İçeriğe geç

Küller Üstünde

Bölüm 8 · 2 dk okuma

Küller Üstünde

Bölüm 8

8. Bölüm- Kırılma Noktası

7 Yıl Önce... (Kaan ve Deniz'in gençliğinden ilahi bakış açısı)

Zaman, geçmişin tozlu sayfalarını çevirdiğinde, en parlak hatıralar bile bazen acıya bulanır. Deniz ve Kaan’ın hikâyesi de öyleydi. Bir zamanlar yan yana duran, birbirinin sesini yüz adım öteden tanıyan iki çocuk... Ama her masalın bir bozulma noktası vardır. Onlarınki, bir yaz gününün kavurucu sıcağında çatladı.

Deniz, o gün Kaan’a çok güvenmişti. Defterinin arasına sakladığı mektubu sadece ona göstermişti. Kalbini açmış, en derin korkularını fısıldamıştı ona. Çünkü Kaan farklıydı. Kaan susardı ama anlardı. Sandı ki bu da öyle olacak.

Sandı ki saklar, korur, yanında durur.

Ama Kaan o gün, sokakta kendini kanıtlama peşindeydi. Gururu, dikkat çekme arzusu ve kontrolsüz bir öfkeyle hareket etmişti. Mahalledeki çocukların “Cesaretin varsa söyle!” nidalarına inat, Deniz’in mektubundaki bir detayı dalga geçer gibi ağzından kaçırdı. Ne kadar masum göründüğü önemli değildi. Çünkü kelimeler, doğru zamanda yanlış ağızdan çıkarsa hançer olurdu.

Ve Deniz duydu.

Önce kalakaldı. Ayakları yere saplandı. Gözleri büyüdü. Yüzünde acının en açık hâli belirdi. Gülüşen çocukların arasında, Kaan’ın kahkahası buz gibi çarptı ona. O an, bütün dünya sessizliğe gömüldü sanki.

“Kaan!” dedi Deniz, sesi titreyerek ama yankılanarak. “Sen… nasıl yaparsın bunu?”

Kaan sustu. Göz göze geldiler. Kaan’ın yüzünde kısa bir pişmanlık kıvılcımı belirdi ama çok geç kalmıştı. Deniz birkaç adım yaklaştı, sesi giderek yükseldi:

“Ben sana güvenmiştim! Her şeyi... her şeyi bilerek verdim eline. Kalbimi, düşüncelerimi, korkularımı... Sen ne yaptın? Sırf birkaç kişi seni alkışlasın diye beni sattın!”

Kaan’ın gözleri karardı, karşılık verdi, sesi sertti:

“Her şeyi bu kadar büyütmesen olmaz zaten! Hayat dram değil Deniz. Her şeyi duygusallığa bağlaman bıktırıyor artık.”

Bu cümle... Deniz'in kalbine çiviler çaktı sanki. Gözyaşı birikti ama düşmedi. Gözlerini kıstı, sesi çatladı:

“Sen hiçbir zaman anlamadın. Hiçbir zaman gerçek bir dost olmadın. Hep yarı yolda bıraktın. Herkese karşı duruyorum sanarken, asıl bana karşıymışsın...”

Kaan da artık susmamaya kararlıydı. Siniri, suçluluğunu bastırıyordu:

“Belki de herkes seni bu yüzden terk ediyordur, düşündün mü? Hep bir şeylere sarılıp herkesi boğuyorsun. Ailen bile...”

O anda zaman durdu.

Deniz’in gözlerinde kıyamet koptu. Nefesi kesildi, kalbi yumruklandı. Kaan o an, bir sınırı geçti. Geri dönüşü olmayan, keskin, affı olmayan bir çizgiydi bu.

Gözlerinden yaş süzülmedi ama içi çığlık attı. Yumruklarını sıktı, bir adım geri çekildi.

“Seni asla affetmeyeceğim,” dedi sessizce. “Asla.”

Sonra arkasını döndü. O an, dünyanın tüm sesi yok oldu. Kaan olduğu yerde kalakaldı. Bir şey demeye çalıştı ama kelimeler dudaklarına bile ulaşamadı. Çünkü bazı hatalar, sadece özürle geçmeyecek kadar derindir.

Deniz uzaklaştı. Ve o günden sonra, o yazın tüm rüzgarları soğuk esti. Bir daha hiçbir yaz, o yaz gibi sıcak olmadı. Ve bir daha hiçbir bakış, eskisi gibi güven taşımadı.

Bölüm sonu

0 yorum

Bu bölüme henüz yorum yapılmamış. İlk yorumu sen yaz.