İçeriğe geç

Küllerin mirası BxB

Bölüm 3 · 12 dk okuma

Küllerin mirası BxB

Bölüm 3

3. Bölüm

Barın gürültüsü Damon’un kafasının içindeki uğultuyla karışmıştı. Üçüncü içkiyi de bitirdiğinde artık ne müzik netti ne insanlar. Sadece Elias’ın boşluğu vardı. Yanına biri oturdu.Barmen, Damon daha bir şey demeden ikinci içkiyi o tarafa bıraktı.“Ben söylemedim,” dedi Damon sertçe.“Biliyorum,” dedi adam. Damon başını çevirdi. Yanında oturan kişi sakindi. Fazla sakindi. Bu geceki her şeyden daha rahatsız edici bir sakinlik.“Ne istiyorsun?” dedi Damon.“Hiçbir şey.”“Öyleyse kalk.” Adam kalkmadı.Bir süre sustular. Damon içti, adam sadece izledi.Sonra Damon aniden güldü ama sesi kırılmıştı. “İnsanlar sanki ne yapacağını biliyormuş gibi davranıyor.”“Bilmiyorlar.”“Sen biliyor musun?” Adam kısa bir an Damon’a baktı. “Hayır.”Damon bir yudum daha aldı. “Güzel. En azından dürüstsün.” Bir süre sonra Damon’un sesi değişti. Daha keskin, daha dağınık.“Elias… sabah buradaydı.” dedi. “Şimdi yok.”Adamın bakışı hafifçe sertleşti ama yüzü bozulmadı.“Ve herkes normalmiş gibi davranıyor,” diye devam etti Damon. Ses yükselmeye başladı. “Biri ölüyor ve hayat devam ediyor. Nasıl devam ediyor?”Sandalyeyi itti. Gürültü dikkat çekti.“Nasıl devam ediyor?!” diye bağırdı. Bar sessizleşmeye başladı. İnsanlar uzaklaştı. Barmen tedirgin bakıyordu ama Aidan elini hafif kaldırdı. “Sorun yok.” Damon nefes nefese kaldı. Gözleri dolu değil ama kırılmıştı.“Sen kimsin ki bana ‘sorun yok’ diyorsun?”Aidan sonunda tam döndü.“Kimse değilim,” dedi sakinçe.Damon bir an durdu. Sonra başını salladı, sinirle gülümsedi. “Herkes kimse değil zaten.”Bir süre sonra Damon’un dengesi bozuldu. Ayağa kalktı ama sendeledi. Aidan anında tuttu onu.Refleksi çok hızlıydı. Damon kaşlarını çattı. “Beni bırak.”“Düşeceksin.”“Bırak dedim.”Aidan bırakmadı. O an aralarında bir şey değişti. Damon onu ilk kez gerçekten fark etti.“Sen…” dedi Damon gözlerini kısarak. “fazla hızlısın.”Aidan hiçbir şey demedi.Sadece baktı. Damon’un nefesi düzensizdi. Aidan hâlâ onu tutuyordu.“Beni bırak,” dedi Damon tekrar, bu kez daha sert.Aidan’ın eli bir an gevşedi ama tamamen bırakmadı. “Ayakta duramıyorsun.”“Benimle ilgilenme!”O an Damon’un içindeki öfke bir anda patladı. Kontrolsüz, düşünmeden.Yumruğu direkt Aidan’ın çenesine geldi. Ses bir anda kesildi. Bardaki birkaç kişi daha geri çekildi. Sandalye sesi, bardak çarpması… sonra sessizlik. Aidan’ın başı hafif yana döndü. Ama düşmedi.Damon nefes nefeseydi. “Dokunma bana.”Aidan yavaşça doğruldu. Elini çenesine götürmedi bile. Sadece Damon’a baktı.Bu bakış Damon’u daha da sinirlendirdi.“Ne bakıyorsun?”Aidan bir adım yaklaştı.“Bitirdin mi?” dedi sakinçe.Damon’un gözleri büyüdü. “Ne?”Aidan’ın sesi değişmedi. “Sinirini benden çıkarınca geçiyor mu?”Bu cümle Damon’u daha da yaktı. İkinci yumruk gelmek üzereydi ama Aidan bu kez bileğini tuttu.Hızlıydı. Fazla hızlı Damon dondu.“Bırak!” diye bağırdı. Aidan biraz eğildi, sesi daha düşük çıktı. “Kendini mahvediyorsun.” “Sen kimsin ya bana bunu söylüyorsun?!”Aidan bir an sustu. Gözleri Damon’un yüzünde gezdi. Sanki bir şeyi tartıyordu.“Ben seni buradan çıkaracağım,” dedi sadece.Damon güldü, sinirle. “Deneyebilirsin.”

