İçeriğe geç

Küller Üstünde

Bölüm 7 · 5 dk okuma

Küller Üstünde

Bölüm 7

7. Bölüm- Birlikte Kaldığımız Anlar

Gece, yavaşça geçerken, Kaan sessizce yanı başımda uyudu. Bir süre daha gözlerimi kapalı tuttum, ama rahatlamıştım. Sonunda uyandığımda, sabahın ilk ışıkları odamı hafifçe aydınlatıyordu. Kaan, uyumadan önce beni yatağa yerleştirmişti.

İlk başta şaşırdım. Hemen fark ettim ki, Kaan beni hiç zorlamadan, sakin ve nazikçe yatağa yerleştirmişti. Hala biraz şaşkındım, çünkü böyle bir şeyin yapılması genellikle benim alışık olduğum bir şey değildi. Bu kadar dikkatli ve ince düşünceli bir hareket… Ne kadar basit görünse de içimde garip bir mutluluk uyandırdı. Kaan’ın bana karşı hisleri karmaşıktı, ama yaptığı şeydeki nezaket, en azından o an için, doğru yolda olduğumu hissettirdi.

Bir süre hareketsizce yatakta kaldım. Sadece düşüncelerime odaklandım.

Bir süre sonra odadan çıktım ve merakla mutfağa yöneldim. Kaan’ı mutfakta kahvaltı hazırlarken buldum. Hızla hareket eden elleri, sabahın erken saatlerinde bile bu kadar sakin ve dikkatliydi. Yavaşça içeri girdiğimde, gözleri bana döndü. O anki bakışları, normalde hep soğuk ve mesafeli olsa da, bugün bir şeyler farklıydı. Hafifçe gülümsedi.

“Günaydın,” dedi, karşımda durarak kahvaltının son dokunuşlarını yapıyordu. “Bir kahvaltı hazırlayayım dedim, belki senin için daha iyi olur.”

O an, birden tüm o gerginlik, güven problemleri… hepsi bir anlığına geride kaldı. Sadece onunla olmanın huzurunu hissettim. Kaan, bir kahve fincanı uzatarak, “Bunu al. Sana göre ayarladım,” dedi. Kahvemin sıcaklığı ellerimde yayıldı ve içimi hafifçe rahatlattı.

Birlikte kahvaltı masasına oturduk. Kaan’la sessizce oturmak, normalde zorlandığım bir şeydi. Ama o an her şey biraz daha yumuşak, biraz daha kabul edilebilir gibiydi. Kaan bana biraz şaşkın bir şekilde bakarken, ben de yavaşça kahvemi yudumlayarak, sohbet etmeye başladım.

“Bu kadar güzel bir kahvaltıyı hazırlamak, sana göre hiç de kolay olmamıştır, değil mi?” dedim, hafifçe gülümsedim.

Kaan gülerek, “Aslında kolay olmadı. Ama denemek güzeldi,” dedi ve bu sefer gerçek bir gülümseme belirdi yüzünde. “Bazen, insanın işleri doğru yapması için… biraz risk alması gerekiyor, değil mi?”

Evet, bu sohbetteki rahatlık, ikimizin de gerginliğini dağıtıyordu. Kahvaltı yaparken, birbirimize bakmak ve gülmek, bu kadar basit bir şey, ama o kadar anlamlıydı. Kaan, bana doğru bir bakış attı, sonra:

“Beni hala anlamadığını biliyorum,” dedi, hafifçe gözlerini kaçırarak. “Ama bu savaşta senin yanında olmak istiyorum. İkimiz için de bu zor, ama ne yapalım, bazen yapmamız gereken şeyleri yapmak zorundayız.”

Bir an sessiz kaldım, sonra başımı salladım. “Sanırım haklısın. Herkesin kendine göre bir yolu var.”

Kaan, ellerini kahve fincanının etrafında dolaştırarak bir süre sessizce oturdu. Ama içimdeki tüm güvensizlik, yavaşça bir kenara itiliyordu. O kadar basit bir sohbet, o kadar derin anlamlar taşıyordu ki, şüphelerim biraz olsun silinmeye başladı.

Kahvaltıyı bitirirken, biraz daha rahatlamıştık. O an, birbirimize daha yakın olduk. Dış dünyada, her şeyin ne kadar karmaşık olduğunu düşünürken, buradaki bu huzur, sanki her şeyin doğru olacağına dair bir umut veriyordu.

Sonra Kaan, masayı toplamak için kalktı, ama ben yerimde kalmaya devam ettim. İçimdeki karışıklık biraz olsun dağılmıştı. Ama bir şey fark ettim: Her geçen gün Kaan’a olan güvenim biraz daha artıyordu, hem de beklemediğim bir şekilde.

