İçeriğe geç

Koyu Mavi

Bölüm 5 · 2 dk okuma

Koyu Mavi

Bölüm 5

Bölüm 4: Güzel Haber

Uyandığımda yataktaydım. Dün gece ne olduğunu hiç hatırlamıyordum. Üzerimde hâlâ elbisem vardı. Başım biraz ağırdı ama içimde garip bir huzur vardı. Duşa girdim, dişlerimi fırçaladım. Oturma odasına geçtiğimde Efe kanepede uyuyordu. Üstü açıktı. Üzerini örttüm. Uyanmadı. Sessizce mutfağa geçtim. Önce kendime kahve yaptım, sonra kahvaltıyı hazırlamaya başladım. Salatalıkları doğrarken arkamda birinin olduğunu fark ettim. Nefesi enseme değiyordu. Aramızda neredeyse hiç mesafe yoktu. Birden döndüm. “Sanada günaydın,” dedim. “Günaydın, karıcığım,” dedi. Masayı gösterdim. “Bak, kahvaltı hazırladım.” “Çok güzel görünüyor,” dedi ve masaya oturdu. Çayları koydum. Bir süre sessizlik oldu. Sonra Efe konuştu: “Karıcığım, sana bir sürprizim var ama bu sefer eline verebileceğim bir şey değil.” Kalbim hızlandı. “Yine ne aldın bana?” dedim. “Senin küçüklüğünden beri istediğin şey ne?” diye sordu. Hiç düşünmeden cevap verdim: “Moda tasarımcısı olmak.” “Seni okutacağım,” dedi. Tam çayımdan bir yudum alacakken elim havada kaldı. “Ne?” diyebildim sadece. Ayağa kalktım. Efe’yi kendime çekip sımsıkı sarıldım. “Teşekkür ederim… canım kocam!” dedim. Bir an durdu. Bana şaşkın şaşkın baktı. İlk defa ona “kocam” demiştim. Ben bile farkında olmadan ağzımdan çıkmıştı. “Bir şey değil,” dedi yumuşak bir sesle. “Çantanı, defterini, kalemlerini ayarladım. Yarın elinde olur. Okul da çok yakın, yürüyerek gidersin.” “Giderim,” dedim. Ertesi Gün… Saat 06.30’du. Okul için inanılmaz heyecanlıydım. Hafif bir makyaj yaptım, çantamı aldım ve evden çıktım. Ben liseyi babam yüzünden bırakmak zorunda kalmıştım. “Git evlen, okumak senin neyine!” derdi. “Bir işi bile beceremiyorsun, okumayı mı becereceksin?” “Bak kardeşine, küçücük hâliyle ne kadar işe yarıyor. Sen ne işe yarıyorsun?” “Evlensen de kurtulsak senden!” Lise son sınıftaydım. Üniversite hayalim vardı. Ama o gün babam odamın kapısını açıp, “Bir işe yaramıyorsun. Evlen, kurtulalım senden,” dedi. Saatlerce ağladım. Ne yemek yedim ne su içtim. Gözlerim şişmişti. Sonra aklıma kaçma fikri geldi. İki tişört, iki eşofman aldım. Kapıyı sessizce açtım. Ayakkabılarımı giyip evden çıktım. Merdivenleri hızla indim. Okulun karşısındaki parka gittim. Bir bankta uzandım. Uyku beni içine çekti. Babam beni buldu. Uykumdan sertçe uyandırdı. “Neredesin sen! Neden buradasın!” Cevap vermek üzereydim ki yüzümde bir acı hissettim. Tokat atmıştı. Dengemi kaybettim, yere düştüm. “Ben sana okumayacaksın dediysem okumayacaksın!” diye bağırdı. “Seni evlendireceğim. Kocana bakacaksın. Ancak o zaman işe yararsın!” Gözlerim doldu. Ama ağlamadım. Ağlamayacaktım. Ayağa kalktım. Dolu gözlerle ona gülümsedim. O ise öfkeyle bana bakıyordu. Kolumdan tutup çekti. Canım acıyordu ama karşı koyamadım. İlk tokadımı okuma isteğim yüzünden yemiştim. Aslında çoğu tokadımı da… Bugün o günü hatırladım. Ama vazgeçmedim. “Bir gün olacak,” demiştim. İşte o gün bugündü. Okula varmak üzereydim. Derken önümde siyah bir araba durdu. Ne olduğunu anlayamadan kapılar açıldı. Siyah maskeli adamlar indi. Yanıma geldiler. Burnuma siyah bir bez bastırıldı. Kurtulmaya çalıştım ama çok sıkı tutuyorlardı. Gözlerimi açık tutmaya çalıştım. Başaramadım. Her şey karardı.

Bölüm sonu

0 yorum

Bu bölüme henüz yorum yapılmamış. İlk yorumu sen yaz.