İçeriğe geç

Küllerinden Doğan Satırlar

Bölüm 10 · 10 dk okuma

Küllerinden Doğan Satırlar

Bölüm 10

Dalgalar Şahidim Olsun Ki…

Akşamki müzikli şölenimizden sonra gizlice yatağıma uzanıp koca bir gülümseyle uykuya dalmıştım, sabah kalkar kalkmaz bugün vapurla yapacağımız yolculuk aklıma gelirken hemen Mert'i uyandırdım. Onun da aklından çıkmamış olmalı ki hızlıca en güzel kıyafetlerini giymeye başlamıştı. Bende kot pantalonun üstüne elimdeki en iyi tişörtü geçirdim. Aklımdaki plan hemen sessizce pencereden çıkıp gitmekti yoksa babamı oyalayacak bir şey yapamazdım. Bizi idare edecek şey "Okulun etütü var." diyerek buzdolabına yapıştırılan bir nottu. Anneme geç geldiğim için bunları açıklayamamıştım ama şu an kahvaltı hazırlamak için kalktığından emindim.

Yavaşça odadan çıktım annem yıkadığı sebzeleri kenara koyarak "Bugün çok eğlenin kızım olur mu?"

"Anne senin için de bir şeyler almak istiyorum." diye ona fısıldadım.

"Siz mutlu olduğunuz süre ben zaten mutluyum, merak etme güzelim." diyerek saçımı okşadı.

Ona dolu dolu gözlerle baktım. "Eminönü'nden sana harika şeyler alacağım annem hiç merak etme." annem bana sarılırken sırtımı sıvazladı. Mert odadan yavaşça çıkarken annemden ayrıldım. "Hazır mısın yakışıklı?"

"Evet hem de çok çok hazırım." dedi, annem onu öpüp kokluyor ve saçını okşuyordu. Sırt çantamı omzuma geçirdim yavaşça bizim camı açtım. Her adımımda daha sesiz olmaya çalışıyordum. Demir bizi meşhur buluşma yerimiz olan otobüs durağından alacaktı. İlk Mert'i indirdim camdan. Anneme "Teşekkürler." dercesine baktım. Sımsıcak gülümsedim. "Hadi hadi." diyerek alayla kızdı. Mert'le el sallayarak otobüs durağına yürüdük.

Ardından Demir'i gördüm tüm endamıyla. Sim siyah giyinmişti, kazağının üzerinde deri ceketi vardı, saçları özenli bir şekilde taranmıştı. Etrafa karanlık saçsa da benim için her bir hücresi rengarenkti. Beni görür görmez yanımıza adımladı. Mert'i kucağına alıp öperken onların bu haline kıkırdadım.

"Demir vapur kaçta kalkıyormuş?"

"Sekizde güzelim." derken Mert'le şakalaşmayı ihmal etmiyordu. Mert'in de hiç o kucaktan inmeyi isteyecek hali yoktu. Beş dakika bile beklemeden gelen otobüs belki de bugünün şansıydı. İş saati olduğundan yerler normale göre biraz daha fazla doluydu. Sadece Mert'le benim için yer bulabilmiştik. Mert Demir'e yakın olabilmek için cam kenarını bana vermişti. Demir kartal edasıyla her yeri gözetliyordu, iki yandan tutunduğu kollarıyla bizi adeta kanatları altına almıştı. İçimin güvenle dolduğunu hissettim. Yüzünü inceledim, düne göre toparlamıştı. Dudağındaki küçük yara bandıyla içim titredi. Mert heyecanlı heyecanlı oyuncakçıları anlatırken ona eşlik ettim.

"Demir abi biliyor musun ben büyüyünce Spiderman olacağım."

"Ya demek öyle Mert Bey önce git sen doktor ol ne Spiderman'i"

"Demir öyle deme çocuğa hem Spiderman hem doktor olsun." cümlemin saçmalığı ile utandım. Kardeşim beni desteklerken.

