İçeriğe geç

Kumarbazlar

Bölüm 4 · 10 dk okuma

Kumarbazlar

Bölüm 4

Bölüm 4: Sevgililer Günü

Telefonumun çalması ve güneşin sıcacık ışığı yüzüme vurmasıyla birlikte uyandım, telefonumu elime aldığımda arayan kişi Elenaydı. Elena kim? Diye sorucak olursanız benim eski nişanlım olur, Peki numarası niye var? İse, kendisi ayrıldığımızda Paris'e taşındı ve polis olmak için okul kazandı, gerçi ayrıldığımızdan bu yana beni ilk kez arıyor olduğu için onun hakkındaki bildiklerim çok az. Hem ben artık Elena'dan soğusamda Luna Elena'yı çok sever, onunla halanda konuşur ve kibar biri olarak görürdü.

Yataktan kalkıp, telefonu yatağa attım çünkü bu gün 14 şubat yani karımla vakit geçirme günümdü bu yüzden moralimi ne eski nişanlım ne de Dean bozabilirdi. Gardolabımın kapağını açmış, askıdan beyaz tşörtümü alıcakken odanın kapısı bir anda açılmasıyla birlikte Luna'nın odaya sinirli ve birşeyler arar gibi girmesi ilgimi çekmişti, ona "Ne arıyosun?" Dediğimde ise tek cevabı "Seni ilgilendiren birşey değil!" Demesi oldu. Ne demek beni ilgilendirmiyordu! Ben senin kocanım be kadın benden ne gibi birşey saklarsın ki? Ben bunları düşünürken Luna'nın gözü yatağın üzerindeki telefonuma ilişti, eline aldı ve açtı "Seni birisi aramış" Diyerek telefonu bana uzattı. Telefonu elime alarak "Önemli biri değil Luna" Dedim. Tek kaşını kaldırarak bana aptalmışım gibi baktığı sırada sağ elimle belini kavradım ve onu kendime doğru çektim, yatak odasının kapısı açıktı ve Rose'un ayak seslerinin yükseldiğini anlamıştım ama Luna'ya o kadar kenetlenmiştim ki elimi belinden çekmeyi bırakın konuşamıyordum bile, ben Luna'ya öylece tutulmuşken kapının önünde Rose belirdi. Şaşkın bir görünüşle "Özel birşey yapıcaksanız kapıyı kapatarak da yapabilirsiniz" Luna elimin arasından sıyrılarak kurtuldu ve Rose'un yanına doğru gitti, odadan çıkınca kapıyı sert bir şekilde kapadı.

