Demir'in ağzından:
Önümde kararlılıkla yürüyen güzel kızı aşk ile izledim, kahverengi saçları asilce kapalı hoyrat havaya karşı inatla dalgalanıyor, gözleri kalabalıkların arasında tutuğu sıkı elimle yolun sonundaki Zeynep'e doğru sanki asker adımları atıyordu.
Bir anda verdiği bu kararın altında şokla ezilsem de şu an ki özgüveninde onda bir şeyler değiştirmiş olabilemenin gururu vardı. İçimden geçirdim milyonlarca Allah'ım bizi ayırma.
Kalabalıkların toplanıp para attığı koca gitar kılıfını görünce aradığımız yere vardığımızı anladım. Zeynep gitarını konuşturarak ezbere bildiği parçaları sıralarken Eylül'ü görmesiyle şokla bir bana bir ona baktı. En son beni bulan bakışlarından soru soracağını anladım.
"Yoksa şarkı mı söyleyecek?" sorusunu seçebiliyordum. Ağırca kafamı salladım, tekrar Eylül'e baktı. Aynı anda Eylül bana dönerken koyu kahvelerine baktım. Biraz sonra şarkı söyleyeceği gerçeğine kendimi hala inanamıyordum.
Benim güzelim birazdan elinde miikrafonla insanlara şarkı söyleyecekti.
"Lütfen gitme olur mu Demir?"
"Tam buradayım güzelim seni dinliyor olacağım." Yanağımdan öpüp Zeynep'in yanına geçerken mest olmuş halde onu izledim.
Eline ilk başta yerleştirilen mikrafonla derin bir nefes aldı ardından mikrafonu çubuğa yerleştirip gözlerime değdi bakışları. Genç kız tedirginlliği bir kenara itip güç aldığı o durgun gözlerle derin bir nefes aldı. Zeynep'e sesizce fısıldadığı şarkısının adıyla sadece ritim tutarak eşlik etmesinin yeterli olcağını belirtmişti.
Zeynep yeni bir insanın elinde mikrafonla duran genç bir kıza karşı dışarıdaki kalabalığın doluşmasında iyice merak uyandırdığını fark etmişti. Dostuna sorun yok dercesine gülümsedi.
Eylül tekrar soluklandı, bir kez daha genç oğlanın gözlerinde dinlendi. Zeynep'in çaldığı ritimle şarkıya giriş yaptı.
Genç kız gözlerini kapadı yavaşça ilk gitar ritimle giriş yaparken o da şarkının sözlerine başladı.
Karanlık çöküp yıldızlar parladığında adımı çağır yanında olayım,
Genç kızın gözleri tekrar Demir ile buluştu sözlerini devam ettirirken.
Gözünden gözyaşları döküldüğünde bırak yanında olayım.
Sen yokken kalbimi acıtan bu şeyin ne olduğunu bilmeliyim.
Bunun adı nedir?
Ayaklarım yerden kesilmiş gibi, bulutlarda özgürmüşüm gibi hissettiren şey
Yere düşüp milyonlarca kez dizlerim kanasa bile sana koşmam gerektiğini hissettiren bir duygu
Eylül'ün gözlerindeki o parıltı bana bakarak söylediği her sözde daha da artıyordu sanki. Kendi kalıplarını kırıyor her sözde daha güçlü şarkıyı söylüyordu.
Biraz acı biraz tatlı, ilk defa tattığım bu duygu
İşte bunun adı aşktır.
Genişçe gülümsedim son sözüne onunla gurur duyuyor, onu içime sokmak istiyordum adeta. Çok güzel bir sesi vardı ve herkesin ona hayran kalmasını sağlıyordu. Şarkının başından itibaren seyirciler çoğalmış artan paralarla Zeynep'in yüzündeki şok ifadesi kesin bir şekilde belli oluyordu.
Eylül'ün ağzından:
İlk şarkıyı bitirdiğimde kocaman bir alkış tufanı kopmuştu. Herkese genişçe gülümsemiş gözlerim mutlulukla yaşarırken selam verdim nazikçe. Demir'e son kez baktığımda onun da gözleri doluydu. Kocaman gülümseyerek beni alkışlıyordu. Ona minnettarca baktım.
Zeynep'e döndüm o ise artık gitar kılıfından taşıcak kadar dolu olan paralara bakıyordu.
Bana şaşkın ve kocaman gülümseyerek dönerken " Çok teşekkürler Eylül, uzun zamandır bu kadar dolu görmemiştim kılıfımı."
