İçeriğe geç

Koyu Mavi

Bölüm 4 · 2 dk okuma

Koyu Mavi

Bölüm 4

Bölüm 3: Parti

Parti günü… Efe kutuyu yatağın üzerine bırakmıştı. Kalbim hızlandı. Acaba hangi renkti? Hemen kutuyu açtım. Açık yeşil bir elbiseydi. Askılıydı, yırtmaçlıydı; göğüs dekoltesi de vardı. Çok güzeldi. Gerçekten çok beğendim. Elbiseme uygun topuklu ayakkabılarımı giydim. Makyajımı sade tuttum. Saçlarımı açık bıraktım. Parfüm sıktım; bu parfüm iddialıydı, sadece özel günlerde kullanırdım. “Efe, ben hazırım,” dedim. Oturma odasından çıktı. Beni baştan aşağı süzdü. Zaten o çoktan hazırdı. Uzun bir süre hiçbir şey söylemeden baktı. “Nasıl olmuş? Kötü olmuş, değil mi?” dedim. “Bakışlarından belli. Çok abartı oldu. Kimse beğenmeyecek. Ben düz bir elbise giyip geliyorum.” Tam geri dönecekken kolumdan tuttu. “Değiştirme,” dedi, sesi sakindi ama bakışları sertti. “Çok güzel olmuşsun. Seni beğenmeyeni boş ver. Ben beğendim.” Bu kez ben onu inceledim. Siyah yarım boğazlı kazak, üzerine siyah ceket, altına siyah kumaş pantolon… Kumral saçlarıyla nefes kesici görünüyordu. Kokusu amberdi. “Nasıl olmuşum?” diye sordu. “Gerçekleri mi söylemem gerekiyor?” dedim. “Evet, karıcığım.” Derin bir nefes aldım. “Yakışmış. Değiştirmene gerek yok.” Dudaklarının kenarı hafifçe kıvrıldı. “O zaman çıkalım. Geç kalmak istemiyorum.” Efe Akcan’ın Anlatımıyla... (Evden çıkmadan önce) Oturma odasında bekliyordum. Sonra sesini duydum: “Efe, ben hazırım.” Onu gördüğüm an nefesim kesildi. Sarıya çalan kumral saçları, masmavi gözleri, açık yeşil elbisesi… Ama en çok kokusu. O koku bana yaşadığımı hissettiriyor. Eflin yanımdayken dünyadaki her şey anlamlı. Küçükken de böyleydi. Aşk buysa… neden o hatırlamıyor? Eflin Korkmaz Akcan Efe arabayı park etti. İndik. Koluna girdim; boyu o kadar uzundu ki yanında kendimi daha küçük hissediyordum. Buse beni görür görmez koşup sarıldı. “Yüzünü gören cennetlik be, Efo’m!” “Bu aralar pek görüşemedik. Neler oldu bir bilsen,” dedim. Sonra korktuğum oldu. Yüzüğü gördü. “Efo bu ne?! Hani okuyacaktık? Evlenmeyecektik!” Efe’ye baktım. “Bizi yalnız bırakır mısın? Birazdan gelirim.” Başını sallayıp uzaklaştı ama gidişiyle içimi bir huzursuzluk kapladı. “Ben istemedim,” dedim. “Babam…” “Tamam,” dedi Buse. “Bunları sonra konuşuruz. Bugün eğleneceğiz.” Efe’nin yanına döndüm. Garsonu çağırdım. İki kadeh kırmızı şarap istedim. Sonra bir tane daha… Müziğe kapıldım. Pistte dans ettim. Ne kadar içtiğimi, ne kadar zaman geçtiğini bilmiyorum. Bir adam yanıma yaklaştı. Bir şeyler söyledi ama başım dönüyordu. Sonra kendimi havada hissettim. Kucağındaydım. “Bırak beni,” dedim. “Seninle gelmek istemiyorum.” “Çok güzelsin,” dedi. “Çok güzel kokuyorsun.” Elimdeki şişeyi fark ettim. İçtim. Boğazım yandı ama durmadım. “Kocam görürse kızar,” demek istedim ama kelimeler ağzımdan çıkmadı. Sonra Efe’nin sesini duydum. Sert, öfke dolu: “Bırak karımı.” Bir anda her şey değişti. Efe beni kucağına aldı, koltuğa oturttu. Ben hâlâ şişeyi tutuyordum. “Karıcığım, birazdan geliyorum,” dedi. “Ufak bir işim var.” “Tamam… kocam,” dedim. Adam yere düştü. Efe ona vuruyordu. Garsonlar araya girdi. Yanıma geldi. “Yürüyebilir misin?” “Ayakkabılarım ayağımı vurdu,” dedim. Hiç konuşmadan ayakkabılarımı çıkardı. Kendi ayakkabılarını bana giydirdi. Büyük gelmişti. Dengemi sağlamak için ona tutundum. Arabaya doğru yürürken konuşmaya başladım. “Ben okumak istiyordum… Babam istemedi. Annem de zorla evlenmişti. O da okuyamamıştı. Ben de…” Sustum. “Ben biliyorum,” dedi. “Ve okuyacaksın.”

Bölüm sonu

0 yorum

Bu bölüme henüz yorum yapılmamış. İlk yorumu sen yaz.