Onlar salonda konuşurken bende üstüme rahat birşeyler giyindim ve odadan çıktım. Rose siyah deri ceketini askıdan aldı ve "Bu gün tek başıma gitsem olmaz mı?" Dedi. Luna ona sevgi ve endişe dolu bakışlarla "Peki peki, elbette gidebilirsin Rose" Ben buna aldırış etmeksizin ne halt yaparsan yap bakışı atarak Rose'a gülümsedim. Kızım kapıdan tam çıkacakken durdu ve "Ha! Bu arada ikinizinde sevgililer günü kutlu olsun" Dedi. Ben bu durumda kıp kırmızı kızarmıştım ki Rose gittiğinde ise terlemeye de başlamıştım, Luna bana bakarak "Açmısın yiyecek birşeyler yapayım mı?" Dedi. İnan bana sevgilim şu anda senin o güzel narin gül kokulu dudaklarının tadına bakmak isterdim diyememiştim ki, onun yerine tek dediğim şey "Aç değilim ama bir kahve içerim" Olmuştu. Luna mutfağa gittiğinde bende oturma odasındaki beyaz kanepeye yığılı verdim, elimi yüzümü bile yıkamadan kalmıştım ve gözlerim sürekli kapanıyordu, Luna elinde iki kupa ile oturma odasına geldi ve krem renkli pembe ve kırmızı kalplerle donanmış kupayı bana uzattı, doğrularak kupayı elinden aldım ve kahvemi yudumladım. O sırada Luna da yanımda oturmuş telefonda birşeyler yapıyordu tam ağzımı açmış "Ne yapıyorsun? " Diye sorucakken kapının zili çalmıştı, Luna "Ben kapıya bakarım" Diyip gitmişti. Odana tek başıma kalmıştım ki sevmediğim şeylerden biride buydu, en sonunda Luna ve çok bilmiş ablası bu yalnızlığımı bozmuştu, Soleil çok neşeli ve heyecan dolu bir şekilde odaya girdi, bize birşey anlatmak istediğine çok emindim "Çıkar ağzındaki baklayı da bizde bilelim" Dedim. Soleil bana dik dik bakıp süzdükten sonra Luna'ya dönerek "Bil bakalım bende ne var? " Dedi. Luna omuz silkerek "Bilmiyorum ki ne var?" Soleil çantasından çıkardığı sinema bileti gibi görünen kalplerle dolu beş biletti, "Bunlar size, bu akşam sevgililer günü için bir parti düzenleniyor, bende ne olur ne olmaz diye fazladan almıştım malum beş bilette size nasip olmuş arkadaşlarınızı davet edin belki gelmek isterler" Dedi. Tabi bu beş biletle aklıma gelen kişiler ise Emy, Dean, Alperen(!) ve Luna'ydı. Koltuktan kalkıp biletleri aldım ve Soleil' a teşekkür ettim, gerçi teşekkür etsem dahi arkamdan Luna ile gevelenip durdu.

Ben de mutfağa gidip kendime yeni bir kahve demledim, demlerken de elimdeki beş bilete bakıyordum tam da sevgililer günü için tasarlanmış bir biletti. Kahvem demlendiğinde ise kendime yeni ve temiz bir bardak seçip demlediğim kahveyi seçtiğim bardağa döktükten sonra üç küp şeker kattım ve içeriye gittim, Luna ve Soleil gevezelik ederken bende ayakta dikilmiş televizyondaki diziyi izliyordum, yalnız diziyi izlerken öyle karizmatik yakışklı gibi de değildim sol elimde beş aşk bileti, sağ elimde kahve bardağı altımda pijama üstümde beyaz gömlek ve şaftı kaymış gibi ayakta dizi izliyordum. Sonunda dizinin reklam vermesi ve Luna'nın dedikodusunun bitmesiyle birlikte biletleri kanepenin önündeki cam görünümlü, bacakları demirden olan masaya bıraktım ve eşimin yanına oturdum. İki kadınla birlikte yanlarında süt dökmüş kedi gibiydim, üçümüzde sessizce kanepede oturuyorduk ne bir tık ne bir ses ne bir fısıltı, televizyon bile kapanmıştı en sonunda kahvemi yudumlayarak sessizliği bozan ben olmuştum çünkü öküzün ilk kez su görmüş gibi kahve içiyordum ve Lunayla Soleil aynı anda "DÜZGÜN İÇ ŞUNU BE ADAM!! " Dediler. "Tamam be ya! Ne kızıyorsunuz, hem ben sizin cagıdan cagıdak sakız çiğnemenize kızmıyorum!" Dedim. Haklıydım da, bu durumda Luna bana sinirli sinirli bakıyordu ona iyice yaklaştım dudakları dudaklarıma bir santimetreden bile kısa bir mesafedeydi ki her an önu öpüp ablasına rezil edebilirdim ama sonuç benim öpmemle değil onun beni öpmesiyle sonuçlandı yakamı tutup beni kendine doğru çekti ve bir anda dudaklarımdan öpüverdi. Dudaklarını dudağımdan çektiği sırada kalkıp mutfağa gitti, Soleil ise sağ elini ağzıyla kapamış gülüyordu, bense başımdan aşağı lavlar akıyor gibiydim çok kötü terlemiştim ve suratım kıp kırmızı olmuştu, iki elime yüzümü kapatıp sırtımı koltuğa yasladım, o kadar utanç verici ama bir yandanda hayatımın inanılmaz 15 dakkası olmuştu. Soleil bana bakarak "Onu neden seviyorsun?" Dedi. "Nasıl yani? " Dediğimde ise "Yani dış görünüşü olarak mı? Yada başka bir sebepten dolayı mı?" İnanın ben bunu bilmiyordum, gerçekten neden Luna'yı seviyordum? Onda olup bende olmayan şey neydi? Neden ona bu kadar bağlanmıştım ki? Bu soruların cevabını hiç bilmiyordum. Soleil'e dönerek "Bilmiyorum" Dedim. İlk başta şaşırdı ama sonradan kendini düzeltip biraz daha dik oturmaya başladı "Peki öyleyse, o zaman Lunadaki en çok sevdin yan ne?" Dedi. Onda en çok sevdiğim yan gözleriydi, o bakışları beni yataklara düşürüp sürekli adını tekrarlattırıyordu, sürekli ona bakmamı sağlayan onu beni kendisine bağlayan yandı. Tam ağzımı açmış "Bakışları" Diyecekken Luna elinde tepsiyle mutfaktan çıkıp oturma odasına geldiği sırada, gözlerimi ondan alamamıştım.

