BÖLÜM 7 — SEÇİM
Sabah olup olmadığını anlamak mümkün değildi.
Lina gözlerini açtığında ilk hissettiği şey zamanın kaybolmuş olmasıydı. Ne kadar uyuduğunu bilmiyordu. Belki birkaç saat… belki hiç uyumamıştı.
Oda aynıydı.
Ama artık tanıdık gelmiyordu.
Tavanı izledi.
Bir süre.
Uzun süre.
Sonra yavaşça doğruldu.
Mira hâlâ yataktaydı.
Ama uyumuyordu.
Gözleri açıktı.
Boşluğa bakıyordu.
“Uyudun mu?” diye sordu Lina.
Mira başını hafifçe salladı.
“Hayır.”
Kısa bir sessizlik oldu.
“Ben de.”
İkisi de yalan söylemişti.
Ama önemli değildi.
Odanın içindeki hava değişmişti.
Daha ağırdı.
Daha kapalı.
Sanki gece boyunca duvarlar biraz daha yaklaşmıştı.
Tam o anda…
koridordan bir ses geldi.
Bir kapı açıldı.
Ardından…
adımlar.
Sonra…
bir ses.
“Toplanın.”
Ses tanıdıktı.
Maskeli adam.
Lina ile Mira birbirine baktı.
“Başladı,” dedi Mira.
Lina bir şey söylemedi.
Ama içinden aynı şeyi düşündü.
İkisi de ayağa kalktı.
Kapıya yürüdüler.
Kapıyı açtıklarında koridor doluydu.
Herkes dışarı çıkmıştı.
Kimse konuşmuyordu.
Ama herkes…
aynı yere gidiyordu.
Salon.
Lina kalabalığın içinde yürüdü.
İnsanların yüzlerine baktı.
Hepsi değişmişti.
Dün gelen insanlar…
gitmişti.
Yerine…
korkan insanlar gelmişti.
Salona girdiklerinde maskeli adam ortadaydı.
Her zamanki gibi.
Ama bu sefer…
yalnız değildi.
Yanında biri daha vardı.
Lina’nın gözleri ona kaydı.
Ve o an…
zaman bir saniyeliğine yavaşladı.
Adam uzun boyluydu.
Duruşu sakindi.
Ama dikkat çekiciydi.
Yüzü…
fazla kusursuzdu.
Keskin hatlar.
Derin bakışlar.
Karanlık ama çekici bir ifade.
Ve en garibi…
gülümsüyordu.
Ama bu gülümseme…
maskeli adamınki gibi değildi.
Bu…
gerçek gibiydi.
Lina gözlerini ondan ayıramadı.
Adam da ona baktı.
Kısa bir an.
Ama o an…
uzadı.
Sonra adam bakışlarını kaçırdı.
Lina kalbinin hızlandığını fark etti.
“Şimdi sırası mı?” diye düşündü.
Ama his…
kontrol edilemezdi.
Maskeli adam konuşmaya başladı.
“İlk gün… gözlemdi.”
Sessizlik.
“Bugün…”
Durdu.
“…seçim.”
Bu kelime…
salona düştü.
Herkes gerildi.
“İki kişi…” dedi adam.
“…bugün ayrılacak.”
Bir kadın ağlamaya başladı.
Kimse ona bakmadı.
Çünkü herkes…
aynı şeyi düşünüyordu.
“Ben mi?”
Maskeli adam elini kaldırdı.
Salonda bir ekran açıldı.
Ama bu bir ekran değildi.
Daha çok…
duvarın içinden çıkan bir görüntü gibiydi.
İsimler belirdi.
Yavaşça dönüyordu.
Lina’nın kalbi hızlandı.
İsimler durdu.
İki isim.
Birincisi…
dün kaybolan adamın adıydı.
Herkes dondu.
“Bu mümkün değil…” diye fısıldadı biri.
İkinci isim…
kalabalığın içinden birine aitti.
Genç bir kız.
Dizlerinin bağı çözüldü.
“Hayır… ben… ben bir şey yapmadım…”
Maskeli adam başını eğdi.
“Bu bir ceza değil.”
Durdu.
“Bu bir sonuç.”
Kız ağlıyordu.
“Lütfen… lütfen…”
Kimse yardım etmedi.
Çünkü kimse edemezdi.
İki görevli ortaya çıktı.
Sessiz.
Soğuk.
Kızı tuttular.
Direndi.
Ama faydasızdı.
Götürdüler.
Kapı kapandı.
Salonda kimse nefes almıyordu.
Sonra…
uzaktan bir ses geldi.
Bir çığlık.
Ama kısa sürdü.
Ve bitti.
Sessizlik.
Maskeli adam tekrar konuştu.
“Devam.”
Bu kadar.
Sanki hiçbir şey olmamış gibi.
Lina’nın midesi bulandı.
Yanındaki adam…
ona yaklaştı.
O yakışıklı olan.
“İlk kez mi?” dedi.
Sesi sakindi.
Lina ona baktı.
“Evet.”
Adam başını salladı.
“Alışırsın.”
Bu cümle…
rahatsız ediciydi.
“Ben Lina.”
Adam hafifçe gülümsedi.
“Biliyorum.”
Lina kaşlarını çattı.
“Nasıl?”
Adam gözlerini kaçırdı.
“Burada herkes bir şekilde bilinir.”
Bu cevap…
yeterli değildi.
Ama Lina sorgulamadı.
“Sen?”
Adam kısa bir duraksadı.
“Aras.”
İsmi…
garip bir şekilde uyuyordu.
Lina içinden tekrarladı.
“Aras.”
Aras ona baktı.
Bu sefer daha uzun.
“Dikkatli ol,” dedi.
“Kimden?”
Aras hafifçe yaklaştı.
“Benden bile.”
Lina’nın kalbi hızlandı.
Bu bir uyarı mıydı…
yoksa bir oyun mu?
Aras geri çekildi.
Ama gözleri hâlâ Lina’daydı.
Ve Lina o an fark etti…
Bu yer sadece korkutucu değildi.
Tehlikeliydi.
Ama bazı tehlikeler…
insanı kendine çekerdi.
Ve Aras…
öyle bir tehlikeydi.
(Bölüm 7 Sonu)