İçeriğe geç

Küllerinden Doğan Satırlar

Bölüm 17 · 8 dk okuma

Küllerinden Doğan Satırlar

Bölüm 17

Yıllar Sonra

İkinci küpemi de kulağıma takarken daha yeni uyanmama rağmen artık kaçıncı olduğunu sayamadığım çalan telefonumu hoparlöre vererek açtım.

"Eylül hanım istediğiniz mekan rezerve edildi. Şimdi deklarasyon için ekip ayarlandı yoldalar."

Rujumun üstünden geçip kapağını kapatırken yanıtladım. "Güzel, şimdi kesilecek büyük pasta için anlaştığım kişiyle görüşmenizi istiyorum Cenk Bey. Hazırlıklar ne durumda beni yine bilgilendirirsiniz."

Beni onaylayan cümlesiyle ayaklanarak kapıya adımladım. Mert çoktan aşağıda kahvaltı yapmaya başlamıştı bile o çıkmadan onunla yemek yiyebilmek için hızlandım.

Telefonumla asistanımı ararken merdivenleri adımladım.

"Alo Eylül Hanım buyrun."

"Bugünki plan ile ilgili bilgi istiyorum Melis."

"Tabi Eylül Hanım, Bugün bir tane duruşmanız var ilki bir saat sonra daha sonra Gözde Hanım ile saat 14.00' da görüşmeniz var. Odanıza sabahın erken saatinden beri gönderilen çiçekleri her zamanki gibi vazoya koymalarını da ilettim. Bugünlük başka yapılacak iş yok Eylül Hanım."

"Güzel, teşekkürler Melis." diyerek telefonu kapattım sandalyeye oturarak.

"Herkese günaydın." dedim gülümseyerek.

Masamızdaki Ferit, Mert, Esra teyze ve çocukları ve bize yardım edenler de bana karşılık verirken bu tabloya gülümsedim.

"Ferit bugün sana çok ihtiyacım olacak o yüzden araba hazır değil mi?"

"Merak etmeyin Eylül Han- Eylül her şey kusursuz."

İlk başta bocalasada kıkırdadım. Bu masada oturan herkes bu eve ilk taşındığımızdan beri bizimleydi artık Eylül Hanımlık bir durum yoktu aramızda ama bazen ağız alışkanlığı olabiliyordu.

"Al yavrum bundan da ye kuzum güçlen."

Esra teyze Mert'in tabağına ve benimkine ballı ekmek koyunca gülümsedim bu hallerine.

Mert, Esra Teyze'ye teşekkür ederken Esra teyze sarılarak seviyordu Mert'i. Mert acı çekmekle mutlu olmak arasında gelip giderken Ayşegül yardıma yetişti.

Esra teyze evimizin en büyüğüydü kendisi aynı zamanda aşçımız olurdu. Esra teyzenin bir kızı bir oğlu vardı. Ayşegül ve Kemal üniversite öğrencisiydi. Ayşe evde annesine yardım ederek para kazanıyordu. Kemal ise benim gibi avukatlık okuyor Kerim meşgul olduğunda yerine geçerek yardım ediyordu.

Hepsinin bize yardımları çok olmuştu.

Saatimden her gün kahvaltımın ne zaman biteceğini haber veren alarmı kapatarak hızlıca ayaklandım.

"Herkese afiyet olsun, gitmem gerek. Kemal arabayı kullanarak okula git ablacım motorla değil.

Kemal uyarımla şokla kalırken öksürdü bir iki kere. Hızı seven biriydi Kemal ama annesinin kırmızı çizgisiydi motor bazenleri hevesini alsın diye izin veriyordum. Bu haftalık bir kere yeterliydi.

Esra teyze oğluyla bakılırken Kemal Şirince gülümsedi. Hepimiz bu duruma kıkırdarken gözlerimi Ayşe'ye çevirdim.

Sen de ablacım bugün atıştırmalık bir şeyler hazırlayabilir misin? Eve geldiğimde yemek yemek için pek vaktim olmayacak o yüzden atıştırmalık yeterli.

"Tabi Eylül abla." dedi gülümseyerek.

Teyzem sen de kendini bugün yorma dinlen olur mu? Akşam büyük partime hepiniz geliyorsunuz, özel davetlimsiniz."