Akşam olmuştu kızım Rose, annesine geç geleceğini söylediği için evde sadece ben ve Luna vardı saat 21.30'a geliyordu ve bizimde minik çaplı sevgililer günü konseptli partiye gitme saatimizdi. Luna kırmızı, uzun, omuzları açık ve dar elbisesini giyinmişti.

Ben ise siyah takım elbisemi ve siyah pantolonumu giyinmiştim, gene kravat bağlamaya gelmişti ki Luna bunu anlayıp kravatımı elimden aldı ve bağlamaya başladı, bende ellerimi onun zarif ve ince beline koyup onu süzdüm. Luna kravatımı bağlamayı bitirince kıyafetiyle aynı renkte olan çantasını alıp yatak odasından çıktı, o çıkınca bende aynada kendime bakıp saçlarımı düzelttikten sonra yatak odasından çıktım ve ayakkabılarımı giyinmeye koyuldum, Luna kan kırmızısı topuklu ayakkabısını giyindi ben ise takım elbiseme en uygun olan ayakkabıyı giyindim. İkimizde hazırlandıktan sonra ben arabanın anahtarını aldım ve evden çıktık, arabayı çalıştırır çalıştırmaz Luna hemen arabaya bindi bende şoför koltuğuna bindim, Luna biletleri kontrol edip sayıyordu bende arabayı sürerken "Onlara geleceklerini bildirmişmiydin" Dedim. Luna kafasını evet anlamında sallayarak "Hıhı evet evet" Dedi. Kafası sanki başka yerdeydi yada çok karışıktı, partinin yapılacağı yere gelmiştik ki dışarı mekanı kırmızı ve pembe kalpli balonlarla doluydu, Luna ile içeri girince şakasız pavyon gibi bir mekan görünümünde olduğunu çok açık ve net söyleyebilirim sadece direk ve alkollü bir mekan değildi o kadar. Luna, Emy'yi bulmaya çalışırken bende içimden Soleil'e küfürler savuyordum ki oda böyle bir mekana geldiği için şaşkındır herhalde. Luna Emy'yi telefondan ararken görevli gelip biletlerimizi kontrol etti beş bilet olunca ilk başta şaşırdı tabi ama sonradan Dean, Alperen(!) ve Emy gelince bilet işide halloldu. Hepimiz beş kişilik boş bir masa bulduk ve oraya yerleştik, Alperen elinde gene telefonla oyun oynuyor, Emy etrafa bakınıp ortama ısınmaya çalışıyor, Luna benle flörtleşiyor ve Dean'de üç beş cıvık ve çatlak kızla konuşuyordu ki yarım dakka sonra masadan kalktı, Alperen de aynı şekilde lavaboya gitmek için kalktı ve masada üç kişi kalmıştık Emy birşey söylicek gibi duruyordu ama söyleyemiyor yutkunuyordu, en sonunda "Neden sizin gibi olamıyorum ki?" Dedi. Şaşırmıştım çünkü Luna ve ben alelade bir karı kocaydık, tek kaşımı kaldırarak "Nasıl yani?" Emy biraz daha ciddi ve bir o kadar da üzgün ifadeyle "Yani siz birbirinizi büyük bir aşkla seviyorsunuz birbirinize sadıksınız" Biraz duraksadı ve konuşmaya başladı "ama ben öyle değilim beni ne seven var ne özleyen sevgililer gününde değil her gün her yıl ne bir aşkım alıyor ne bir aşığım, hoşlandığım insanın bile gözüne giremiyorum" Dedi. Bu sefer ağlamaklı bir ses tonu vardı, Luna onu sakinleştirmek için iki üç birşeyler söylüyordu ama ben Emy' nin duygularının geçeceğinden emin değildim, Luna, Emy' nin üzülmemesi gerektiğini bazı aşkların zor olduğunu söyleyip duruyordu.