Aidan onu kolundan tuttu ve barın dışına doğru yürüttü. Damon direniyordu ama sarhoşluk onu geri çekiyordu. Kapı açıldı, soğuk hava yüzlerine çarptı.Sokak sessizdi. Bir süre yürüdüler. Damon bir noktada elini çekti, sendeledi ama ayakta kaldı.“Bana dokunma,” dedi tekrar ama bu kez sesi daha zayıftı. Aidan durdu. İkisi karşı karşıya kaldı.Sokak lambasının altında.Damon nefes aldı, sonra tekrar patladı. “Herkes gidiyor… herkes kayboluyor…” Bir adım daha attı, sonra dengesini kaybetti.

Aidan onu tuttu. Bu kez itmedi. Sadece tuttu. Ve o an oldu. Damon’un bakışı Aidan’ın yüzüne sabitlendi. Sarhoşlukla karışık bir boşluk.“Sen…” dedi yavaşça.Aidan cevap vermedi. Damon bir an gözlerini kıstı, sanki hatırlamaya çalışıyordu.“Ben seni…” dedi, sesi düştü. “bir yerde…”Aidan’ın nefesi ilk kez çok hafif değişti. Damon bir adım daha yaklaştı, farkında bile olmadan.“Sokakta…” dedi. “beni tutan sendin.”Aidan’ın eli bir an daha sıkılaştı ama hemen gevşedi.

Damon başını salladı, sanki anlam veremiyordu.“Sen miydin?”Aidan cevap vermedi. Ve Damon, sarhoşluğun içinde bile içgüdüyle konuştu: “Beni öpen de sendin.”O an Aidan’ın yüzü değişmedi. Ama gözleri… bir saniyeliğine dondu.“Unutmamışsın…” diye mırıldandı bakışlarını kaçırdı “tanrım sarhoşsun… bırak evine götüreyim seni…. İtiraz istemiyorum” Damon iç geçirdi onunla beraber yürümeye başladı. Yol boyu sessizlerdi

Damon yürürken bir anda durdu Aidan da istemsizce onunla birlikte durdu Damon ona döndü “seni bırakmıyorum” dedi sesi hâlâ sarhoştu ama içinde garip bir kararlılık vardı Aidan kaşlarını hafif çattı “nereye bırakmıyorsun” “eve” “benim evime değil” Damon güldü kısa ve kırık bir sesle “senin evin mi var” Aidan cevap vermedi bu sessizlik Damon’u daha da itekledi bir adım yaklaştı “bütün gece beni takip edip sonra eve götüreyim seni diyorsun ama kendi evine bile gitmiyorsun” Aidan’ın çenesi gerildi “ben seni takip etmedim” “e o zaman tesadüf mü” Aidan sustu Damon o sessizliği yanlış okudu “güzel” dedi ve bir anda Aidan’ın kolunu tuttu Aidan refleksle onu durdurdu ama sert değildi daha çok alışkanlık gibi bir kontrol hareketiydi “ne yapıyorsun” dedi Aidan düşük bir sesle Damon gözlerini kısarak baktı “sen de geliyorsun” “hayır” “evet” Aidan bir an ona baktı “sarhoşsun” “sen de garipsin” dedi Damon “dengeleyelim” Aidan’ın bakışları sertleşti ama Damon kolunu bırakmadı ve Aidan… çekmedi de bir süre yürüdüler sessizce Damon önünde Aidan yanında sonra Damon apartmanın önünde durdu “geldik” dedi sanki bu çok normal bir şeymiş gibi Aidan etrafa baktı “bu iyi bir fikir değil” Damon omuz silkti “zaten hiçbir şey iyi fikir değil” sonra kapıyı açtı içeri girdi Aidan bir saniye daha dışarıda kaldı sonra istemsizce onu takip etti Damon geri dönüp ona baktı “geldin işte” Aidan içeriye bakıp tekrar Damon’a döndü “bu iyi bir fikir değil” Damon’un bakışı değişmedi “zaten söyledik bunu”

