Gerçekten başarı nedir?
Son zamanlarda defterime yazdığım en güzel soruydu belkide bu. Bu sorunun cevabını hep aramıştım. Daha doğrusu hep en iyisini yapma en doğrusunu yapma çabasındaydım.
Garsonluk yaparken, şarkı yazarken, yemek yaparken, avukat olduğumda bile her zaman en iyisini yapmaya çalıştığım.
Ve benim için başarı artık o duruşma salonundan el ele mutlulukla çıktığım müvekkillerim olmuştu.
Bana sımsıkı sarılan Melek Hanım'a kollarımı doladım. Yanımda bizi gururla izleyen Selin'in yüzü kocaman gülümsüyordu. Melek Hanım yıllarca şiddet görmüş sesini çıkaramamıştı aynı annem gibi ta ki kızı bize gelip dava açmak istediğini söyleyene kadar. Aynı annem ve ben gibi. 10 yıl öncesine götürmüştü bu dava beni.
Biz annemle kazanamamıştık o davayı ama bizim gibi olanlar için hep orada olacağım. Aynı şu anki gibi.
Melek Hanım ve kızı ile vedalaşıp Selin ile çıkışa ilerledik.
"Yine davayı kazandınız Eylül Hanım." dalgaya vurarak söylediği cümleye kıkırdadım.
"Ben hep kazanırım Selin Hanım bilirsin." Onun taklidini yapmam ile o da kıkırdadı.
"Bugün yine Demir çiçek yollamış mıydı?"
"Evet." Her zamanki gibi pes etmeden yolluyordu.
"Ve sen çöpe atmadın öyle mi?"
Evet atmamıştım. Aksine suya koymalarını istemiştim. Tüm bu Aslan Bey'i araştırma olaylarımız bana fark ettirmeden bir umut vermişti. Bir neden arıyordum. Demir'in bana bir türlü söyleyemediği o nedeni.
"Evet atmadım. Aslan Bey'i araştırmak bana iyi gelmedi galiba."
İkimizde gülüştük ve arabaya bindik. Tam arka kapıyı açarken Selin'e öne otur dedim. Bana kızsa da zorla onu Ferit'in yanına oturtturdum. Arkaya oturduğum an Ferit ile gülüştük.
"Allah'ım güneşim, kızılım gelmiş ya. Oy gel öpeyim." Ferit Selin'e sırnaşırken Selin'in ayıp ayıp diyerek kaçışması görülmeye değerdi. Onların bu haline kıkırdadım.
"Ferit bölüyorum ama bizi daha önce gittiğimiz kıyafet mağazasına bırakır mısın? Kızlarla buluşacağız, açılış için elbise seçmemiz lazım."
"Tabi Avukat hanım hemen gidiyoruz."
Ferit hızla gaza basarken tüm yol boyunca Selin'e çok güzel olma, aşkım bak çok kısa giymek yok bana adam dövdürtme gibi sözleri ile savaşı çok komikti.
Onları izlerken bir an Demir'i ve beni gördüm. Araya 10 yıl ve sırlar girmese demek ki bizde böyle olacaktık. Ne çok dua etmiştim böyle saçma basit ama güzel anılara sahip olabilmeyi Demir ile.
Büyük ihtimalle şu an Demir ile bu sahneyi yaşasaydık şöyle olurdu.
"Güzelim çok kısa giymesen olur mu? Kıskanıyorum biliyorsun." Tatlı nazlanmasına kıkırdadım. Camdan gelen rüzgar ile savrulan saçlarını kusursuz yan profilini izledim. Bacağımda duran kenetli ellerimizi daha da sıkı tuttum.
"Tamam sevgilim. Hem ben mavi bir elbise düşünüyorum zaten uzun olsun."
Uzun lafım ile keyiflendi. "Heh şöyle güzelim. Hem benim sevgilime en çok mavi yakışıyor."
"Ama yırtmacı olsun istiyorum."
Anlık duraksadı. Şok olmuş suratı ile kıkırdadım. "Ben kalpten gideyim istiyorsun." Yanağından hızlıca öptüm. "Hayır sadece seni çok seviyorum."
