---
Kaemon, salonun ortasında dizlerinin üzerinde oturmuştu. Gömleği tamamen çıkarılmış, sırtında ve kaburgasında derin morluklar, çizikler, bir iki açık yara vardı. Sol tarafı neredeyse morararak şişmişti. Kaslarının üstünde kan pıhtılaşmıştı ama hâlâ ince ince akıyordu. Nefes almak onun için ceza gibiydi.
Alvara, temiz su ve merhemle dolu küçük bir ilkyardım çantası getirmişti. Ellerini titreyerek yıkamış, Kaemon’un önüne diz çökmüştü. Gözlerinde korkuyla karışık bir kararlılık vardı.
“Hazır mısın?” diye sordu fısıltıyla.
Kaemon, başını yavaşça eğdi.
“Yap… ne gerekiyorsa yap. Sadece… biraz sabırlı ol.”
Alvara derin bir nefes aldı, ilk olarak pansuman bezini suya batırıp, Kaemon’un kanlı sırtına dokundurdu. Daha bez yaranın kenarına değer değmez…
“AAHHHH—!”
Kaemon tüm vücudunu gerdi. Yumrukları sıkıldı, dişlerini sıktı ama nafile. Acı, bedeninden ruhuna kadar yayıldı.
“Yavaş…” dedi, boğuk bir sesle. “Yavaş, Alvara…”
Alvara hemen elini çekti ama ardından yeniden dokundu, bu sefer daha yavaş.
“Üzgünüm… Ama temizlemem lazım. İltihap kaparsa daha kötü olur.”
Her bez değişiminde Kaemon’un kasları seğirdi. Her bastırdığında dudaklarından boğuk, bastırılmış çığlıklar döküldü. Bazen dayanamayıp halıya yumruk attı. Ama Alvara vazgeçmedi. Gözyaşları, Kaemon’un sırtına değil, kendi ellerine damlıyordu.
**“Biraz daha dayan…” diye fısıldadı.
“Her şey geçecek. ”
Kaemon bir çığlık daha attı, sesi bu kez daha içten ve dayanılmazdı.
“ALVARA—!”
O an Aria üst katta çığlıkla uyanır gibi seslendi ama Kitana onu hemen sakinleştirdi. Alvara'nın gözleri doldu.
“Bitti… Tamam, son bez… Son…”
Kaemon başını eğdi, alnından ter damlıyordu. Alvara, artık bandajı sararken elleri titriyordu. Kaemon’un sırtına sargı bezi doladığında o an sırtını gerdi.
“Ah—! Tanrım… Durdur…!”
Alvara, gözleri yaşla dolu şekilde:
“Özür dilerim… ama bu seni hayatta tutacak…”
Kaemon nefes nefese kaldı. Gözlerini kısa bir an Alvara’ya kaldırdı. Yorgun, tükenmiş ama hâlâ onun ellerine güveniyordu.
“Sensin… beni hayatta tutan.” dedi boğuk bir sesle.
Alvara’nın elleri bir an durdu. Göz göze geldiler. Sessizlikte sadece nefesleri duyuluyordu. Dışarıda gece derinleşmiş, rüzgâr pencere camına hafifçe vuruyordu.
Kaemon alnını Alvara’nın omzuna yasladı.
“Teşekkür ederim… Burada olduğun için…”
Alvara, onun başını nazikçe tuttu.
“Seni bir daha asla yalnız bırakmam.”
---