İçeriğe geç

KRALİÇENİN DÖNÜŞÜ

Bölüm 7 · 2 dk okuma

KRALİÇENİN DÖNÜŞÜ

Bölüm 7

Uyuyan Gerçek ve Simonun Gölgesi

İki hükümdar arasındaki gerilim odayı tam bir barut fıçısına çevirmiş, kılıçların kabzalarında sıkılaşan eller her an büyük bir felaketin kıvılcımını çakmaya hazır hale gelmişti. Ancak tam o anda, yatakta yatan Elara’nın dudaklarından dökülen derin, hırıltılı nefes odadaki tüm bağrışmaları bir anda kesti.

Elara’nın göz kapakları titredi. Mavi gözleri yavaşça aralandı; ancak o gözlerdeki bakış artık az önceki korku dolu kız çocuğuna ait değildi. Göz bebeğinin etrafında, geceyi yarıp geçen o yıldırımın bıraktığı gümüşi ve kan kırmızısı bir hare dönüyordu.

"O... geliyor..." dedi Elara. Sesi fısıltıdan halliceydi ama odadaki herkesin iliklerine kadar işlemişti.

Ethan anında yeniden dizlerinin üzerine çöktü. "Elara! Kim geliyor? Kimi gördün?"

Elara, güçsüzce Ethan’ın elini kavradı. Parmakları Ethan’ın tenine değdiğinde, zihnindeki kehanetin son sahneleri bir ışık süzmesi gibi yeniden parladı. Genç kız bakışlarını babası Kral Arthur’a, ardından dehşetle kendisine bakan Kuzey Kralı Auldric’e çevirdi.

"Tartışmayı bırakın..." dedi Elara, gözlerinden süzülen yaşlarla. "Auldric Majesteleri... Yüz yıl önce korktuğunuz o kehanet bir efsane değildi. Ama hedefleri düşündüğünüz gibi birbirimiz değiliz. Karanlık, iki krallığın arasındaki bu güvensizlikten besleniyor."

Kral Auldric attığı adımı dondurdu. "Ne demek istiyorsun kızım? Kimden bahsediyorsun?"

"Simon Krallığı..." Elara’nın dudaklarından dökülen bu iki kelime, odadaki havayı bir kat daha dondurdu. "Kral Simon ve orduları... Yıllardır sınırda sessizce güç toplayan o karanlık diyar. Felaket gökten değil, sınır kapılarımızdan geliyor. Birkaç gün içinde, iki krallık birbirine düşmüşken kanlı bir baskın yapacaklar."

Elara doğrulamaya çalışarak zihninde canlanan sahneleri tek tek aktarmaya başladı:

"Sarayımızın burçlarında onların siyah sancakları dalgalanıyordu. Mermer koridorlarımız kendi askerlerimizin kanıyla yıkanmıştı. Annem, babam... Ethan..." Elara’nın sesi kırıldı, Ethan’ın elini adeta can havliyle sıktı. "Seni o mermer zeminde, göğsünden süzülen kanlarla yatarken gördüm Ethan. Eğer bu gece birbirinize kılıç çekmeye devam ederseniz, hepsi gerçekleşecek. Simon Krallığı bizi birleşik bir güç olarak değil, parçalanmış iki diyar olarak yok edecek!"

Kral Auldric, kızın gözlerindeki o sarsılmaz ve apaçık dehşeti görünce geriledi. Bir insanın böylesine saf bir korkuyu ve detayı uydurmasına imkan yoktu. Dönüp Kral Arthur’a baktı; iki hükümdarın da gözlerinde ilk kez ortak bir gerçekliğin ağırlığı vardı.

"Simon Krallığı..." diye mırıldandı Arthur, dişlerini sıkarak. "Sınırımızdaki o sessizlik bir barış değil, bir pusuymuş."

Ethan, Elara’nın alnına dokunarak gözlerinin içine baktı. "Söz veriyorum Elara. O kehanette gördüğün hiçbir şeyin yaşanmasına izin vermeyeceğim. O kan benim göğsümden akmayacak, seni de o karanlığa teslim etmeyeceğim."

Bölüm sonu

0 yorum

Bu bölüme henüz yorum yapılmamış. İlk yorumu sen yaz.