İkimizde kıkırdadık. "Bir şarkı daha söyleyebilir miyim Zeynep?"
"Tabi söyleyebilirsin, Nasıl rahat ediyorsan kendini zorlama. Para için değil kendin içim söyle." diyerek göz kırptı.
Teşekkür ederek önüme döndüm bir sonraki şarkıma başladım.
.
.
.
Zeynep ile yaptığımız konser sonrası ikimizde yorulunca bugünlük yeterli olduğuna karar verdik. Şimdi ise Demir ve iki kız birlikte yürüyorduk.
"Zeynep, Burak ve Bulut nerede? Onları da çağıralım grupça geç olmadan hafif hafif rüzgara karşı yürürüz." Diye merakla sordum.
"Haklısın Eylül ben bir sorayım, hemen geliyorum." Diyerek biraz önümüzden yürümeye devam etti.
Demir yavaşça elimi tutarken kafamı eğerek hafifçe gülümsedim. Kafamı ona çevirdim.
"Harika şarkı söylüyorsun güzelim, bana oturup uzun uzun şarkı söylesen yine sıkılmam."
"Teşekkür ederim Demir ve yanımda durup beni desteklediğin için tekrar teşekkürler. Bu beni gerçekten çok cesaretlendirdi."
Demir bir elini omzuma atıp beni kendine çekerken ben de beline sarılıp göğsüne sindim.
"Öyle söz mü olur güzelim her zaman ben senin yanındayım merak etme."
"Demir bu grup buluşması için Mert'i de alsak olur mu? Onsuz içim rahat etmedi."
"Çok doğru söyledin sevgilim. Mert'i de alalım ki gerçek bir grup buluşması olsun."
Sevgilim sözüyle içim kıpır olurken göz göze gelmemizi sağladım.
"Haklısın sevgilim, şimdi Zeynep'e söyleyelim onlar önden gitsin biz Mert'i alıp yetişiriz."
Sevgilim sözüme içi giderek bakarken gözleri parlıyordu.
"Tamamdır sevgilim."
Tam Zeynep'e doğru ikimizde birbirimizden ayrılıp kafamızı döndürmüşken bir anda Zeynep telefonu kapattı ve panikle yanımıza doğru koştu.
"Hemen gitmeliyiz, Bulut'u hastaneye kaldırmışlar."
Endişeyle kalbim hızla çarpmaya başlarken paniklemiş yüzünün rengi atmış Zeynep'ten gözümü çekmiş hüzünle baktığı Demir'e döndüm. O daha beterdi ellerinin bile titrediğini görüyordum. Burada sandığımdan çok daha kötü bir şey dönüyordu.
Demir elimi tuttuğu gibi hızlıca bir minibüse atladık. Zeynep bizi hastanenin önünde indirince. Koşarak ilerliyorduk, Zeynep'in korkusunu geçirmek için bir şeyler yapmam gerektiğini düşündüm. Demir ileride kadınla konuşurken tek elimi Zeynep'in omzuna atıp sıvazladım "Merak etme hiçbir şey olmayacak, Bulut dirayetledir." diyip onu sakinleştirmeye çalıştım daha ne olduğunu bile bilmeden.
Zeynep bana minnettarca bakarken hafif gülümsedim. Tam o sırada Demir koşarak "Beni takip edin!" dedi. Hızlıca arkasından ilerledik. Asansörlerin ikisi de yukarıdaydı ve onları beklemek uzun süreceği için hızlıca merdivenleri kullandık. Beşinci katta Demir bizi koridora çıkardı.
Koridorun sonunda sadece Burak'ı camlı bir yerden endişeyle baktığını gördüm. Hızlıca yanına geldik ve sırayla yan yana dizildik. Daha Bulut'a bakmadan ilk yanımda elleri titreyen Demir'in parmaklarını sıkıca tuttum. Benden güç almak istercesine o da elimi sıktı.
Üçünün de hüzün, endişe ve pişmanlıkla baktığı Bulut'a doğru yavaşça kafamı çevirdim.
Yüzünde hiçbir hasar tespiti yapamazken yavaşça gözlerimi bedeninde gezdirdim ve gördüğüm şeyle yerimde titredim, adeta nefesim kesildi.
Bulut'un iki kolu da boydan boya çiziklerle doluydu. Bu aklıma tek bir soruyu getiriyordu. Ben daha soramadan cevaplanan sorumla tek bir göz yaşı yanağıma damladı.
"İntihar etmeye kalkışmış."