İçeriğe geç

KUĞU PRENSESİ

Bölüm 18 · 4 dk okuma

KUĞU PRENSESİ

Bölüm 18

1.8

🦢 KUĞU PRENSESİ

18. Bölüm — Amelia

> “Bazen insanı en çok kıran şey gördüğü değil, gördüğüne kendi aklıyla eklediğiydi.”

Son birkaç gündür Damian'da bir değişiklik olduğunu hissediyordum. Bunu öyle büyük bir şeymiş gibi anlatamam; sonuçta hâlâ benimle konuşuyor, karşılaştığımızda o sinir bozucu gülümsemesini takınıyor ve fırsatını bulduğu her an bana “Kuğu Prensesi” demeyi ihmal etmiyordu. Ama eskisi gibi değildi. Önceden nerede olursam olayım bir şekilde yanıma gelmenin yolunu bulurdu. Şimdi ise çoğu zaman onu ben arıyormuşum gibi hissediyordum. Mesajlarımız azalmıştı. Karşılaştığımızda birkaç kez dalgın yakalamıştım. Bir şey sorduğumda da “Bir şey yok,” deyip geçiyordu. Belki gerçekten bir şey yoktu. Belki ben gereğinden fazla anlam yüklüyordum. Ama insan birine alışmaya başladığında, en küçük değişikliği bile fark ediyordu. O sabah kahvaltı salonuna girdiğimde Damian'ın her zamanki yerinde olmadığını görünce nedense gözlerim onu aradı. Kendime kızarak masaya oturdum. Daha çatalımı elime almadan yanımdaki sandalye çekildi. Damian'ın arkadaşlarından biri olan Ezra oturdu. “Onu arıyorsun,” dedi doğrudan. Başımı kaldırdım. “Kimi?” “Bence kimi olduğunu biliyorsun.” “Bilmiyorum.” “Damian'ı.” Gözlerimi devirdim. “Sadece nerede olduğunu merak ettim.” “Toplantıda.” “Sabahın bu saatinde mi?” “Konsey toplantısı.” “Bana söylemedi.” Ezra omuzlarını kaldırdı. “Belki fırsatı olmadı.” “Olabilir.” Konuyu kapattım ama içimdeki huzursuzluk geçmedi. Damian'ın bana söylemediği bir şey vardı. Bunu hissediyordum. Günün ilerleyen saatlerinde sarayın bahçesine çıktığımda onu gördüm. Tek başına değildi. Yanında daha önce görmediğim bir kız vardı. İlk dikkatimi çeken şey kızın Damian'a oldukça yakın durması oldu. Bir şey konuşuyorlardı. Damian'ın yüzünde hafif bir gülümseme vardı. Kız bir şey söylediğinde o da güldü. Sonra kız elini kısa bir anlığına Damian'ın koluna koydu. Durduğum yerde kaldım. İçimde saçma bir sıkıntı oluştu. Bunu görmek hoşuma gitmemişti. Ama neden hoşuma gitmediğini kendime açıklayamıyordum. Sonuçta Damian benim sevgilim değildi. Hatta aramızda bir ilişki bile yoktu. Sadece birbirimizden hoşlandığımızı kabul etmiştik. Hepsi buydu. Buna rağmen arkamı dönüp gitmek istedim. Tam o sırada Damian beni fark etti. Göz göze geldiğimiz anda yüzündeki ifade değişti. “Amelia!” diye seslendi. Duymamış gibi yürümeye devam ettim. Arkadan geldiğini birkaç saniye sonra anladım. “Kuğu Prensesi, bir dakika.” Durup ona döndüm. “Ne var?” “Neden gidiyorsun?” “Gitmem gereken bir yer vardı.” “Nereye?” “Odamıza.” “Odanıza mı?” “Evet.” Damian birkaç saniye yüzüme baktı. “Bir şey oldu.” “Hayır.” “Oldu.” “Damian, gerçekten bir şey yok.” “Bana kızdın.” “Kızmadım.” “O zaman neden benimle göz göze gelmemek için kaçıyorsun?” Bu kez sustum. Çünkü verecek cevabım yoktu. Damian arkamdaki bahçeye baktı, sonra tekrar bana döndü. “Elara yüzünden mi?” Adını duyduğum anda kaşlarımı çattım. “Demek adı Elara.” Damian hafifçe güldü. “Gerçekten kıskandın.” “Hayır.” “Amelia.” “Kıskanmadım.” “Peki neden yüzün böyle?” “Nasıl?” “Sanki sana kötü bir şey yapmışım gibi.” “Belki yaptın.” Gülümsemesi kayboldu. “Ne yaptım?” Birkaç saniye ona baktım. “Bilmiyorum.” Bu kez sesim