Son cümlemi iki kolumuda yana açarak kocaman gülümseyerek söyledim. Hepsinin gözündeki o ışıldanayım gördüğümde kıkırdadım.

Mert'in saçından öptüm. "Kendine dikkat et ablam akşam için güzelce hazırlan biricik kardeşimi herkes merak ediyor. "

"Tamamdır ablacım sen merak etme." İkimizde kıkırdadık.

Saatimdeki ikinci alarm ile Ferit ayaklandı. Birlikte arabaya ilerleyerek hızlıca hukuk bürosuna vardık.

Kapı açılırken gözlüğümü çıkararak sert adımlarımla kapıya adımladım. İçerideki kalabalıktan ve seslerden bugün de uzun olacağı belliydi.

Birkaç arkadaşımın tebrikleri ile kendi katıma ulaştım.

Melis ile gözlerimi kesişince hızla bana adımladı. Melis benden yaşça küçüktü, genç ve güzel bir kızdı ve işinde başarılıydı. Sarı saçları ve mavi gözleri ile anlayacağınız görünüş olarak birbirimizin zıttıydık.

Yirmi dakika sonra duruşma var Eylül Hanım. İsterseniz hemen çıkalım.

"Tamam, çantamı alayım çıkalım."

|

•

|

Akşam davete iki saat kala

"Melis hazır mısın?"

"Evet hazırım geldim geldim."

Telaşla koştura koştura yanıma gelen Melis'in bu haline kıkırdadım. Her yıl olduğu gibi bu seferde yüzü kocaman gülüyor heyecanla bakıyordu etrafına.

Onun koluna girerek ilerlettim. Ferit bizi arka kapının önünde bekliyordu. Sırada o güzel daveti yaparak tüm gözleri üzerime toplamak vardı.

İçim hırsla dolarken günün yorgunluğunun gittiğini hissettim. Oysaki kaç davaya bakmıştım ben bile hatırlamıyordum ama işimi seviyordum. Bu yüzden yorgunluğunu severek kabul ediyordum.

Bindiğimiz araba ile Ferit hızla hareket etti.

Ben önde otururken Melis arka tarafa geçmişti.

"Her şey planlandığı gibi mi Ferit ?"

"Evet Eylül Hanım, her şey hazır davetliler bir saat sonra alınmaya başlanacak."

"Her şey için teşekkürler Ferit." dedim içtenlikle.

Kıkırdadı bu sözüme. "Görevimiz Eylül Hanım."

"Ferit yine aynı sanatçılar mı gelir sence? Ay çok merak ettim şimdi..."

Melis sorularını heyecanla Ferit'e sorarken bu hallerini gülerek izledim.

Kerim gördüğüm en iyi arkadaşlardandır diyebilirim. Kendisi tamamiyle cana yakın bir insandıe. Deli dolu, sevecen ve mutlu. Çok mutlu.

Bu hallerine gülerken arabaya bindiğimizden beri kısık sesle çalan radyodaki müziğin melodileri kulağıma ilişti.

Kızgınım hiç gelmeyişine

Bilmeyişine, hissetmeyişine

Gülüşüm yavaş yavaş solarken gözlerim sert bir şekilde ilerleyen yolu buldu. Zihnim Melis'lerin kıkırtılarından uzaklaştı.

Sen or'da yoksun

Çağırdığımda

Susuzluğumda, açlığımda

Sen or'da yoksun

Hırsla sesini sonuna kadar kıstım radyonun. Gözler beni bulurken Ferit hızla flaşı çıkardı.

"Kusura bakma Eylül. Fark etmedim bu şarkıya geçtiğini."

Gülümsedim ona dönerek "Sıkıntı yok unut gitsin hem tak şu flaşını oynak bir şeyler aç. Bugün büyük gün Kerim adımızı listenin en başına yazacağız."

"Vayyy! Eylül Korkmaz yine iş başında. Bakalım gecenin sonu nasıl olacak."

Heyecanla kafasını aradan uzatarak cümlesini kuran Melis'in sözüne kıkırdadım.

"Haklısın Melis. Büyük bir şey planlıyorum. "

Gözlerim öfkeyle parlarken açılan oyun havasıyla eğlenerek eve vardık.

Hepimiz hızla kıkırdayarak arabadan indik. Bu saatten sonra sadece hazırlanması kalıyordu. İşte başlıyoruz.

