İçeriğe geç

KÜLT PROTOKOLÜ 1

Bölüm 9 · 3 dk okuma

KÜLT PROTOKOLÜ 1

Bölüm 9

9. Bölüm: Kül Fırtınası Ve Valerie

​Sığınak kapısının arkalarından büyük bir gürültüyle kapanması, Sena’nın hayatındaki en büyük ve en korkunç dönüm noktasıydı.

​Dışarısı... Sığınak liderlerinin anlattığı o "cehennem", aslında çok daha başka bir soğukluğa sahipti. Gökyüzü kapkaraydı ama bu karanlık sığınağın tavanlarındaki boyalı karanlığa benzemiyordu; ucu bucağı olmayan, ürkütücü bir sonsuzluktu. Havada uçuşan gri küller, Sena’nın yüzüne çarptıkça tenini yakıyor, gözlüklerinin camını saniyeler içinde kalın bir toz tabakasıyla kaplıyordu.

​"Asher..." diye seslendi Sena, rüzgarın uğultusunu bastırmaya çalışarak. "Nefes... nefes alamıyorum!"

​Asher, Sena’nın elini bırakmadı ama adımları giderek ağırlaşıyordu. Karnındaki sargı tamamen koyu mavi siber-sıvıyla ıslanmıştı. Boynundaki dövme artık düzensizce göz kırpıyor, sönmek üzere olan bir sokak lambası gibi can çekişiyordu.

​"Dayan," dedi Asher, sesi rüzgarda neredeyse kayboluyordu. "Kül fırtınası... ciğerlerini yakar. Maskeni... fırtına maskesini takmalıyız ama..."

​Asher daha sözünü bitiremeden dizlerinin üzerine çöktü. Siber-geliştirilmiş sistemi, sığınakta maruz kaldığı elektro-şoklar ve ardından yaptığı o büyük enerji patlaması yüzünden tamamen iflasın eşiğindeydi. Gözlerindeki o parlak mavi ışık söndü, geriye sadece acıyla bakan insani buz mavisi gözleri kaldı.

​Sena dizlerinin üzerine çöküp onu tutmaya çalıştı. "Asher, hayır! Beni burada tek başıma bırakamazsın. Kalk lütfen!"

​Kül fırtınası şiddetini artırıyordu. Görüş mesafesi sıfıra inmişti. Sena, gözlüklerinin arkasından yaşaran gözlerini kırpıştırarak etrafa baktı ama sadece gri bir ölüm perdesi görüyordu. Boğazı yanıyor, her nefesinde ciğerlerine dolan kül yüzünden öksürük krizine giriyordu. Tam o anda, fırtınanın uğultusunun arasından bir başka ses yükseldi.

​Adım sesleri. Ama muhafızların o ağır, mekanik bot sesleri değildi bu. Daha hafif, daha kıvrak adımlardı.

​"Kim var orada?" diye bağırdı Sena, tüm gücüyle.

​Kül bulutunun içinden, yüzünde karmaşık filtreleri olan siyah bir gaz maskesi, üzerinde ise döküntü metallerden ve kalın derilerden yapılmış tekinsiz bir zırh olan bir siluet belirdi. Sırtında devasa bir keskin nişancı tüfeği asılıydı. Maskenin ardındaki gözler, Sena’nın yerdeki haline ve yanındaki yarı baygın Asher’a dikildi.

​Yabancı, hızlı bir hareketle yüzündeki maskeyi aşağı indirdi. Bu, kısa kesilmiş kızıl saçları, sol yanağında derin bir yara izi olan ve bakışlarından adeta buz damlayan yirmili yaşlarında bir kadındı.

​"Vance?" dedi kızıl saçlı kadın, şaşkınlıkla Asher'a bakarak. Ardından bakışlarını Sena’ya çevirdi. Gözlüklerine, üzerindeki yırtık pırtık beyaz sığınak elbisesine baktı ve yüzünü ekşitti. "Cidden mi Vance? Sığınaktan bir evcil hayvan mı kaçırdın kendine?"

​"Valerie..." diye mırıldandı Asher, gözlerini aralamaya çalışarak. "O... o bizden. Yardım et."

​"Bizden mi?" Valerie alaycı bir şekilde güldü ama durumun ciddiyetinin farkındaydı. Fırtınanın sesini dinledi, ardından belindeki çantadan iki tane acil durum maskesi çıkarıp sertçe Sena’nın kucağına fırlattı. "Bunu hemen yüzünüze geçirin. Eğer beş dakika daha bu havayı solursan ciğerlerin iflas eder, sığınak faresi."

​Sena, kadının o aşağılayıcı tavrına öfkelense de maskeyi hemen yüzüne geçirdi. Diğer maskeyi de titreyen elleriyle Asher’ın yüzüne sabitledi. Hava bir anda temizlenmişti ama içindeki o panik hissi geçmemişti.

​Valerie, Asher’ın diğer kolunun altına girdi ve Sena’ya baktı. Gözlerinde en ufak bir merhamet kırıntısı yoktu.

​"Eğer hayatta kalmak istiyorsan arkamdan gel ve adımlarımı birebir takip et," dedi Valerie, sesi maskenin filtresinden boğuk ve sert çıkıyordu. "Ve sığınak faresi... Eğer ayak bağı olursan, seni bu küllerin arasında öylece bırakırım. Anlaştık mı?"

​Sena, gözlüklerinin arkasından Valerie’ye dik dik baktı. Korkuyordu, sığınaktan çıktığı için pişmanlığın eşiğindeydi ama içindeki o asi ruh kırılmamıştı.

​"Benim bir adım var," dedi Sena, dişlerinin arasından. "Sena. Ve emin ol, senin tahmin ettiğinden çok daha uzun süre hayatta kalacağım."

​Valerie’nin maskesinin arkasından hafif bir homurtu yükseldi—belki de bu dik başlılık hoşuna gitmişti. "Göreceğiz, Sena. Yürüyün."

​Kül fırtınasının gri karanlığında, dış dünyanın o vahşi ve acımasız kucağında, Küldoğanlar’ın gizli sığınağına doğru ilk adımlarını attılar.

Bölüm sonu

0 yorum

Bu bölüme henüz yorum yapılmamış. İlk yorumu sen yaz.