Lavinya konuşamıyordu.
Karşısındaki kadın da ona bakıyordu.
Sanki aynaya bakıyor gibiydiler.
Aynı yüz.
Aynı gözler.
Aynı ifade.
Kael sonunda sessizliği bozdu.
"Sen..."
Kadın yavaşça kapsülden çıktı.
"Ben Lavinya Arden."
Lavinya'nın başı dönmeye başladı.
"Bu mümkün değil."
Kadın hüzünlü bir şekilde gülümsedi.
"Bunu ilk duyan sen değilsin."
Birkaç dakika sonra taş odada oturuyorlardı.
İlk Lavinya derin bir nefes aldı.
"Elli iki yıl önce Kuzgun Tarikatı'nın içindeydim."
Lavinya şaşkınlıkla ona baktı.
"İçinde mi?"
"Onları durdurmak için."
Kael dikkatle dinliyordu.
Kadın devam etti.
"O zamanlar Darius farklı biriydi."
"Nasıl yani?"
"İyi biriydi."
Bu cevap ikisini de şaşırttı.
Lavinya inanamadı.
"Darius mu?"
Kadın başını salladı.
"Evet."
Sonra gözlerini uzaklara dikti.
Sanki geçmişi görüyordu.
"Birlikte çalışıyorduk."
Kael'in kaşları kalktı.
"Birlikte?"
Kadın hafifçe gülümsedi.
"Ve birbirimizi seviyorduk."
Oda sessizleşti.
Lavinya ve Kael birbirlerine baktılar.
Bu bekledikleri bir şey değildi.
"Darius zamanla değişti." dedi kadın.
"Güç istedi."
"Ölümsüzlük istedi."
"Ve sonunda karanlığı seçti."
Lavinya yavaşça sordu:
"Peki ben neden sana benziyorum?"
Kadın uzun süre cevap vermedi.
Sonra gözleri doldu.
"Çünkü sen benim soyumdan gelen son kişisin."
"O yüzden mi son varis deniyor?"
"Evet."
Kadın cebinden eski bir anahtar çıkardı.
Anahtarın üzerinde kuzgun sembolü vardı.
"Darius bunu ele geçirmek istiyor."
"Neden?"
Kadının yüzündeki ifade değişti.
Çünkü anahtar bir kapıyı açıyor."
"Hangi kapıyı?"
Kadın fısıldadı:
"Yıldız Odası'nı."
Tam o sırada yer sallandı.
GÜÜÜM!
Tavandan taşlar düştü.
Kael hemen ayağa kalktı.
"Bu hiç hoşuma gitmedi."
Bir patlama daha oldu.
Bu kez daha yakından.
Lavinya koşup pencereye baktı.
Ve yüzü bembeyaz oldu.
Dışarıda onlarca siyah araç vardı.
Kuzgun Tarikatı.
En önde duran kişi ise tanıdıktı.
Darius.
Adam yavaşça yukarı baktı.
Sanki onları görebiliyormuş gibi.
Sonra hafifçe gülümsedi.
Ve dudakları tek bir cümle kurdu:
"Sizi buldum."