Yaklaşık yarım saat sonra Dean çok mutlu ve neşeli bir şekilde yanımıza gelip, oturdu. Sol kolunu sıvadı ki kolunda bir sürü sayı yazıyordu "Gene ne haltlar yedin sen?" Dediğimde ise sırıtarak "Şu an burada yedi kızın cep telefon numarası var" Dedi. Luna ben ve Emy salak gibi hem Dean'e hemde kolundaki numaralara bakıyorduk, Allah'ım bu çocuk ne zaman akıllanacak ne zaman doğru dürüst sevecek ki? Dean'e bakarak "Oğlum afedersin ama sen malmısın acaba?" Dedim. Ben derdemez de Emy de "Dean sen tam bir orospusun" Allah'ım ya sabır ben sizi niye davet ettim kine, ben karımla vakit geçircektim onu öpüp cilveleşcektim siz nerden başıma bela oldunuz ki?

Emy ve Dean'nin tartışmalarına kulak vermeden Luna'yı dansa kaldırmak peşinde olduğum için elimi uzattım ve "Benimle dans eder misiniz genç bayan?"* Dedim. Bu onun yanaklarının kızarmasına sebep olsada "Hiç sormicaksın sandım" Demesiyle elimi tuttu ve Super Trouper/ABBA şarkısıyla birlikte dansı başlatan ilk kişi olmuştuk. Luna endişe dolu bakışlarla bana bakıp "Herkes bize bakıyor" Dedi. İnsanların kendisine bakmasından her ne kadar rahatsız olsada dansa katılan bir diğer kişi ise Drew ve Soleil olmuştu, bu az çok Luna'yı rahatlatmıştı. Biz, Drew ve Soleil dışında başka çiftler de dansa katılmasıyla birlikte şarkıda Rewrite The Stars/James Arthur, Anne-Marie olarak değişmişti ki Luna ve ben kendimizi fazla kaptırıp şarkıyı söylemeye başlamıştık. İşte bu sefer herkes bize bakıyor ve videoya çekiyordu, ben hiç umursamasamda Luna kızarıyordu. Şarkılar her ne kadar sevgililer konseptine uymasada insanları motive edip neşelendiriyordu, en sonunda benim en sevdiğim şarkılardan biri olan Cheri Cheri Lady/Modern Talking çaldı. Hemen hemen herkes dans ediyordu, Luna gözlerime derin derin bakıp "Gözlerin bir güneşi andırıyor" Dedi. Eşimden pek iltifat alan biri olmadığım için yanaklarım kızarmaya ve kalbim küt küt atmaya başlamıştı "Saol güzelim" Diyerek tek gözümü kırptım ve güldüm, bunu yapmamı çok seviyordu.

