İçeriğe geç

KÜL VE AY IŞIĞI

Bölüm 1 · 2 dk okuma

KÜL VE AY IŞIĞI

Bölüm 1

Ay Işığını Taşıyan Kız

Yirmi yıl sonra… Rüzgâr yine aynı kokuyu taşıyordu. Kül. Elay, sabahın erken saatinde gözlerini açtığında kalbi hızla atıyordu. Yine aynı rüyayı görmüştü. Yanmış evler. Siyah duman. Ve karanlığın içinden ona bakan ateş gözler. Elay sıradan bir kız değildi. Ama bunu henüz bilmiyordu. Gölgemir artık küçük bir kasabaya dönüşmüştü. İnsanlar o eski geceyi konuşmamayı tercih ediyordu. Sanki susmak, yaşananları yok edebilirmiş gibi. Elay, kasabanın tek kitapçısında çalışıyordu. Kitaplarla arası iyiydi çünkü kitaplar soru sormazdı. İnsanlar sorardı. “Anne baban kimdi?” “Sen buraya nasıl geldin?” “Neden gözlerin ay ışığında parlıyor?” Evet… gözleri. Elay’ın gözleri geceleri değişiyordu. Normalde koyu kahverengi olan gözleri, ay ışığında gümüş rengine dönüyordu. Bu yüzden hep erkenden eve dönerdi. Ama o gün her şey değişecekti. Kasabaya Gelen Yabancı Öğleden sonra dükkânın kapısı yavaşça açıldı. İçeri uzun boylu, koyu saçlı bir adam girdi. Üzerinde siyah bir pardösü vardı. Gözleri… fazla sakindi. Tehlikeli derecede sakindi. “Elinizde eski efsanelerle ilgili kitap var mı?” dedi. Sesi derindi ama soğuk değildi. Elay başını kaldırdığında kalbi bir an durdu. Adamın gözleri kehribar rengindeydi. Ve onu görür görmez tanımış gibiydi. “Var,” dedi Elay. “Ama efsaneler gerçek değildir.” Adam hafifçe gülümsedi. “Bazen en büyük gerçekler, efsane diye saklanır.” Elay’ın içi ürperdi. Adamın adı Barlas idi. Ve o, Elay’ı bulmak için buradaydı. Kaderin İlk Çatlağı O gece ay yeniden büyüdü. Elay evine dönerken arkasından gelen ayak seslerini duydu. Hızlandı. Sesler de hızlandı. Tam köşeyi dönerken biri kolunu tuttu. Elay çığlık atacakken karşısında Barlas’ı gördü. “Dinle,” dedi Barlas. “Vaktimiz az.” “Ne diyorsun sen? Beni bırak!” “Peşindeler.” “Kim?” Barlas bir an durdu. “Külün Efendileri.” Rüzgâr sertleşti. Gökyüzü karardı. Sokak lambaları birer birer patladı. Ve karanlığın içinden siyah gölgeler belirdi. Elay’ın kalbi deli gibi atıyordu. “Ben kimim?” diye fısıldadı. Barlas gözlerinin içine baktı. “Sen… Gölgemir’in o gece ölmedi sandığı çocuksun.” Elay’ın zihni parçalanmış gibiydi. “Bu imkânsız…” “Hayır,” dedi Barlas. “Sen ay ışığını taşıyorsun. Ve onlar, seni ya öldürmek ya da kendi taraflarına çekmek istiyor.” Gölgeler yaklaşırken Elay’ın gözleri parladı. Gerçekten parladı. Gümüş bir ışık etraflarını sardı. Gölgeler çığlık atarak geri çekildi. Barlas şaşkınlıkla fısıldadı: “Bu… bu kadar güçlü olmamalıydın.” Elay nefes nefeseydi. “Ben ne yaptım?” Barlas karanlığa baktı. “Uyandırdın.” Gökyüzünde ay ikiye bölünmüş gibi görünüyordu. Ve uzak bir yerde, siyah taşlardan yapılmış bir yapının içinde biri gözlerini açtı. “Sonunda…” dedi derin bir ses. “Ay’ın varisi uyandı.”

Bölüm sonu

0 yorum

Bu bölüme henüz yorum yapılmamış. İlk yorumu sen yaz.