İçeriğe geç

Kül Taht

Bölüm 11 · 3 dk okuma

Kül Taht

Bölüm 11

Kandaki kış ve aynaların ihaneti

Gümüş Kale’nin içine adım attığımız an, sanki dünya dışı bir yere girmişiz gibi hissettim. Ne Vespera’nın sarayındaki o ağır kan kokusu vardı burada, ne de Tylor ile sığındığımız o deniz kenarının tuzu... Burası sadece saf, kör edici bir beyazlıktı. Ve her yer ayna doluydu. Kendi yansımamın bu kadar çok olması beni rahatlatması gerekirken, sanki binlerce yabancı beni izliyordu.

Bianca, beyaz pelerini yerlerde sürünerek önümüzde süzülürken durdu. "Vespera seni bir yalanın içine gömmüş Alisa," dedi, sesi odayı bir sis gibi sardı. "Seni tek varis, tek kraliçe sanman için ruhunu kör etmiş."

"Neden bahsediyorsun Bianca?" dedim, sesim titremesin diye yumruklarımı sıktım. "Annem senin öldüğünü söyledi. Yıllarca senin mezarın sandığım o boş taşa çiçek bıraktım!"

Bianca kahkaha attı, bu ses mermer duvarlarda yankılanan bir cam kırılması gibiydi. "Vespera her zaman iyi bir hikayecidir. Ama gerçekler mezarlara sığmaz."

Bianca’nın hemen yanında, heykeltıraş elinden çıkmış kadar kusursuz ama bir o kadar da ürpertici bir adam duruyordu. Kaelis. Simsiyah zırhı, Bianca’nın beyazlığıyla korkunç bir zıtlık oluşturuyordu. Gözleri... O gözleri bir yerden hatırlıyor gibiydim ama zihnim buna izin vermiyordu. Bir sis perdesi vardı sanki.

"Kim bu adam?" diye sordum, Valtor’un kılıcını çektiğini fark ederek.

"Kaelis," dedi Bianca, adamın çenesini okşayarak. "Senin çocukluğundan çalınan bir parça. Ama senin için şu an sadece bir cellat."

Kaelis’in bakışları benimkilerle buluştuğunda, içimde bir yer sızladı. Ama o kadar yabancıydı ki... Bakışlarında ne nefret vardı ne de tanışıklık. Sadece bomboş bir karanlık.

Bianca, kaledeki en büyük aynanın önüne geçti ve elini yüzeye koydu. Ayna, bir su gibi dalgalandı ve içeri doğru çöktü. Bianca beni kolumdan tutup o soğuk boşluğa ittiğinde, Tylor arkamdan bağırdı ama Kaelis bir gölge hızıyla araya girdi.

Odanın ortasında, gümüş zincirlerle yere sabitlenmiş bir kız duruyordu.

Yaklaştım. Kız yavaşça başını kaldırdı. O an, aynaya baktığımı sandım. Ama ayna yoktu. Karşımda benim yüzüme sahip, benim dudaklarıma, benim saçlarıma sahip ama ruhu tamamen sönmüş bir yabancı duruyordu.

"Sen de kimsin?" diye fısıldadım, sesim boğazımda düğümlendi. "Bianca, bu ne çeşit bir büyü?"

"Adı Elara," dedi Bianca, arkamda bir gölge gibi belirerek. "Senin ikizin, Alisa. On sekiz yıldır bu odada, senin almadığın her nefesi alan, senin yaşamadığın her acıyı tadan diğer yarın."

Elara’nın gümüşe çalan gözleri bana odaklandığında, o gözlerdeki yabancılık canımı yaktı. Bana "kardeşim" demiyordu. Bana bir düşmanmışım gibi, bir canavarmışım gibi bakıyordu.

"Elara mı?" dedi kız, sesi çatallı ve zayıftı. "Bana yıllardır sadece 'Gölge' dediler. Senin bir adın mı var? Senin bir hayatın mı vardı?"

"Ben... Ben senin varlığından bile haberdar değildim," dedim, gözyaşlarım yanaklarımdan süzülürken. "Bana ikizim olduğunu söylemediler. Seni burada neden tuttular?"

Elara, zincirlerini şakırdatarak bir adım attı. "Sen sarayda güneşin tadını çıkarırken, ben Bianca’nın büyülerini test ettiği bir denektim. Adımı bile bugün, senin karşında ilk kez duydum. Sen... Sen her şeye sahip olan o hırsızsın, değil mi?"

"Hayır! Elara, hayır!" Elimi ona uzattım ama Elara sanki ateşten kaçar gibi geri çekildi.

"Dokunma bana!" diye bağırdı. "Senin o parlak ışığın beni yakıyor. Bianca haklıymış... Sen gelene kadar sadece bir boşluktum. Şimdi ise sadece bir öfkeyim."

Bianca, Elara’nın yanına gidip fısıldadı: "Gördün mü Elara? Senin hayatını çalan bu kız. Şimdi, senin içindeki o saf, gümüş gücü uyandıracağız. Ve bu gücü almak için Alisa’nın canını yakmamız gerekecek."

Kaelis, Tylor’u ve Valtor’u kapının önünde diz çöktürmüştü. Bianca, elindeki kristal kancayı Elara’nın göğsüne doğru uzattı.

"Seçim senin Alisa," dedi Bianca, gözlerinde delice bir parıltıyla. "Kardeşini—bugün öğrendiğin o zavallı canı—kurban mı edeceksin, yoksa o çok sevdiğin Tylor’un boğazının kesilmesini mi izleyeceksin? Unutma, Elara senin adını bile bilmiyor. O senin için sadece bir yabancı. Onu feda etmek senin için kolay olmalı, değil mi?"

Elara’ya baktım. Kendi yüzüme. Hiç tanımadığım, adını yeni öğrendiğim o kıza. Ve sonra Tylor’a...

Bölüm sonu

4 yorum

  • Bu biancada çok kötüymüş niye ikizini kaçırıp tutsak edersin hemde yeğenin yazık değil mi

  • Canım valla şuraya kadar okudum ve harika ilerliyor kalemine sağlık Alisa’ya zaten güçlü duruşu ile hayran oldum ama bir o kadar da yaşadıkları için üzüldüm. Devamını daha sonra büyük bir zevkle okumaya devam edeceğim 😘🥰🥳

    1Yanıt