" Abla sen büyüyünce ne olucaksın?"

Hımm, düşündüm. "Avukat olmak istiyorum yakışıklım."

Avukat, Avukat Eylül.

İçim gitti avukat sözcüğüyle,ne kadar güzel olurdu dedim içimden. Benim gibi insanların sesi olurdum, benim gibi insanları kurtarırdım hatta daha fazlasını yapardım. Allah'ım ne olur avukat olayım.

Aynı soru Demir'e de sorulurdu. "Ben hep pilot olmak isterdim. Gökyüzü bana özgürlüğü anımsatır hep."

"Peki pilotluk dışında ne isterdin?" diye hemen sevinçle atıldı Mert.

"Hımm..." diyerek kısa süre düşündü Demir. "Büyük kovaman bir şirket sahibi olmakta güzel olurdu. Bir sürü paramız olurdu."

Onun neden bir şirket hayal ettiğini kestiremedim sıradan bir heves miydi yoksa başka şeyler mi gizliydi arkasında? Gözleri beni bulurken sırıtarak göz kırptı, yanaklarım al al olurken ona gülümsedim.

Otobüsten sonra vapura bindiğimizde ilk işimiz tost alıp yemek olmuştu. Mert'e deniz iyi gelmiş olmalı ki iki tostu götürmüştü. Hala yemeye devam ettiğim ilk tostumla etrafı izledi gözlerim. Ne farklı insanlar vardı, hepsinin dış görünüşü farklıydı, bazıları evli barklı bazıları ise bekardı, bazıları cesur bazıları korkaktı. Ama herkesin ortak bir özlelliği vardı bu da maske takmalarıydı. Ben maske takmaya karşıydım elimde olsa o maskeleri söküp atmak isterdim gerçekte bu insanların kim olduğunu bilmek, kişiliklerini tanımak isterdim.

Yemekten sonra deniz kenarına geçince demirlerden tutunarak denize baktım. Öyle güzeldi öyle şahaneydi ki büyülendim adeta. Her adımızda köpüren deniz, martı sesleri ve hafif deniz kokusu ile derin bir iç çektim. Demir kardeşimle martılara simit atarken bana da uzattı, kulağıma "Bu anın tadını çıkar güzelim." diyerek geri çekildi.

Martılara simit atarken aralarındaki o tatlı kapışmayı gülümseyerek izledim. Bir el belime dolanırken kafamı hızla yana çevirdim Demir omzuma yaslanırken:

"Hiç ses etme ben en güzel yeri buldum."

Kıkırdadım "Siz öyle diyorsanız Demir Bey." diye alayla karışık güldüm. Mert tam yanımda martıları heyecanla izliyor arada kemirdiği simitini paylaşmayı ihmal etmiyordu. Onun güvende olduğundan emin oldum.

"Dalgalar şahidim olsun ki çok güzlesin."

Bir anda gözleri kapalı bir şekilde mırıldanan bu koca adama bakıp utanarak öksürdüm, iç çekerek:

"Dalgalar şahidim olsun ki ruhun çok güzel."

"Bunu Dünya'nın en iyi kalpli kadını mı söylüyor?"

Kafasını kaldırarak gözlerini benimkilerle buluşturdu. "Hiç te bile bir damarıma bas o naif kalbim bak nasıl hırçınlaşıyor."

"Vay vay vay Eylül Hanım ben zaten o damarı Zeynep'i kurtardığın gün gördüm."

O kanlı anları hatırlarken "İyi ki yanımdasın iyi ki kalbimdesin."diye fısıldadım Mert'i kontrol ederek.

"Sen de iyi ki kalbimdesin güzel kadın."

