İçeriğe geç

Küçük Takıntı

Bölüm 9 · 3 dk okuma

Küçük Takıntı

Bölüm 9

Kaçış

Aklım karmakarışıktı. En az Sıraç kadar değişik arkadaşı, Sıraç'ı tanımaya çalışmamı ısrarla isteyeli birkaç saat oluyordu. Daha önce görmediğim, bilmediğim, hakkında en ufak bir şey duymadığım, üstüne beni korkutan birini nasıl tanımaya çalışabilirdim? Bunun mantıklı bir izahı olabilir miydi? Benimle dalga geçiyor olmalılardı herhalde?

Aptal olma Ela.

En son engellediğim gizemli numaranın engelini kaldırdım. Mesaj atmak yerine aramayı seçtim. 1. çalışta o ikonik ses duyuldu.

Aradığınız numara kullanılmamaktadır.

Sıraç'ın aptal arkadaşı, tek çarenin onu tanımak olduğunu söylerken ona nasıl ulaşacağımı söylememesi beni sinir etmişti. Dünyada ki bütün saçmalıklar istisnasız neden beni buluyordu?

Belki arkadaşı sandığım kişi bile Sıraç'ın ta kendisiydi ve bu şekilde beni manipüle etmeye çalışıyordu? Kafayı yemek üzereydim. Daha önce filmlerde rastladığım bu deli saçması olayın başıma gelmesi sinirden gülmeme sebep oldu. O kadar paranoyaklaşmıştım ki kapıdaki polislerin onun adamları olabilme ihtimali daha çok gülmeme sebep oldu.

Neden bütün bunları ben çekiyordum? Dünyada milyarca insan varken gizli bir numaranın bana yazması, kısacası ödümü koparıyordu. Neler yaptığımı biliyordu mesela. Nasıl biliyordu? Aklıma aniden dank etti. Hızlıca evin içine göz gezdirdim. Gizli kamera falan mı vardı yoksa? Gerçekten aklımı kaybetmek üzereydim. Tımarhaneye atılmam an meselesiydi.

Polisler onun adamı mıydı cidden!?

Evdeki bütün kuytu köşeleri kontrol ettim.

Ben neye, kime bulaşmıştım böyle?

Acele etmem lazımdı. Polisler onun adamıysa buradan defolup gitmem gerekmez miydi?

Onlara Sıraç'ın aptal arkadaşını anlatmama rağmen, telefonuma ulaşabildikleri halde, herhangi bir gelişme için bilgilendirmemeleri beni daha çok işkillendirmişti.

Koşarak odama gittim. Cidden vaktim daralıyor olmalıydı.

"Seni seviyorum."

Hayır!

Buna asla izin veremezdim. Bavulumu çıkardım. Birkaç gün yetecek kıyafet, kişisel eşyalar, pasaportum, kimliğim, bilgisayarım, birkaç önemli belge ve cüzdanımı aldığımdan emin oldum.

Telefonumu kaptığım gibi bir iğne yardımıyla sim kartını çıkarıp kırdım. Daha sonra da telefonu paramparça ettim.

Kendimi riske atamazdım.

Eski telefonumu alıp önceden arkadaşımın adına aldığım sim kartını içine yerleştirdim. Böylesi daha güvenliydi.

Yaklaşık 10 dakika sonra polisler devriye değişecekti o sırada sadece 3 polis kalacaktı. Şanslıysam eğer, arka kapıda bekleyen bir polis olmayacaktı.

Son olarak tek aile albümünü de bavuluma sıkıştırdım. O benim ailemden kalan tek şeyimdi. Belki buraya geri dönemezdim o yüzden yanıma aldım.

Siyah bir sweatshirt giyip kapşonumu kafama geçirdim. Polisler adamlarıysa bile, polis olmayan adamları da dışarıda sivil bir şekilde beni gözetliyor olabilirlerdi. Tanınmamam gerekiyordu.

Giyinme kısmı bitince, kapıları ve pencereleri iyice kilitledim. Dışarıdaki güvenlik kameralarını kontrol ederken şansıma arka kapıda cidden polis yoktu.

Son olarak kameraları devre dışı bıraktım. Gittiğimi elbet farkedeceklerdi. Ne taraftan gittiğimi anlamasınlar diye bunu yapmıştım.

Arka kapıdan çıkıp kapıyı iyice kilitledim.

Sessizce bahçe kapısına yönelirken bir polisin konuşmasını duydum. Sanırım telefonla konuşuyordu. Tam yoluma devam edecekken adımın geçmesiyle durakladım.

"Evet efendim evinden hiç çıkmıyor. Merak etmeyin gözümüz Ela hanımın üstünde."

Bu polis kılıklı herifler kesinlikle Sıraç'ın adamlarıydı. Artık tamamen emindim.

Daha fazla vakit kaybetmeden panikle bahçe kapısından dışarı fırladım.

Ne yapacaktım? Hiçbir fikrim yoktu. Deli gibi korkuyordum. Elim ayağıma dolanıyordu, ama öylece durup, kadere teslim olamazdım.

Sokaklardan bir kedi yavrusu gibi sessiz sessiz geçerken birden karşıma çıkıp, beni almaya gelirse diye aklım çıkıyordu.

En başta direkt havalimanına gitmeyi planlamıştım ama orada hemen enselenmem an meselesiydi.

Şimdi ne yapacaktım?

*3 Yeni Mesaj*

Bilinmeyen Numara; Nereye böyle Ela?

Bilinmeyen Numara; Hem de bensiz.

Bilinmeyen Numara; Hiç yakıştıramadım sana.

Bölüm sonu

5 yorum