Damon kapıyı açıp içeri girdi ama Aidan eşikte kaldı, bir adım atmıyordu. Damon arkasını dönüp ona baktı, sesi daha yumuşaktı bu kez. “Gelmiyor musun?” Aidan bakışlarını içeriye sabitledi, sonra Damon’a çevirdi. “Burası benim yerim değil.” Damon kısa bir nefes verdi, sanki bu cevabı bekliyormuş gibi. “Benim de değil zaten.” Kapı yarı açık kalmıştı, dışarıdan gelen soğuk hava ikisinin arasına doluyordu. Damon biraz kenara çekildi. “Gel,” dedi bu kez daha sakin, daha az ısrarcı ama daha gerçek. Aidan bir an durdu, gözleri Damon’un yüzünde gezdi, sanki karar vermeye çalışıyormuş gibi. Sonra yavaşça içeri adım attı. Damon kapıyı kapattı ama kilitlemedi. Aidan bunu fark ettiğinde ona baktı. “Kaçmamdan mı korkuyorsun?” Damon omuz silkti, hafif bir gülümsemeyle. “Sanmıyorum.” Aidan kaşlarını hafif çattı. “O zaman neden kapıyı kapattın?” Damon bir an sustu, sonra gözlerini ondan kaçırmadan konuştu. “Çünkü üşüyorum.” Aidan o cümleye kısa bir süre baktı, sonra istemsizce nefesi yumuşadı. “Ben de,” dedi alçak bir sesle. Damon mutfağa doğru yürüdü, ama bu kez arkasını tamamen dönmedi. “Su ister misin?” Aidan başını salladı. “İstemiyorum.” Damon durdu, ona baktı. “O zaman ne istiyorsun?” Aidan cevap vermedi hemen. O sessizlikte sadece ikisi vardı. Sonra çok hafif bir sesle konuştu. “Bilmiyorum.” Damon başını eğdi, sanki bu cevabı daha önce duymuş gibi. “Ben de.” Bir an hiçbir şey olmadı. Sonra Aidan bir adım daha attı, bu kez uzaklaşmak için değil, kalmak için. Damon bunu fark etti. Ve konuşmadı. Sadece orada kaldı.

Damon mutfakta tezgâha yaslanmıştı, başı biraz daha netti artık. Alkolün o bulanıklığı çekildikçe Aidan’ın evde oluşu daha tuhaf gelmeye başlamıştı. Sanki yanlışlıkla içeri giren biri değil de, özellikle orada durmayı seçmiş biri gibiydi.Aidan salonda ayakta duruyordu. Oturmuyordu, rahatlamıyordu, sadece bekliyordu.Damon onu izledi. “Hiç durmuyor musun sen?”Aidan bakışlarını Damon’a çevirdi. “Durunca ne olacak?”

Damon kısa bir nefes verdi, dolaba gidip şişeyi aldı ama hemen açmadı. Sadece elinde tuttu. “Bir şey olmayacak. Sadece… insan gibi oturacaksın.”Aidan kaşını hafif kaldırdı. “İnsan gibi mi?”Damon omuz silkti. “Evet.” Kısa bir sessizlik oldu.Aidan birkaç adım attı, koltuğa oturdu ama tam yerleşmedi, hâlâ kalkacak gibi. Bu bile Damon’un dikkatini çekti.“Rahat değilsin,” dedi Damon.“Burada değilim zaten.”Damon şişeyi masaya koydu. “O zaman neden buradasın?”Aidan cevap vermedi hemen. Gözleri bir an Damon’un elindeki şişeye kaydı.Damon bunu fark etti. “İçmek istiyorsan al.”Aidan bir an baktı, sonra uzandı ve şişeyi aldı ama hemen içmedi.“Sana göre bu normal mi?” dedi Damon.Aidan bakışlarını kaldırdı. “Hiçbir şey normal değil.”Damon kısa bir güldü, ama içinde eğlence yoktu. “Bu konuda haklısın.”Bir süre sessizlik oldu.Aidan şişeyi elinde çevirdi ama içmedi. Sadece tuttu. Sanki başka bir şeyle meşgul olmak istiyormuş gibi.Damon mutfaktan iki bardak getirdi, birini masaya koydu.Aidan ona baktı. “Ne yapıyorsun?”“İçmiyorsun diye ben de içmeyeceğim demedim.”Aidan gözlerini kıstı. “Sen ayıksın.”“Şu an evet.”Kısa bir duraklama.Aidan sonunda şişeden küçük bir yudum aldı. Bu kez acele etmedi.Damon onu izledi. “Kaçmıyorsun bugün.”Aidan bakmadan cevap verdi. “Kaçmak istemiyorum.”

