İçeriğe geç

KÜLLER VE YILANLAR

Bölüm 2 · 3 dk okuma

KÜLLER VE YILANLAR

Bölüm 2

1. BÖLÜM

Sabah saat 5.50 .

Her zaman olduğu gibi yine alarm çalmadan uyanmıştım. Çünkü bedenimin iç saati hala çocukluğumdaki acı ve korkuyla senkronizeydi. Gürültü var mı? Adım sesi? Yok. Sadece kendi nefes sesim ve on dakika sonra çalacak olan alarmın beklenen sesi. Artık korkulacak bir şey yoktu çünkü artık bir başımaydım.

Kahve kupasını dolaptan çıkarırken dolap kapağı çarptı. Çocukluğum olsa en ufak sese tepki verir, korkardı. Kahvenin yanına bir sigara yaktım. Çalınan çocukluğumu düşündüm, ayağa kalkmak için ne kadar çok düşmek zorunda kaldığımı düşündüm ve en önemlisi de içim de hiç bitmeyen o umudu düşündüm. Ama hiçbir şey, benden çalınan o çocukluğumu geri getirmedi.

Giydiğim siyah elbise, ceket ve ensemde topladığım sıkı topuzum ile aynaya baktığım da çok güçlü duruyordum. Lakin aynada gördüğüm kadını hala tam olarak benimseyemediğim günler oluyordu. Cumhuriyet Savcısı Saye Yıldırım. Ne kadar da güçlü bir unvan değil mi? Ama içimde hala sesi duyulmamış o çocuk vardı. “Anne…” demeye korkmuş o çocuk.

Adliyeye girer girmez farklı bir kadına dönüştüm. Sert, kararlı, net. Adliye her zaman ki gibiydi. İnsanların aceleci adımı, dosyaların hışırtısı, topuk sesleri…

Odama geçtiğim de masamın üzerine bırakılmış dosya günün yoğun geçeceğinin habercisiydi. Dava dosyasını inceledikçe ruhumun sıkışıyordu. Çocuk Cinayeti. On yaşında bir kız çocuğu metruk bir bina da ölü bulunmuştu.

Adı: İrem Kaya.

Boynunda morluklar, vücudunda kesikler, bileklerinde izler ve gözlerinde donmuş bir acı, korku…

Dosyayı sıktım ama yüzüm tepkisizdi. İçimdeki kız çocuğu duvarların arkasından bana baktı göz göze geldik. “Korkma dedim. Korkma çünkü sen artık çok güçlüsün.”

İlerleyen saatlerde, dosyanın ilk bağlantıları ortaya çıkmaya başlamıştı. Tanık beyanları ve raporlar tek bir isme işaret ediyordu.

Yaman Kerem Saraçlı.

Bir iş adamı.

Büyük projelere sponsor olan, yaptığı yardımlarla bilinen ve medya tarafından sevilip bir başarı hikayesi olarak gösterilen o kişi.

Bu ismi okuduğumda tanıdık gelmemişti ya da bir şey hissetmemiştim fakat bir şey vardı. Tam olarak adlandıramadığım bir şey.

Kapı çaldı. “Gel” dedim. İçeriye siyah takım elbiseli, heybetli, keskin hatlara sahip bir adam girdi. Delici bakışlarının altındaki tehdit el tutulur cinstendi.

“Savcı Hanım” dedi, emin bir tavırla. “Ben Yaman Kerem Saraçlı. Beni çağırmışsınız.” Oturması için koltukları işaret ettim. “Bay Saraçlı” diye yanıtladım soğuk ve mesafeli bir ifadeyle. “Adınız İrem Kaya isimli çocuk cinayetinin soruşturmasında geçiyor olay yerinde görülen araç şirketinize kayıtlı. Açıklamanız nedir?

Aynı soğuk ve tepkisiz ifadeyle “Orası bana ait bir arsa. Şirketim zaman zaman kontrol için gidiyor. İrem Kaya adını ilk defa sizden duyuyorum.

Yalan mıydı?

Gerçek mi?

Henüz bir şey bilmiyordum ama bu adam da bir şey vardı. Bu adam iskambil destesindeki saklanan o karttı ve henüz çekilmemişti.

İfadeye devam ettim. Sorular sordum… Belgeler gösterdim… Ama Yaman Kerem o kendinden emin ifadesinden ödün vermedi. Sanki duvarların arkasına saklanmıştı ve ne yaparsam yapayım ona ulaşamayacaktım. Elini masaya koydu “Sanırım bu sizin için kişisel bir dava.” Bakışlarım bir an dondu ama tavizsiz bir sesle “Her çocuk davası kişiseldir Bay Saraçlı.” dedim.

Anka kuşu küllerini karıştırdı iskambil kağıtları kumar masasına saçıldı. Yaman Kerem gözlerini kısarak dik bir ifadeyle “Bu konuda yalnız değilsiniz, Savcı Hanım.” Sesi sakin, ölçülüydü. Ama her kelimesinin altındaki tehdit çırılçıplak yatıyordu.

“Bu davayı aydınlatacağınıza inancım tam Savcı Hanım.” Dedi buz gibi bir sesle. “Her davayı aydınlatmak benim sorumluluğumdur Bay Saraçlı.” diye karşılık verdim. Bu adamın kendinden emin tavırlarının altında yatan o şüpheyi odaya girdiği ilk anda fark etmiştim. Masaya biraza daha yaklaşarak “Bazı davalar karanlıkta kalmalıdır Savcı Hanım. Geçmişin hayaletleri uzundur ve sizi de yok edebilir.”

Öfkem bir alev gibi yükseldi. Bu adamın küstahlığı dayanılmazdı. “Beni tehdit mi ediyorsunuz Bay Saraçlı.” Başını yana eğdi alaycı bir ifadeyle “Asla. Ama unutmayın Savcı Hanım. Bazı kapılar açılmamalıdır. Özellikle sizin gibi… Hassas bir geçmişe sahip olan biri için.”

Odaya son bir bakış attı ve ardından çıktı. Zihnim çığlık atıyordu, kalbim ise göğsümde çırpınıyordu.

Bu adam kimdi?

Geçmişimle ilgili ne biliyordu?

Bölüm sonu

0 yorum

Bu bölüme henüz yorum yapılmamış. İlk yorumu sen yaz.