Midemi bulandıran birkaç sarsıntıdan sonra nihayet ayaklarım sert zemine değiyor. Etrafa baktığımda kaldığımız hanın karşısındaki binanın çatısında olduğumuzu görüyorum. Ben en son aşağı düşüyorduk ne ara -ve tabii ki nasıl- bu çatıya çıktık diye düşünürken bir eli hala belimi kavrayan Valery'e dönüyorum. Bakışımdan ne düşündüğümü anlamış olacak ki ''Evet şey, ufak bir parça sihir kullanmış olabilirim ama şu an buna takılma.'' diyor. Bu konuyu daha sonra kurcalamak üzere şimdilik kenara koyuyorum ve hanın penceresine dönüyorum. James uyanmış. Arkamdan fısıltıyla gelen bir küfür eşliğinde çekiştiriliyorum.
''Hadi, artık gitmemiz gerek. James'e yakalanmak gibi bir niyetim hiç yok.'' Eh benim de yok.
''Nereye gideceğiz peki?'' diye soruyorum bir yandan da onun hızına yetişmeye çalışarak.
''Tabii ki önce sana giyecek düzgün bir şeyler bulmaya.'' Valery söyleyince üzerimdekilerin farkına varıyorum.
Zaten üç beş parça bir şeyden ibaret olan giysilerimden en kötü durumda olanını giymiştim. Ama kesinlikle kendime hak veriyorum çünkü ne kadar eski ve şey biraz da yırtık olsalar da uyurken giyebileceğim en iyi seçenek bunlar. Bir kere bana büyük geliyorlar ki bu çok rahatlar demek, yani iyi bir şey.
Valery çatının diğer tarafından inmeme yardım ederken çıkışmadan edemiyorum.
''Zamanlaman bu kadar kötü olmasaydı düzgün bir şeyler giyebilirdim.'' Sonuçta giyecek tek şeyim bu değil tabii ki.
O ise gülmekle yetiniyor ben de daha fazla konuşmuyorum. Ancak ayaklarım kaldırım taşlarını bulduğunda kafama dank ediyor. Mesele sadece üstümdeki paçavralar değil. Botlarım ve hançerlerim! Onlar da handa kaldı, o kadar savunmasızım ki şu an bu halde kaçmaya çalışsam beş metre ileriden köşeyi dönemem bile. Beni yakalamak için en ufak bir çaba göstermesine gerek kalmaz. Aferin! Tanımadığın insanların yanında kendini savunmasız aciz duruma düşürmede üstüne yok Katie. Bu ilk sefer değil ve son da olmayacak gibi duruyor, ben hiç akıllanmaz mıyım?
Ben kendimle ufak çaplı bir savaş verirken Valery'nin bakışını yakalıyorum, gülerek ''Evet çok savunmasızsın.'' diyor.
''Komik mi şimdi bu? Senin yüzünden her şeyim orada kaldı!'' Ona çıkışmam yüzündeki gülümsemeyi silsin diye beklerken onun gülümsemesi genişliyor ve resmen kahkaha atmamak için kendini zorluyor. ''Suratına yumruğumu geçirdiğimde de böyle gülebilecek misin acaba?'' dediğimde teslim olur gibi ellerini kaldırıyor. Gözlerimi devirmeden edemiyorum ve o nihayet yeniden ciddileşiyor. Çok şükür! Bütün günümü senin alaycılığınla uğraşarak geçiremem ya!
Boğazını temizliyor ve ''Hadi gidelim daha fazla bu paçavralarla dolaşma.'' diyor. O önden gidip yolu gösterirken ben de onu takip ediyorum.