Vapur kıyıya yanaşınca hepimiz el ele indik Mert ortamızdayken Demir, "Size bir süprizim var." diyerek bizi bir yere çekiştirdi. Neler olduğunu anlamazken deniz kenarındaki kaldırımda yürüyorduk. Bir anda karşıdan koşarak bize doğru gelen arkadaş grubunu görür görmez şaşkınlıkla ağzım açık kaldı. Zeynep'in "Eylül!" diyerek en önde elinde sıkıca tutuğu balonlarla koşmayı geç uçarak bize doğru geldiğini gördüğümde genişçe gülümsedim. Arkada Burak ve Bulut'ta koca balonlar ile geliyorlardı. Adamları bir tane kesmemişti her halde bir sürü vardı.

Kafamı Demir'e çevirdim, bana "Mutlu oldunuz mu?" dercesine bakıyordu. Mert'in koca balonları fark eder etmez bakışları bana döndü ona "Ablam gidip bakabilirsin, izin isteme." derken o çoktan Bulut abisine koşuyordu bile. Yavaşça Demir'in yanına adımladım bana doğru döndüğü an gelen cesaretle yanağına öpücük kondurdum.

"Çok teşekkür ederim Demir."

Kafamı önüme çeviri çevirmez Zeynep bana sıkıca sarılırken ona karşılık verdim. O rengarenkti hakikatten ışıl ışıldı ondan siyah kombin beklerken o açık saçlarla kotu seçmişti. Diğerleri Mert'i eğlendirmek için her yolu denerken Demir'in de kardeşimi omuzlarına aldığını gördüm.

Zeynep benden ayrılıp koluma girdi.

"Kız nasıldı vapur yolculuğu, beğendin mi?" derken bir yandan da Bulutların arkasından ilerliyorduk.

"Harikaydı, hatta harikadan bile daha güzeldi."

Onunla kıkırdarken Zeynep'in bana verdiği güvene şükrettim.

Mert herkese alışmış olmalı ki sınıfındaki birincilikleri anlatıyordu. Demir onu omuzlarında sıkıca tutarken yanlarına vardığımızda Mert'le göz göze geldik "Doya doya eğlen kardeşim ve bu abilerine ve ablana güven onlardan bize zarar gelmez." dercesine sesizliğimle konuştum onunla. Bana hafifçe baş salladı anladım dercesine. Ben Demir'in yanında ilerlerken Burak'la Zeynep arada atışıyor ama hiç kızgın gibi durmuyorlardı. "İlk nereleri geziyoruz Bey'ler?" diyerek Zeynep ortaya bir soru attı.

Demir'in bakışları bana dönerken fark etmez diyerek omzumu oynattım. Mağazaları izlerken gördüğüm tatlı butikle sırıttım. Demir bu anımı yaklar yakalamaz:

"Şu butiği gezelim ne dersiniz hanımlar?" diye ilk soru Zeynep'le bana yönelirken ona yanaşıp. "Gerek yoktu Demir b-" lafımı böldü "Bu hiçbir şey Eylül, aklından ne geçiyorsa söyle tek bir gün bile olsa bırak eğlenelim."

Ona kafa sallarken çoktan butiğe girmiştik tatlı bir teyze bizimkileri erkek tarafına yönlendirirken çekinerek elbiselere baktım pahalı olduklarından hepsi göz kamaştırıcı gözüküyordu. Zeynep benden önce kollarına elbise askılarını doldururken bana yanaştı.

"Niye öyle duruyorsun çekinme kız, seç bir şeyler."

Fısıldayarak "Ben bunları karşılayamam, her şey çok pahallı." sanırım buranın dış görünüşüne kanmamam gerekiyordu her yerde ışıltılı ışıklar ve bir sürü koridor vardı.

Zeynep fısıldayarak:

"Ben bunları satın alıyorum mu zannediyorsun kız, böbreğimi satsam alamam bunları sadece deniyorum. Kabine giriyor ve beş dakikalığına bile olsa bu kıyafteleri kendime ait gib hayal ediyorum." Bu söze karşın güldüm, bu hiç aklıma gelmemişti. Bu doğru mu onu da bilmiyordum ama birkaç elbise denemekten sorun olmaz diyerek Zeynep hem bana hem kendisine kıyafet seçerken çoktan kabinin önüne gelmiştik. Demirler de ellerinde bir sürü kıyafetle gelince bu fikri tek bizim denemediğimize emin oldum, onlar tam kabinin önündeki koridora konulmuş uzun koltuğa yayıldılar. Tam karşımda üç pardon tam ortada oturan Mert ile dört erkek bizi izliyordu.