Damon, bacaklarını hafif açmış, dirseklerini dizlerine dayamıştı. Bakışı Aidan’daydı ama sert değildi artık.“Daha önce böyle oturuyor muydun?” dedi Damon.Aidan başını hafif yana çevirdi. “Nasıl?”Biriyle.” Aidan kısa bir an sustu. “Hayır.”Damon kaşlarını çattı. “Hiç mi?”“Gereksiz.”Damon güldü ama bu alay değil, şaşkınlıktı. “Her şey sana gereksiz mi?” Aidan ona baktı. “Çoğu şey.”Sessizlik oldu. Ama bu sessizlik önceki gibi ağır değildi. Daha çok… birbirini dinleyen bir sessizlikti. Damon bir süre sonra gözlerini Aidan’ın yüzünde gezdirdi, daha dikkatli. “Sen hep böyle misin?” dedi.Aidan kaşını kaldırdı. “Nasıl?” “Her şeyi kontrol eden.” Aidan cevap vermedi hemen. Bakışları bir an Damon’un ellerine kaydı, sonra tekrar yüzüne döndü. “Kontrol etmezsem,” dedi yavaşça, “dağılır.”Damon o cümlede sustu. Bir süre hiçbir şey demedi.

Sonra biraz daha alçak sesle konuştu: “Ben genelde dağılıyorum.”Aidan bakışlarını kaldırdı. İlk defa göz teması uzun sürdü. “Belli,” dedi Aidan. Damon kısa bir nefes verdi. “Teşekkürler.”Ama gülmedi. Aidan da gülmedi. Sadece birbirlerine bakmaya devam ettiler. Ve o an, aralarındaki şey ilk kez kavga gibi değil, tanıma gibi hissettirdi. Aidan şişeyi eline aldı, bu kez tereddüt etmeden bir yudum içti. Yüzünde belirgin bir değişim olmadı ama nefesi biraz ağırlaştı.Damon bunu izledi, sonra başını hafif yana eğdi. “Bak işte,” dedi. “Bu daha gerçek.” Aidan göz ucuyla baktı. “Ne daha gerçek?”“Sen.”Aidan kısa bir nefes verdi, şişeyi tekrar aldı. Bu sefer daha uzun içti ama hâlâ kontrollüydü, dağılmıyordu.Damon ayağa kalktı, mutfağa gidip kendine de içki doldurdu. Geri döndüğünde Aidan’ın karşısına değil, yanına oturdu.İlk kez aralarındaki mesafe bu kadar küçüktü. Bir süre sessizlik oldu, ama bu sessizlik rahatsız değildi.

Aidan başını hafif geri yasladı. “Sen hep böyle misin?”Damon kaşını kaldırdı. “Nasıl?”“Yaklaşıp sonra geri çekilen.”Damon o cümlede durdu. Bir an sustu.“Ben geri çekilmem,” dedi ama sesi emin değildi.Aidan ona baktı. “Çekiliyorsun.”Damon gözlerini kaçırmadı ama çenesini sıktı. “Belki de sadece… fazla yaklaşıyorumdur.”Aidan’ın bakışı yumuşadı, çok az. Şişeyi tekrar aldı, bu kez Damon’a uzattı.Damon aldı.Bir yudum içti. Ve ilk defa o an fark etti: Aidan artık gitmiyordu.Sadece oradaydı. Yanında. Aidan bir süre sonra içmeyi bırakamadı, ama dağılacak kadar da hızlı içmiyordu; sadece yavaş yavaş sınırını gevşetiyordu. Damon ise zaten yarı ayıktı, alkolün son kırıntıları da yerini garip bir hafifliğe bırakmıştı.