Kapıdan içeri girer girmez gördüğüm koşuşturmayla gururla gülümsedim.

Ayşegül ile bakışlarımız kesişir kesişmez hızla yanıma adımladı. Gözler bana döner dönmez hızla üst kata çıktık.

Bir yandan makyajım ve saçım yapılırken arada atıştırıyordum. Melis yan tarafımdaki boy aynasında rujunu sürerken Ayşegül elbisesinin düğümünü atıyordu. Kerim Kemal'in kravatını takarken gururla gülümsüyordu.

"Jilet gibi oldun koçum artık bu gece de bir kız bulamazsan şüphe duymaya başlayacağım senden."

İkisi gülüşürken Esra teyzem kapıdan girdi. Beni görür görmez yanıma adımladı. Çok güzel olmuştu Esra teyzem ışıl ışıl parlıyordu kendisi.

"Çok güzel olmuşsun teyzem."

Saçımı kıvıran Betül'den nazikçe maşayı aldı ve okşayarak saçımı yapmaya o devam etti.

Omuzlarım gevşerken dokunuşları ile kendimi huzura bıraktım.

"Asıl sen kendine bak güzel kızım. Elbiseni bir giy bakalım kim senden daha güzel."

Kıkırdadım bu sözlerine makyajımın bitişiyle teşekkürlerimi sundum.

"Esra teyze, Mert nerede? Bir türlü göremedim onu?"

Hınzırca sırıttı Esra teyze. "Görmen lazım ablası özenle hazırlanıyor kendisi. Bilerek çıkmadı daha odasından. En son hazırlanıp sana göstermek istiyormuş kendisini."

Mert'in bu haline kıkırdadım.

Saçımı son kez okşayan Esra teyze ile saçımın bittiğini anladım. Yavaşça omuzlarımı kavrayıp ikimizin kafası da aynada görünecek şekilde eğildi. Gözlerim onu bulur bulmaz parladı.

"Hadi kızım git giyin de görsünler Eylül Korkmaz'ı."

Beni gaza getiren sözleri ile kafa sallayarak ayaklandım. Giyinme odasına geçerken Esra teyze de Melis'e son dokunuşlarını yaptı.

Melis lacivert simli bir elbise seçmişti. Arkasındaki sırt dekoltesi haricinde uzun ve zarif bir elbiseydi.

Ayşegül ise toz pembe simli diz kapağında biten bir elbise seçmişti. Basit bir elbise gibi de dursa da Esra teyzenin saç tokaları ve aksesuar detayı ile iki güzel kız Melis ve Ayşe de bugün parlıyordu.

Aynadaki yansımama baktım parlayan gözlerimle. Göz alıcı makyajım,kan kırmızı rujum, dağınık topuzumun arasındaki minik ışıltılı saç tokaları, parlayan ayakkabım ve elbisem. Her şey istediğim gibiydi.

Ellerim yumruk olurken kendimle gurur duydum bir kez daha.

İçerideki övgü sözlerinden Mert'imin de gelmiş olduğunu anladım. Yavaşça kapıyı açtım.

Gözler teker teker bana döndü. Herkeste gezdirdim bakışlarımı bana gururla bakışlarına karşı gülümsedim minnet duyar bir şekilde. En son Mert'i buldu gözlerim. Çok yakışıklı olmuştu. Özenle şekil verdiği saçları bembeyaz takımı ile parlıyordu. Ceketindeki minik gül detayı ile gururla gülümsedim.

Bana büyük bir şaşkınlıkla bakarken o da gülümsedi.

Gözleri dolan Esra teyze ortamı dağıttı hızlıca "Ay hadi çocuklar hemen çıkalım tüm davetliler gelmiştir bile."

Bu söz ile herkes transtan çıkmış olmalı ki yine bir curcuna koptu.

Bu karmaşanın içinden yanıma gelen Mert'e kollarımı açtım. Bana sarılırken sırtını okşadım. Yavaşça ayrıldı elimi tutarak.

"Hadi abla gidip onlara Korkmaz ailesinin gücünü gösterelim."

Bir elim yanağını buldu. "Haklısın ablacım hadi gidip onlara ne kadar güçlü olduğumuzu gösterelim."

Ben çantamı alır almaz Mert ile çıkışa ilerledik.

