İçeriğe geç

KÜLT PROTOKOLÜ 1

Bölüm 6 · 3 dk okuma

KÜLT PROTOKOLÜ 1

Bölüm 6

6. Bölüm : Telsizdeki Çatlak

​Sena’nın parmakları, eski kontrol masasının üzerindeki tozlu, askeri yeşil telsiz cihazının üzerinde gezindi. Cihazın üzerindeki analog gösterge, Aras’ın sesinin frekansıyla uyumlu olarak yeşil bir ışık dalgası halinde titriyordu.

​Asher, sırtını dayadığı duvardan Sena’yı izliyordu. Yeni sarılmış sargısının altından hafifçe sızan mavi siber-sıvı, acısının hala taze olduğunu gösterse de gözlerindeki o keskin dikkat bir an bile azalmamıştı. Başını hafifçe iki yana sallayarak telsize dokunmaması için sessiz bir uyarıda bulundu. Aras’ın yerini tespit etmesi an meselesi olabilirdi.

​Ama Sena’nın içindeki o hayal kırıklığı ve kırılmış güven duygusu, mantığın çok ötesindeydi.

​Telsizin mandalına bastı. Cihazdan yüksek bir statik parazit sesi yükseldi, ardından Sena’nın titreyen ama kararlı sesi boşluğa yayıldı:

​"Aras..."

​Telsizin diğer ucundan gelen derin, kesik bir nefes sesi tüneldeki sessizliği böldü. Aras’ın sesi o kadar yakından geliyordu ki, sanki hemen kapının ardındaydı.

​"Sena! Tanrıya şükür..." Aras’ın sesindeki o panik ve rahatlama karışımı ton kalbini acıttı. "Neredesin? Sektör 9’dasın, biliyorum. Muhafız ekipleri aşağı iniyor. Peder Dominic tüm ekiplere vur emri verdi, Sena. Eğer seni o yabancının yanında bulurlarsa hiç şansın kalmaz. Lütfen kapıyı aç ve bana nerede olduğunu söyle. Seni koruyabilirim."

​Sena acı bir şekilde gülümsedi. Gözyaşları tozlu yanaklarından aşağı süzülürken mandala daha sıkı bastı.

​"Beni kimden koruyacaksın, Aras? Beni buraya, bu karanlığa kapatanlardan mı? Yoksa her gün 'arınma' adı altında sığınağın derinliklerinde canını süzdüğünüz o insanlardan mı?"

​Telsiz hattında birkaç saniyelik buz gibi bir sessizlik oldu. Sadece statik hışırtılar aralarındaki o çocukluk bağının kopuşunu simgeler gibi tınladı.

​"Sana ne anlattı bilmiyorum..." dedi Aras, sesinde bu kez tarif edilemez bir savunma mekanizması ve çaresizlik vardı. "O dışarıdan gelen bir şeytan, Sena! Bizim düzenimizi bozmak istiyorlar. Sığınak olmasaydı hiçbirimiz hayatta kalamazdık. Peder Dominic bizi koruyor. Kurallar bizi hayatta tutuyor!"

​"Kurallar bizi birer besi hayvanı gibi besliyor, Aras!" diye bağırdı Sena, artık gözyaşlarını tutamayarak. "Biz çocukken tavan pencerelerinden yukarı bakıp gökyüzünü hayal ederdik. Hatırlıyor musun? Bana gökyüzünün sadece mavi bir zehir bulutu olduğunu söylerdin. Çünkü sana öyle öğretmişlerdi. Ama gökyüzü hala oradaymış. Bizi sadece birer batarya gibi kullanmak için bu kafese tıkmışlar!"

​"Yeter!" Aras’ın sesi ilk kez bu kadar sert, bir muhafızın otoritesiyle yankılandı. Ama bu sertliğin arkasındaki korku gizlenemeyecek kadar barizdi. "Seni kaybetmeyeceğim, Sena. Eğer o kapıyı açmazsan, ben açacağım."

​Tam o sırada, kontrol odasının dışındaki koridorun uzaklarından ağır bot sesleri ve metal kapıların birer birer kırılma sesleri gelmeye başladı. Muhafızlar sektörü tarayarak yaklaşıyordu.

​Asher zorlukla yerinden doğruldu, eliyle duvardan destek alarak Sena’nın yanına geldi. Gözlerindeki mavi neon parıltı heyecanla titriyordu. Telsizin yanındaki küçük bir terminal ekranına bağlı kabloları işaret etti.

​"Aras hattı açık tutarak frekansımızı izliyor," dedi Asher kısık bir sesle. "Bizi bulması an meselesi. Ama bu telsiz bağlantısı aynı zamanda sığınağın ana güvenlik kapılarına giden alt veri yolunu kullanıyor. Bana sadece otuz saniye ver."

​Sena, elini telsiz mandalından çekmedi. Aras'a son bir şey söylemek istiyordu, belki de hayatı boyunca söyleyeceği son şey.

​"Aras," dedi fısıldayarak. "Eğer buraya gelirsen ve o silahı bana doğrultursan... Bu sefer parmağın titremesin. Çünkü ben artık o eski Sena değilim."

​Telsiz mandalını bıraktı ve cihazı tamamen kapattı.

​Asher, nano-kablolarla kaplı parmak uçlarını açıkta duran veri kablolarına dokundurduğunda terminal ekranından mavi kıvılcımlar sıçradı. Saniyeler içinde Sektör 9’un ana koridorundaki hidrolik kapıların kilitlenme sesleri yankılandı. Asher, muhafızların önündeki üç büyük kapıyı üzerlerine kilitleyerek onlara zaman kazandırmıştı.

​Ancak hemen yukarıdaki havalandırma boşluğundan gelen o vahşi, aç hırlama sesi, sığınağın muhafızlarından çok daha ölümcül bir tehlikenin de onlarla birlikte bu sektöre kilitlendiğini hatırlatıyordu.

Bölüm sonu

0 yorum

Bu bölüme henüz yorum yapılmamış. İlk yorumu sen yaz.