daha yumuşaktı. “Ama son zamanlarda benden uzak duruyorsun. Sonra seni başka biriyle görünce... saçma hissettim.” Damian hiçbir şey söylemedi. Sonra bir adım yaklaştı. “Senden uzak durmuyordum.” “Öyle görünüyordu.” “Konsey işleriyle uğraşıyordum.” “Bana söyleyebilirdin.” “Söylemek istedim.” “Ama söylemedin.” Damian başını eğdi. “Haklısın.” Bu cevabı beklemiyordum. “Ne?” “Haklısın. Sana söylemeliydim.” Birkaç saniye sessiz kaldık. “Elara kim?” diye sordum. “Kraliyet büyü danışmanının kızı. Konsey için bazı belgeleri getirmiş.” “Sana dokunuyordu.” Damian'ın dudaklarının kenarı kıvrıldı. “Bunu da mı gördün?” “Evet.” “O zaman kıskandın.” “Damian...” “Tamam, tamam.” Gülmemek için yüzümü çevirdim. “Bunun komik olduğunu düşünmüyorum.” “Ben de.” Birkaç saniye sonra sesini alçalttı. “Ama senin beni kıskanman hoşuma gitti.” Ona baktım. “Neden?” “Çünkü artık senin için ne ifade ettiğimi biliyorum.” Bu kez söyleyecek söz bulamadım. Damian elini cebine koyup bana baktı. “Sana bir şey sakladığım doğru.” Kalbim hızlandı. “Ne?” “Şimdilik söyleyemem.” Kaşlarımı çattım. “Bunu hiç sevmedim.” “Biliyorum.” “Ve yine de söylemeyeceksin.” “Şimdilik hayır.” “Çok sinir bozucusun.” “Bunu daha önce söylemiştin.” “Çünkü hâlâ öylesin.” Gülümsedi. “Ama seni üzmek istemiyorum.” “O zaman bana güven.” “Güveniyorum.” “Öyleyse anlat.” Damian'ın yüzündeki ifade bir anda ciddileşti. “Seni korumaya çalışıyorum.” Bu cümleyi duyunca içimdeki öfke biraz olsun dağıldı ama tamamen geçmedi. “Beni korumakla benden bir şey saklamak aynı şey değil.” “Biliyorum.” “O zaman bir daha beni böyle bırakma.” Damian başını salladı. “Tamam.” Akşam olduğunda sarayda küçük bir davet düzenlenmişti. Savaşın sona ermesi ve krallıklar arasındaki anlaşmanın yenilenmesi için yapılan sade bir geceydi. Büyük salona girdiğimde Damian'ı uzaktan gördüm. Siyah takım elbisesiyle her zamanki gibi dikkat çekiyordu. Göz göze geldiğimizde yanıma geldi. “Dans eder misin?” “Bunun bir özür olduğunu mu düşünüyorsun?” “Biraz.” “Kabul.” Elimi tuttu ve dans pistine çıktık. Müzik yavaşça çalarken birkaç dakika boyunca konuşmadık. Sonra Damian eğilip, “Hâlâ kızgın mısın?” diye sordu. “Biraz.” “Geçer mi?” “Belki.” “O kelimeyi senden duymayı sevmiyorum.” “Ben seviyorum.” Gülümsedi. Dans etmeye devam ederken etrafımızdaki kalabalığa baktım. Herkes konuşuyor, gülüyor, dans ediyordu. Birkaç saat önce içimde büyüttüğüm kıskançlığın aslında ne kadar anlamsız olduğunu düşündüm. Ama Damian'ın benden sakladığı şey aklımdan çıkmıyordu. “Damian?” “Efendim?” “Ne olursa olsun...” Duraksadım. “Bana söyleyeceğine söz ver.” Bana baktı. “Söz.” Ona inanmak istedim. Çünkü artık onun söyledikleri benim için eskisinden çok daha önemliydi. Müzik devam ederken başımı kaldırıp gözlerine baktım. Belki aramızda hâlâ çözülmesi gereken şeyler vardı. Belki ailelerimiz, krallıklarımız ve geçmişimiz ileride önümüze çıkacaktı. Ama o gece bunları düşünmek istemedim. O gece yalnızca dans etmek istedim. Damian'ın elimi tuttuğu ve benim de bırakmadığım o birkaç dakika boyunca, dünyadaki bütün sorunların biraz uzağımızda kaldığına inanmak istedim. Çünkü bazen insan gerçeği bilmekten çok, bir süreliğine her şeyin güzel olduğuna inanmayı seçiyordu.

Bölüm sonu

0 yorum

Bu bölüme henüz yorum yapılmamış. İlk yorumu sen yaz.