Kum Saatinin Son Tanesi
Bölüm 3: Unutulan Kız
Ertesi sabah Aras, elindeki mavi ayracı uzun süre inceledi. Üzerindeki "Ela" yazısı silik olmasına rağmen hâlâ okunabiliyordu. Eğer dün yaşadıkları bir rüyaysa, bu ayraç odasına nasıl gelmişti?
Okula gitmesine rağmen bütün gün aklı aynı sorudaydı.
"Ela kim?"
Ders bitince doğruca şehir kütüphanesine gitti. Bilgisayarlarda okul yıllıklarını, eski gazete arşivlerini ve nüfus kayıtlarını araştırdı. Saatler geçti.
Ama hiçbir sonuç yoktu.
Ne eski bir okul listesinde ne de şehir kayıtlarında Ela adında, yaşına uygun bir kıza ait tek bir iz bile bulunmuyordu.
Aras derin bir nefes aldı.
"Bu imkânsız..."
Tam ayağa kalkacakken mavi ayraç masanın üzerine düştü.
O anda ayraç hafifçe parladı.
Arkasında daha önce fark etmediği bir cümle belirdi.
"Beni bulmak istiyorsan, hatırlamayı öğren."
Aras'ın elleri titremeye başladı.
Akşam eve döndüğünde odasının kapısı aralıktı.
Oysa sabah çıkarken kapıyı kapatmıştı.
İçeri girdiğinde masasının üzerindeki kum saati altın renkli bir ışıkla parlıyordu.
Odadaki bütün saatler yine durmuştu.
Aras bu kez kaçmadı.
Yavaşça kum saatine dokundu.
Bir anda etrafındaki dünya dağıldı.
Kendini büyük bir gölün kıyısında buldu.
Gün batımı gölün yüzeyini turuncuya boyamıştı.
İleride, iskelede bir kız oturuyordu.
Siyah saçları rüzgârda dalgalanıyor, elindeki kitabı sessizce okuyordu.
Aras'ın kalbi hızlandı.
"Ela..."
Kız başını kaldırdı.
Yeşil gözleri, sanki onu yıllardır bekliyormuş gibi parlıyordu.
"Geldin sonunda," dedi gülümseyerek.
Aras şaşkınlıkla ona yaklaştı.
"Sen... gerçekten kimsin?"
Ela cevap vermedi.
Sadece gölün üzerindeki gün batımını izledi.
Sonra usulca konuştu.
"Bazı insanlar unutulur. Bazıları ise zamandan silinir."
Aras hiçbir şey anlamıyordu.
"Neden seni hatırlamıyorum?"
Ela'nın gözleri doldu.
"Çünkü seni korumak için beni unutturmak zorunda kaldılar."
Tam Aras yeni bir soru soracakken gökyüzü kararmaya başladı.
Gölün yüzeyi çatladı.
İnce altın kumlar her yeri kapladı.
Ela ayağa kalktı.
"Süren doluyor."
"Ne demek istiyorsun?"
"Beni tekrar görmek istiyorsan... antikacıya dön."
Ela'nın bedeni yavaşça altın kumlara dönüşmeye başladı.
Aras ona doğru koştu.
"Gitme!"
Fakat elini uzattığında sadece rüzgârı hissedebildi.
Bir anda yeniden odasındaydı.
Kum saati sessizdi.
Ama masanın üzerinde yeni bir şey vardı.
Eski, paslanmış bir anahtar...
Üzerinde tek bir sembol bulunuyordu.
Bir kum saati.
Aras anahtarı avucuna aldı.
İçinden tek bir düşünce geçti.
Artık bunun sadece bir tesadüf olmadığına emindi.