Tüm çalışanlar da bizimle gelirken önden biz Feritler ile giderken Kemal de arkadan diğerleri ile geliyordu. Bizim arabada Mert Esra Teyzem ve Melis üçlüsü vardı. Esra teyzem önde otururken ne kadar ısrar etse de "Yahu ben büyüdüm dese de gülerek Mert'i ortaya atmıştık.

Yaklaştığımızı büyük ışıklardan ve koca kalabalıktan anladım. Tam durduğumuz yerdeki kırmızı halı ile sırıttım. İşte şimdi şov zamanıydı.

Son kez birbirimize baktık destek verircesine kafa işaretimle Kerim arabadan indi. Kapımı özenle açarken ayakkabımı zarif bir şekilde kırmızı halıya bastım.

Yavaşça kocaman gülümseyerek arabadan indim. Koca çığlıkların ve flaşların sesi ile zevkle başımı kaldırdım. Yanıma gelen Mert ile kız çığlıkları artarken uzattığı koluna girdim. İkimiz özenle yavaş yavaş ilerledik. Kameralara poz vererek ilerlerken bazı hayranlarıma da göz kırptım. Bu daha çok çığlık yaratırken zevkle kıkırdadım.

Büyük kapıdan içeri girdiğimiz an tüm gözler bizi buldu. Mert tek eliyle beni selamlayarak çekildi.

Yavaş adımlarla mikrofonun olduğu yere yürüdüm. Spot ışıkları bana vururken.

Klasik konuşmalarımdan birini yaparken etrafı süzen gözlerim Aslan Hukuk Bürosu'nun daha gelmediğini açıkladı. Sırıttım. Beni hiç şaşırtmıyorlardı son dakika gelip olay yaratacaklarını zannediyorlardı ama göreceklerdi.

Sözümü bitirmem ile bir alkış tufanı koptu.

Hareketli müzikler çalarken bizimkilerin masına ilerledim. Kemal elime içine özellikle vişne suyu koydurttuğum kadehimi verdi.

Bu süslü yerlerde elinizde bir kadeh olmadan maalesef olmuyordu fakat her sene bu plan işe yarıyordu. Teşekkürler vişne suyu.

"Daha gelmemiş gibiler." Ferit'in sözü ile onaylar şekilde kafa salladım.

Evet ama merak etme yakında burada olacaklar. Partinin ortasında gelecekleri ağır başlı olduklarını göstersinler.

Sözlerime sırıtan Kemal ve Ferit'e gülümsedim.

Kemal Ayşegül sende Ferit Melis'de sana emanet. İçkiyi çok kaçırtmasınlar

Beni onaylayan sözler ile ünlülerin içine girdim. Hem müziğe uyum sağlıyor hem parti ile ilgili görüşleri dinliyordum. Sandığımdan daha eğlenceliydi. Gözlerim saati buldu.

Hırsla dudağımın kenarı kıvrıldı. Adımlarımı kalabalıktan çekip Feritlerin masasına ilerlettim. Onlar da bana bakarken zamanın geldiğini anladılar. Önlerini düzelterek dikleştiler. Onların masasının hizasına geldiğim an arkamı döndüm.

Tam o sırada uğultular ile onların geldiğini anladım. Kemal ile Ferit arkama geçerek sertçe bakışları ile gelecek kişileri bekliyorlardı.

En önde kalabalıktan sıyrılan siyah ayakkabılar ile öfkeyle gülümsemem büyüdü. Yavaş yavaş yukarı çıkan bakışlarım yüzünü bulduğu an ellerimin yumruk olup kenetlendiğinden haberim yoktu.

Yeni fark ettiğim ceketindeki gül detayı ile tırnaklarımı avucuma batırdım.

Arkasındaki yüzlerinden belli olan evli çift ile taşlar yerine oturmuştu.

Bizimkilerin gücümüzü göstermek adına arkama geçtiğinin hissi ile biraz gevşedim.

Fakat tam o sırada yanıma gelip şaşkın yüz ifademe bakarak kafasını çeviren Mert'in ağzından çıkan sadece benim duyduğum fısıltılı sözler ile gerçek hayata döndüm.

"Demir abi?"

Evet bu Demir'di. Yıllar önce giden, geçmişin tozlu sayfalarındaki Demir'di. O geri dönmüştü.

Bölüm sonu

0 yorum

Bu bölüme henüz yorum yapılmamış. İlk yorumu sen yaz.