Sektör 9’un paslı labirentlerinde yankılanan o hırlama sesi, yaklaşmakta olan muhafızların bot seslerini bile gölgede bırakmıştı.
Sena, sırtını kontrol odasının çelik kapısına yaslamış, nefesini kontrol etmeye çalışıyordu. Yuvarlak gözlüklerinin arkasındaki kahverengi gözleri karanlığa alışmaya çalışırken, elleri gayriihtiyari üzerindeki hırpanî hırkasının cebindeki ufak tornavidaya gitti. Aras ile telsizde yaptığı o sert hesaplaşmanın ardından kalbi göğüs kafesini yırtmak istercesine çarpıyordu. Onu arkasında bırakmıştı. İnandığı her şeyi, çocukluğunu... Aras’ı.
"Karanlıklar," diye fısıldadı Asher. Sesi bir rüzgar fısıltısı kadar pürüzsüz ama bir o kadar da ölümcüldü. Boynundaki mavi siber-grafik dövmenin ışığı ritmik bir şekilde zayıflayıp parlıyordu, sanki kendi kalp atışını bu ışıkla düzenliyordu. "Sığınağın jeneratör dumanlarına ve buradaki biyo-enerji sızıntısına geliyorlar. Onlar için biz sadece parıldayan birer pilsiz."
"Kapı kilitli değil mi?" diye sordu Sena, sesinin titremesini engelleyemeyerek.
Asher, nano-kablolarla bezeli parmak uçlarını kapının yanındaki hidrolik panele bastırdı. "Kilitli. Ama bu kapılar onları sadece yavaşlatır. Buradan çıkış yolunu bulmalıyız. Sektör 9'un sonunda, dış dünyaya açılan eski bir tahliye tüneli olduğunu gösteriyor haritam."
Tam o anda, tavanın üzerindeki havalandırma sacı büyük bir gürültüyle çöktü.
Toz ve kurum bulutunun içinden yere, insan boyutlarında ama derisi tamamen kömürleşmiş, gözleri olmayan ve dişleri jilet gibi keskin bir yaratık düştü. Yaratık, uzun pençelerini metal zemine sürterek tiz bir çığlık attı. Kokuları almıştı.
Sena çığlık atmamak için elini ağzına bastırdı.
Asher bir saniye bile tereddüt etmedi. Yaralı olmasına rağmen inanılmaz bir hızla öne atıldı. Boynundaki siber-dövme bir anda parlak, elektrik mavisi bir ışıkla patladı. Asher’ın sağ kolundaki deri altı nano-kablolar parmak uçlarına kadar uzanarak mavi bir enerji akımına dönüştü. Yaratığın üzerine atılmasıyla, Asher’ın sol eliyle yaratığın çenesini kavrayıp sağ elindeki yüksek voltajlı siber-akımı onun göğsüne boşaltması bir oldu.
Mavi kıvılcımlar odayı aydınlatırken, yaratık acıyla sarsıldı ve geriye doğru savrularak kontrol masasının üzerine yıkıldı. Cihazlardan kıvılcımlar fışkırırken oda tamamen zifiri karanlığa gömüldü; şimdi tek ışık kaynağı Asher'ın boynundaki hafifçe sönen mavi dövmeydi.
Asher dizlerinin üzerine çöktü, nefes nefese kalmıştı. Karnındaki yara yeniden kanamaya başlamıştı.
Sena hemen onun yanına koştu, omzundan tutarak onu ayağa kaldırmaya çalıştı. "Asher! Dayanmalısın, gitmeliyiz."
"Ben... iyiyim," dedi Asher, dişlerinin arasından. "Sadece... güç tüketimi... sistemi zorluyor."
"Sana yardım edeceğim," dedi Sena kararlılıkla. Gözlüklerini burnunun üzerine doğru itti, o narin yapısının altındaki asi ve inatçı ruh gözlerinde parlıyordu. "Beni burada öylece bırakıp gitmene izin vermeyeceğim. Sırf o gökyüzünü görmek için bile olsa o kapıya ulaşacağız."
Asher, Sena'nın bu beklenmedik gücü karşısında hafifçe gülümsedi. "Öyleyse koş, Sena."
İkili, kontrol odasının arka kapısından fırlayıp Sektör 9'un derin tünellerine doğru koşmaya başladılar. Arkalarında, sığınağın derinliklerinde bir yerlerde, Aras'ın muhafız mangasıyla birlikte kilitli kapıları patlatarak ilerlediğini biliyorlardı.
Aras, yeşil gözlerindeki o kararlı ve öfkeli bakışla Sena'nın peşindeydi. Ama bu öfke nefretten değil, onu kaybetme korkusundan besleniyordu. Ve Sena, kaçtığı her adımda Aras’ın gölgesini ensesinde hissediyordu.

(Sena)

(Aras)

Asher Vance : Dış Dünya 'dan gelen siber- geliştirilmiş gizemli yabancı.