Bulut "E hadi kızlar defile için seyircileriniz hazır." onlara şaşkınlıkla bakarken Zeynep"Hiç şaşırma beni geçtim bunlar daha iyi puanlıyorlar, hiç sorma tadını çıkar." ikimizde kıkırdayıp kabinlere geçtik ilk önce ince askılı diz kapağımın biraz altında biten kırmızı elbiseyle çıktım. Zeynep beyaz askılı diz kapağında bir elbise giymişti.

"Abla çok güzel olmuşsun." Mert'e gülümserken Burak'ın Zeynep'e hayran bakışlarını kaçırmadım değil.

Gözlerim Demir'e değerken bana şokta kalmış gibi bakıyordu. Demir diye fısıldadım kendine gelirken "Çok güzelsin be Eylül." diyerek iç çekti ikimizde bu turdan üç on, bir dokuzla ayrılırken Bulut'un bu işte dişli olduğunu anladım. Adam modayı sanki silip süpürmüştü zor puan veriyordu.

İki üç demeden elimizdeki her kıyafeti denerken Zeynep'in arada giydiği kısa kıyafetlerle Burak çıldırmıyor desem yalan olurdu. Demir beni çok beğenince diğerlerinin gözlerini kapatıyordu, kıskanç olması her an beni güldürüyordu.

Zeynep'in araya sıkıştırdığı beyaz elbise çok hoştu ve sırtı bağlamalıydı Demir'in bunu görür görmez ne yapacağını merak diyordum. ilk Zeynep'in çıktığını seslerden anladım. Peşinden ben de çıktım, üç adamdan ve küçük yaramaz kardeşimden ilk Zeynep için oooo lar gelirken ben de gelince abooooolara çıkmıştı seviye. Burak koltukta uzanmış kalbini tutuyor Demir kıskançlıkla "Bakma ulan güzelime." diye Bulut'u dürtüyordu. Mert ise onlara gülüyor arada bize bakıp kıkırdıyordu.

Zeynep'e baktım o da benden farklı bir beden vücudunu saran bir elbise seçerken artık ikimizde son kıyafetler için tekarar kabine girdik.

Son elbisem omuzları düşük gökyüzü mavisi bir elbiseydi. Arada döşenmiş altın işlemler ve güller çok hoştu galiba en çok bu hoşuma gitmişti. Kabinden çıktığımda Zeynep kafama çiçekli bir taç taktı ona gülümsedim Demir'e bakınca Burak'ın kucağındaki Mert'i orada bırakıp yanıma adımladı.

"Param olduğunda ilk işim sana bu elbiseyi almak olacak Eylül." derken bir saç tutamını da kulağımın arkasına yerleştirmişti.

Ona genişçe gülümsedim "Gerek yok Demir bir kere giymek bile bana yetti."

Yanağımı öptüğünde kızardım. Midemdeki garip hislerin ne olduğunu tahmin etmek bile beni heyecanlandırdı.

Bizim işler bitince bir de erkeklerin takım elbiselerini puanlamak vardı. En çok puanı yakışıklı Mert'ime veriyor en az puanı Bulut'a çakıyorduk. Bulut'un güzler yüzlü hallerini ve kendisini bu yolculukta daha iyi tanıdığıma karar verdim.

