Kum Saatinin Son Tanesi
Bölüm 4: Antikacıya Dönüş
Aras, ertesi sabah uyandığında elindeki paslı anahtara baktı.
Anahtar gerçekti.
Demek ki gördükleri de gerçekti.
Okul çıkışını bile beklemeden doğruca eski sokağa koştu.
Dar sokak her zamanki gibi sessizdi.
Ama bu kez bir gariplik vardı.
"Zaman Antikası" tabelası yok olmuştu.
Dükkânın yerinde yıllardır kullanılmayan harabe bir bina duruyordu.
Aras şaşkınlıkla etrafa baktı.
Yan taraftaki bakkâla girerek sordu:
"Affedersiniz, burada bir antikacı vardı. Nereye taşındı?"
Yaşlı bakkal kaşlarını çattı.
"Evlat, burada yıllardır antikacı falan yok."
"Nasıl yani? Ben birkaç gün önce buradan bir kum saati aldım."
Adam başını iki yana salladı.
"Sen yanlış hatırlıyorsun."
Aras'ın kalbi sıkıştı.
Elindeki anahtarı cebine koyup tam ayrılacakken, yaşlı bir kadın sessizce yanına yaklaştı.
"Aradığın dükkânı herkes göremez."
Aras şaşkınlıkla kadına döndü.
"Ne demek istiyorsunuz?"
Kadın sadece gülümsedi.
"Cebindeki anahtarı çıkar."
Aras anahtarı avucuna koyduğu anda anahtar altın rengi bir ışıkla parladı.
Harabe binanın paslı kapısında küçük bir anahtar deliği belirdi.
Aras yavaşça anahtarı çevirdi.
Kapı gıcırdayarak açıldı.
İçeri adım attığında her şey değişmişti.
Tozlu bina gitmiş, yerini yine yüzlerce saatin bulunduğu o gizemli antikacıya bırakmıştı.
Tezgâhın arkasında aynı yaşlı adam duruyordu.
"Seni bekliyordum, Aras."
Aras öfkeyle yaklaştı.
"Bana neler oluyor? Ela kim? Neden kimse onu hatırlamıyor?"
Yaşlı adam derin bir nefes aldı.
"Bazı soruların cevabı insanın ömründen daha ağırdır."
Sonra raftan eski bir kitap çıkardı.
Kitabın kapağında tek bir sembol vardı:
Bir kum saati.
Kitabı açtı.
İlk sayfada şu cümle yazıyordu:
"Zaman, yalnızca saatlerde değil; insanların hatıralarında da akar."
Yaşlı adam Aras'a baktı.
"Ela, bu dünyadan silinmedi."
"Kayıp mı?"
"Daha kötüsü..."
"Nedir?"
"Zamanın kendisi onu unuttu."
Aras'ın nefesi kesildi.
"Bu mümkün mü?"
"Bir insanın hatırası tamamen silinirse, sanki hiç yaşamamış gibi olur. Ama bazı kalpler, unutmaya direnebilir."
Yaşlı adamın bakışları Aras'ın gözlerine kilitlendi.
"Seninki gibi."
Tam o anda dükkândaki bütün saatler aynı anda çalmaya başladı.
Yer hafifçe sarsıldı.
Kum saati masanın üzerinde kendi kendine dönmeye başladı.
Yaşlı adamın yüzü ilk kez korkuyla değişti.
"Çok geç..."
"Ne oluyor?"
"Onlar seni buldu."
"Kim?"
Adam fısıldadı.
"Zaman Bekçileri..."
Tam o anda antikacının kapısı büyük bir gürültüyle açıldı.
İçeri siyah pelerinli, yüzleri gölgeler içinde kalan üç gizemli kişi girdi.
Ve hepsi aynı anda Aras'a baktı.