(*Yazarın notu: Hehhehee salla aminoğim ya salla!Bu bölümde gene spotify listesi gibi oldu)

Yaklaşık yarım saattir dans ediyorduk ve sonunda yorularak Dean ve Emy' nin yanına geldik ve oturduk Alperen gene telefona gömülmüştü ki ne bişey duyuyor ne de görüyordu. Dean ve Emy' nin sıkıldığını anlamıştım, "Bizim evemi gitsek belki takılıtız" Dedim. Alperene şok ilk kez telefonu kapatıp "Olur, bana uyar" Dedi. E o zaman telefon bağımlısı birine uyarsa herkese uyardı, masadan kalkıp parti kapısından dışarı çıktığımız sırada ben, kapının önündeki kırmızı kalpli balonun ipini kopardım ve balonun kendisini Luna'ya verdim, minik şeylere o kadar çok seviniyordu ki.

Arabayı çalıştırdım ve bizim eve doğru sürdüm. Bizim eve geldiğimizde ise Dean, Emy ve Alperen(!) arabada uyuya kalmışlardı birde takılıp birşeyler yapacaktık ki o da gitti. Uyandırmak için iki üç dürtüp uyandırdıktan sonra arabadan inip bizim eve girdik ki Dean giller ayakta sayıklıyıp duruyordu "Dean siz isterseniz bu gün burda kalın misafir odasında yatarsınız" Dediğim anda "Olur olur çok iyi olur" Dedi. Ulan inan bir çekinir yok biz gideriz kendi evimize diye, bunlarda utanma duygusuda kalmamış ev arkadaşıyız sanki de gir çık, gir çık yapıyorlar! Luna Dean gillere yorgan, yastık vs. Şeyler veriyor yatak düzenliyordu. Bende o sıra Rose'nin odasına girmiştim ki ders çalışırken çalışma masasında uyuya kalmıştı, üzerine yorgan örtücektim ki gözüm masanın üzerindeki çiçeklere ilişti, bunlar pembe ve sarı lalelerdi, özenle ve temiz bir şekilde buket yapılıp minik bir not eklenmişti. Nota bakmadan kim olduğunu az çok anlamıştım, odadan çıkacakken kapıda Luna belirdi üzerinde sütyen altında ise benim şortum vardı "Luna üzerine bişey giyinsene!" Diyip Rose'nin kapısını kapadım. "Sanki herzaman böyle görmüyormuşsun gibi konuşma" Dedi. Evet onu böyle gördüğüm çok olmuştu ama alışık değildim zaten böyle bir durumda ona bakar bakmaz sürekli kızarıp duruyordum. "Tamam yürü yatak odasına sen, uykum var zaten, kafam olmuş bir milyon yarında işe gidicem, bunaldım iyice" Dedim. Haklıydımda doğru dürüst dinlenemiyordum da, Luna bana sert sert bakarak "Tamam sus sende dır dır edip durma" Dedi ve yatak odasına gitti. Ne dırdırı? Yapsam senin dırdırını yapardım hem, çok kısık sesle "Salak kadın" Dedim ki bunu duymuştu yatak odasının kapısını açıp "Seni duydum, ben sağır değilim" Dedi. Halbuki çok kısık sesle demiştim ki kulaklar her dedikoduya açık olunca bunu da duymuş, yatak odasına girdim, girdiğim gibi de yatağa yığıldım. Luna üstünü giyindikten sonra o da sağıma yattı, ah be güzelim beni öyle sarhoş ediyorsun ki sana olan aşkımdan kalbim yerinden çıkacakmış gibi oluyor be Lunam.

Bölüm sonu

1 yorum