Butikte iki saatten fazla kaldıktan sonra anca çıkabilmiştik. Anneme ve kardeşime uygun hediyeler alırken arada Demir'in de bana aldığı hediyelerle bana çaktırmama çabasına bıyık altı gülüyordum, Mert'le pamuk şeker yemiş, Zeynep'le bir kuaförcü bir makyajör olmuştum oysa makyaj yapmayı da bilmiyordum Zeynep'in bana yaptığı aşırı zengin makyajıyla doğal halime şükrettim. Sonra ise gelinlik denemekten onu zor kurtarmıştım. Hamburgerci de yediğim en güzel yemekten yedim, çoğunu da eve saklamıştım annem yerdi. Demir'in kesin dene dediği elma şekeri ile o gün hayatımda kaçırdığım bir çok şeyin olduğunu daha yeni fark ediyordum.

Güzel yemekler, bir sürü elbise, oyuncaklar, mutluluk ve en güzeli ise sevgi ile geçen koca bir gün. Tüm tayfa vapurla geri dönerken son bulmuştu yolculuk. Mert Zeynep'i çok sevmiş olmalı ki çoktan dizlerinde uyuya kalmıştı.

Ben hala denizin kokusuyla demirlere tutunmuş Güneş'in batışını izlerken Demir'in kollarını arkadan belime sardığını hissetim.

Yanaklarım kızarırken aldırış etmedim. "Her şey çok güzeldi, çok teşekkür ederim."

" Ne demek güzelim mutlu olduğunuza sevindim. Bu arada sen ne kadar çok teşekkür ediyorsun, onları bana iltifat ederek kullansan."

Bu tavrına kıkırdadım. " Bana o kadar iyilik yapıyorsunuz ki teşekkür etmeden duramıyorum Demir Bey."

" O zaman bana söz verin Eylül Hanım hiçbir iyiliğime karşı teşekkür etmeyin gülümseyin o yeter." Kollarında ona doğru dönerken genişçe gülümsedim."

"İşte şimdi oldu." derken ikimizde gözlerimizi kaçırarak kıkırdadık.

Gözlerim tekrar kahvelerine değerken titrek bir nefes aldım. Elimi yavaşça kalbine yasladım.

"Hiç böyle bir şey yaşamadım Demir ama içimden bir ses bunun arkadaşlıktan öte olduğunu söylüyor."

Bir eli belimde dururken tek eliyle yavaşça yanağımı okşadı.

" Biliyorum güzelim ben de hiç böyle bir şey yaşamadım, ben hiç bir arkadaşıma bakınca geleceğimi görmedim, sonsuz güveni, ruhunun güzelliğini, kalbinin ritimlerini ve daha fazlasını..."

Alnını alnıma yaslarken gözleri doluydu.

Sözlerini ben devam ettirdim. " Ben hiç bir arkadaşımın yanında bu kadar utanmadım, her ona baktığımda kalbim yerinden çıkacakmış gibi atmadı, ben hiç birine zarar veririm diye bu kadar korkmadım."

Gözlerimiz yaşlıyken ikimizinde alınları birbirine yaslı dinleniyor ve düşünüyorduk.

"Bunun adı "Sevgi" Eylül hatta "Aşk" bunun adı." Dedi heyecanla aradığımız cevabı bulurken. Alınlarımızı ayırıp gözlerimden yaşlar süzülürken:

Sevgi diye fısıldadım.

Gözlerimden yaşlar akarken ona genişçe gülümsedim.

"Bunu artık içimde tutamam be güzelim."

Kalbim en üst seviyede atarken bir eli hala yanağımı bulmuş okluyordu. Elimi emin olmak ister gibi tekrar kalbine yasladım. Çok hızlı atıyordu, benimkisi gibi atıyordu.

Alınlarımız tekrar birleşirken göz temasımız hiç ayrılmadı. Onun kokusunu solurken sözlerimi bu güzel ana karıştırdım.

"Dalgalar şahidim olsun ki seni seviyorum Peçeteli Çocuk."

"Dalgalar şahidim olsun ki seni seviyorum Ruhu Yaralı Kız."

Bölüm sonu

0 yorum

Bu bölüme henüz yorum yapılmamış. İlk yorumu sen yaz.