Kravatlı balık ve gotik ekibinin malko maceraları - Bölüm 2
Ay'daki Hamsi Kongresi
Salatalığın belediye başkan yardımcısı olmasının üzerinden tam üç gün geçmişti.
Deniz halkı yeni düzene alışmaya çalışıyordu.
Fikret her zamanki gibi çay bardağındaki ofisine geldiğinde masasının üzerinde bir mektup buldu.
Mektubun üzerinde şunlar yazıyordu:
"Sayın Fikret,
Ay'da düzenlenecek Uluslararası Hamsi Kongresi'ne davetlisiniz.
Lütfen yanınızda muz getirmeyin.
Saygılarımızla."
Fikret heyecanlandı.
— Nihayet uluslararası bir iş insanı oldum!
Ahtapot muhasebeci gözlüğünü düzeltti.
— Ama Ay'a nasıl gideceğiz?
Tam o sırada belediye başkan yardımcısı salatalık konuştu:
— Ben uzay mekiği olabiliyorum.
Kimse buna şaşırmadı.
Çünkü salatalık zaten belediye başkan yardımcısıydı.
Salatalık bir anda roket şekline dönüştü.
Penguen, denizatı, Fikret ve ahtapot içine bindiler.
Üç...
İki...
Bir...
PATATES!
Roket havalandı.
— Normalde "ateş" denmez mi? diye sordu penguen.
— Bütçemiz sadece patatese yetti, dedi ahtapot.
Uzun bir yolculuğun ardından Ay'a ulaştılar.
Ama Ay'da bekledikleri gibi astronotlar yoktu.
Her yer hamsilerle doluydu.
Binlerce hamsi takım elbise giymişti.
Bazıları dizüstü bilgisayar kullanıyor, bazıları da ciddi ciddi karpuz ticareti konuşuyordu.
Kongrenin başkanı kürsüye çıktı.
— Değerli hamsiler ve diğer canlılar! Bu yılın en önemli sorunu gündemimizde...
Salon sessizleşti.
Başkan derin bir nefes aldı.
— Kaşıklar neden vardır?
Salondan alkış koptu.
Üç saat boyunca herkes kaşıkların amacı hakkında tartıştı.
Bir grup hamsi kaşıkların aslında şapka olduğunu savunuyordu.
Diğer grup ise onların küçük kayaklar olduğunu iddia ediyordu.
Fikret söz istedi.
— Belki de kaşıklar... kaşıktır?
Salonda büyük bir sessizlik oldu.
Bir hamsi bayıldı.
Bir diğeri ağlamaya başladı.
Başkan masaya vurdu.
— Bu kadar radikal fikirler kabul edilemez!
Tam o sırada Ay sallanmaya başladı.
Gökyüzünde dev bir gölge belirdi.
Bu, evrenin en büyük kedisiydi.
Kedi Ay'a bakıp miyavladı.
Miyavın şiddetiyle yüzlerce hamsi havaya uçtu.
Penguen dürbünle baktı.
— Sanırım bizi yemek istiyor.
— Hayır, dedi salatalık. Bence canı sıkılmış.
Kedi bir kez daha miyavladı.
Sonra cebinden dev bir örgü şişi çıkardı.
— Kedilerin cebi mi olur? diye sordu denizatı.
— Bu hikâyede olur, dedi Fikret.
Kedi Ay'ı yumak sanıp oynamaya başlayınca bütün kongre üyeleri kaçıştı.
Fikret hızlıca bir çözüm düşündü.
Ay'ın üzerine lazerle kocaman bir salatalık resmi çizdiler.
Kedi resmi görünce heyecanlandı ve gerçek Ay yerine resmi kovalamaya başladı.
Böylece gezegen kurtuldu.
Kongre başkanı Fikret'e altın hamsi madalyası verdi.
Madalyanın üzerinde şu yazıyordu:
"Kaşıklar konusunda hiçbir şey çözemedik ama teşekkür ederiz."
Kahramanlarımız Dünya'ya dönerken Fikret pencereden dışarı baktı.
Derin bir nefes aldı.
— Umarım artık başımıza daha garip bir şey gelmez.
Tam o sırada uzayın ortasında dev bir lahmacun belirdi.
Devamı 3.Bölümde