İçeriğe geç

KUĞU PRENSESİ

Bölüm 19 · 3 dk okuma

KUĞU PRENSESİ

Bölüm 19

1.9

🦢 KUĞU PRENSESİ

19. Bölüm — Damian

> “Aşk, insanın planlarına dahil ettiği bir şey değildi; bir gün fark ederdin ki bütün planlarının ortasında tek bir insan vardı.”

Amelia'nın elimi tuttuğu o geceden sonra kendime yalan söylemeyi bıraktım. Artık bunun hoşlanmak, merak etmek ya da ona alışmak olduğunu söyleyemezdim. Bu başka bir şeydi. Daha güçlü, daha kontrolsüz ve benim için fazlasıyla tehlikeli bir şey. Aşktı. Bunu ilk kez kendi kendime söylediğimde odanın içinde tek başıma oturuyor olmama rağmen sanki biri beni yakalamış gibi etrafıma bakmıştım. Saçmalık. Damian Ravencourt aşık olmuştu. Hem de Valerian Krallığı'nın prensesine. Hem de hayatım boyunca uzak durmam gerektiği söylenen kıza. İşin daha komik tarafı ise Amelia'nın bundan haberi vardı. Belki benim kadar açık değildi ama gözlerindeki o ifadeyi artık tanıyordum. Bana baktığında eskisi gibi yalnızca sinirlenmiyordu. Bazen gülümsüyor, bazen gözlerini kaçırıyor, bazen de hiçbir şey söylemeden birkaç saniye boyunca bana bakıyordu. Ve ben, onun bütün bu küçük hareketlerini ezberlemiştim. Ertesi sabah onu sarayın kütüphanesinde bulduğumda masanın başında oturmuş kitap okuyordu. Yanına gidip karşısındaki sandalyeye oturdum. Başını kaldırmadan, “Beni takip etmeyi bırak,” dedi. “Seni takip etmiyorum.” “Nerede olsam karşıma çıkıyorsun.” “Tesadüf.” “Yalan.” “Belki kader.” Kitabını kapatıp bana baktı. “Sabah sabah romantikleşme.” “Ben romantik değilim.” “Evet, kesinlikle değilsin.” “Teşekkür ederim.” “Bu iltifat değildi.” “Ben öyle kabul ettim.” Gülümsedi. O gülümsemeyi görünce içimden onu biraz daha kızdırmak geldi. “Bugün çok güzelsin.” Amelia hemen gözlerini kıstı. “Ne istiyorsun?” “Hiçbir şey.” “Damian.” “Gerçekten.” “Sen bana durduk yere iltifat etmezsin.” “Belki değişiyorum.” “Bundan korkmalıyım.” Güldüm. “Bence hoşuna gidiyor.” Kitabını tekrar açtı. “Kibirli.” “Kuğu Prensesi.” “Bana öyle deme.” “Neden?” “Çünkü artık her söylediğinde...” Susturdu kendini. “Ne?” “Hiç.” Kitabın sayfasına baktı ama okumadığını anlamıştım. “Her söylediğimde ne oluyor?” “Bir şey olmuyor.” “Amelia.” “Damian.” “Bana bak.” Başını kaldırdı. Göz göze geldiğimiz anda ikimiz de sustuk. “Neden sustun?” diye sordu. “Çünkü sana bakınca ne söyleyeceğimi unutuyorum.” Amelia'nın yüzündeki ifade değişti. “Bunu bilerek mi yapıyorsun?” “Neyi?” “Beni böyle şaşırtmayı.” “Hayır.” “O zaman neden böyle konuşuyorsun?” Bir an düşündüm. “Çünkü ilk defa söylediklerimi düşünmeden söylemek istiyorum.” Amelia kitabını tamamen kapattı. “Damian...” “Efendim?” “Bence sen gerçekten değişiyorsun.” “İyi yönde mi?” “Henüz karar vermedim.” “Acımasızsın.” “Sen seviyorsun.” “Evet.” Cevabım o kadar hızlı çıktı ki Amelia bir an sustu. “Neyi?” diye sordu. “Seni.” Sessizlik. Birkaç saniye boyunca yalnızca birbirimize baktık. Sonra Amelia gözlerini kaçırdı. “Böyle doğrudan konuşman hiç adil değil.” “Aşk adil değil zaten.” Bu kelime ağzımdan çıktığında Amelia tekrar bana baktı. Ben de ne söylediğimi fark ettim. Birkaç saniye boyunca hiçbirimiz konuşmadık. Sonunda Amelia çok sessiz bir sesle, “Aşk mı?” dedi. Gülümsedim. “Evet.” “Bunu gerçekten söyledin.” “Evet.” “Damian...” “Korktun mu?” Başını iki yana salladı. “Hayır.” “O zaman?” Bana baktı. “Ben de galiba...” Durdu. “Galiba ne?” “Senden hoşlanmaktan biraz daha fazlasını hissediyorum.” İçimde garip bir sıcaklık yayıldı. “Galiba mı?” “Üstüme gelme.” “Sadece emin olmak istiyorum.” “Neden?” “Çünkü hayatımda ilk kez birinin benim için aynı şeyi hissetmesini istiyorum.” Amelia'nın yüzündeki gülümseme yumuşadı. “Ben de.” O an ona sarılmak istemedim. Elini tutmak bile istemedim. Sadece yanında oturup o anın bozulmamasını istedim. Çünkü bazı anlar vardı, insan onları değiştirmeye çalışırsa bütün büyüsü kaybolurdu. “Sana bir şey söyleyebilir miyim?” dedim. “Söyle.” “Seni ilk gördüğümde senden hiç hoşlanmamıştım.” Güldü. “Bunu biliyorum.” “Sonra sinirimi bozmaya başladın.” “Bu da güzel.” “Sonra seni merak etmeye başladım.” “Ve?” “Sonra seni aramaya başladım.” “Ve?” Ona baktım. “Sonra seni sevmeye başladım.” Amelia'nın gözleri dolmadı, yüzü kızarmadı, dramatik bir tepki de vermedi. Sadece bana baktı ve çok küçük bir gülümsemeyle, “Ben de seni sevmeye başladım,” dedi. İşte o an dünya gerçekten sustu. Sarayın dışındaki bütün sesler, krallıkların bütün sorunları, konseyin kararları, ailelerimizin geçmişi... Hepsi birkaç saniyeliğine önemsizleşti. Çünkü karşımda Amelia vardı. Benim Kuğu Prensesim. Beyazların içinde yürüyen, düşündüğümden çok daha güçlü, düşündüğümden çok daha tehlikeli ve düşündüğümden çok daha güzel olan kız. Ve ilk kez hayatımda bir şeyi korumak için değil, birini kaybetmemek için savaşmaya hazır olduğumu anladım.

Bölüm sonu

0 yorum

Bu bölüme henüz yorum yapılmamış. İlk yorumu sen yaz.