma kavuşmuştum. Luna' ya bakarak "Azıcık uzaklaşır mısın Luna çok yakınımdasın da" Dedim. Luna hemen tavırlı bir şekilde "Rahatsız mı oldun?" Dedi. Yatağımdan hoplayıp "Aaa kızım sende napıcaksın sevişcek misin taciz mı ediceksin napıcaksın sen? Hem üstelik sana n'oluyor ya bir anda sütyenle durmalar falan sen plajda da bikini falan giyen bir tip değilsin ki zaten! "
Yataktan kalkarak gardolabı açtı ve bir şeyler bakarak "Böyle şeyleri sevmez misin?" Dedi. Şaşırarak "Ha! Ne? Yavrum ben Dean gibi azıp sapıtan biri değilim ki?" Dedim. "Yavrum mu?" Dedi. Lunam aklın gitmiş senin, benim dediğimle senin dediğin bir mi? Yorgunum zaten şu an tek istediğim sıcacık yorganın içinde yatmak! Ben böyle yarı uykulu yarı uykusuz halde dururken, Luna üstüne dar bir tişört giyindi ve yatağa yattı, yanıma yattığı sırada mesalefi olmuştu, o mesafe koyunca yatağın ortasında bir boşluk belirmişti garip hissettiriyordu çünkü genellikle birbirimize sarılır yada yakınında yatardık. Kafamı çevirdim, sanki Luna böyle daha bir sakin gibiydi, neden böyle davranıyordu ki? Amacı neydi? Hatta neyi hedefliyordu? Ah hele o kolları! Tek bir sorusu vardı Neden?!