Gece tekrar çökmüştü.
Ama bu sefer…
karanlık daha ağırdı.
Depo sessizdi.
Lorenzo ortada duruyordu.
Siyah takım elbisesi، kusursuz duruşu…
ama gözleri—
tam anlamıyla ölüm.
Elara birkaç adım arkasındaydı.
Kaçabilirdi.
Belki…
Ama kaçmadı.
Çünkü artık biliyordu—
nereye giderse gitsin، bu adamdan kaçış yoktu.
Kapı açıldı.
Ağır ağır.
İçeri üç adam girdi.
Ortadaki… liderdi.
Gözleri مباشرة Elara’ya kaydı.
Sonra gülümsedi.
“Demek doğruymuş…” dedi.
“Zayıf noktan bu kız.”
Lorenzo kıpırdamadı.
“Yanlış kelime.”
Adam kaşını kaldırdı.
“Öyle mi?”
Lorenzo başını hafifçe yana eğdi.
“Zayıflık değil.”
Bir saniye durdu.
Sonra gözleri karardı.
“Takıntı.”
Oda buz kesti.
Adam güldü.
“Daha da iyi.”
Elini kaldırdı.
Adamları silahlarını doğrulttu.
Elara’nın kalbi duracak gibiydi.
Ama Lorenzo…
Hâlâ sakindi.
“Geç kaldınız,” dedi.
Adam alay etti:
“Bu sefer kaçamazsın.”
Lorenzo’nun dudakları hafifçe kıvrıldı.
“Kaçan ben değilim.”
Ve o an—
IŞIKLAR KESİLDİ.
Karanlık.
Mutlak.
Bir saniyelik sessizlik…
Sonra—
PAT! PAT! PAT!
Silah sesleri karanlığı yırttı.
Çığlıklar.
Koşuşturmalar.
Elara nefesini tuttu.
Hiçbir şey göremiyordu.
Sadece…
Onu hissetti.
Lorenzo.
Bir gölge gibi hareket ediyordu.
Sessiz… hızlı… ölümcül.
Bir adam yere düştü.
Sonra diğeri.
Sonuncusu kaçmaya çalıştı—
Ama başaramadı.
Işıklar tekrar geldiğinde…
Her şey bitmişti.
Yerde cesetler vardı.
Ve ortada…
Lorenzo.
Elara ona baktı.
Korku… hayranlık… karmaşa…
Hepsi iç içeydi.
“Bunu…” diye fısıldadı،
“benim için mi yaptın?”
Lorenzo yavaşça ona döndü.
Yüzünde kan izleri vardı.
Ama ifadesi… boştu.
“Hayır.”
Elara’nın kalbi kırıldı.
Ama Lorenzo devam etti:
“Bunu bana dokundukları için yaptım.”
Bir adım yaklaştı.
“Ve sana dokunmaya çalıştıkları için.”
Elara’nın nefesi kesildi.
“Ben… seni sattım…”
Sessizlik.
Lorenzo’nun bakışları ağırlaştı.
“Evet.”
Elara gözlerini kapattı.
“Beni öldürecek misin?”
Uzun bir sessizlik oldu.
Sonra…
Lorenzo ona yaklaştı.
Çok yakın.
Tehlikeli derecede yakın.
Elini kaldırdı.
Elara irkildi…
Ama vurmadı.
Yavaşça yanağındaki bir damla yaşı sildi.
“Hayır.”
Elara gözlerini açtı.
Şaşkın.
“Kötü bir ceza bu olurdu,” dedi.
Elara’nın kalbi hızlandı.
“Peki ne yapacaksın?”
Lorenzo’nun dudakları yavaşça kıvrıldı.
Ama bu gülümseme…
karanlıktı.
“Seni kıracağım.”
Elara dondu.
“Ta ki…” dedi Lorenzo،
“beni satmayı bir daha aklından bile geçiremeyecek hale gelene kadar.”
Elara geri çekildi.
Ama Lorenzo bileğini yakaladı.
Yine.
Her zamanki gibi kaçınılmaz.
“Çünkü artık…”
Eğildi.
Nefesi kulaklarında yankılandı.
“Sen sadece benim değil…”
Kısa bir duraksama…
“Sana zarar veren herkesin kabususun.”
Elara’nın kalbi titredi.
Bu bir kurtuluş değildi.
Bu…
daha derin bir esaretti.