Arabanın durması ile hayallerimden gerçekliğe döndüm. Kalbim sızladı anlık. Hızla toparladım. Ferit ile vedalaşıp içeri geçtik. Zeynep bizi görür görmez sıkıca sarıldım.
Zeynep ile ilgili sen sevdiğim şey sarılmaları olabilirdi.
Ayşegül ve İrem ile de sarılıp kıyafetlerin içine daldık. Hepimiz bu açılışa biraz daha balo havası vermeye çalışıyorduk. Daha farklı ve uzun elbiseler arıyorduk. Tabiki de ilk kabine Zeynep'i gönderdik.
Giydiği siyah elbise ile gerçekten göz kamaştırıcı gözüküyordu.
"Kız sen hep siyah mı giyeceksin? Gelinlik nasıl giyeceksin?" Selin'in anacı tavrı hepimizi güldürdü.
"Ay Zeynep ya ben seni verebilir miyim bilmiyorum."
Benim sözüm ile herkes gülüştü. Zeynep beni yanına çekti. "Ya Zeynep evlenme teklifi geldi ama isteme olmadı dimi?"
İrem'in sorusu ile hepimiz üzerimizdeki saçma kıyafetler ile duraksadık.
"Ay evet olmadı. Ama nasıl olacak ki hiçbirimizin ailesi yaşamıyor."
Hızla sözünü kestim. "Ya biz burda neyiz? Hem birinden istenecekse Demir'den istesin Burak seni."
Kızlar beni desteklerken Zeynep ile bakıştık. "Sadece Demir'den olmaz senden de istesin. Sen de annemmişsin gibi olsun."
Kalbinin saflığına karşı gözlerim doldu. Biz sevgiye aç büyümüştük. Baba konusunda hepimizin vücudu yara bere içinde anne konusunda ise kalbimiz paramparçaydı.
Sıkı sıkı sarıldım. "Tabiki de benden de isteyecek benim güzel kardeşim." Biz arkadaştan öte kardeştik. Beni ilk kurtardığı gün ellerimiz sım sıkı tutunmuştu.
"Ay ağlatıcaksın beni deli kız hadi elbise denemeye devam."
Öyle bir arkadaş grubuyduk ki bir anda bir baktım mağaza sahibi ile halay çekiyoruz. Sonra bir baktım İrem pembe elbisesi ile şarkı açmış Zeynep ile oynuyorlar. Selin her giydiği elbiseyi Ferit'e atıp onu kıskançlıktan çatlatıyor. Ayşegül ise yeni birisi ile görüştüğünü ağzından kaçırmıştı. Hatta bir ara Esra teyzeyi görüntülü aramış elbiselerimizi göstermiştik.
Saat 16.00 olduğunda biz anca çıkabilmiştik. Mert ile maçı için konuştuğumuzdan beri bir gün geçmişti. Duruşmalar derken o bir gün çok hızla geçmişti. Ve benim kardeşimin bu akşam maçı vardı.
Ferit'in arabaya atlayacakken tam kızlara Mert'in maçı var gitmeliyim diyecektim ama Zeynep'in ve kızları söylediği söz ile ağzım açık kaldı.
"Hadi Eylül atla Mert'in maçına geç kalmayalım."
"Evet Bulut haber verdi onlar erkenden gitmişler Mert'in yanındalar. Konum attı hadi gidelim."
İrem'in sözü ile kızlar ile hızla yerleştik. Ben hala şaşkınlığımı atamamıştım ama sahip olduğum bu güzel insanlara binlerce kez şükrediyordum.
Maçın yapılacağı yere vardığımız an tribünlerde Demirleri gördüm. Hepsi Mert'in takımının atkısını takmıştı. Kızlar benden hızlı hemen çıktılar. Maşallah biz de öyle kalabalıktık ki tüm tribünü kaplamıştık resmen.