Salon artık daha sessizdi. Şişe masanın üzerinde biraz eğik duruyordu, yarıya yakın boşalmıştı.Aidan koltuğa biraz daha yaslanmıştı, bakışları yumuşamış ama hâlâ dikkatliydi. Damon ise yanına daha yakın oturmuştu, farkında bile olmadan mesafeyi kapatmıştı.“Sen hiç duruyor musun?” dedi Damon, sesi artık daha düşük. Aidan başını ona çevirdi. “Ne zaman?”“Hiç.”Aidan kısa bir nefes verdi. “Durursam düşünürüm.”Damon ona baktı. “Kötü mü?” Aidan cevap vermedi hemen. Gözleri Damon’un yüzünde biraz fazla kaldı.“Bazen,” dedi sonunda.Sessizlik çöktü ama bu kez ağır değildi. Daha çok gece gibi… yavaş.Damon başını hafif yana eğdi. “Ben durunca her şey daha kötü oluyor.” Aidan onu dinledi.Sonra çok yavaş bir şekilde şişeyi aldı, ama içmedi. Sadece elinde tuttu.“Sen çok konuşuyorsun,” dedi Aidan.Damon güldü, ama bu kez sarhoş bir gülme değildi, daha yumuşaktı. “Sen de hiç konuşmuyorsun.”Aidan bakışlarını kaçırmadı. “Sana alışıyorum.”Damon o cümlede sustu. Hiç şaka yapmadı, hiç karşılık vermedi. Sadece baktı.“Bu iyi mi kötü mü?” dedi. Aidan omuz silkti. “Bilmiyorum.”

Ama sesinde kaçış yoktu artık.Bir süre sonra ikisi de fark etmeden ayağa kalktı. Saat çoktan ilerlemişti, evin içi loş ve sessizdi.Damon yatak odasının kapısını açtı. “Burada kalabilirsin,” dedi basitçe, sanki en normal şeymiş gibi.Aidan kapıya baktı, sonra Damon’a.“Alışkanlık mı bu sende?” dedi. Damon başını hafif eğdi. “Bazen.”Aidan içeri girdi.Damon arkasından geldi ama bir şey demedi.Işık kapatıldığında oda karanlığa döndü, sadece şehirden gelen soluk ışık camdan içeri süzülüyordu.İkisi de konuşmadı.Sadece o gece, ilk kez birbirlerinin sesini susturmadan aynı odada kaldılar…. Aynı yatakta aynı yerde… beden ve ruhlar birbirinde huzur bulmuştu o gece…

aidandan

Sabah uyandığımda alkolüm etkisi gitmişti bile başım ağrıyordu kaldığım oda benim değildi… düm geceyi hatırlamaya çalıştım damonun evinde kalmıştım en son içiyorduk… korkuyla yanıma baktım damonda yanımda uyuyordu pike üstüne çekikti. Yataktan doğrulurken belimde minik bir ağrı hissedince nefesimi tuttum yeni algılıyordum… gece rahat durmamıştık… damona bir bakış attım. Hala uyuyordu yerimden kalkınca belimin ağrısı ile inledim üzerime damonun kıyafetlerinden giyinip aşşağı indiğimde daha büyük bir sürpriz vardı… damonun kardeşleri alexander ve alice… mutfakta yemek hazırlıyorlardı. Beni gördüklerinde ben onlarla onlarda benle bakışıyordu “hassiktir…” diye mırıldandım. Utanmıştım

Tamam, o noktadan devam ediyorum:“Hassiktir…” diye mırıldandım istemsizce.Mutfağın içinde hava bir anda ağırlaştı. Alexander kaşı kalkmış, Alice ise elindeki bıçağı bile fark etmeden durmuştu. İkisi de bana bakıyordu.Ben de onlara. Kimse kıpırdamıyordu. Bir saniye uzadı.İki.“Yanlış zamanda mı geldim?” dedi Alexander sonunda, sesi soğuk ama meraklıydı.Alice gözlerini kısarak bana baktı. “Sen kimsin?”

