*3 Yeni Mesaj*
Bilinmeyen Numara; Nereye böyle Ela?
Bilinmeyen Numara; Hem de bensiz.
Bilinmeyen Numara; Hiç yakıştıramadım sana.
Gelen mesajları idrak etmeye çalışıyordum. Bu numarayı nasıl bulmuştu? Aşırı paniklemiştim, düşünecek vaktim bile yoktu. Şimdi ne yapacaktım!?
Etrafa hızla göz gezdirdim. Hayır! Şu an benim nerede olduğumu bilmiyordu. İzimi bulmak, vakit kazanmak için benim aklımı karıştırmaya çalışıyordu. Yani ben bu kadarına ihtimal verebiliyordum sadece.
Lanet olsun ki, evden öyle çok uzaklaşamamıştım. Dikkat çekmeden acilen buradan gitmem gerekiyordu. Adamları buralarda olabilirdi, çok dikkatli olmalıydım.
Titrekçe birkaç adım attığım sırada bir mesaj daha geldi. Bakmayacaktım. Bu da bir oyun olabilirdi. Telefonuna bakan bir kız süpheli durumuna kolayca düşebilirdi.
Derin bir nefes alıp yürümeye devam ettim. Ama sonra aklıma bir şey dank etti.
Telefonu oracıkta paramparça edip koşmaya başladım. Telefonuma ulaşabildiyse, telefon konumuna da rahatlıkla ulaşabilirdi.
Elimdeki kıyafetlerle dolu valiz bana zorluk çıkarıyordu ve dikkat çekmeme sebep oluyordu.. Gerekli olan her şeyim sırt çantamdaydı zaten.
Valizi de bir köşeye fırlatıp, insanların bakışlarını umursamadan bir süre daha koşmaya devam ettim. Ta ki nefesim kesilene kadar...
Nereye gidecektim şimdi? Polislerden bile kazık yemişken, sahte arkadaşlarıma nasıl güvenecektim.
En yakın arkadaşım dediğim Aleyna bile bana kazık atmıştı. Kırdığım telefonun sim kartı, Aleyna'nın adınaydı... Sıraç numaramı hemen bulduğuna göre? Bu demek oluyordu ki arkadaşlarım bile birer yalandı.
Koca dünyada tek başıma kalmıştım. Çok korkuyordum. Her an aklımı kaçırabilirdim. Ama şu an korkuma yenilmenin vakti değildi. Bir yolunu bulup, burayı terk etmeliydim. Havaalanı ve otogarlara çoktan adamlarını göndermiş olmalıydı.
Nasıl çıkacaktım bu şehirden? Ellerim stresten titremeye başladığında, gözyaşlarım da akmakta gecikmemişti.
Düşün Ela.
Düşün.
Düşün.
Düşün!
Güvenecek kimsem kalmamıştı. Gözlerimi kapatıp derin bi nefes aldım. Başaracaktım. Teslim olmayacaktım. Özgürlüğüm, ölüm bile olsa korkmayacaktım...
Hafif çiseleyen yağmur hızlanmama sebep oldu. Nereye gittiğimi bilmeden hızlı hızlı adımlar atıyordum.
Darmadağınık ve yıkılmış bir haldeydim. Ne bir hayalim, ne de tutunacak bir dalım kalmıştı. Kararan havayla birlikte son kalan umutlarımda kararıyordu. Hızını artıran yağmurun soğukluğu, artık ruhumu da üşütüyordu.
Zavallı ben, öylece yürüyordum. Az önce "Sonu ölüm olsa bile korkmayacağım." diyen kız bir an da gitmiş, ne yapacağını bilmeyen ürkek bir ceylana dönüvermiştim. Çığlık atmak, kendimi yumruklamak istiyordum. Meğer çıkmaza girmek ne kadar da zormuş. Her şeyin bir çaresi olduğuna inanırken, birden çaresiz kalmak perişan olmama yetmişti. Polise bile eli uzanan bir adamın beni bulması zor olmayacaktı.
Yağmurdan belli olmayan gözyaşlarım eşliğinde, deniz manzaralı bir banka oturdum.
Kabullenmiş olmanın yoğun sessizliği kulaklarımda uğulduyordu. Beni bulacaktı, ona teslim olacaktım. Ama teslim olamayacağım bir konu vardı. Duygularıma asla sahip olamayacaktı.
Soğuktan titremeye başladığımda umursamadım. Şanslıysam belki hemen şuracıkta ölür ve kurtulurdum.
Beynimde dönüp duran korkunç düşünceler eşliğinde, önce gökyüzüne sonra sonsuz gibi gelen denize baktım. Yağmurdan kamufle olan gözyaşlarım, ifadesizliğimi yıkmak istermiş gibi hıçkırıklarla döküldü. Bacaklarımı avuçladım. Bütün hırsımı bacaklarımdan almak istermiş gibi, ağzımdan çıkan her hıçkırıkta daha çok sıktım.
Sanırım yavaş yavaş aklımı kaybediyordum...
Beni köşeye sıkıştırdın.
Şimdilik sen kazandın ama bu böyle bitmeyecek Sıraç.
Sıra elbet bana da gelecek.