İrem Bulut'un kollarına atladı. Zeynep Burak'ın kollarına sığındı. Tam o sırada Kemal'i gördüm hatta Esra teyzeyi. Şaşkınlıkla Esra teyzeye seslendim. Benim şaşkın suratıma gülerek karşılık verdi sıkıca sarıldık. "Böyle önemli bir anı kaçırır mıyım Eylül'üm." İkimizde kıkırdadık.
Tam solumda oturan Demir ile göz göze geldik o an.
"Gelmişsin."
Gülümsedi. "Tabiki geleceğim." yavaşça elinde tuttuğu diğer atkıyı boynuma doladı. Saçlarımı narince atkıdan kurtardı.
İkimizde birbirimize bakakalmışken düdük ile maç başladı. Hepimiz tüm dikkatimiz ile izlemeye başladık. Maç öyle heyecanlı başlamıştı ki Bulut, Burak ve Demir başı çekerek tezahürat yapıyorlardı.
Mert'in topu alması ile hepimiz ayaklandık. Potaya doğru hızla ilerledi ve tam 12 den attı. Takımı ile sevinirken biz ise yerimizde duramıyorduk. Ferit ve Kemal adeta sevinçten birbirlerinin üstlerine çıkmışlardı. Burak Zeynep zannedip Bulut'a sarıldı ve ikisi de aynı anda ne yaptıklarını anlayıp ayrılıp sevgililerine sarıldılar. Bu anları videoya çeken Esra teyzem ise çekirdeği ile çok mutluydu. Ayşegül ve Selin halaya bağlamışlardı. Demir ve ben ise sevinçle birbirimize sarılmıştık. Demir ayaklarımı yerden keserken mutlulukla gülümsedim.
O sırada Mert ile göz göze geldik hepimize el salladı.
Demir beni yavaşça yere bırakırken kollarımız ayrılamadı hatta tüm maç el eleydik güç almak istercesine.
Maçın sonlarına doğru iki takımda az farkla ilerliyorlardı. Artık son dakikalardaydık. Hepimizde heyecan son doruktaydı.
Ve benim kardeşim takımına kazandıracak o sayıyı attı. Tüm tribün çoştu. Mert'in okulu sevinçle sahaya koştular. Hepimiz öyle coşkuyla sevinmiştik ki bir ara kafamdan Esra teyzenin çekirdekleri yağıyordu. Bulut sevinçle İrem'i yanağından öptüğü an adeta ikisi de şoka girmişti. Demir ve ben o an göz göze geldik. Gözlerinde söylemek istediği çok şey vardı biliyorum.
"Şu an yapabilsem seni öperdim Ruhu Yaralı Kız."
Söylediği cümle ile kalp atışlarım hızlandı. Kenetli ellerimizi ayırmadan beni kendine çekti. Öpemedi belki dudaklarımdan ama alnıma derin bir buse kondurdu. Gözlerimiz sevinçle tekrar Mert'i buldu.
Mert o sırada koca kalabalığı yararak sevdiği kızı aradı. İpek'i kenarda sevinçle ağlarken gördüğü an gülümsedi. Kollarını açtı.
İpek göz yaşlarını sildi üzerinde sevdiği çocuğun olduğu tişörte ve hızla kollarına koştu. Mert sıkıca sarılıp etrafına döndürdü kızı. Yavaşça yere indirdi sevdiği kızı.
"İpek seni seviyorum. Benimle çıkar mısın?"
"Ben de seni seviyorum şapşal. Evet çıkarım."
İkiside gülüştü ve Mert sevdiği kızı gülüşünden öptü. Konfetiler patladı, alkışlar çoğaldı.
Bu anı izleyen Demir ve ben şaşkındık.
"Benim yapamadığımı yaptı helal olsun."
Kıkırdadım onun sözüyle. Bu eğlence bize yetmemişti tabi hep birlikte aşağı inip erikdalı oynamaya karar vermiştik. Demir Mert'i sırtına almış şampiyon şampiyon diye geziyordu.
Erikdalını halaya bağlamamız ile gece anca eve gelebilmiştik. Yine çay koyup dışarıdaki masamıza oturmuştuk. Mert ve Bulut gazı kesemeyip havuza atladıkları için İrem onların saçını kuruluyordu aynı zamanda.
