İçeriğe geç

KÜL VE AY IŞIĞI

Bölüm 4 · 2 dk okuma

KÜL VE AY IŞIĞI

Bölüm 4

İki Yarımın Çarpışması

Değirmenin içindeki hava ağırlaştı. Zemin ortadan ikiye ayrılırken siyah çatlağın içinden soğuk bir rüzgâr yükseldi. Semboller yanıyor, taş duvarlar titriyordu. Elay’ın gözleri artık tek renk değildi. Sağ gözü gümüş. Sol gözü karanlık. Barlas bunu gördüğü an içinden kötü bir his geçti. “Elay! Bana bak!” Ama Elay artık tamamen burada değildi. Çatlağın içinden bir siluet yükseldi. Yavaş. Kendinden emin. Koral. Bu kez rüya gibi değil. Gerçekti. Uzun siyah saçları omuzlarına dökülmüş, yüzü insan kadar kusursuz ama gözleri dipsiz bir karanlık gibiydi. Üzerinde siyah bir zırh vardı, sanki külün içinden şekillenmişti. Elay ona baktı. Ve nefes almayı unuttu. Çünkü korkudan çok… tanıdıklık hissetti. Koral başını hafifçe eğdi. “Elay.” Barlas öne atıldı. “Onun adını ağzına alma!” Koral bakışlarını Barlas’a çevirdi. “İhanetin hâlâ sürüyor demek.” Barlas kılıcını kaldırdı. “Elay, geri çekil!” Ama Elay kıpırdamıyordu. Koral bir adım attı. Çatlağın içinden tamamen çıktı. Ay ışığı değirmenin kırık penceresinden içeri süzüldü ve yüzüne vurdu. O an Koral’ın yüzünde beklenmeyen bir şey vardı. Yalnızlık. “Elay,” dedi yumuşak ama derin bir sesle, “Seni almaya gelmedim.” Barlas hırladı. “Yalan söylüyor.” Koral umursamadı. “Sen içindeki gücü bastırmaya çalışıyorsun. Ama o sana ait.” Elay’ın sesi titredi. “Ben… seni tanımıyorum.” Koral hafifçe gülümsedi. “Tanıyorsun.” Ve elini uzattı. Elay’ın kalbi deli gibi atmaya başladı. İçindeki kül kıpırdadı. Sanki bir parçası o ele doğru çekiliyordu. Barlas bağırdı: “Elay, yapma!” Ama geç kaldı. Elay istemsizce elini kaldırdı. Parmak uçları değdiği an… Patlama oldu. Işık ve karanlık çarpıştı. Değirmenin duvarları çatladı. Barlas geriye savruldu. Elay’ın içinden siyah bir dalga yayıldı. “Hayır!” diye bağırdı Elay. Ama artık kontrol onda değildi. Koral gözlerini kapadı, o gücü içine çekti. Sanki Elay’ın karanlığını sakinleştiriyordu. Ve tam o anda Barlas yeniden ayağa kalktı. Kılıcıyla Koral’a saldırdı. Metal sesi yankılandı. Koral tek hamlede Barlas’ı durdurdu ama gözlerini Elay’dan ayırmadı. “Bak,” dedi fısıltıyla. “Seni sakinleştirebiliyorum.” Elay’ın nefesi yavaşladı. Gerçekten de içindeki karanlık geri çekiliyordu. Ama Barlas diz çöktü. Omzundan kan sızıyordu. Elay bunu gördüğü an dünya yerine oturdu. “Barlas!” Işık yeniden parladı. Bu kez gümüş. Koral geri çekildi. “Elay,” dedi ciddi bir tonla, “Seçim yapmak zorunda kalacaksın.” “Git!” diye bağırdı Elay. “Git buradan!” Koral bir an sustu. Sonra ona öyle bir baktı ki… Bu bir tehdit değildi. Bu bir veda gibi değildi. Bu… sabırdı. “Henüz değil,” dedi. Ve karanlık çatlağın içine geri çekildi. Çatlak kapandı. Sessizlik. Elay Barlas’ın yanına koştu. Kan sıcaktı. Gerçekti. “Ben yaptım…” diye fısıldadı. “Ben yaptım…” Barlas zorla gözlerini açtı. “Hayır,” dedi kısık bir sesle. “Onunla bağın… güçlü.” “Elimden kayıyorum Barlas…” Barlas elini zorlukla Elay’ın yüzüne koydu. “Sen karanlık değilsin.” Elay’ın gözlerinden yaş süzüldü. Ama içindeki kül… Hâlâ kıpırdıyordu. Uzakta, siyah kulenin tepesinde Koral ayı izliyordu. Elini açtı. Avucunda gümüş bir iz vardı. “Elay…” diye fısıldadı. “Sen zaten yarısın.” Ve ilk kez… Gülümsedi. Ama bu gülümseme zafer değil, sabırdı.

Bölüm sonu

0 yorum

Bu bölüme henüz yorum yapılmamış. İlk yorumu sen yaz.