Masada kalan fincanımı karıştırarak düşüncelere dalmıştım. Bir yanda, Kaan’ın yaptığı incelik ve beni rahatlatmaya çalışması vardı, diğer yanda ise hala içinde bulunduğum karmaşa… Fakat bu sabah, o karmaşa biraz daha silinmişti. Hem Kaan’ın bana olan yaklaşımı, hem de sohbetin sonunda bir nebze olsun kaybolan gerginlik, içimde bir denge bulma hissi yaratıyordu.

Kaan bir süre sonra masayı topladı, mutfak tezgahını temizledi ve bir kahve daha hazırladı. Kahve kokusu, havayı doldurmuştu. O an, belki de bu sabahın normal bir sabah olmadığını fark ettim. Her şeyin karmaşasında, bu kadar basit bir şeyin bile ne kadar değerli olabileceğini düşündüm.

Kaan fincanı bana uzattı, “Bir daha kahve içmek ister misin?” dedi, gülümsedi.

Başımı salladım. “Tabii ki, teşekkür ederim.”

Bu sabah onunla geçirdiğim birkaç saat, bana çok şey öğretmişti. Gerginlikleri, korkuları, geçmişteki acıları bir kenara bırakmak, birinin yanında olmak için güvenmek zor olsa da, bazen sadece iki kişi olmanın verdiği rahatlık çok önemliydi. Kaan, o an bana bunu gösteriyordu.

Kahvemizi yudumladıktan sonra, Kaan derin bir nefes alarak, “Bugün ne yapmak istersin?” diye sordu.

“Bilmiyorum,” dedim, “Ama sanırım biraz dışarı çıkmak iyi olabilir. Havanın güzel olduğunu düşünüyorum.”

Kaan başını sallayarak, “Öyleyse dışarı çıkalım. Biraz temiz hava alalım. Zihnini de tazeleyebiliriz.”

Bir süre sessiz kaldım. Onunla dışarı çıkmak, evet, belki de çok şey değiştirirdi. Ama biraz daha vakit geçirebilir miydim? Birlikte olmak, her şeyin karmaşık olduğu şu anlarda bile, bana huzur veriyordu. Ama bir şeyin farkındaydım: Bu huzur, bir kırılma noktasıydı. Eğer adımlarımı doğru atmazsam, bu kırılma beni çok daha derin bir yere götürebilirdi. Ama şu an için, sadece rahatlamaya ve günü geçirmek için birlikte olmayı denemeye karar verdim.

Kaan, “Hadi gel,” dedi ve kapıdan dışarıya doğru yöneldi. Ben de onu takip ettim. Yavaşça yürüyerek bahçeye çıktık. Bahçedeki koltuğa oturduk, havanın serinliği yüzümüzde hafif bir meltem gibi hissettirdi. Her şey biraz daha netleşti, kafamdaki sis biraz dağıldı.

Kaan, yanı başımda sessizce otururken, “Sana bir şey söylemek istiyorum,” dedi. Sesi, her zamankinden biraz daha ciddi ve samimi geliyordu.

“Ne söylemek istiyorsun?” diye sordum, biraz endişeyle. Ama o an, onu dinlemeye hazırım.

Kaan bir süre sessiz kaldı. Sonra, “Geçmişte çok şey gördüm, Deniz,” dedi, “Ama şunu biliyorum: Bazı şeyler zamanla düzelir. Kötü de olsa, hep bir yol vardır. Seninle bunu görmek… bana bir ümit veriyor.”

Bir an, onun söyledikleri içimde yankılandı. Gerçekten de doğruydu. Zamanla her şey düzelir mi? Herkesin kalbi farklı işlerdi, ama Kaan’ın söylediklerinde bir doğruluk vardı.

Bir süre daha sessiz kaldık. Kaan, yanında getirdiği bir battaniyeyi benim üzerime örterek, “Hadi biraz dinlen,” dedi, gülümseyerek.

O anda, sanki dünyada sadece ikimiz varmış gibi bir hisse kapıldım. Onunla olmak, bazen en karmaşık anlarda bile huzur veriyordu. İçimdeki karışıklığın ortasında, o an sadece Kaan vardı ve o an, iyi bir yerdi. Birlikte daha fazla vakit geçirebilirdik.

Gecenin sonunda, Kaan omzuma dokundu. “Gel,” dedi, “Benimle gel, biraz daha kal. Sadece birlikte olalım.”

O an, içimdeki tüm gerginlik, biraz daha kayboldu. Kaan’ın omzunda uyumak, belki de içimdeki karmaşayı sonlandıracak tek şeydi.

Bölüm sonu

0 yorum

Bu bölüme henüz yorum yapılmamış. İlk yorumu sen yaz.