İçeriğe geç

KRALLIK

Bölüm 8 · 3 dk okuma

KRALLIK

Bölüm 8

Sessizliğin Ağırlığı

BÖLÜM 8 — SESSİZLİĞİN AĞIRLIĞI

Salon yavaş yavaş boşalırken kimse gerçekten hareket etmiyordu.

İnsanlar yürüyordu, evet. Konuşuyordu gibi görünüyorlardı. Ama aslında herkesin zihni hâlâ birkaç dakika önce yaşananlara takılı kalmıştı. İki isim. İki kayboluş. Bir çığlık. Ve ardından gelen o korkunç sessizlik.

Lina da yürüyordu.

Ama nereye gittiğini bilmiyordu.

Adımları onu koridora doğru götürdü. Aynı kapılar, aynı dar alan, aynı baskı hissi… ama bu sefer her şey daha farklıydı. Daha ağır.

Sanki duvarlar biraz daha yaklaşmıştı.

Sanki hava biraz daha azalmıştı.

Mira yanında yürüyordu ama bu sefer konuşmuyordu.

Normalde bir şey söylerdi. En azından bir yorum. Ama şimdi… sessizdi.

Bu sessizlik Lina’yı rahatsız etti.

“Mira…” dedi.

Cevap gelmedi.

Lina başını çevirip ona baktı.

Mira’nın yüzü solgundu.

Ama bu sadece korku değildi.

Daha derin bir şey vardı.

“İyi misin?” diye sordu Lina.

Mira gözlerini ona çevirdi.

Bir an.

Sanki tanımıyormuş gibi baktı.

“İyi değilim,” dedi.

Bu kadar.

Ama bu iki kelime… ağırdı.

Lina ne diyeceğini bilemedi.

Çünkü burada “iyi olmak” diye bir şey yoktu.

İkisi odaya girdiler.

Kapı kapandı.

Bu sefer kapının sesi daha sert geldi.

Daha son gibi.

Lina yatağa oturdu.

Elleri hâlâ hafif titriyordu.

“Bu… gerçek mi?” diye fısıldadı.

Mira cevap vermedi.

Sadece duvara bakıyordu.

“Bu bir oyun değil,” dedi sonra.

Lina başını kaldırdı.

“Bu… bir eleme değil.”

Durdu.

“Bu… yok etmek.”

O kelime odanın içinde kaldı.

Lina’nın boğazı düğümlendi.

“Kaçabilir miyiz?” diye sordu.

Mira bu sefer güldü.

Ama bu gülüş…

tamamen kırılmıştı.

“Kapıyı açmayı dene.”

Lina kalktı.

Kapıya gitti.

Kolunu tuttu.

Çevirdi.

Açılmadı.

Biraz daha zorladı.

Hiçbir şey.

Kapı kilitliydi.

Lina geri çekildi.

İçinde bir şey çöktü.

Ve o an…

tavan hoparlörlerinden bir ses geldi.

“İkinci aşama.”

İkisi de dondu.

Ses aynıydı.

Maskeli adam.

“Katılımcılar salona.”

Ses kesildi.

Lina ile Mira birbirine baktı.

“Bu kadar erken mi?” dedi Lina.

Mira başını salladı.

“Burada zaman yok.”

Bu cümle…

doğruydu.

Salona döndüklerinde herkes oradaydı.

Ama bu sefer ortam farklıydı.

Ortanın tam ortasında…

bir şey vardı.

Bir düzenek.

Yüksek değildi.

Ama dikkat çekiciydi.

Metal bir çerçeve.

İçinde tek bir sandalye.

Sandalye…

fazla basitti.

Ama etrafındaki yapı…

fazla karmaşıktı.

Lina’nın kalbi hızlandı.

“Bu ne…” diye fısıldadı.

Kimse cevap vermedi.

Maskeli adam ortaya çıktı.

“Bugün,” dedi.

“…daha açık olacağız.”

Bu cümle…

iyi bir şey gibi gelmedi.

“Seçim sadece isimlerle yapılmaz.”

Durdu.

“Bazen…”

Herkes nefesini tuttu.

“…karar vermek gerekir.”

Salon gerildi.

“Bir kişi seçilecek.”

Sessizlik.

“Ve bu kişi…”

Adamın sesi yavaşladı.

“…diğerleri tarafından belirlenecek.”

Lina’nın kalbi duracak gibi oldu.

“Hayır…” diye fısıldadı biri.

Ama kimse onu duymadı.

“Aranızdan biri öne çıkacak.”

Kimse hareket etmedi.

“Ve…”

Adam gülümsedi.

“…birini seçecek.”

Bu cümle…

herkesi parçaladı.

Çünkü bu artık sadece hayatta kalmak değildi.

Bu…

birini öldürmekti.

Ve o an…

Mira öne çıktı.

Lina’nın gözleri büyüdü.

“Mira, hayır—”

Ama Mira yürümeye devam etti.

Adımları sakindi.

Sanki çoktan karar vermişti.

Sandaleye yaklaştı.

Durdu.

Maskeli adam başını eğdi.

“Seç.”

Mira kalabalığa baktı.

Gözleri tek tek insanların üzerinden geçti.

Sonra…

Lina’ya geldi.

Durdu.

Lina’nın kalbi durdu.

Ama Mira…

başka yöne baktı.

Kalabalığın arkasında duran genç bir erkeği işaret etti.

Erkek dondu.

“Ben… ben bir şey yapmadım…”

Kimse hareket etmedi.

Görevliler onu aldı.

Sürüklemediler.

Ama gitmek istemediği belliydi.

Sandaleye oturtuldu.

Bağlanmadı.

Ama kalkmadı.

Çünkü korku…

onu zaten tutuyordu.

Mira geri çekildi.

Yüzü boştu.

Hiçbir şey hissetmiyor gibiydi.

Maskeli adam konuştu.

“Karar verildi.”

Bir düğmeye bastı.

Ve o an…

hiçbir şey olmadı.

Ama bu…

daha korkutucuydu.

Adam nefes aldı.

Hızlandı.

Etrafına baktı.

“Lütfen…” dedi.

Kimse cevap vermedi.

Sonra…

sandalyenin altından bir ses geldi.

Çok hafif.

Ama Lina duydu.

Ve o an…

adamın yüzü değişti.

Sanki…

içinde bir şey fark etmişti.

“Hayır…”

Ama geç kalmıştı.

Lina gözlerini kapatamadı.

Çünkü görmek zorundaydı.

Ama asıl korkunç olan…

gördüğü şey değildi.

Duyduğu şeydi.

Adamın nefesi.

Yavaşça…

yavaşça…

kesilirken.

Ve salon…

tamamen sessizken.

Kimse yardım etmezken.

Kimse kıpırdamazken.

Sadece izlerken.

Lina’nın gözlerinden yaşlar aktı.

Ama ağlamıyordu.

Çünkü bu…

ağlamanın ötesindeydi.

Bu…

kırılmaydı.

Mira’ya baktı.

Mira…

hala boş boş bakıyordu.

Ve Lina o an anladı.

Bu yer…

insanları öldürmüyordu sadece.

Onları…

başka bir şeye çeviriyordu.

(Bölüm 8 Sonu)

Bölüm sonu

0 yorum

Bu bölüme henüz yorum yapılmamış. İlk yorumu sen yaz.