Ağzımı açtım ama düzgün bir cevap çıkmadı. Kafam hâlâ bulanıktı, üstümde Damon’un kıyafetleri, ev… her şey fazla gerçekti.“Ben…” dedim, sonra durdum. Çünkü açıklayacak hiçbir şey mantıklı gelmiyordu. Tam o anda merdivenden ayak sesi geldi. Damon.Sesleri duymuştu.Bir saniye sonra mutfağın kapısında belirdi, saçı dağınık, yüzü uykulu ama bakışı anında değişmişti.Bizi gördü. Beni gördü Alexander ve Alice’i gördü. Sessizlik daha da derinleşti. Damon’un bakışı önce bana kaydı, sonra kardeşlerine.

“Ne oluyor?” dedi kısık bir sesle.Alexander hafifçe omuz silkti. “Biz de onu soracaktık.”Alice hâlâ bana bakıyordu, şüpheyle.Damon birkaç adım attı, yanımda durdu ama bana dokunmadı.Sadece baktı. “Buradasın,” dedi bana.Bu bir soru değildi. Bir tespit gibiydi. Ben yutkundum. “Evet.”Damon’un çenesi hafif gerildi ama sesini yükseltmedi.Alexander ikimizi süzdü. “Güzel sabah.”Alice ise hâlâ gözlerini benden çekmiyordu.Ve o an anladım:Bu sadece bir sabah değildi. Bir açıklama yapmak zorunda kalacağım bir sabahın başlangıcıydı.

Alice’in bakışı hâlâ üzerimdeydi. Ne rahatsız edici ne de açıkça düşmanca… daha çok tartan, ölçen bir bakıştı. Sanki varlığımı değil, buraya ait olup olmadığımı çözmeye çalışıyordu.Alexander ise Damon’a bakıyordu. Cevap bekliyordu. Mutfakta sessizlik gerilmişti. Damon bunu bozdu.Bir adım öne çıktı, sesi sakindi. “Tamam.”İki kardeş ona baktı. Damon bakışlarını ikisine de gezdirdi. “Sorun yok.”Alexander kaşını kaldırdı. “Sorun yok mu?”Damon başını hafif salladı. “Evet.”Alice bu kez direkt bana baktı. “Kim bu?”Ben cevap vermeden önce Damon araya girdi.“Aidan,” dedi net bir şekilde.Sessizlik.

Alice gözlerini kıstı. “Dün gece burada ne yapıyordu?” Alexander’ın bakışı sertleşti.Ben ağzımı açtım ama Damon benden önce konuştu.“Burada kaldı,” dedi. “Hepsi bu.”Alice bu cevabı yeterli bulmadı. “Ne zamandan beri?” Damon omuz silkti. “Dün geceden beri.”Alexander bir an Damon’a baktı. “Senin evinde biri kalıyor ve bunu ilk kez mi görüyoruz?”Damon gözlerini kaçırmadı. “Evet.”Sessizlik daha da ağırlaştı.Alice bana baktı tekrar. Bu kez daha net, daha dikkatli. Ben fark ettim. Bu sadece bir sabah değildi. Bu, bir şeyin sorgulandığı sabahtı.Damon bunu da gördü. Bir adım daha öne çıktı, sesi biraz daha sertleşti ama hâlâ kontrolündeydi. “Bu konu kapanıyor.”Alexander hemen karşılık verdi. “O kadar basit değil.”Damon başını hafif yana eğdi. “Benim evim. Benim kararım.”Sessizlik.Bu cümle mutfağın içini sabitledi.Alexander bir şey söyleyecek gibi oldu ama sustu.Alice bakışını benden çekip Damon’a çevirdi. O an anladım. Ben hâlâ açıklama bekleyen taraftaydım. Ama asıl açıklama çoktan yapılmıştı. Ve ben o açıklamanın içinde bir cümleydim sadece. Ama o gece kalmaktan fazlası yaşanmıştı biri bana ilk defa kendi isteğimle sahip olmuştu. Ve bu çok garipti… fazla garip… çünkü damonla aramızda olan şey sadece hiç bi seydi.. ne sevgiliydik ne arkadaş… aramızda olana isim veremiyordum…

Bölüm sonu

1 yorum

  • Emeğine sağlık. Oldukça uzun bir bölümdü bir an hiç bitmeyecek sandım ama bitti🥺 Yeni bölüm 😌👌🏻

    1Yanıt