"Aşkım bugün kızlarla bir konu konuştuk biz."
Kolunun altında dinlenen güzeller güzeli sevgilisine baktı Burak. "Ne konuştunuz aşkım?"
Zeynep'in çekingen gözleri ile sözü ben devraldım.
"Burak Bey bizden kız almak o kadar kolay değil. Gelip Demir ve benden Zeynep kızımızı istemelisin."
Tam çay içerken boğazında kalmıştı Demir'in.
"Güzelim gerçekten mi?" Onun bu tatlı haline göz kırptım. Anladı ne yaptığımı oyunuma devam etti.
"Evet Burak Bey yarın akşam gelin isteyin."
Burak şaşkınlıkla bakakaldı. Zeynep ile göz göze geldikleri an sevdiği kadının ne kadar çok istediğini anladı. "Tamam o zaman bu kadro hiçbir yere gitmiyor kız isteme olacak."
"Ya bir dakika hangi taraf kız hangi taraf erkek?"
Ferit'in sorduğu soruyu ilk Bulut yanıtladı.
"Buraj yalnız kalmasın yazık ben erkek tarafıyım. Ferit gel sen de paşam."
İrem devam etti. "Vallahi Ayşegül, Selin ve ben kız tarafıyız önden söyleyelim."
"Kemalim gel canım tek kaldın. Sen de erkek tarafından ol."
Bulut tam sözünü bitirecekken Mert ile göz göze geldi. "Aa küçük şampiyon sen hangi taraftasın?"
Mert arada kaldı. Onu Esra teyze kurtardı. Biz oğluşumla Eylül ve Demir'in büyükleriyiz. Hem kurdeleyi de biz keseceğiz.
"Oyy Esra Sultan yine kurtardın beni."
İkisinin bu tatlı hallerine gülümsedim. Demir'i inceledim o an. Yüzü gülümsüyordu mutlulukla. Özenle biçilmiş burnu, alnına düşen saçları. Ona baktığımı fark etti.
Elimi tuttu. "Biz turlayıp geliyoruz."
Hızla dışarıya sahil kenarına koştuk. İkimizde gülüştük. Gözümün önüne gelen tutamı yavaşça kulağımın arkasına koydu. Ona Aslan Bey'i anlatmak için en uygun zamandı ama içimde şüphe vardı. Kızar diye korkuyordum.
"Anlatmak istediğin şeyler var biliyorum. Hadi anlat güzelim."
Derin bir nefes aldım. "Demir ben bir süredir Aslan Bey'i araştırıyorum."
"Biliyorum." diye yanıtladı hızla.
"Ama nasıl?"
"Sana odanın yerini ben söyledim kulağına. Araştırdığını, bu işin peşini bırakmayacağını biliyordum. O yüzden sana yardım ettim."
"O odada Çanakkale'de satın alınan bir evin belgelerini bulduk. Belki değerli olabilir ama asıl şeylerin kasada olduğunu düşünüyorum. Bir ipucu daha yakalayana kadar bekleyelim diyoruz. Sonra Çanakkale'ye gideriz."
Tereddütle ne tepki vereceğini izledim. Ellerimizi kenetledi.
"Sen nereye gidersen oraya gideceğim. Seni bir kere kaybettim Eylül bir daha kaybetmem."
"Birlikte yapıyoruz o zaman."
Kıkırdadı emin olmak için sorduğum soruya. Kenetli elimi öptü.
"Birlikteyiz güzelim. Hadi koş eğlenceyi kaçırmayalım. Bulut çoktan tüm atıştırmalıkları bitirmiştir."
O koşarken kenetli ellerimiz ile ben de peşinden ilerledim gülerek. Tam o an aklıma Peçeteli Çocuk geldi. O kadar benziyordu ki hiçbir değilim yoktu adeta. Yine karşımdaydı.
Ve o gece kader bizim için yine kalemini eline aldı. O gece o an kalbim ben fark etmesem de 17 yaşımdaki gibi 27 yaşında da Peçeteli Çocuk'a aşık oldu.